BASINDAN YAZILAR
Personelin başarı primleri şirket için gider kabul edilir / Veysi Seviğ, Bumin Doğrusöz - MuhasebeTR

Personelin başarı primleri şirket için gider kabul edilir / Veysi Seviğ, Bumin Doğrusöz

Şirkete bağlı satış elemanlarının hedefleri yakalamasına göre sağlanacak belli yerlerden eşya alabilme, yemek yeme gibi olanaklar için yapılacak harcamalar şirket için gider niteliğindedir.

Şirketimiz distribütörünün bordrosuna kayıtlı bulunan satış elemanlarına şirket ürünlerini pazarlamaları dolayısıyla belli kotaları aşmaları halinde belli yerlerden yapmaları mümkün olan giyim eşyası alışları ile belli tarihler arasında yine belli yerlerde yemek bedelleri şirketimizce ödenmektedir. Bu ödemeleri gider olarak kayıtlarımıza intikal ettirebilir miyiz? Bu konuda yapmış bulunduğumuz ödemeler söz konusu elemanlar açısından vergiye tabi bir gelir midir? Ücret olarak kabul edilebilir mi?

Şirketiniz tarafından gerçekleştirilen pazarlama işinde bayilik sözleşmesi ile distribütörlüğünü üstlenen firmaların bordrolu elemanları tarafından, verilen hedeflere ulaşabilmek için yapmış bulundukları çalışmalar nedeniyle kendilerine ayın niteliğinde belli yerlerden belli miktarda yapmış oldukları harcamaların şirketinizce ödenmesi Gelir Vergisi Yasası'nın 40. maddesinin (1). Bendi uyarınca "Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için" yapılan gider niteliğindedir.
Bayiniz nezdinde çalışan pazarlama elemanlarınız bayiniz nezdinde ücretli çalışmakta olduklarından, onlar yapmış oldukları faaliyet ve çalışmalar nedeniyle kendi işverenlerinden ücretlerini almaktadırlar. Sizin onlara yaptıkları satışa paralel olarak ödemiş bulunduğunuz primler sizin için gider niteliğinde olduğundan onların kendilerine tanınan başarılarıyla orantılı olarak yapacakları giyim harcamaları ile yemek bedelleri ticari bir organizasyona bağlı olarak yapılan giderlerdir ve bu giderlere uygulamada işletme giderleri de denilebilmektedir.
Bilindiği üzere bir harcamanın kayıtlara gider olarak intikal ettirilebilmesi için, harcamanın yapılmış olması ve harcama ile iş arasında açık, güçlü bir illiyet bağının mevcut olması, harcamanın da işin önemi ölçüsünde yapılmış olması gerekmektedir.
Gelir Vergisi Yasası'nda ücretin tanımı yapılmış olup, bu tanımlamaya göre ücret; işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.
Gelir Vergisi Yasası'nın 62. maddesinde hükme bağlandığı üzere işverenler, hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dahilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir.
Ücretin belirleyici unsurları, işyerine bağlılık ve işverene tabi olmaktır. İş yerine bağlılıktan maksat; kendisine ait olmayan bir organizasyonun içerisinde çalışmasıdır. İşverene tabilikten maksat ise; işverenin hizmetli üzerinde hiyerarşik bir kontrol ve yaptırım uygulama hakkının bulunup bulunmamasıdır. Bu unsurların bulunmaması halinde, gelir vergisi açısından işverene tabi olarak işveren-hizmetli ilişkisinden bahis edilemez.
Dolayısıyla şirketiniz tarafından önceden belirlenen satış hedeflerine ulaşmak amacı ile distribütörlerinizin bordrosuna kayıtlı satış elemanlarına hedefleri yakalama başarısına göre belirli yerlerden giyim eşyası alabilme ve belirli yerlerde yemek yeme olanağının verilmesi, bu harcamalarında şirketinizce üstlenilmesi sonucu yapılan harcamalar sizin için gider niteliğindedir. Bu menfaatlerden yararlananlar açısından söz konusu harcamalar ücret niteliğinde olmadığından vergilendirilmeyecektir. (V. Seviğ)


EVLERE SERVİSTE İRSALİYE SORUNU
İstanbul'da bir iş merkezinde hazır yemek servisi yapan bir işyeri açmış bulunuyoruz. Söz konusu işyerimizden telefonla sipariş üzerine belli bir bölge içerisinde verilen siparişleri de servis ediyoruz.
Bu konuda motosikletli bir ekiple anlaşarak siparişlerini adreslerine ulaştırıyoruz. Ancak bu aşamada muhasebe işlerimizi üstlenen arkadaşımız yapılan bu servis işleminde irsaliye düzenlenmesi konusunda tereddütlerini bize iletti. Yapılan bu servis işleri için irsaliye düzenlenmesi gerekli mi?

Gelir Vergisi Yasası'nın 230/5. maddesi uyarınca satılan malın alıcıya teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması halinde alıcının sevk irsaliyesi düzenleme zorunluluğu bulunmamaktadır.
Sözü edilen yasa maddesinden de anlaşılacağı üzere, sevk irsaliyesi ticari bir mal hareketinin izlenmesi amacıyla düzenlenen bir belgedir. Ancak, restoran işletmeciliğinde bazı hallerde müşterilerin evlerinden sipariş vermeleri veyahut da işyerinden arayarak istekte bulunmaları halinde bu yerlere yapılan sipariş taşıma işleri, yapılan işin özelliğinden kaynaklanmaktadır.
Restoran işletmeciliğinde siparişle çalışmak çoğu kez işin önemli bir unsuru haline de gelmektedir. Günümüzde bir çok restoranda evlere ve işyerlerine servis bulunmaktadır.
Dolayısıyla bahsedilen ve sorunuza da konu olan restoran işletmecisinin kendi kuryesi veyahut da profesyonel kuryelerle evlere yemek dağıtması, mevcut yemek hizmetinin devamı niteliğinde olduğundan burada herhangi bir ticari mal hareketlerinden söz etmeniz mümkün değildir.
Bu nedenle sizin kuryeler aracılığı ile yapmış olduğunuz yemek servisinde servisi yapan görevli nezdinde servis konusu paketin perakende satış fişinin bulunması yeterli olup, ayrıca irsaliye bulunmasına ve bu nedenle de düzenlenmesine gerek bulunmamaktadır. (Konuya ilişkin olarak bakınız: Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı 02.03.2009 gün ve VUK-230/2009-MUK-9) (V. Seviğ)


İŞE BAŞLATMAMA TAZMİNATI GELİR VERGİSİNE TABİ DEĞİLDİR
İşyerimizden iş akdimizin feshi nedeniyle açmış bulunduğumuz dava sonucuna göre işverenin işe başlatmama tazminatı ödemesi gerekmektedir. Ancak söz konusu tazminatların gelir vergisine tabi tutulup tutulmayacağı hususu tereddüt yaratmaktadır. Bu konuda da mahkemeye mi başvuracağız?

"Gelir Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki" 5904 sayılı yasanın birinci maddesi ile Gelir Vergisi Yasası'nın 25. maddesinin (1) numaralı bendinde yapılan değişiklik uyarınca "Ölüm, sakatlık, hastalık be işsizlik sebepleriyle (işe başlamama tazminatı dahil) verilen tazminatlar" gelir vergisinden müstesnadır.
Ayrıca 5904 sayılı yasa ile Gelir Vergisine eklenen geçici 77. madde uyarınca da daha önce işverenler tarafından ödenmiş bulunan işe başlatmama tazminatları, üzerinden kesilen gelir vergisi de hak sahiplerinin ilgili vergi dairelerine başvurmaları halinde kendilerine düzeltme yoluyla iade edilecektir. Bu bağlamda sözü edilen yasa maddesi gereği olarak "İş Kanunun 21. maddesi uyarınca işverenlerce işçiye ödenen işe başlatmama tazminatları, damga vergisi hariç herhangi bir vergiye tabi tutulmayacaktır. Dolayısıyla da size yapılacak olan işe başlatmama tazminatı ödemesi sırasında yapılacak ödemelerden gelir vergisi kesintisi yapılamayacaktır (V. Seviğ)


YARGI KARARLARINDA

VERGİ İNCELEMESİ


Danıştay 4. Dairesi E.2002/3171 K.2003/403 T.18.2.2003
1996 yılı işlemleri incelenen davacı adına, davacının müşterileri tarafından banka kanalıyla yapılan ödemeler karşılığında faturaların eksik tutarda düzenlenerek bir kısım hasılatın kayıt dışı bırakıldığı ileri sürülerek re'sen tarhiyat yapılmış ise de; davacının defter ve belgeleri üzerinde kaydi envanter yapılmadığı gibi herhangi bir karşıt incelemenin de yapılmamış olması, incelemenin sadece şirket yetkilisinin ifadesine dayandırıldığının anlaşılmış olması ve düzenlenen faturaların, yapılan ödemelerden noksan olduğu yönünde somut bir tespitte de bulunulmamış olması sebepleriyle, davacı adına yapılan tarhiyatta yasal isabet yoktur.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu E.1999/332 K.2000/95 T.25.2.2000
Turistik otel işleten yükümlü şirket hakkında yapılan incelemede inceleme elemanınca yükümlü şirket yetkililerinin 1994 yılının Mayıs- Ekim aylarında otelde konaklayan müşteri sayısı, günlük ortalama konaklama bedeli ve bir kişi için ödenen meşrubat, yemek gibi hizmet bedeli olarak beyan edilen yaklaşık tahmini değerlere dayanılarak kayıt ve beyan dışı hasılatı bulunduğundan bahisle cezalı tarhiyat yapılmışsa da; VUK'nun 134. maddesince, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak amacını içermesi gereken vergi incelemesinin olayda yalnız yükümlü şirket yetkililerinin ifadesine dayanması, turistik otel işletmeciliği yapan yükümlünün ilgili dönemlerdeki hasılatının, emsal işletmelerle karşılaştırılmamış olması, hatta turizm acentaları ya da müşteriler nezdinde yapılabilecek karşıt incelemelerle de irdelenmemiş olması, dolayısıyla yeterli ve yasanın aradığı nitelikte bir inceleme ile saptanmadığının anlaşılmış olması sebepleriyle, yükümlü şirketin söz konusu dönemlerde kayıt dışı hasılatı bulunduğu yolunda yeterli bir tespit bulunmadığından yapılan tarhiyatın terkini gerekmektedir.

Danıştay 3. Dairesi E.2000/120 K.2000/4284 T.12.12.2000
Davacı kurumun, nakliyecilik faaliyetine ilişkin ilgili takvim yılı işlemlerinin incelenmesi sonucunda, oto yedek parçası alışı için düzenlenen ve gerçek bir emtia alımını yansıtmadığı saptanan bir faturayı gider kaydetmesi eleştirilerek cezalı tarhiyat yapılmışsa da; VUK'un 134/1. mad. doğrultusunda, vergi incelemesinin, işlemleri incelenen vergi yükümlüsünün ödemesi gereken verginin miktarını gerçeğe en yakın bir şekilde saptayarak hiçbir kuşkuya yer vermeyecek somut kanıtlara dayanması gerekmesi, davacı tarafından gider yazılması eleştirilen ve tutarı matraha alınan oto yedek parçası alımı için düzenlenen fatura kapsamındaki yedek parçaların, niteliği ve sayısı yönünden nakliyecilik faaliyetinde kullanılan araçlara ait olmadığı ya da olamayacağının saptanmamış olması, İnceleme raporunun, faturayı düzenleyen firma ve alt firmaların genel olarak gerçeği yansıtmayan fatura temin edip, düzenlendikleri yolundaki inceleme elemanı kanısına dayanması, Vergi incelemesi sırasında, davacıya düzenlenen faturanın mahiyeti hakkında fatura düzenleyen şirket yetkililerinin bilgisine başvurulmadığı gibi, fatura tutarının bu şirketin defterlerine hasılat yazılıp yazılmadığının da araştırılmamış olması ve incelenmesi gereken noktalarda herhangi bir tespit içermeyen raporun dayandığı genel ve soyut saptamaların VUK'nun 134. maddesinde belirtilen amacı gerçekleştirmesinden uzak kalması sebepleriyle, davacı hakkında yapılan tarhiyatın terkini gerekmektedir.


ÖZELGELERDE

KDV


1. Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 6.2.2008 tarih ve 332 sayılı özelgesi;
"Hizmetin bir kısmının yerine getirilmemesi veya yanlış fiyatlandırma yapılması halinde, bedeli ödemiş olan kuruma yapılan iadede, KDVK'nın matrah ve indirim miktarının değişmesine ilişkin 35. maddesi hükmü gereğince, ilgili katma değer vergisinin söz konusu kurum tarafından düzenlenecek resmi bir belgede ayrıca gösterilmesi ve belgenin defterlerine kaydedilmesi kaydı ile değişikliğin meydana geldiği takvim yılında indirim konusu yapılabilir. Daha önce yapılan ödemenin tamamına fatura düzenlenmesi nedeniyle şirketiniz gelirleri arasında yer alacağından iade edilen tutar ve ödenen faiz ise GVK'nın 40. maddesi uyarınca gider niteliğinde olacaktır. Bu giderin önceki takvim yıllarıyla ilgili olması durumunda ise alınacak belgeye istinaden önceki dönem gider ve zararları olarak dikkate alınabilir."

2. Konya Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 18.4.2008 tarih ve 602 sayılı özelgesi;
"Mükelleflerin yılı içinde işlerini terk etmeleri, indirimli oran tabi işlemlerinden doğan katma değer vergisi iadesi haklarını ortadan kaldırmaz. Söz konusu mükelleflerin izleyen dönemlerde beyanname vermeleri söz konusu olmadığından, iade talepleri için izleyen yılı beklemelerine gerek yoktur. Bu nedenle indirimli orana tabi işlerinden doğan iade taleplerinin, işin terk edildiği tarihte yapılan iade talepleri için geçerli olan tutar esas alınarak değerlendirilmesi, iade işleminin ise, mükellefin işini terk tarihi itibariyle stoklarda yer alan mallar için katma değer vergisinin beyan edilip edilmediği hususları da göz önünde bulundurularak iade hesabında bu tutar ile ilgili olarak gerekli düzeltmeler yapıldıktan sonra ilgili tebliğ hükümlerinde belirtilen usule göre gerçekleştirilmesi gerekir."

3. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 3.3.2009 tarih ve 1966 sayılı özelgesi;
"Hizmet ihracatında KDV istisnası için aranan ‘hizmetten yurt dışında yararlanılması' koşulunun; yurt dışındaki müşteri için verilen hizmetin, müşterinin Türkiye'deki faaliyetleriyle, yani Türkiye'de KDV mükellefiyetini gerektiren bir faaliyetiyle ilgili olmaması şeklinde yorumlanması gerekir. Bu düzenleme ve açıklama gereğince, yurtdışında mukim fon yönetim şirketlerine verilen yatırım danışmanlığı hizmeti, söz konusu hizmetten yurtdışında yararlanılacağından diğer şartların da gerçekleşmesi halinde hizmet ihracı kapsamında KDV'den istisna olacaktır."

4. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 27.2.2009 tarih ve 6102 sayılı özelgesi;
"Satın aldığınız mal ve hizmetler nedeniyle katma değer vergisine ait toplam bedelin dövize endeksli olarak belirlenmesi durumunda, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği tarih ile ödeme tarihi arasında şirketiniz aleyhine ortaya çıkan kur farklarına ait katma değer vergisinin kur farkı bedeline iç yüzde oranı uygulanmak suretiyle, dövize endeksli toplam bedele katma değer vergisinin dâhil edilmemesi durumunda ise vergiyi doğuran olay ile ödeme tarihi arasında aleyhinize oluşan kur farkları üzerinden ayrıca katma değer vergisinin hesaplanması gerekmektedir."

5. Adana Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 20.3.2009 tarih ve 674 sayılı özelgesi;
"Alıcı tarafından tevkif edilen verginin beyan edilmiş olması ve iade talebinde bulunan satıcı ile iş yaptıran alıcı hakkında olumsuz tespit ya da rapor bulunmaması kaydıyla, bu verginin kısmen veya tamamen ödenmemiş ya da alıcının katma değer vergisi iade alacaklarının sorumlu sıfatıyla beyan edilerek tahakkuk eden vergilere mahsubuna ilişkin taleplerinin sonuçlandırılmamış olması, satıcıların bu işten kaynaklanan iade taleplerinin yerine getirilmesine engel teşkil etmez."


Suçluyu Kazıyın, Altından İnsan Çıkar.
Faruk Erem

(Referans Gazetesi | 24.06.2009)

GÜNDEM