YAZARLARIMIZ
Ahmet Kutsal
Yeminli Mali Müşavir
Erciyes Yeminli Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetim A.Ş.



Enflasyon Muhasebesi Karmaşası

Enflasyon muhasebesi, enflasyon muhasebesi şartlarının oluştuğu yıldan önceki yıllar için parasal olmayan kıymetlerin değerinin güncel parasal tutarlara düzeltildiği, cari yıl için ise hem değer düzeltimi, hem de dönem karının düzeltilmiş değerler üzerinden yeniden hesabedilmesini sağlayan bir değer güncelleme işlemidir. İster önceki yıllar, ister cari yıla ait olsun değer düzeltme işlemi bilançonun yeniden tanzim edilmesi sonucunu doğurur. Düzeltilmiş bilanço, işletmenin hangi finansal kaynaklarını hangi varlıklar için kullandığına göre bilanço aktif ve pasifinin yeni güncel tutarlarını gösterecektir. Dönem karının düzeltilmiş tutarlar üzerinden hesabedilmesi ise gelir tablosunda düzeltilecek kalemlerin kapsamına göre dönem kar ve zararının yeniden hesabedilmesini gerektirecektir.

Ülkemizde uzun yıllardır süren enflasyon, çok çeşitli tahribatlarının yanında, malî tabloları da bozmuş ve malî tabloların gerçek durumu yansıtmaktan uzaklaşmasına yol açmıştır.

Vergi kanunlarımızda enflasyonun etkilerinin giderilmesi ile ilgili çok sayıda hüküm olmakla birlikte, birbirleriyle uyumlu olmamaları ve uluslararası kabul görmüş standartlardan da uzak olmaları bu dağınık yapının tutarlı ve uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesini zorunlu kılmaktadır.

Fiyatlar genel seviyesindeki sürekli ve önemli artışlar, vergi matrahının oluşmasında bazı mükelleflerin lehine, bazı mükelleflerin de aleyhine sonuçlar doğurmaktadır. Daha açık bir ifade ile borçlanarak çalışanların vergi matrahı azalırken, öz sermayesi ile çalışanların vergi matrahı artmaktadır. Bu da vergi adaletini ve ticaret hayatındaki rekabet ortamını zedelemektedir.

Bunun sonucu olarak da işletmeler öz sermaye ile çalışmaktan uzaklaşıp, borçlanmaya yönelmekte, bu durum, ülkemizin kaynak dağılımını ve işletmelerin malî dengelerini bozmakta ve malî yapının zayıflamasına yol açmaktadır. Bu nedenle katlanılan finansman maliyeti, son yıllarda alınan nakit sermaye indirimi, finansman gider kısıtlaması gibi önlemlere rağmen, vergi matrahlarının büyük ölçüde azalmasına sebebiyet vermekte, öz sermayesi ile çalışmak zorunda olan veya böyle çalışmayı tercih eden işletmeler kazanç vergisi olmaktan çıkıp servet vergisine dönüşen haksız vergilendirme ile karşılaşmaktadır. Bu husus işletmelerin öz sermayelerini azaltmakta, yatırım ve istihdam politikalarını olumsuz yönde etkilemektedir.

Yerli sermayenin zarar görmesinin yanı sıra, yabancı sermaye de bu faktör nedeniyle ülkeye yeterince gelmemekte, hatta yerli sermaye çeşitli şekillerde yurt dışına yönelmektedir.

Mali idarenin mükelleflerin vergi matrahlarının gerçek değerler üzerinden belirlenmesini sağlamak üzere gerekli düzenlemeleri yaparken mükellef haklarını korumak ve kollamak hususunda alacağı adil önlemlerin başında paranın satın alma gücündeki aşınmaların eşzamanlı düzeltme imkanlarının sağlanması gelir. İşletmelere tahsis edilen kaynakların ve işletme varlıklarının değerlerinin korunması esastır.

Bu ana amaç işletmelerin değer kayıplarını kayda alırken zahiren ortaya çıkan farkların vergi dışında tutulmasının sağlanmasını gerektirir. Hal bu iken mali idarenin bu düzeltmelerden mükellef lehine sonuçlananları belli oranlarda vergilendirerek uygulamaya koyması veya yüksek düzeltme oranlarının uygulanmasını gerektiren mevcut ortam gerçekleştiği halde, bu düzeltmelerin ertelenerek mükellefe sağlayacağı avantajların kullanılmasının önlenmesi girişimleri talihsizliktir.

Bir hakkın  bertaraf edilmesi hak sahibinin talebi ile gerekçelendirilemez. Muhasebecinin mükellef aleyhine bir hakkın kullanılmasından feragat etme talebi tam bir garabettir. Yapılması gereken işlem en basit hali ile zorunluluğu ihtiyari hale getirmek, cari dönem işlemlerinin düzeltilmesine VUK  geçici 25. Maddenin güncellenmesi suretiyle yol vermektir.

Gerçekleşen enflasyon oranlarına göre yapılması gereken bu düzeltme işlemleri bağımsız denetime tabi işletmelerde modül 25 “yüksek enflasyonlu ekonomilerde finansal raporlama standardı” olarak zaten 2021 yılı sonu itibariyle uygulanacaktır. bu uygulamanın Vergi Usul Kanunu uygulaması haline getirmesi de mümkündür.

Bu Standart uygulandığında dönem karının ve finansal tabloların güncel değerlere getirilmesi, gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlayarak bu düzeltme işlemlerinden sabit kıymetlerin gerçek değerleri üzerinden itfa edilmelerini sağlama, maliyeti düzeltilen bu kıymetlerin satışlarında da gerçek olmayan karlar doğmasını önleme yararları ortaya çıktığında, mükellef bu avantajların VUK kapsamında da uygulanmaması için, niçin seferber olunduğunu sorgulamayacak mıdır?

Değer bozucu enflasyon ortamının bir diğer göstergesi olan parasal kıymetlerdeki kur farklarını gerçek olmayan değer artışlarının gelir sayılmaması yolunda getirilmekte olan kanun değişikliği ile döviz cinsinden parasal değerlerde bir hakkın teslimi olarak olumlu bir yaklaşım sergilenirken, diğer parasal değerlerde de “ne haksızlık yapmak, ne de haksızlığa uğramak” (bakara 2/279) olmasın diye alınacak tedbirler arasında, TL tasarrufların gelirlerinin de enflasyon oranı tutarındaki kısmına vergi istisnası getirilerek kur korumalı sistemin enflasyon korumalı olarak uygulanmak üzere hakkaniyet kurallarının genelleştirilmesi gerekmektedir.

20.01.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM