BASINDAN YAZILAR
Vergi incelemelerinde devrim mahiyetinde yeni düzenlemeler / Osman Arıoğlu - MuhasebeTR

Vergi incelemelerinde devrim mahiyetinde yeni düzenlemeler / Osman Arıoğlu

Gelir İdaresi tarafından 2010 yılının son gününde dört adet yönetmelik yayımlandı.
Denetim Koordinasyon Kurulu kurulmasından, inceleme emirlerinin verilmesine, incelemede uyulacak usul ve esaslara, inceleme raporlarının değerlendirilmesine kadar uyulacak usul ve esasları belirleyen bu yönetmelikler Türk Maliye tarihinde önemli bir dönüm noktası oluşturmuştur.

Çıkarılan yönetmeliklerin en önemli tarafı nedir, neden mükellef odaklılık bakımından önemli adım sayılması gerekiyor diye düşünülebilir. Ama burada önemli olan iki temel konu var. Birincisi inceleme elemanlarının inceleme sırasında uymaları gereken temel kurallar ilk defa yönetmelikle belirlenmiş oldu. İkincisi bir anlamda birincinin devamı olarak inceleme raporlarının değerlendirilmesini yapacak okuma komisyonlarının oluşturulması ve çalışma usullerine ilişkin kuralların belirlenmesidir.

Önce birinci konu neden bu kadar önemli onu anlatmaya çalışalım. Vergi inceleme elemanlarının incelemeye başlamalarından itibaren uyacakları kuralların yönetmelikle belirlenmesi mükellef hukukunun korunması bakımından son derece önemli bir adımdır. Bunu zaman içerisinde çok daha iyi anlamak mümkün olacaktır. Zira inceleme sırasında inceleme elemanının bu kurallara tam olarak uymaması, yapılan incelemenin usul yönünden sakatlanması anlamına gelebilecek ve bu nedenle esasa girilmeden bazı raporların yargıda düşürülmesi söz konusu olabilecektir. Esas önemli nokta burası değil. Çünkü, uygulamada birçok inceleme biriminde normalde şu an uygulamaya konulan yönetmelikte yer alan konular fiilen uyulması gereken kurallar olarak belirlenmiş durumdaydı ama zaman zaman inceleme elemanları bu kurallara tam olarak uyma gereğini duymayabiliyorlardı.

Buna incelemeye başlamak için defter belge istenilmesinden tutun da incelemeye başlama tutanağının alınmasına kadar birçok örnek sayabiliriz. İnceleye başlama tutanağı alınması bazı inceleme elemanı için gereksiz bir işlem olarak algılanır ve defter belge istenilmesinin üzerinden uzunca bir zaman geçtiği halde mükellefle defter belge istenilmesinin dışında hiç bir temas kurulmaz. Ta ki günün birinde yapılan tespitleri içeren inceleme tutanağı için mükellef veya vekilinin davet edilmesine kadar mükellef ne olup bittiğini anlayamayabilirdi. Bazen bu, yılı geçen zaman da alabilirdi.

Yönetmelikte; inceleme elemanlarının kararname, tüzük, yönetmenlik, genel tebliğ ve sirkülerlere uymak zorunda oldukları açık olarak belirtilmiştir. Burada aslında inceleme elemanının Gelir İdaresi tarafından verilen ve yayımlanan muktezalara da uymak zorunda olduklarının ifade edilmesi doğru olurdu. Çünkü bir mukteza Gelir İdaresi internet sitesinde yayımlandıktan sonra inceleme elemanının bu muktezaya uymamasının haklı bir gerekçesi olamaz. Elbette bu inceleme elemanının genel tebliğ ve sirkülerde olduğu gibi muktezadaki görüşü de kritik etmesini engellemez. Şayet inceleme elemanı muktezadaki görüşü yanlış buluyorsa bunu bir görüş öneri raporuna bağlayıp bağlı olduğu birime verebilir. Bu birim tarafından da inceleme elemanının görüşüne katılınırsa konu merkezi okuma komisyonunda değerlendirilip değiştirilmesi gerekiyorsa Gelir İdaresi'nce değiştirilmesi sağlanabilir. Buna göre de rapor yazılabilir.

Bu yönetmelik ile incelemenin belli bir sürede bitirilmesi şartı getiriliyor. Bu sürenin inceleme emrinin verildiği yazıda belirtilmesi öngörülüyor. Bu süre azami bir yıl. Özel durumlarda ilgili inceleme birimince bu süreye altı ay ilave yapılabilecek. Böylece bir incelemenin maksimum bir buçuk yılda tamamlanması gerekiyor. Bunun mükellef hukuku bakımından önemi son derece büyüktür.

Çıkarılan yönetmeliklerden bir diğeri de inceleme raporlarının inceleme birimlerinde okunmasının kurala bağlanmasıdır. Bu da birçok inceleme biriminde uygulanmakta olan bir durumdu, bunun nesi yeni diyenler olabilir. Buradaki durum, okuma fonksiyonunun, daha ziyade

genel çerçeve ve usul bakımından olan eski uygulaması yerine, rapor içeriklerinin de ciddi olarak değerlendirildiği bir yapıya dönüşmesidir. Bu da inceleme elemanlarını bazen kendi görüşüne göre rapor yazabilir olmaktan çıkaracaktır. Yani zaman zaman şikâyet edilen, inceleme elemanı eşittir kanun, mevzuat velhasıl her şey gibi anlayışların artık çok kolay görülmeyecek olmasıdır.

Raporların okuma kurullarında ciddi olarak değerlendirilmesi az da olsa görülen verginin konusuna girmeyen bir konuda rapor yazılması veya sıklıkla rastlanılan yıllar sonra adresinde bulunmayan bir mükellefin hemen sahte belge düzenleyicisi olarak değerlendirilerek, geçmişte ondan gerçekte mal almış olanların da sahte belge kullanıcısı konumuna düşürülmesi gibi bazı mağduriyetler ortaya çıkmasını önemli şekilde engelleyecektir. Üstelik belirli büyüklüğün üzerindeki raporlar ile bazı durumlarda raporların merkezi okuma kurullarında değerlendirilmesi gereği bu konuda daha çok ince elenip sık dokunmasını sağlayacaktır. Buna rağmen çıkarılacak bir uygulama genelgesi ile bu konudaki kurallarının daha açık belirlenmesi iyi olacaktır.

Yapılan bu düzenlemelerin kâğıt üzerinde kalmaması, okuma komisyonlarına inceleme birimlerinin mevzuat bilgisine ve tecrübesine en fazla güvenilen kişilerden oluşturulması bu olumlu düzenlemenin başarısını belirlemede anahtar konumda olacaktır.

(Kaynak: Bugün Gazetesi | 12.01.2011)

GÜNDEM