YAZARLARIMIZ
A. Murat Yıldız
Yeminli Mali Müşavir
Eski Gelirler Başkontrolörü
Eski Ankara Defterdar Yrd.
muratyildiz@yildizymm.com



KDV ve Stopaj İade Alacaklarının Geçici Vergiden, Geçici Verginin De Gelir ve Kurumlar Vergisinde Mahsubunda Özellik Gösteren Hususlar

Tarih: 28.03.2011 

Son dönemlerde Denetim Elemanları ve Vergi Daireleri ödenmeyen dönem içinde tahakkuk etmiş olmasına karşın ödenmemiş geçici vergileri hesaplanan gelir ve kurumlar vergilerinden mahsup eden mükelleflere yaygın ve yoğun bir biçimde vergi ziyaı cezalı tarhiyatlar içeren vergi/ceza ihbarnameleri göndermekte bu da hem mükellefleri hem de beyannamelerde imzası bulunan meslek mensuplarının ciddi mağduriyetine neden olmaktadır. 

Benzer bir biçimde KDV Kanunu hükümleri çerçevesinde KDV iade alacaklarını cari dönemde tahakkuk eden geçici vergilerinden mahsup eden mükellefleri de yazımızın içeriğinde detaylı olarak açıklayacağımız riskler beklemektedir. 

Son olarak bu yazımızda ele alınacak bir başka konuda cari dönemde tahakkuk eden geçici vergilerin önceki yıllara ilişkin olarak verilen gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerine istinaden doğan stopaj iade alacaklarının mahsubu suretiyle ödenmesi ve bu şekilde ödenen geçici vergilerinde ilgili yıl gelir ve kurumlar vergisinden mahsup edilemeyen kısmının iadesine ilişkin özellik gösteren hususlar olacaktır. 

            I- TAHAKKUK ETMİŞ OLMAKLA BİRLİKTE ÖDENMEMİŞ BULUNAN GEÇİCİ VERGİNİN GELİR VE KURUMLAR VERGİSİNDEN MAHSUBUNUN DOĞURDUĞU SONUÇLAR 

            Bilindiği üzere Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 120 nci maddesinde; üçer aylık dönemler halinde tahakkuk ettirilerek tahsil edilen geçici verginin, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edileceği, mahsup edilemeyen tutarın mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edileceği, bu mahsuplara rağmen kalan geçici vergi tutarının da o yılın sonuna kadar yazılı olarak talep edilmesi halinde mükellefe red ve iade edileceği belirtilmiştir.  

            Kurumlar vergisi mükelleflerini de bağlayacak şekilde yayınlanan 252 Sıra No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin[1] 2. Bölümünde  geçici verginin diğer vergi borçlarından mahsubu ve iadesine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. 

Bu çerçevede yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden ilgili hesap dönemine ilişkin geçici vergi dönemlerinde ödenen geçici vergi mahsup edilir. 

Bir başka deyişle mahsup işleminin yapılabilmesi için, tahakkuk ettirilmiş geçici verginin ödenmiş olması gerekmektedir. Geçici vergi dönemleri itibariyle tahakkuk ettirilmiş, ancak ödenmemiş bulunan geçici verginin yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir veya kurumlar vergisinden mahsup edilmesi mümkün değildir. 

Dönem içinde verilen geçici vergi beyannamelerine istinaden tahakkuk etmiş ancak ödenmemiş olması dolayısıyla yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup imkânı bulunmayan geçici vergi tutarları terkin edilir. Terkin edilen geçici vergi tutarı için vade tarihinden terkin edilmesi gereken tarih olan yıllık beyannamenin verilmesi gereken kanuni sürenin başlangıç tarihine kadar gecikme zammı uygulanır.

Tüm bu düzenlemelerden hareketle  vergi idaresi dönem içinde tahakkuk etmiş olmasına karşın ödenmemiş geçici vergileri hesaplanan gelir ve kurumlar vergilerinden mahsup eden mükellefler adına bu gerekçeyle eksik ödenen gelir veya kurumlar vergi aslının yanı sıra verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası içeren tarhiyatlar yapmaktadır. Bu tarhiyatlar üzerinden vergi dairelerince ayrıca ödenmemiş geçici verginin mahsup edildiği verginin vade tarihinden son yapılan cezalı tarhiyatın tahakkuk tarihine kadar gecikme faizi de hesaplanmaktadır. 

Bu noktada vergi ziyaı cezası kesilmesinin doğru olmadığını savunanlar da olmakla birlikte, gerek Maliye Bakanlığı’nın gerekse Vergi Yargısının görüşü ödenmemiş geçici vergilerin gelir veya kurumlar vergisinden mahsubunun, mahsup edilen tutar kadar bu vergilerin eksik tahakkuku sonucu doğuduğundan haraketle vergi ziyaı doğduğu ve bu nedenle yapılacak tarhiyat üzerinden ayrıca vergi ziyaı cezası da kesileceği yönündedir. 

Tüm bu açıklamalarımız çerçevesinde herhangi bir cezalı tarhiyata maruz kalınmaması açısından geçmiş dönemlerde verilen gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin mükelleflerce tekrar gözden geçirilerek bu yönde yapılan bir hatanın bulunduğu durumda henüz vergi idaresince yapılmış cezalı bir tarhiyat yokken ilgili dönemler için Vergi Usul Kanunu’nun 371. Maddesi hükümleri çerçevesinde Pişmanlık talepli düzeltme beyannamelerinin verilmesinin en doğru yol olacağı kanaatindeyiz. 

II- KDV İADE ALACAKLARINI CARİ DÖNEM GEÇİCİ VERGİ BORÇLARINDAN MAHSUP EDEN MÜKELLEFLERİ BEKLEYEN TEHLİKE 

Yazımının önceki bölümünde de değindiğimiz üzere 252 Sıra No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinin 2. Bölümünde yer alan düzenleme çerçevesinde; geçici verginin gerek mahsuben gerekse nakden iadesinde herhangi bir tutar sınırlaması olmayıp, geçici verginin ödenmiş olması yeterlidir. Geçici vergiye ilişkin iade taleplerinde teminat ve inceleme raporu aranmamaktadır.

Buna karşın Katma Değer Vergisi iade uygulamasının usul ve esasları, iade hakkı doğuran işlemin türüne göre ilgili KDV Genel Tebliğlerinde düzenlenmiş olup, katma değer vergisi alacakları mükelleflerin isteğine bağlı olarak nakden veya mahsuben iade edilebilmektedir. Genel Tebliğlerde yapılan düzenlemelere göre nakden veya mahsuben iade uygulamaları farklı usul ve esaslara bağlanmıştır.

Bu kapsamda mükelleflerin KDV iade alacaklarını vergi borçlarına mahsuben iade taleplerinde dikkat etmesi gereken en önemli husus, ilgili KDV Tebliğlerinde aranan belgelerin eksiksiz bir şekilde ve vergi borcuna ait yasal ödeme süresi içinde vergi dairesine teslim etme gerekliliğidir. Buna göre; aşağıda yer alan iade hakkı doğuran işlemlerle ilgili olarak 4.000 TL’ye kadar olan kısım teminatsız ve incelemesiz nakden iade olarak alınabilirken bu tutarın üstündeki meblağların nakden iadesi için YMM tasdik raporu gerekmektedir:

 

  • Mal ve Hizmet İhracatı, İhraç Kayıtlı Teslimler (KDVK Md. 11/1-a,c)
  • Türkiye’de İkamet Etmeyenlere Yapılan Teslimler ve Bavul Ticareti (KDVK 11/1-b)
  • Liman ve Hava Meydanlarında Yapılan Hizmetler (KDVK Md.13/b)
  • Altın, Gümüş,Platin Arama İşletme ve Zenginleştirme Faaliyetlerinde İstisna(KDVK Md.13/c)
  • Liman ve Hava Meydanlarının İnşası, Yenilenmesi ve Genişletilmesine İlişkin İstisna (KDVK Md.13/e)
  • Ulusal Güvenlik Amaçlı Teslim ve Hizmetlerde İstisna (KDVK Md.13/f)
  • İhraç Malı Taşıyan Araçlara Motorin Tesliminde KDV İstisnası
  • KDVK Md. 29/2 uyarınca gerçekleşen indirimli Orana Tabi Teslim ve Hizmetler
  • Fazla ve yersiz ödenen vergilerin iadesi (KDVK Md.8/2)
  • Pamuk, Tiftik,Yün Yapağı, Ham Post ve Deri, Büyük ve Küçükbaş Hayvan Etlerinde Tevkifat

 

Diğer taraftan 96 Seri No’lu KDV Tebliği kapsamında işgücü hizmetlerinden yapılan tevkifat uygulamasından doğan KDV iade alacaklarının nakden ve mahsuben iadesi miktarına bakılmaksızın sadece banka teminat mektubu veya vergi inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilirken, 107 Seri No’lu KDV Tebliğine göre Fason olarak yaptırılan tekstil ve konfeksiyon işlerinden yapılan tevkifat uygulamasında iade işlemi yalnızca vergi inceleme raporuna dayalı olarak gerçekleşebilmektedir. 

Görüldüğü üzere geçici verginin gerek mahsuben gerekse nakden iadesinde herhangi bir tutar sınırlaması olmayıp, iade talepleri teminat ve inceleme raporu aranmamaksızın yerine getirilmekte KDV iadelerinde ise ağırlıklı olarak 4.000 TL’yi geçen nakden iade talepleri YMM Raporu veya vergi incelemesine istinaden yerine getirilebilmektedir. 

Bu noktada KDV Kanunu hükümleri çerçevesinde önce hak ettiği KDV iade alacaklarını cari dönemde tahakkuk eden geçici vergilerinden mahsup eden, daha sonra ise bu yolla ödedikleri geçici vergilerin gelir ve kurumlar vergisini aşan kısmını  teminatsız ve incelemesiz olarak nakden iade alan mükelefleri bekleyen bir tehlikeye dikkatinizi çekmek isterim.

Bazı durumlarda mükellefler çeşitli işlemlerden kaynaklanmış KDV iade alacaklarının tahakkuk eden geçici vergiye mahsup edilmesini talep edebilmektedirler. Bu şekilde mahsuben ödenen geçici vergi daha sonra beyanname üzerinden hesaplanan gelir/kurumlar vergisinden mahsup edilebilmekte, mahsubundan sonra kalan tutarın ise nakden iade istenilebilmektedir.Bu çerçevede ortaya çıkan nakden iade taleplerinde KDV ya da geçici vergi açısından geçerli olan nakden iade usul ve esaslarından hangisinin geçerli olacağı noktasındaki tereddütleri gidermek üzere çıkarılan 262 no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde[2] aynen aşağıdaki açıklamalara yer verilmiş bulunmaktadır.

“Mükelleflerin KDV iade alacaklarını geçici vergi borçlarından mahsup etmeleri mümkündür. KDV iade alacağının geçici vergi borçlarına mahsup edilmesi ve mahsup yoluyla ödenmiş bu geçici verginin de yıllık gelir/kurumlar vergisi beyannamesi üzerinden hesaplanan gelir/kurumlar vergisinden mahsubundan sonra kalan tutarın nakden iadesinin talep edilmesi durumunda, söz konusu iade taleplerinin asıl kaynağının KDV iade alacağı olması nedeniyle bu tür iade talepleri, nakden iade şartları ile iade usul ve esaslarının belirlendiği KDV Genel Tebliğleri çerçevesinde yerine getirilecektir.” 

Tüm bu açıklamalarımız çerçevesinde KDV Kanunu hükümleri çerçevesinde önce hak ettiği KDV iade alacaklarını cari dönemde tahakkuk eden geçici vergilerinden mahsup eden, daha sonra ise bu yolla ödedikleri geçici vergilerin gelir ve kurumlar vergisini aşan kısmını  teminatsız ve incelemesiz olarak nakden iade alan mükeleflerin iade aldıkları tutarın ilgili  KDV mevzuatı çerçevesinde belirlenmiş olan teminatsız ve incelemesiz iade sınırını ( Bir çok KDV İade türünde 4.000 TL ) aşması durumunda aşan kısmın haksız iade alındığından hareketle vergi ziyaı cezalı olarak gecikme zammı ile birlikte geri istenebileceği tehlikesi asla göz ardı edilmemelidir. 

III- STOPAJ İADE ALACAKLARININ CARİ DÖNEM GEÇİCİ VERGİ BORÇLARINDAN MAHSUBU 

            252 Sıra No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’nde geçici verginin yanı sıra stopaj yoluyla ödenmiş bulunan vergilerin diğer vergi borçlarından mahsubu ve iadesine ilişkin düzenlemelere de yer verilmiştir.  

            Buna göre; geçici verginin gerek mahsuben gerekse nakden iadesinde herhangi bir tutar sınırlaması olmamasına karşın gelir vergisi stopajlarının nakden iadesinde belli sınırlamalar bulunmaktadır.  

Bu çerçevede;  

Tevkif yoluyla kesilen vergilerin yıllık beyannamedeki mahsuplar sonunda kalan kısmının diğer vergi borçlarına mahsup talebi tutarına bakılmaksızın, inceleme raporu ve teminat aranmaksızın, 

Tevkif yoluyla kesilen vergilere ilişkin 10 milyar lirayı geçmeyen nakden iade talepleri tebliğde belirtilen tabloların ve diğer belgelerin eksiksiz verilmesi koşuluyla yine inceleme raporu ve teminat aranmaksızın,

 

Tevkif yoluyla kesilen vergilere ilişkin 10 milyar lirayı aşan nakden iade taleplerinde ise aşan kısım Vergi Usul Kanununa göre vergi inceleme yetkisi bulunanlarca yapılacak inceleme sonucuna göre düzenlenecek vergi inceleme raporlarına istinaden,

 

      Tevkif yoluyla kesilen vergilere ilişkin nakden iade talebinde bulunan mükellefin talebinin 100 bin TL’ye kadar olan kısmı, mükellefle süresinde tam tasdik sözleşmesi düzenlemiş yeminli mali müşavir tarafından düzenlenecek tam tasdik raporuna aşan kısmı ise yine denetim elemanlarınca düzenlenen vergi inceleme raporu sonucuna göre,

 

 yerine getirilecektir.

 

Görüldüğü üzere geçici verginin nakden iadesinde herhangi bir tutar sınırlaması olmayıp, iade talepleri teminat ve inceleme raporu aranmamaksızın yerine getirilmekte iken stopaj iadesinde 10.000 TL’yi aşan iade talepleri YMM ve/veya vergi inceleme elemanlarının inceleme sonuçlarına göre yerine getirilebilmektedir.

 

    Bu husustan hareketle örneğin; mükellef kurum 2009 yılına ilişkin olarak 25 Nisan 2010 tarihinde verdiği kurumlar vergisi beyannamesine istinaden doğan 300.000 TL tutarında stopaj gelir vergisi iade alacağını 2010 yılına ilişkin olarak tahakkuk eden geçici vergilerden mahsup ettiğinde ve mükellef kurum bu yolla ödemiş olduğu geçici verginin 2010 yılına ilişkin olarak vereceği kurumlar vergisi beyannamesinde cari dönem stopaj mahsupları ya da zarar beyanı gibi gerekçelerle kurumlar vergisi doğmadığı bir durumda iadesine hak kazandığı bir durumda dolaylı olarak 2009 yılına ilişkin stopaj iade alacağını 2010 yılı geçici vergi iadesi adı altında teminatsız ve incelemesiz olarak almaya hak kazanacaktır.

 

Konu yazımızın önceki bölümünde açıkladığımız KDV iade alacaklarının geçici vergiden mahsubu konusuna benzemekle birlikte o bölümde yaptığımız açıklamaların aksine mevcut durumda cari dönemde tahakkuk eden geçici vergilerini geçmiş dönemde hak kazanılan stopaj iadelerini mahsubu yoluyla ödeyen mükelleflerin bu şekilde ödedikleri geçici vergiyi şartların oluşması halinde teminatsız ve incelemesiz olarak almalarına engel bir düzenleme bulunmamaktadır

 

Bu şekilde mükelleflerin vergisel durumlarına göre tevkifat yoluyla ödemiş oldukları vergiden kaynaklanan iade alacaklarını yıl içinde ödenecek geçici vergiye mahsup etmek suretiyle; “yıl içinde ödenmiş geçici vergi” haline getirmeleri ve bu tutarın yıl sonunda hesaplanan kurumlar vergisi tutarını aşması durumunda “yıl içinde ödenen geçici verginin” iadesinin istenmesi, stopaj iadesinin inceleme sürecine girmeksizin alınmasını kolaylaştıran bir alternatif olarak düşünülebilir.

 

DİPNOTLAR:

[1] 252 Sıra No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği 06 Nisan 2004 Tarih ve 25425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. 

[2] 262 no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği 06 Mart 2007 Tarih ve 26454 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.


Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz)

GÜNDEM