BASINDAN YAZILAR
İşyeri ve işçiler için tek bildirim yeterli olacak / Metin Taş, Sezgin Özcan - MuhasebeTR

İşyeri ve işçiler için tek bildirim yeterli olacak / Metin Taş, Sezgin Özcan

Bürokratik işlemleri artırması, zaman ve emek kaybına neden olması yönleriyle eleştiri konusu olan, aynı mahiyetteki işyeri ve işçi bildirimlerinin birden fazla kuruma verilmesi uygulamasına son veriliyor. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na (SSGSS Kanunu) şu anda Cumhurbaşkanlığı'nda imzada bulunan 'Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'la eklenen ek madde ile, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na verilmesi zorunlu olan işçi giriş bildirimleri ve işçi çıkış bildirimleri ile aynı mahiyette Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) verilmesi zorunlu olan sigortalı işe giriş ve ayrılış bildirimleri ile yine aynı mahiyette olan işyerlerine ilişkin bildirimlerin farklı yapılması yerine bu bildirimlerin SGK'ya yapılmasının yeterli sayılması amaçlanıyor.
Uygulamaya ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek.
İŞYERİ BİLDİRİMİ
Mevcut yasal düzenlemelere göre, bir işyerinin açılması, devri, intikali veya nakli ve kapatılması halinde; 5510 sayılı SSGSS Kanunu'nun 11. maddesine göre SGK'ya, 4857 sayılı İş Kanunu ile 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunları'nın 3. maddelerine göre bölge müdürlüğüne bildirimde bulunulması gerekiyor.
Yeni düzenlemeye göre, işyerine ilişkin olarak SGK ve bölge çalışma müdürlüklerine ayrı ayrı bildirim yapmak yerine, SGK'ya yapılan bildirim yeterli olacak. Ticaret sicili memurluklarınca işyeri tesciline ilişkin SGK'ya yapılan bildirimlerin dışında, ayrıca Bakanlık ilgili bölge müdürlüğüne bildirimde bulunulmayacak.
İŞÇİ GİRİŞ ÇIKIŞ BİLDİRİMİ
Mevcut yasal düzenlemelere göre işverenler, yanlarında çalışanların çalışmaya başlamalarını ve işten ayrılmalarını, SSGSS Kanunu'nun 8 ve 9. maddelerine göre SGK'ya, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 62. maddesine göre de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bildirmek zorundalar.
Buna göre işverenlerin, işe aldıkları işçiler için Ek-1 İşçi Bildirim Listesi, herhangi bir nedenle işten çıkan veya çıkarılan işçiler için Ek-2 İşçi Çıkış Bildirim Listesi düzenleyerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na izleyen ayın 15'ine kadar vermeleri gerekiyor. Yasal süresinde bildirimde bulunulmaması da para cezası uygulanmasını gerektiriyor.
Yeni düzenleme ile işe giren ve çıkan işçilerle ilgili olarak, Sendikalar Kanunu'na göre Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na işçi giriş ve çıkış bildirimi verilmesi uygulaması kaldırılıyor. SGK'na yapılan giriş ve çıkış bildirimleri, Sendikalar Kanunu'na göre verilmiş bildirim sayılacak.
Yapılan düzenleme son derece isabetli olup, eleştiri konusu olan bürokratik işlemleri azaltacağı gibi, zaman ve emek kayıpları ile gereksiz yere ceza uygulamalarını ortadan kaldıracaktır.

İrsaliyeden sorumlu eleman
Uygulamada görülen aksaklıklara değindikçe farklı konulara ilişkin ilginç uygulamaları aktaran iletiler geliyor. Bu kez konumuz, sevk irsaliyesi...
Olay, şehir dışına kargo şirketi aracılığıyla mal gönderen mükellefle ilgili. Mükellef, göndereceği malları kolilere yerleştirdikten sonra bu mallara ilişkin sevk irsaliyesini düzenler. İrsaliyede kanunen yer alması gereken bütün bilgilere eksiksiz olarak yer verir. Bununla da yetinmeyip malların kaç koliden ibaret olduğunu da belirtir ve kargo şirketine gönül rahatlığı içinde teslim eder.
Kargo şirketi irsaliyeyi kolilerden birisinin üzerindeki naylon cebe yapıştırır ve mal yola çıkar. Yolda yapılan denetimde görevliler üzerine irsaliye yapıştırılmamış diğer koliler için de sevk irsaliyesi düzenlenmesi gerektiği düşüncesindedirler. Bu düşüncelerini eyleme de dökerler ve düzenledikleri tutanakta diğer koliler için 'irsaliyesiz mal sevki yapılmıştır' ibaresine yer verirler. Sonrası malum, mükellefe 160 TL tutarında ceza tebliğ edilir.
Kesilen ceza miktarına bakan mükellef, uygulamanın haksız olduğunu bilmesine rağmen 'içtiğim su ürküttüğüm kurbağaya değmez' düşüncesiyle sineye çeker. Bu ceza tutarı için dava açmak hem mahkemelerin iş yükünü artıracak hem de mükellef için külfet oluşturacaktır.
Fakat her sevkıyatta aynı senaryo tekrarlanır. Mükellef sonunda havlu atar ve her koli için ayrı irsaliye düzenlemeye başlar. Sevkıyatın sıklığı ve kolilerin fazlalığı sonucu bu işe tek başına yetişemeyeceğini anlar ve yeni bir eleman işe alır.
Aldığı elemanın tek işi irsaliye konusunun takibidir. Yeni eleman kız istemeye gittiğinde 'oğlunuz ne iş yapar' sorusuna karşı verilecek cevap çok nettir: 'İrsaliyeden sorumlu muhasebe elemanı.'
İşte, maliyecilerin istihdama katkısını gösteren ilginç bir örnek. Şaka bir yana, bu tür hatalı uygulamalar mükellefleri hem maddi hem de psikolojik yönden olumsuz etkiliyor. Bizden duyurması...
TAŞLAMA
Hizmet aşkı!
Beledİye meclis üyesi listelerinin tesliminin ardından, çarşı karışmış durumda. İstifa haberleri, kasetler, klipler ve kavgaların arkası kesilmiyor. Gelişmelere bakarak 'vay be hizmet aşkına bakın' demekten kendimizi alamıyoruz.
Bu kadar patırtının nedeninin üyelere toplantı başına ödenen 115 TL'lik 'huzur hakkı' olmadığı kesin. Bu arkadaşların, 'doyurulamayan yamyamlara' öykünmesi olasılığını ise aklımıza bile getirmiyoruz (saflığımızdan). Bu durumda, bu didişmelerin hizmet aşkından başka açıklaması yok.

Sigortasız geçen günleri borçlanabilir miyim?
SSK başlangıç tarihim Haziran 2002. Daha sonra Nisan 2006'ya kadar arada prim boşluğum var. O arayı ödemek istiyorum. Bu konuyla ilgili bir borçlanma yasası mevcut mudur? Ayşen Karam
Geçmişte sigortasız geçen günlerin borçlanılmasını sağlayan bir yasal düzenleme yok. Dolayısıyla geçmişte sigortasız geçen günlerinizi borçlanamazsınız.

Şirket ortağının emekli aylığından destek primi kesilir
Ben 25 yıl devlet memurluğundan sonra emekli oldum. 2008 yılı eylül ayında bir şirket kurdum. Şirket ortağı olduğum için her ay maaşımdan 206 TL kesilmektedir. Bu konudaki açıklamalarınızı gazetenizin size ait köşesinde yayınlarsanız mutlu olacağım. Aydın Gözütok
Emekli olduktan sonra 4/b (Bağ-Kur) kapsamında kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan limited şirket ortakları ve anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi ortakları sosyal güvenlik destek primi ödemek zorunda. Sosyal güvenlik destek primi emekli aylığından kesinti yapılmak suretiyle ödeniyor. Kesinti tutarı, ilgili yılın ocak ayında ödenen en yüksek Bağ-Kur emekli aylığından yapılacak kesinti tutarını aşmamak üzere 2009 yılı için emekli aylığının yüzde 13'ü kadar. Bu oran 2010 yılında yüzde 14, 2011 yılından itibaren ise yüzde 15 olarak uygulanacak.

Bağ-Kur kaydını yaptırmayanların sigortalılık başlangıcı
KardeŞİm 2002 yılında bir iş yeri açtı. Yaklaşık 20 ay çalıştırdı, daha sonra kapattı. Vergi dairesinden Bağ-Kur'la ilgili bir kağıt aldı ve Bağ-Kur'a gittik fakat o yıllara göre Bağ-Kur'lu olamıyormuş. 1.10.2008'den itibaren Bağ-Kur'lu olacakmış. Gerçi ilgili kanunda ne dediğini memur arkadaş da tam anlatamadı. Kardeşim 2002 yılından Bağ-Kur'lu olabilir mi ne yapması gerekiyor? Cumali Bağcı
5510 sayılı SS ve GSS Kanunu'nun geçici 8. maddesine göre, 4/b (Bağ-Kur) kapsamında sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 1 Ekim 2008'den önce kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların sigortalılıkları, 1 Ekim 2008 itibarıyla başlatılıyor. Ancak 1 Ekim 2008 tarihi ile 4 Ekim 2000 tarihi arasında vergi mükellefiyetleri bulunmak kaydı ile 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren altı ay içinde talepte bulunulması halinde, vergi mükellefiyet sürelerinin tamamı için asgari ücret ile asgari ücretin 6,5 katı arasında kalmak şartı ile sigortalının kendisi tarafından belirlenecek prime esas kazanç tutarının yüzde 32'si üzerinden hesaplanacak borçlanma tutarının, tebliğ tarihinden itibaren altı ay içinde ödenmesi halinde, bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi mümkün olabiliyor.
Vergi dairesinden aldığınız belge ile başvurarak bu hükümden yaralanıp, kardeşinizin 2002 yılındaki vergi kaydına bağlı olarak Bağ-Kur sigortalılığını tescil ettirebilirsiniz.

(Akşam Gazetesi | 24.02.2009)

GÜNDEM