BASINDAN YAZILAR
Döviz, para, altın ve diğer kıymetlerin milli ekonomiye kazandırılmasına yönelik.. / İsmail Kökbulut - MuhasebeTR

Döviz, para, altın ve diğer kıymetlerin milli ekonomiye kazandırılmasına yönelik.. / İsmail Kökbulut

Kamuoyunda bir süredir tartışılan küresel krizin ülkemiz üzerindeki etkisini azaltmaya yönelik tedbirlerin alınması gündemde.

Yapılacak düzenlemeler ile gerek yurt dışındaki gerekse yurt içindeki para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının ülke ekonomisine kazandırılması amaçlanmakta. Bu kapsamda “Bazı varlıkların milli ekonomiye kazandırılması hakkında kanunun tasarısı” önümüzdeki günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde olacak.

Küresel kriz nedeniyle bir çok kişiyi ilgilendiren kanunun amacı; gerçek ve tüzel kişilere ait olup yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını ve taşınmazlarını milli ekonomiye kazandırmak ve bunun neticesinde yurt içinde bulunan ancak işletmelerin özkaynakları içerisinde yer almayan bu tür varlıkların sermaye olarak değerlendirilmesi suretiyle işletmelerin sermaye yapılarının güçlenmesini sağlamaktır.

Yurt dışındaki paralar için ne yapılacak ve ne kadar vergi ödenecek; Gerçek veya tüzel kişilerce, 1/10/2008 tarihi itibarıyla sahip olunan ve yurt dışında bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile varlığı kanaat verici bir belgeye dayanan taşınmazlar, bu Kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncü ayın sonuna kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle banka veya aracı kuruma bildirecek ya da vergi dairelerine beyan edilecek.

Bu kıymetler, defter tutan mükellefler tarafından beyan tarihi itibarıyla kanuni defterlere kaydedilebilecek. Beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %2 oranında vergi tarhedilecek ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecek. Ödenen bu vergi, hiçbir suretle gider yazılamayıp başka bir vergiden de mahsup edilemeyecek.

Yurt içindeki paralar için ne yapılacak ve ne kadar vergi ödenecek; Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan, ancak 1/10/2008 tarihi itibarıyla kanuni defter kayıtlarında işletmenin özkaynakları arasında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları ile taşınmazlar, bu kanunun yayımlandığı ayı izleyen üçüncü ayın sonuna kadar Yeni Türk Lirası cinsinden rayiç bedelle vergi dairelerine beyan edilecek. Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, kanuni defterlerine, taşınmazlar dışındaki varlıklarını banka ve aracı kurumlardaki hesaplara yatırmak suretiyle kaydederek pasifte özel fon hesabı açacaklar.

Bu fon hesabı, sermayenin cüz’ü addolunulacak ve beyan tarihinden itibaren altı ay içinde sermayeye ilave edilecek. Beyan edilen varlıkların değeri üzerinden %10 oranında vergi tarhedilecek ve bu vergi, tarhiyatın yapıldığı ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenecek. Kanunda belirlenen ve yukarıda açıklamış olduğumuz esaslara göre beyan edilen varlıklar nedeniyle hiçbir suretle 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacak.

Ancak, diğer nedenlerle bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra başlayan, 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu, gelir, kurumlar ve katma değer vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından, bu Kanun kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilerek tarhiyat yapılacak.

Kanun hükmünden yararlananlara,Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ve Vergi Usul Kanununda düzenlenen suçlar ve Türk Ceza Kanununda gösterilen suç yönünden soruşturma veya kovuşturma yapılmayacak ve idari para cezaları uygulanmayacak. Bu hüküm ile paralarını ve diğer menkul kıymetlerini bildirenlere güvence verilmiş oluyor.

Yurt dışında elde edilen kazançlara vergi istisnası getiriliyor; Kanun tasarısında 30/4/2009 tarihine kadar yurt dışında elde edilen iştirak hisselerinin satışından doğan kazançları, iştirak kazançları, yurt dışında bulunan işyeri veya daimi temsilciliği aracılığıyla elde edilen ticari kazançları, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 31/5/2009 tarihine kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması kaydıyla gelir ve kurumlar vergisinden istisna tutulmaktadır. Böylelikle kanunun belirlediği sürelerde elde edilen kazançların, yurt içinde alınması gereken vergilerden vazgeçilerek ülkeye bir an önce getirilmesi cazip hale getiriliyor.

(Bugün Gazetesi | 27.10.2008)

GÜNDEM