BASINDAN YAZILAR
Sosyal Güvenlik Reformu ile hastanelerde rehin kalma devri kapanmıştır / Şerif Akçan - MuhasebeTR

Sosyal Güvenlik Reformu ile hastanelerde rehin kalma devri kapanmıştır / Şerif Akçan

Değerli okuyucularımız, bütün toplumun hayatını yakından ilgilendiren ve Sosyal Güvenlik Reformu Kanunu olarak nitelendirilen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe girdi. 1 yılını dolduran Reform Kanununun, sizlere bir değerlendirmesini yapmak ve görüşlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Hepimizin bildiği gibi Reform Kanunu yürürlüğe girmeden önce sosyal taraflarca çok eleştirildi. Öyle ki; hazırlanması 2004 yılında başlayan 2006 yılında yasalaşan, sürece Anayasa Mahkemesinin de dahil olması ile ancak 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe giren Reform Yasasına getirilen eleştiriler halen devam etmektedir. Reform Yasasına haklı ve bilimsel temeli bulunan yapıcı ve yol gösterici eleştirilerin yanında bilimsel temelden yoksun kamuoyundan alkış almaya yönelik popülist eleştiriler de geldi. Bunların değerlendirmesini siz değerli okurlarımıza bırakıyorum.

REFORM, EŞİTLİĞİ SAĞLADI
Yasa koyucuyu reform yapmaya iten iki temel neden bulunmaktaydı. Bunlardan ilki farklı sosyal güvenlik kurumlarındaki sigortalılar arasındaki hak ve yükümlülüklerin eşit dağıtılmaması yani norm ve standart birliğinin olmayışı idi.
Örneğin; emeklilik şartlarının Emekli Sandığı iştirakçileri olan memurlar açısından daha avantajlı, Bağ-Kur sigortalıları açısından daha ağır olması gibi. Reform Yasasının norm ve standart birliğine yönelik hükümleri kazanılmış hakların değiştirilemeyeceği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edildi. Sonuç olarak norm ve standart birliğini sağlama imkanı fiilen gerçekleştirilemez hale geldi.

MÜLTECİYE BİLE HİZMET
Reformu hazırlayan ikinci ana neden ise; her geçen gün büyüyen sosyal güvenlik açıklarının sürdürülebilir seviyeye çekilmesi, açıkların kısa vadede durdurulması uzun vadede ise aşağılara çekilmesi idi. Düşünce bu olmakla birlikte Cumhuriyetten bu güne 80 yıldır sürekli uygulanmak istenen ve hatta son 40 yıldır siyasi partilerin seçim bildirgelerine giren Genel Sağlık Sigortası 5510 sayılı kanunda düzenlenmiştir. Genel Sağlık Sigortasına geçilmiş, 72 milyon vatandaşımızın yanında ülkede yaşayan yabancılar, sığınmacılar ve mülteciler dahi kapsama alınmıştır.
SGK, 18 yaşın altındaki yavrularımız için hiçbir masraf talep etmeden bir yıldır sağlık yardımı sunuyor. Zaten bu kanuna Reform dememize sebep olan da bu olmuştur. Dikkat edilirse reform yasasından sonra gazetelerin hastanelerde rehin kalan hasta haberlerine rastlamamaktayız.

AÇIK, ZAMANLA KAPANIR
Kabul etmek gerekir ki; tüm nüfusu ve hatta ülkede yaşayan yabancıları genel sağlık sigortası kapsamına almak, tedavilerini yapmanın da bir maliyeti bulunmaktadır. O nedenle Reform Kanunu ile sosyal güvenlik açıklarının azalmayıp, aksine arttığı eleştirilerine katılmadığımı belirtmek isterim. Şu an itibari ile prim gelirlerinin emekli aylıklarını karşılama oranı sağlık ödemeleri dahil yüzde 65’ten 55’e düşmüştür. Belirtmek isterim ki; SGK açıklarının GSYH oranı geçen yıla oranla çok az artmış olsa da bunu sürdürülebilir bir açık olarak değerlendirmeliyiz. Çünkü reformun olumlu etkilerini 20-30 sene sonra göreceğiz.
Sosyal güvenlik sisteminin açıklarına baktığımızda gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5’ine yaklaşık tekabül etmektedir. Bütçeden sosyal güvenlik harcamalarına yapılan transfer genel bütçenin yaklaşık yüzde 16’sıdır. Bu düzeylerde tutulabilen açıkları makul görmek lazım. Zira sosyal güvenlik kurumlarına yapılan transferler düşük gelir gruplarına yapıldığı için gelir dağılımını düzeltici yönde etki yapar.

TEDBİR ALINMASI ŞART!
Gelişmiş ülkeler ile ülkemizi kıyasladığımızda sosyal güvenlik açıkları için yapılan transfer oranı benzerlik göstermektedir. Bizim ülkemizin sorunu sistemin açıklarını bu seviyelerde tutamamaktan kaynaklanmaktadır. Yıllar itibarı ile genel seyrine baktığımızda hızla yükselen bir trend göstermektedir. Örneğin sosyal güvenlik sistemine genel bütçeden yapılan transfer oranı yüzde 1 civarı iken bugün yüzde 16’yı aşmış durumdadır. Bu gidişin devam etmesi, gelecek yıllarda daha büyük sorunlarla karşılaşacağımızı bize gösteriyor.
Bugün çok ciddi eleştiriler yapılan sistemin, ilerleyen yıllarda daha acı reçeteler ile vatandaşlarımızın haklarında geriye gidiş getirmesinden duyduğum endişeyi sizlerle paylaşmak ister, bu reformun birinci yılının ardından hayırlara vesile olmasını temenni ederim.

(Kaynak: Türkiye Gazetesi | 04.10.2009)

GÜNDEM