BASINDAN YAZILAR
Tam Gün Yasası ve bilimsel trajedi / Şükrü Kızılot - MuhasebeTR

Tam Gün Yasası ve bilimsel trajedi / Şükrü Kızılot

ASLINDA bilinen adı “Tam Gün Yasası”.

Ancak bazı trajik yönlerinden dolayı, “Tam Güm Yasası” deyimini kullanıyorum.
Sözü uzatmadan, olayın bilimsel trajedi bölümüne gelelim.
DESTEK Mİ KÖSTEK Mİ?
Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte, yeni bir dönem başlıyor.
Üniversitelerdeki öğretim elemanları makale ya da kitap yazdıklarında, kendilerine yayınevi tarafından yapılacak ödemeler, üniversite döner sermayesine aktarılacak. Yeni düzenlemeye göre; öğretim elemanlarının, görevi ile bağlantılı olarak verdiği hizmetin karşılığında, “telif ücreti” adıyla bir bedel tahsil etmesi halinde, bu telif gelirinin döner sermayeye aktarılması ve daha sonra bu gelirin sembolik bir kısmının, öğretim üyesine ödenmesi söz konusu olacak (YÖK Yasası Md. 36 ve 58).
Kendisi kitap yazıp, kitapçılara satanlar da elde ettikleri telif gelirini, üniversite döner sermayesine yatıracaklar.
Bitmedi, üniversitelerdeki öğretim elemanlarının yaptığı veya yazdığı;
- Resimler,
- Besteler,
- Heykeller,
- Bilgisayar programları,
- Hikaye, roman, şiir ve diğer kitapları,
- TV senaryo ve oyunları nedeniyle elde ettikleri gelirler de ilgili üniversitenin döner sermayesine yatırılacak.
KİMSE YAZMASIN MI?
Düşünebiliyor musunuz?
Bir öğretim elemanı çalışma saatleri dışında gece-gündüz, tatil demeden bilimsel araştırma yapıp makale ya da kitap yazacak. Bir başkası bilgisayar programı yapacak, TV senaryo ve oyunu ya da hikaye, roman veya şiir yazacak, bunlardan elde ettiği gelirler döner sermayeye aktarılacak. Daha sonra bu gelirin sembolik bir kısmı öğretim üyesine ödenecek.
Adeta, kimse bilimsel çalışma yapmasın, makale ya da kitap yazmasın deniliyor!
YAZIM HATASI
Yapılan düzenlemeyi dikkatle okuduğumuzda ilgili maddede “telif ücreti” deyiminin kullanıldığını fark ediyoruz. Oysa bunun adı telif ücreti değil. Ücret; bir işverene bağlı olarak, onun emir ve talimatları doğrultusunda işverenin nam ve hesabına çalışan kişiye yapılan ödemedir. Doğru adı “telif geliri” ya da “telif kazancı” olacak.
Belli ki yasa maddesini hazırlayanlar, kavram bazında dahi olaydan uzaklar!
BEDELSİZ YAPILANLAR
Özellikle genç akademisyenler, makalelerinin ya da bir kitaplarının yayımlanabilmesi için arayış içindeler. Ayrıca bir telif beklentileri de yok.
Şimdi ne olacak?
“Gel bakalım, hani şu makalenin ya da kitabın telif geliri nerede? Niye döner sermayeye yatırılmadı?”
diye sorulabilecek. Telif almadan makale yazanların, sorgulamaya tabi tutuldukları ve bununla ilgili savunma yaptıkları için morali bozulacak.
Sırf bu nedenle çok kişi makale ya da kitap yazmayacak.
Sistem, bilimsel çalışma yapan üretken bilim adamlarını gelirinin büyük kısmına el koyarak cezalandıracak!
Bazı öğretim üyeleri, emekliliklerini isteyecek.
Diyeceksiniz ki “İnanılır gibi değil..”
Haklısınız.
İnanılır gibi değil!..
Galiba tek umut Anayasa Mahkemesi’nin bu düzenlemeyi iptal etmesinde.
İyi ki bu ülkede Yargı var...

(Kaynak: Hürriyet Gazetesi | 26.06.2010)

GÜNDEM