YAZARLARIMIZ
Ayşe Çelikbaş
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
aysecelikbas@outlook.com.tr



Vergi Uyuşmazlıklarının İdari Yollarla Çözümü

Vergi uyuşmazlıkları, mükellefin idareye başvurusuna istinaden veya belli hallerde herhangi bir başvuruya gerek kalmaksızın idare tarafından kendiliğinden işlem yapılarak giderilebilmektedir. 

Uyuşmazlıkların çözümünde isteğe bağlı olarak yargı yolu veya idari çözüm yollarından uygun olanı tercih edilebilmektedir. Yargı yolunun, maliyetli ve uzun zamana yayılabilen teferruatlı bir süreci olması, idari çözüm yolunu daha makul kılmaktadır. Ancak çeşitli sebeplerle idare ile anlaşmaya varılamaması halinde mükelleflerce yargı yolunu tercih etmek kaçınılmaz olmaktadır.

Torba Kanun içeriklerinde yer verilen yapılandırma, matrah ve vergi artırımı gibi düzenlemeler kapsamında da mevcut veya olası uyuşmazlıklar ortadan kalkmaktadır. Bu alternatif yolun son dönemlerde sık aralıklarla sunulması ve mükellefler tarafından kabul görmesinin taraflara ve sistemin işleyişine orta ve uzun vadede ne katkı sağladığı tartışmalıdır. Bu ve benzeri düzenlemelere yakın periyodlarla yer verilmesinin, vergiye uyumu azaltıcı etki yaparak, vergi uyuşmazlıklarının artmasına zemin hazırlayacağı göz ardı edilmemelidir.

Ne var ki, ülkemizde gerçek ve tüzel kişilerin sıklıkla içine düştükleri zor durum halleri nedeniyle bu yöndeki düzenlemelere sık ihtiyaç duyulmaktadır. Haklı olarak yapılandırma beklentisi de artmaktadır. Ekonomik ve mali yapının gereklerine uyumlu, yerinde ve amaca uygun yapılacak yapılandırma düzenlemelerinin hem mükelleflere hem de idareye belli oranda rahatlama sağlayacağı açıktır.

Vergi uyuşmazlıklarının çoklu çözüm yöntemlerinden daha ziyade ortaya çıkmadan önlenmesine yönelik, tarafların hak kaybı yaşamasına ve suistimaline fırsat vermeyen düzenlemelere ihtiyacımız vardır.

Mükelleflerin, mevzuata uyarlı bir şekilde yükümlülüklerini yerine getirmelerini sağlayacak planlamaların yanı sıra, vadesinde borç ödeme alışkanlıklarını teşvik edici projeler de geliştirilebilir. Ancak borç ödeme alışkanlığı için öncelikle ekonomik ve mali koşulların yerinde olması gerekmektedir. ‘’İyi niyet ve dürüstlük’’ ilkesini esas alırsak zor durum halinde olan gerçek ve tüzel kişiler için hangi teşvik edici unsur sağlanırsa sağlansın amaca ulaşılamayacağı da çok açık ortadadır.

Mevzuat kapsamının çok geniş içeriğe sahip olması, sıklıkla değişmesi, sade ve anlaşılır bir dilden uzak olması vergi uyuşmazlıklarını doğuran önemli etkenlerin başında yer almaktadır.

Bilginin üretilmesi kadar kullanıcıların bilgiye ulaşma ve bilgiyi kullanma becerisi de önemlidir. Bilgiye ulaşma yönteminin bilinmeyişi,  bilgiye ulaşılsa dahi o bilginin nerede, nasıl, başka hangi içeriklerle entegre edilerek kullanılacağının bilinmeyişi her alanda pek çok uyuşmazlık yaşanmasına sebebiyet vermektedir. Tarafların bilgiye dair bu önemli eksikliğini gidermeye yönelik tedbirler oluşturulması yorum ve uygulama farklılıklarını önleyici olacaktır.

 İdare personeli ile mükellef arasında yaşanan yorum farklılıkları, vergi uyuşmazlıklarının idari aşamada çözümlenemeyişinin en temel nedenlerinden biridir. Yükümlülükler kapsamında, muhatap olunan idare personellerinin, konusunda uzman, ezberden uzak, süreç boyunca herhangi bir yorum hatasına veya eksikliğine yer vermeyecek nitelikte güncel ve tam bilgiye sahip olması en haklı beklentimizdir. Liyakat kavramının, uyuşmazlıkları ve tarafların hak kaybını önlemedeki ehemmiyeti fark edilmelidir.  

Yazının içeriğinde, vergi uyuşmazlıklarında idari çözüm yolları ve idari çözüm yollarına başvurulması halinde hangi koşullarda dava açma yoluna gidilebileceği hususlarına ana hatları ile yer verilmiştir.

VUK ilgili maddelerinde idari çözüm yollarının tanımlamaları yapılmıştır.        Buna göre ;

Vergi Uyuşmazlıklarının İdari Aşamada Çözüm Yolları

  • Hataların Düzeltilmesi
  • Uzlaşma
  • Cezalarda İndirim
  • Pişmanlık ve Islah
  • İzaha Davet

VERGİ HATALARINI DÜZELTME

Vergi hatası, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.

Hesap Hataları ;

 1. Matrah hataları: Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.

2. Vergi miktarında hatalar: Vergi oran ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.

3. Verginin mükerrer olması: Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.

Vergilendirme Hataları ;

1. Mükellefin şahsında hata: Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır.

2. Mükellefiyette hata: Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır.

3. Mevzuda hata: Açık olarak vergi konusuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır.

4. Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata: Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.

Vergi hataları şu yollarla meydana çıkarılabilmektedir ;

  • İlgili memurun hatayı bulması veya görmesi ile
  • Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi ile
  • Hatanın teftiş sırasında meydana çıkarılması ile
  • Hatanın vergi incelenmesi sırasında meydana çıkarılması ile
  • Mükellefin müracaatı ile

Vergi Hatalarını Düzeltme Yolları

  1. Re’sen Düzeltme

Vergi hataları, ilgili vergi dairesi müdürü kararı ile düzeltme fişine dayanılarak düzeltilmektedir.

İdarece tereddüde imkan vermeyecek derecede açık olan hatalar vergi dairesince vergi dairesi müdürünün kararıyla re’sen düzeltilebilir.

Mükellef lehine yapılan düzeltmelerde, mükellefe düzeltme fişinin bir örneği tebliğ edilir. Mükellefin, düzeltme fişinin tarafına tebliğ edildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde nakden iade veya mahsup talebi için vergi dairesine müracaat etmesi gerekir. Aksi halde mükellefin alacak hakkı ortadan kalkmaktadır.

Mükellef aleyhine yapılmış düzeltme işleminde ise ilave verginin düzeltme fişi ve eki ihbarname ile mükellefe tebliği zorunludur. Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan kimselerin düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları saklıdır.

  1. Talep Üzerine Düzeltme

Mükellefler tarafından yazı ile hataların düzeltilmesine dair vergi dairesine başvuru yapılabilir. Düzeltme talep dilekçeleri elden vergi dairesine verilebileceği gibi posta ile taahhütlü olarak da gönderilebilir.

Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler.

İl özel idare vergileri hakkında valiliğe ve belediye vergileri hakkında belediye başkanlığına müracaat edilir.

Şikâyet dilekçesini takiben 60 günlük süre içinde İdarenin cevap vermemesi halinde istek reddedilmiş sayılır. İdarenin şikâyeti reddetmesi ya da altmış günlük süre içinde cevap vermemesi halinde dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, İdare ve Vergi Mahkemelerine dava açılabilir.

 Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez.

Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren otuz gün içinde dava açabilirler.

İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurmaktadır.

Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır.

Dülzeltmede zamanaşımı:

Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak 5 yıl içinde düzeltme talebini içeren dilekçe idareye verilmelidir. Beş yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez.

Düzeltme zamanaşımı süresi ;

a) Zamanaşımı süresinin son yılı içinde tarh ve tebliğ edilen vergilerde hatanın yapıldığı

b) İlan yolu ile tebliğ edilip vergi mahkemesinde dava konusu yapılmaksızın tahakkuk eden vergilerde mükellefe ödeme emrinin tebliğ edildiği

c)  İhbarname ve ödeme emri ilan yoluyla tebliğ edilen vergilerde 6183 sayılı Kanuna göre hacizin yapıldığı

tarihten başlayarak 1 yıldan aşağı olamaz.

5 yıllık düzeltme başvuru süresi yukarıdaki hallerde 1 yıl daha uzamaktadır.

UZLAŞMA

Uzlaşma, mükelleflerin ikmalen, re’sen veya idarece tarh edilen vergiler ve bunlara ilişkin vergi ziyaı cezaları konusunda yargı yoluna başvurmadan, vergi idaresi ile anlaşmak amacıyla başvurabilecekleri idari bir çözüm yoludur.

VUK Kaçakçılık ve Suçları başlıklı 359 uncu maddede yazılı fiillerle vergi ziyaına sebebiyet verilmesi halinde tarh edilen vergi ve kesilen ceza ile bu fiillere iştirak edenlere kesilen ceza uzlaşma kapsamına girmemektedir.

Uzlaşma görüşmesi sonunda, komisyonun teklifinin mükellefçe kabul edilmesi durumunda uzlaşma gerçekleşmiş sayılır.

Mükellefin; uzlaşma komisyonunun davetine katılmaması, uzlaşma görüşmesine geldiği halde uzlaşma tutanağını imzalamaması veya ihtirazi kayıtla imzalamak istemesi halinde uzlaşma temin edilememiş sayılır.

Tarhiyat öncesi uzlaşmanın herhangi bir nedenle temin edilememesi veya uzlaşmaya varılamaması hallerinde, mükellefler verginin tarhı ve cezanın kesilmesinden sonra tarhiyat sonrası uzlaşma talep edemezler.

Uzlaşma talebi vergi ihbarnamesinin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılır. Uzlaşmanın gerçekleşmemesi veya temin edilememesi halinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz.

Mükellef dava açma süresinin sonuna kadar teklif edilen vergi ve cezayı kabul ettiğini yazılı olarak bildirirse bu takdirde uzlaşma sağlanmış sayılır. Mükellef; üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit olunan hususlar hakkında dava açamaz ve hiçbir mercie şikayette bulunamaz.

Süresi içinde uzlaşma talebinde bulunan mükellef uzlaşma talep ettiği vergi veya ceza için, ancak uzlaşma gerçekleşmediği veya temin edilemediği takdirde dava açma yoluna gidebilir.

Mükellef aynı vergi veya ceza için uzlaşma talebinden önce dava açmışsa dava, uzlaşma işleminin sonuca bağlanmasından önce vergi mahkemelerince incelenmez; herhangi bir sebeple incelenir ve karara bağlanırsa bu karar hükümsüz sayılır.

Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde mükellef, üzerinde uzlaşılan vergi ve cezaya (bunlardan birisi üzerinde uzlaşılmış olsa dahi her ikisine); adına sadece ceza kesilmiş bulunan, üzerinde uzlaşılan bu cezaya karşı dava açamaz.

 Uzlaşmanın gerçekleşmemesi halinde; mükellef veya ceza muhatabı; tarh edilen vergiye veya kesilen cezaya, uzlaşmanın gerçekleşmediğine dair tutanağın kendisine tebliğinden itibaren 30 gün içinde yetkili vergi mahkemesi nezdinde dava açabilir. Dava açma süresi geçmiş veya 15 günden az kalmış ise bu süre tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak uzar.

Uzlaşmanın gerçekleşmemesi halinde, daha önce açılmış ve durdurulmuş olan davanın görülmesine dair vergi dairesi tarafından vergi mahkemesine yazılı bildirim yapılır.

Tarhiyattan önce uzlaşmaya varılması halinde tutanakla tespit edilen bu husus hakkında dava açılamaz ve hiçbir mercie şikayette bulunulamaz.

CEZALARDA İNDİRİM

Mükellefler veya vergi sorumluları adına kesilmiş olan vergi ziyaı cezası, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında belli koşullar ve oranlarda indirim yapılmak suretiyle kalan tutarın ödenmesine imkan sağlanmaktadır.

Mükellef veya vergi sorumlusu, İkmalen, re'sen veya idarece tarh edilen vergi veya vergi farkını ve indirimlerden artakalan vergi ziyaı, usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını ihbarnamelerin tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde veya 6183 sayılı Kanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden itibaren üç ay içinde ödeyeceğini bildirirse ceza indiriminden faydalanabilir.

Mükellef veya vergi sorumlusu ödeyeceğini bildirdiği vergi ve vergi cezasını kanunda belirlenen süre içinde ödemez veya dava konusu yaparsa ceza indirimi ile ilgili hükümlerden faydalandırılmaz.

 Teminat gösterilmesi nedeniyle verilen üç aylık sürede ödeme yapılmaz ise verilen süre normal vadeye dönüştürülür ve mükellefin göstermiş olduğu teminat paraya çevrilir.

Cezalara kanunda belirlenen aşağıdaki oranlarda indirim uygulanır.

Vergi Ziyaı Cezasında; birinci defada yarısı (%50’si), sonraki kesilenlerde üçte biri (1/3’ü)

Usulsüzlük veya Özel Usulsüzlük Cezalarının yarısı (%50’si)

VUK 359 uncu maddede yer verilen kaçakçılık sayılan fiiller sebebiyle oluşan vergi ziyaı cezaları için ceza indirimi hükümlerinden yararlanılabilir.

Koşulları uygun olmasına rağmen ceza indiriminden yararlandırılmayan mükellef veya vergi sorumlusu yasal süresinde vergi mahkemesinde dava açma yoluna gidebilir. Cezalarda indirim talebinde bulunmadan veya yapılan talepten vazgeçerek de yargı yolu tercih edilebilir.

Uzlaşılan vergi ve vergi ziyaı cezaları hakkında indirim uygulamasından yararlanılamaz. Uzlaşma talebinden vazgeçilmesi halinde, ceza indirimi talep edilebilir.

PİŞMANLIK VE ISLAH

Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren fiilleri işleyen mükelleflerle bunların işlenişine iştirak eden diğer kişilerin kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber vermesi hâlinde, haklarında kanunda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.

Pişmanlık hükümlerinden, mükellefler ve vergi sorumluları ile vergi ziyaı cezasını gerektiren fiillerin işlenişine iştirak eden diğer kişiler yararlanabilir.

Pişmanlıktan yararlanabilmek için vergi ziyaına neden olunan fiilin beyana dayanan bir vergiyle ilgili olması gerekmektedir.

 Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinde belirtilen kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında pişmanlık hükümleri uygulanabilir.

Emlak vergisi ve beyana dayanmayan vergiler için pişmanlık ve ıslah hükümleri uygulanmaz.

Pişmanlık ve ıslah, vergi ziyaı cezası ile kaçakçılık ve kaçakçılığa iştirak suçlarında hürriyeti bağlayıcı cezadan kurtulmayı sağlamaktadır.

Aşağıdaki şartlardan birinin gerçekleşmemesi halinde pişmanlık hükümlerinden yararlanılamaz.

1. Mükellefin durumunu haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından her hangi resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması (Dilekçe veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır.)

2. Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde her hangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (Kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması

3. Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlayarak 15 gün içinde verilmesi

4. Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin durumunu haber verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi

5. Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin, ödemenin geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde ödenmesi.

Vergi ve pişmanlık zammı ile ilgili olarak yapılan kısmi ödemeler kabul edilmez ve verilen 15 günlük süre içinde vergi aslı ve pişmanlık zammının tamamı ödenmez ise pişmanlık hükümleri ihlal edilmiş sayılır.

İZAHA DAVET

Vergi incelemesine başlanılmadan veya takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verginin ziyaa uğradığına delalet eden emareler bulunduğuna dair yetkili merciler tarafından yapılmış ön tespitler hakkında tespit tarihine kadar ihbarda bulunulmamış olması kaydıyla mükellefler izaha davet edilebilir.

Kendisine izaha davet yazısı tebliğ edilen mükellefler, davet konusu tespitle sınırlı olarak, VUK 371 inci maddesinde yer alan pişmanlık hükümlerinden yararlanamaz.

İzaha davet müessesesi ile İdare ve mükellefler arasındaki uyuşmazlıkların azaltılması, olayların gerçek mahiyetinin tespit edilmesine mükelleflerce daha çok katkıda bulunulması ve bu sayede vergiye gönüllü uyumun artırılması amaçlanmaktadır.

Gümrük idareleri tarafından alınan vergi ve resimler 213 sayılı Vergi Usül Kanununa tabi değildir. Bu vergi ve resimlerle ilgili olarak yaşanacak uyuşmazlıklarda Gümrük mevzuatı ile ilgili hükümler çerçevesinde işlem tesis edilmektedir.

Kaynak;

213 Sayılı Vergi Usül Kanunu

GİB Rehberi

21.10.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM