BASINDAN YAZILAR
Vergide yabancı ayrımcılığı sona erdi, gözler yeni düzenlemede / Ahmet Yavuz - MuhasebeTR

Vergide yabancı ayrımcılığı sona erdi, gözler yeni düzenlemede / Ahmet Yavuz

Vergi ve ekonomi çevreleri, geçtiğimiz haftayı Anayasa Mahkemesi'nin aldığı iptal kararları tartışmalarıyla kapattı. Mahkeme 2006 yılında yapılan değişiklikle hisse senedi, bono, tahvil gibi borsa araçlarında yerliden alınıp, yabancıdan alınmayan vergilerin ayrımcılığa sebep olduğuna karar vererek yabancıdan yüzde 0 (sıfır) oranında stopaj yapılacağı hükmünü iptal etti.
Bu karar, yerli ve yabancı yatırımcıların borsa kazançlarının eşit olarak vergilendirilmesi gerektiği gerekçesiyle alındı. Bu durumda Maliye, yapacağı yeni düzenlemeyle ya yabancılardan da vergi alacak veya yerlilerin de kazançlarını vergi dışı bırakacak.

Maliye, 2006'da menkul kıymetlerin vergilendirilmesinde yeni bir yönteme geçmişti. Buna göre bankalar ve aracı kurumlar, alım-satımına aracılık ettikleri menkul kıymetlerle diğer sermaye piyasası araçlarından yatırımcıların elde ettiği faiz ve diğer gelirler üzerinden stopaj yapacaktı. Aynı şekilde mevduat, repo ve vadeli işlemlerden sağlanan gelirler de stopaj kapsamına alınmıştı. Bu kapsamda yapılması gereken stopaj, kanunda yüzde 15 olarak belirlenmişti. Ancak yerli-yabancı ayrımı yapılmadan tüm yatırımcılardan alınacağı hüküm altına alınan bu vergi, yabancı sermayeyi daha güvenli ve masrafsız limanlar aramaya itmişti. Yabancı sermayenin kaçtığını gören hükümet, Temmuz 2006'da dar mükellef gerçek kişi ve kurumların banka ve aracı kurum aracılığıyla elde ettikleri hisse senedi alım satım kazançları ile devlet tahvili, Hazine bonosu ve özel sektör tahvillerinden elde ettikleri faiz ve alım satım kazançları, yatırım fonları ile vadeli işlem borsalarındaki işlemlerden sağladıkları kazançlar üzerinden yapılan stopaj oranını yüzde sıfıra indirmişti. Yabancılara tanınan bu avantaj yerli yatırımcıların tepkisine sebep olunca iki hafta sonra yerli tam mükellefler tarafından yukarıda sayılan gelirler üzerinden yapılacak stopajın oranı yüzde 10'a indirildi. En son geçtiğimiz yıl kasım ayında tam mükellef gerçek kişi ve kurumların hisse senedi (menkul kıymetler yatırım ortaklıkları hisse senetleri hariç) alım satımından sağladıkları kazançlarda tevkifat oranı yüzde sıfıra indirilmişti. Ancak tam mükelleflerin hisse senedi dışındaki menkul kıymet gelirlerinden yüzde 10 oranında vergi kesintisi yapılmaya devam ediyor.

TANINAN SÜREDE DÜZENLEME YAPILMALI

Mahkeme kararı yabancılara tanınan avantajı kaldırdı. Böylece dar mükellef gerçek kişi ve kurumlar tarafından elde edilen bazı kazançlarda stopaj oranını sıfıra indiren düzenleme iptal edilmiş oldu. Ancak unutulmaması gereken şey, bu iptal işlemine ilişkin kararın henüz Resmî Gazete'de yayımlanmadığıdır. Gerekçeli kararın yayımlanması bile uzun zaman alacaktır. Ayrıca karar, yayımlandıktan 9 ay sonra yürürlüğe girecek. Dolayısıyla bu karar uyarınca dar mükellef yatırımcılar açısından bugünden itibaren geçerli olacak bir oran değişikliği söz konusu değil. Şimdilik heyecana kapılacak ve telaşlanacak bir durum yok. Zaten Gelir İdaresi'nden Maliye Bakanı'na, ekonomistlerden uluslararası denetim firmalarına kadar her kesimden yapılan açıklama iptal kararının yıkıcı bir etki doğurmayacağı, zamanında alınacak kararlarla olumlu müdahalelerin yapılacağı yönünde. Nitekim JP Morgan tarafından yayınlanan raporda, kararın piyasalarda belirsizliği artıran bir gelişme olduğu, ancak kurum olarak yabancı yatırımcılara vergi getirileceğine ihtimal verilmediği ifade ediliyor.

Belirtilen süre içerisinde herhangi bir düzenleme yapılmaz ve mahkeme kararı bu haliyle yürürlüğe girerse dar mükelleflerin kapsama giren gelirleri üzerinden yüzde 15 vergi kesintisi yapılacak. Çünkü Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 67. maddesinde yer alan oran, yüzde 15'tir. Bu oran Bakanlar Kurulu kararıyla sadece tam mükellefler açısından (bazı gelirler için) yüzde 10'a indirildi. Şimdi bundan sonra yapılacak düzenlemeye odaklanmak gerekir. Tabii öncelikle bu alandaki vergilemeye ve uygulanacak vergi oranına karar vermek gerekecek. Mahkemenin iptal kararına rağmen aynı uygulama mı devam edecek, yoksa yerli-yabancı ayrımı yapmadan her kesimin kazancından vergi alınmaktan vaz mı geçilecek? Bunu yabancı sermayenin ülkede tutulması gerekliliği ile bütçe dengesinin korunması arasındaki tercih belirleyecek. Daha önce yerli yatırımcıdan yapılan tevkifat oranını yüzde sıfıra indirmeyi düşünen Maliye, 600 milyon liralık gelirden vazgeçilmesi gerektiğini anlayınca oran indirimini hisse senetleri ile sınırlı tutmuştu.

Yatırım indiriminde süre sınırlaması iptal edildi

Anayasa Mahkemesi, daha önce mükelleflere yeni projeler geliştirme imkânı tanıyan yatırım indiriminden gelen avantajı kullanmanın da yolunu açtı. Nisan 2006'da kaldırılan yatırım indiriminden faydalanma hakkı bulunanlara yönelik kısıtlama içeren hükmü iptal edildi. Daha önce uygulanan yatırım indirimi kaldırılırken Kurumlar Vergisi oranı da yüzde 20'ye indirilmiş, yatırım indirimi istisnasından faydalanma için 3 yıllık bir geçiş süresi getirilmişti. Yani, 2006'da yatırım indirimi istisnasına son verilmesine rağmen, mükelleflerin mevcut yatırımları sebebiyle hak kazandıkları yatırım indirimi istisnası tutarlarını üç yıl süreyle kullanmalarına imkân tanınmıştı. Böylece mükellefler 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait Kurumlar Vergisi beyannameleri kapsamında beyan edilecek kazançlarını yatırım indirimi istisnasına konu edebildiler. Bu haktan faydalanan mükelleflere Kurumlar Vergisi oranı yeni indirimli orandan değil, eski orandan hesaplandı. İlgili yıllarda indirilemeyen yatırım indirimleriyse sonraki yıllara devredilemedi. Bu üç yıllık süre sınırlamasına ve yatırım indiriminden faydalanıldığı durumda, eski Kurumlar Vergisi oranlarının uygulanacağına ilişkin hükümlerin Anayasa'ya aykırı olduğu iddiasıyla iptal davası açılmıştı. Mahkeme "...sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait..." ibarelerinin iptaline karar verirken, "...(vergi oranına ilişkin hükümler dahil)..." ibaresinin iptal talebini reddetti. Buna göre gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlanması ve "...sadece 2006, 2007 ve 2008 yıllarına ait..." ibarelerinin ileriye dönük olarak ortadan kalkmasından sonra devreden yatırım indirimleri kullanılabilir hale gelecek. Kanun, iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağından, bu tarihe kadar yatırım indirimi istisnasının süre sınırlaması geçerliliğini koruyacak. Dolayısıyla iptal kararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından önce, beyannamelerin yatırım indirimi istisnası yönünden ihtirazi kayıtla beyan edilip, yargı yoluna başvurulmasında fayda var.

(Zaman Gazetesi | 19.10.2009)

GÜNDEM