BASINDAN YAZILAR
Otomobilde ÖTV indirimine rağmen vergi gelirleri arttı / Ahmet Yavuz - MuhasebeTR

Otomobilde ÖTV indirimine rağmen vergi gelirleri arttı / Ahmet Yavuz

Geçen hafta yeni Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in tıpkı bir önceki bakan Kemal Unakıtan gibi kapsamlı ve güzel düzenlenmiş bir vergi affıyla göreve başlamasının başarısını artıracağını söylemiştim. Çünkü veriler açıktı; ana faktör kriz olmakla beraber birçok gerekçeyle mükellefler vergi borçlarını zamanında ödeyememiş ve günümüz enflasyon oranlarına göre oldukça yüksek olan gecikme faizi sebebiyle bu borçlar afaki bir şekilde artmıştı.
Ana borcu bile ödeyememiş mükellefin faizlerle artmış yeni meblağı ödemesi çok zor olduğundan borçlar daha da katlandı. Acilen bu mükellefleri sıkıntıdan kurtaracak ve bütçeye maddi getiri sağlayacak bir düzenleme yapılması gerektiğini tekrar hatırlatmak istiyorum.

Bu arada geçen yıl çıkarılan taksitlendirmeye müracaat eden mükellefler de krizin etkilerini hissettirdiği dönemlerde taksitlerini ödeyemez hale geldi. İki taksit ödemesini ihmal eden mükellefin taksitlendirmesi bozuluyor ve yeni taksit ödenemez oluyor. Bu duruma düşenlerin de gözetilmesi ve taksitlendirmeye devam etmelerinin sağlanması lazım. Nitekim hafta içinde Varlık Barışı Kanunu'nda süre uzatımına gidileceği açıklaması geldi.

Geçen gün takip ettiğim panelde aynı minvalde teklifleri duyunca 'aklın yolu bir' demekten kendimi alamadım. Vergi Denetmenleri Derneği'nin organize ettiği panelde vergi politikalarının ekonomiye etkisi konuşuldu. Dernek, Türkiye Sanayici ve İşadamları Vakfı tarafından '2009 yılının derneği ödülü'nü kazanmış oldukça aktif bir kuruluş. Güzel ve güncel bir konu seçilerek alanında uzman panelistler davet edilmiş. Vergi politikaları kişilerin tasarruflarını, dolayısıyla harcanabilir geliri etkileyerek ekonomiyi yönlendirme kabiliyetine sahip. Tabii ki bunda kayıt dışı ekonominin ve mükelleflerin vergiye gönüllü uyumunun oranı doğrudan etkili. Çok değerli panelistlerin görüşleri hem bilgilendirici hem de ufuk açıcıydı. Panelin açış konuşmalarını yapan Gelir İdaresi Başkanı ve İstanbul Vergi Dairesi Başkanı, kriz ortamında mükelleflere yardımcı olmak için ellerinden geleni yaptıklarını ifade etti. Mesela mükelleflerin finansman sıkıntılarını aşmaları için sorunsuz iade taleplerinin bekletilmeden yapıldığını, ödeme güçlüğü çeken mükelleflerin tecil ve taksitlendirme taleplerine mümkün olduğunca olumlu cevap verildiğini vurguladılar. Ayrıca kriz sebebiyle vergisini zamanında ödeyemeyen mükelleflere haciz vb. uygulamalara gidilmediğini belirttiler. OECD ülkeleri içerisinde işgücü üzerindeki vergi yükünü en çok indiren iki ülkeden birisinin Türkiye olduğu bilgisini verdiler.

VERGİ İNDİRİMİ PİYASAYI HAREKETLENDİRDİ

Panelde esasen vergi politikalarının ekonomiyi yönlendirmede para politikasından daha etkili olduğu dile getirildi. Ancak maliye politikasında karar alma sürecinin çok uzun ve zahmetli olduğu da ayrı bir gerçek. Maliye politikası belirlenirken devreye siyasetinden çıkar grubuna, vergi adaleti idealizminden global ekonomiye kadar birçok faktör giriyor. Diğer ülkeler genel olarak krizde vergi politikasını vergi indirimi şeklinde belirledi. Bizde de aynı politika kabul edildi. Otomotiv, beyaz eşya, mobilya, inşaat, bilgisayar gibi sektörlerde yapılan ÖTV ve KDV indirimleri durgun piyasayı hareketlendirdi. Tüketiciler, vergi indirimlerini fırsat bilip erteledikleri taleplerini karşılama yoluna gittiler. Bu sayede krizin etkilerinin azaldığı görüldü. Yapılan vergi indirimlerinin tüketicilere yansıyan fiyatı etkileyip etkilemediği sorusu panelde genel olarak olumlu cevap buldu. Konuyla ilgili yapılan araştırmada vergi indirimi oranlarının otomobilde yüzde 80, beyaz eşya ve ev aletlerinde yüzde 100, görsel-işitsel ekipmanda yüzde 30, mobilyada yüzde 112 ve bilgisayar ve bilişim araçlarında yüzde 140 oranında tüketiciye yansıtıldığı tespit edilmiş. Görüldüğü gibi vergi indirimleri mobilya, bilgisayar ve bilişim araçları alanlarında diğer indirim kampanyalarıyla birleşerek vergi indiriminden daha yüksek indirimlere yol açmış. Panelde, vergilendirmenin büyük oranda dolaylı vergilerle yapıldığı ülkemizde vergi politikasının değiştirilmesi gerektiği ve bizim gibi ülkelerde işin anahtarının vergi denetimi olduğu da önemle vurgulandı. Hatta vergi denetiminin özerk bir üst kurul şeklinde organize edilmesi gerektiği, muhatap olduğu kitle sebebiyle oldukça önemli bir fonksiyon gören bu birimin bağımsız çalışmasının çok önemli olduğu belirtildi.

Vergi denetmenlerinin konu ile ilgili yaptığı bir araştırmanın sonuçları oldukça ilgi çekici. Araştırma çerçevesinde 13 otomobil markasının toplam 171 bayiinden alınan veriler ve elde edilen vergi gelirleri, indirim öncesi rakamlarla karşılaştırıldı. Çalışmaya göre vergi indirimleri öncesindeki 1-15 Mart tarihleri arasında 2 bin 846 adet taşıt satışı gerçekleştiği, buna karşılık indirimlerin yürürlükte olduğu 16-31 Mart döneminde 9 bin 445 taşıt satıldığı tespit edilmiş. 1-16 Nisan arasındaki satışlar vergi indirimli dönemin ilk 15 gününe göre bir düşüş göstermiş görünse de (6 bin 48 adet) vergi indirimsiz döneme göre iki mislinden fazla artış sergiliyor. Çalışmada bu taşıtlar üzerinden sağlanan ÖTV, KDV ve diğer vergi hâsılatının vergi indirimine rağmen satış miktarı arttığı için büyük artış gösterdiği ortaya kondu. Yani devletin almaktan feragat ettiği vergilerin toplam vergi gelirlerini artıcı yönde etkisi olmuş. Çalışmada dikkat çekici diğer bir durum otomotiv ana distribütörlerinin ve bayilerin yüzde 12'ye varan oranlarda zam yaptığı hususu. Bu zamlar hem yukarıda bahsettiğim üzere vergi indirimlerinin tüketiciye yansıma oranını aşağıya düşürmüş hem de tüketicilerin talebini bir nebze kırmış görünüyor.

(Zaman Gazetesi | 01.06.2009)

GÜNDEM