BASINDAN YAZILAR
Gelir İdaresi'nden Mükellef Odaklılığa Yönelik İyi Bir Adım / Osman Arıoğlu - MuhasebeTR

Gelir İdaresi'nden Mükellef Odaklılığa Yönelik İyi Bir Adım / Osman Arıoğlu



Gelir İdaresi Başkanlığı gelir vergisi mükelleflerinden tevkif suretiyle alınan vergilerin mahsup ve iadesine yönelik bir sirküler yayınladı.

Sirküler son zamanlarda idare tarafından yayınlanmış, mükellef odaklılığın gerçek anlamda farkında olunduğu ve bu doğrultudaki kolaylıkların mükelleflere duyurulduğu gerçek bir adımı oluşturuyor. 

Konu nedir? 

Öncelikle konuyu açıklayalım. Ondan sonra da yapılanı değerlendirelim. Konu gelir vergisi mükelleflerinin büyük bir bölümünü ilgilendiriyor. Örneğin kirada dükkanı olan ve 2011 yılında elde ettiği brüt kira geliri tutarı aynı yıl için uygulanacak gelir vergisi tarifesinin ikinci diliminde yer alan 23 bin TL'yi aşan bu nedenle de gelir vergisi beyannamesi vermesi gerekenleri ilgilendiriyor. Buna benzer şekilde yıl içinde elde ettiği gelirden vergi kesintisi yapılan ancak kendisi de yıl sonunda ticari kazanç, zirai kazanç, serbest meslek kazancı, ücretler ve menkul sermaye iratları için beyanname vermesi gereken mükellefleri ilgilendiriyor. Kısaca kendisinden tevkif suretiyle vergi kesildiği halde aynı zamanda yıllık beyanname vermesi gereken tüm mükellefleri ilgilendiriyor. 
Uygulama, bu mükelleflerden bahse konu kazançları elde ettikleri sırada kazancı elde etmesine vesile olanlarca kesilen vergilerin bu kişilerin beyanları üzerine hesaplanan vergilerden fazla olması durumunda aradaki farkın kendilerine nakden veya mahsuben iadesi esaslarına ilişkindir. İadeye ilişkin usul ve esaslar 2004 yılında çıkarılmış 252'nolu Gelir Vergisi Genel Tebliği'ne göre yapılıyordu. Bu tebliğe göre; kesinti yapılan ve beyanı üzerine de iade alacağı çıkan mükellefler bu alacaklarını nakden isteyebilecekleri gibi mahsuben iade talebinde de bulunabiliyorlardı. 

Eski uygulama neydi ne değişti? 

Mükellefler bu alacaklarının diğer vergi borçlarına mahsup edilmesini talep ediyorlarsa; kendilerinden kesinti yapanın vergi dairesi ve hesap numarasını içeren listeyi bağlı oldukları vergi dairesine bir dilekçe ile vermeleri kaydıyla mahsuben iade talebi yerine getirilebiliyordu. 
Bu kişiler kesilen fazla verginin kendilerine nakden iadesini istiyorlarsa; ayrıca karşı tarafın bu vergileri kendi vergi dairelerine yatırmış olduğunu gösteren belge ile kanıtlamaları gerekiyordu. Aksi durumda yani bu belgeleri temin edememeleri halinde nakden iade talepleri ancak inceleme raporu veya banka teminat mektubu karşılığı yerine getirilebiliyordu. 
Nihayet bu sirküler ile konuya ilişkin önemli bir adım atılmış ve bu kişilerin nakden iade talepleri de tevkifatı yapanın vergi dairelerine yatırdığına ilişkin belge isteme zorunluluğu olmadan sadece tevkifat yapanların kimlik ve mükellefiyet bilgilerinin bir liste halinde bildirilmesi kaydıyla yapılabilecek hale gelmiştir. 
Aslında konuya ilişkin genel tebliğin yayınlandığı dönemde henüz e-beyan ve e-VDO sistemi uygulanmıyordu. O dönemin koşullarında idarenin bu belgeleri de ayrıca istemesi belki makul sayılabilirdi. Zaten o genel tebliğ hiç olmazsa mahsuben iadeyi kolaylaştırma amacı taşıyordu. Ancak, Gelir İdaresi'nin geldiği noktada olması gereken bu sirkülerdeki uygulamanın hayata geçirilmesiydi. İdare de Başkan Mehmet Kilci imzasıyla 5 Ocak 2012 tarihinde yayınladığı 79 nolu Gelir Vergisi Sirküleri ile bu adımı atmış oldu. 
Mükellef hukukunu gözetici bu adımdan dolayı Başkan Kilci başta olmak üzere emeği geçerleri tebrik ediyor, benzer şekilde, mükellef cari hesabı gibi modern ve mükellef odaklı adımların bir an önce gerçekleştirilmesini bekliyoruz. 

(Bugün Gazetesi | 20.01.2012)

GÜNDEM