BASINDAN YAZILAR
Sermaye azaltmasında enflasyon farkları vergiye tabi olur mu / Veysi Seviğ-Bumin Doğrusöz - MuhasebeTR

Sermaye azaltmasında enflasyon farkları vergiye tabi olur mu / Veysi Seviğ-Bumin Doğrusöz

Mükellefler geçmişte yaptıkları sermaye artırımı sırasında enflasyon farklarını hesaplarına ekleyebiliyor. Ancak şirketin tasfiyesi kararı alındığında sermayeye eklenen bu enflasyon farkları sorun yaratabiliyor.

 

SORU: Kurumlar Vergisi mükellefi olarak sermaye azaltmasına karar verdik. Ancak geçmişte hesaplarımızda enflasyon farkları var ve biz bu farkları sermayeye ekledik. Şimdi eğer sermaye azaltmasını yaparsak bu farklar vergiye tabi olur mu? Eğer şirketin tasfiyesine karar verilirse, bu takdirde yine enflasyon farklarının sermayeye eklenmesi sorun yaratır mı?

YANIT: Vergi Usul Yasası'nın geçici 25. maddesi ile mükerrer 298. maddeleri pasif kalemlere ait enflasyon fark hesaplarının başka bir hesaba nakledilmesi veya işletmeden çekilmesi halinde, söz konusu farkların işlemin yapıldığı dönemin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulmasını öngörmüştür. Bir başka anlatımla Vergi Usul Yasası'nın geçici 25/g maddesinde hükme bağlandığı üzere "Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir suretle bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde, bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tabi tutulur" Bu hükme paralel bir hükümde aynı yasanın mükerrer 298/A-5 maddesinde yer almaktadır.

Bazı pasif hesaplara ilişkin fark hesaplarının söz konusu hesapların özelliği gereği başka hesaplara aktarılması gerekmektedir. Örneğin yıllarca sari inşaat ve onarım işlerine ait hak edişlere ait düzeltme farkları gibi. Bu farklar işin bitiminde maliyetle karşılaştırılarak uygulamada kâr/zarar hesabına aktarılmıştır. Benzer şekilde avanslara ilişkin taahhütlerin yerine getirilmesi ve parasal olmayan alınan avanslarda kapatılırken bu avanslara ait düzeltme farkları ilgili hesaplara aktarılarak kapatılmıştır.

Diğer yandan Vergi Usul Yasası'nın geçici 25. maddesi gereği olarak öz sermaye kalemlerine ait enflasyon farklarının düzeltme sonucu oluşacak geçmiş yıl zararlarından mahsubu da vergilendirilme hükmü dışında tutulmuştur. Dolayısıyla zarar düzeltmelerinde öz sermaye kalemleri için düzeltme yapılamamaktadır. Çünkü öz sermayenin düzeltilmesi halinde fark zarar yazılmaktadır. Bu bağlamda da zararın aynı miktarda azaltılması bunların düzeltilmemesi ile aynı sonucu vermektedir.

Vergi Usul Yasası'nın mükerrer 298.maddesinin (A) fıkrasının 5 numaralı bendinin beşinci fıkrasının ikinci cümlesi gereği olarak 01.01.2004 tarihinden sonra yapılan düzeltmelerde de öz sermaye kalemlerine ait enflasyon fark hesaplarının geçmiş yıl zararlarına mahsubu mümkün olmuştur.

Tüm bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere kurumlar tarafından yapılan enflasyon düzeltmesi işlemlerinden doğan farkların kurum sermayesine eklenmiş bulunan farkların sermaye azaltımı sırasında dikkate alınması ve işletmeden bir çekiş olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ancak, Gelir Vergisi Yasası'nın geçici 65.maddesi gereği olarak 31.12.1998 veya daha önceki tarihlerde sona eren hesap dönemlerinde elde edilen kârların sermayeye eklenmesi, daha sonra sermaye azaltımı yapılması yoluna gidilmesi halinde, anılan kârlar ortaklara dağıtılmış olmakla birlikte, Gelir Vergisi Yasası'nın 94.maddesine göre tevkifat yapılmamaktadır. Bu bağlamda da sermaye azaltması yapan şirketin tam mükellef kurum konumunda olan ortağına dağıtılacak söz konusu geçmiş yıl kârları ve enflasyon farkları üzerinden Gelir Vergisi Yasası'nın 94 ve Kurumlar Vergisi Yasası'nın 15.maddelerine göre tevkifat olmayacaktır. Bu bağlamda da kâr dağıtımı yapılan ortağın dar mükellef kurum olması halinde Kurumlar Vergisi Yasası'nın 30. maddesine göre kurumlar vergisi tevkifatı yapılmaktadır.

Ayrıca, daha önce sermayeye eklenmiş olan pasif kalemlere ait enflasyon fark hesaplarının, şirketin sermaye azaltması yapması veya tasfiye edilmesi nedeniyle ortaklara dağıtılması halinde, işletmeden çekilen tutarların öncelikle kurumlar vergisine tabi tutulması, vergi sonrası ortaklara dağıtılan kazancın da kâr dağıtımına bağlı olarak vergi kesintisine (tevkifata) tabi tutulması gerekmektedir. (Konuya ilişkin ayrıntılı bilgi için bakınız: Bünyamin Öztürk "Sermayeye eklenen enflasyon farklarının ve geçmiş yıl kârlarının sermaye azaltılması durumunda ortaklara dağıtılması" Mali Pusula, Sayı:45, sf:18-20 ) (V. SEVİĞ)

SORU: Sahibi bulunduğum ve tatil yöresinde kullandığım, evimin önünde denizde, karaya bağlı bulunan şişme botumun Motorlu Taşıtlar Vergisine tabi olduğu söylendi ve bu durumdan dolayı da vergi dairesine şikayet edildiğimi öğrendim. Benim söz konusu botum sadece alt tarafı fiberglas olan bir anlamda şişme ve takma motorlu. Bu bot için vergi ödemem gerekmekte midir?

YANIT: Motorlu Taşıtlar Yasası'nın 6.maddesi gereği olarak "özel amaçlı kullanılan yat, kotra ve her türlü motorlu tekneler" söz konusu yasada yer alan (III) no'lu tarifeye göre motorlu taşıtlar vergisine tabi olmaktadır.

Buna göre özel amaçla kullanılan yat, kotra ve her türlü içten ve dıştan takma motorlu tekneler vergi kapsamına alınmıştır.

Dolayısıyla uygulamada ilgili liman sicilinde tonilato belgesi almak suretiyle tescil edilen teknelerin Motorlu Taşıtlar vergisine tabi tutulması gerekmektedir.

Yukarıda açıkladığımız üzere, mevcut yasal düzenleme gereği olarak her türlü motorlu teknelerin motorlu taşıtlar vergisine tabi tutulması yasal zorunluluktan kaynaklanmaktadır. (V. SEVİĞ)

 

VERGİ PARASININ ÇALINMASI

SORU: Bizim banka hesabımızda yaşanan ekonomik darboğaz nedeniyle fazla bir bakiye bulunmamaktadır. Bu nedenle vergi ödeme tarihlerinde denkleştirdiğimiz vergi miktarını nakit olarak ilgili vergi dairesi hesabına nakit olarak bankaya yatırmaktayız.

Ancak üç ay önce hem katma değer vergisini ve hem de muhtasar vergisini yatırmak üzere veznedarımız ile ortaklarımızdan birisinin bankaya para götürmesi sırasında, aracımız yolda durdurularak paramız gasp edildi ve veznedarımız ile ortağımız ağır yaralandı. Bu nedenle vergilerimizi yatıramadık. Bu konuda resmi makamların tuttukları tutanaklar ve olayın oluş şekli belgeli olmasına karşılık vergi dairesi bizden vergiyi zamlı olarak alabilir mi? (V. SEVİĞ)

YANIT: Vergi Usul Yasası'nın 17.maddesi gereği olarak "zor durumda bulunmaları hasebiyle vergi muamelelerine müteallik ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek olanlara, kanuni sürenin bir katını, kanuni sürenin bir aydan az olması halinde bir ayı geçmemek üzere Maliye Bakanlığınca münasip bir mühlet verilebilir.

Bu mühletin verilebilmesi için;

* Mühlet isteyen, sürenin bitmesinden evvel yazı ile istemde bulunmalıdır.

* İstemde gösterilen mazeret, mühlet verecek makam tarafından kabule layık görülmelidir.

* Mühletin verilmesi halinde verginin alınması tehlikeye girmemelidir.

Yaşamış olduğunuz müessef olay dolayısıyla sizin zor durum halinde olduğunuz kesin olmasına rağmen, başvurunuzun gecikmiş olması dolayısıyla ödeme süresinin uzatılması konusunda herhangi bir işlem yapılamadığı anlaşılmaktadır.  

 

YARGI KARARLARINDA

İSPAT

Danıştay 7.Dairesi E.2001/759 K.2005/2272 T.5.10.2005

Olayda her ne kadar davacı döviz cinsinden borç para verdiğini kabul etmekle birlikte faiz almadığını söylemiş, borç alan kişi de faiz ödemediğini, almış olduğu borç karşılığında davacıya Türk Lirası cinsinden kredi kullandırdığını ifade etmişse de; 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 28/3. maddesine göre bir kişinin banker sayılabilmesi için ivaz karşılığı ödünç para verme işleminin devamlı ve mutad meslek halinde yapılıyor olması ve süregelen içtihatlara göre, aynı takvim yılı içinde birden fazla kişiye yada birden fazla olmak üzere bir kişiye veya birbirini izleyen yıllarda bir yada birden çok kişiye ödünç para verilmesi hallerinin ikraz işiyle devamlı ve mutad meslek halinde uğraşıldığını göstermesi ve VUK'un 3. maddesine göre vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin, günün ekonomik ve ticari koşullarıyla, olay yada muamelenin tekemmülü ve hukuksal varlık kazanabilmesi için öngörülen teknik gerekliliklere aykırı olmaması ve hayatın doğal akışına uygun olmasının zorunlu olması karşısında; döviz alım satımı işini yapan kişiye davacının karşılıksız olarak borç para vermesinin, mali durumu borçlanmayı gerektiren kişinin de davacıya kredi kullandırmasının ekonomik ve ticari icaplara aykırı olması ve herhangi bir sözleşme ile kanıtlanamayan bu iddianın normal ve mutad olana uygun olmaması sebebiyle, davacının ikrazatçılık yaptığından bahisle adına yapılan cezalı vergi (BSMV) tarhiyatında hukuka aykırılık yoktur.

 

Danıştay 3. Dairesi E.2004/1601 K.2005/1589 T.28.6.2005

Davacı şirketin kredi kartı ile yaptığı satışlardan kaynaklanan hasılatının bir kısmını kayıt ve beyan dışı bıraktığından bahisle hakkında tarhiyat yapılmış olup, davacı tarafından kredi kartı ile yapılan işlemlerden elde edilen hasılatın kayıt ve beyan dışı bırakılan kısmının işletmenin finansman ihtiyacını karşılamak amacıyla kullanıldığı iddiasının inceleme sırasında inceleme elamanına belirtilmemesi, yasal defter ve belgelerde de izlenilmediğinden kredi kartları ile tahsil edilen paraların işletmenin ne tür finansman ihtiyacının karşılanmasında kullanıldığının ortaya koyulmaması ve kredi kartının finansman ihtiyacının giderilmesinde kullanılmasının ticari icaplara uygun olmayıp, aksinin ispatı yükünün iddia eden davacıya ait olması sebepleriyle, davacı hakkında yapılan tarhiyat hukuka uygundur.

 

Danıştay 3.Dairesi E.2004/2033 K.2004/3410 T.27.12.2004

(…) ticareti yapan davacının, 1998 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini vermemesi nedeniyle adına yapılan ve ilgili yılda zarar ettiğini ileri sürerek ve gelir tablosu ile bilançonun birer fotokopisini dilekçesine ekleyerek dava konusu ettiği cezalı kurumlar vergisi tarhiyatı, vergi mahkemesince kaldırılmışsa da; VUK'un 3/B maddesine göre, vergilendirmede serbest delil sisteminin kabul edildiği, yemin ve vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık olmayan tanık ifadesi dışında hukuken itibar edilebilecek her türlü delilin ispatlama aracı olarak kullanılabilecek olması, sözü edilen gelir tablosu ve bilançonun hukuken itibar edilebilecek maddi delil niteliğinde sayılması için, defter ve belgelerin ihticaca salih olması ve defter kayıtlarının gelir tablosu ve bilançoyu doğrulamasının gerekmesi ve Mahkemece davacı şirketin defterlerinin tasdikli olup olmadığı, belgelerinin anlaşmalı matbaada bastırılıp bastırılmadığı, kanunda belirtilen kayıt nizamına uygun tutulup tutulmadığı, düzenlenen belgelerin kanıt niteliğini haiz olup olmadığının tespit edilerek ve bilanço ve gelir tablosundaki kayıtların defterlerle uyumu yönünden inceleme yapılarak, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davacı şirketin zarar ettiği iddiasına itibar edilerek verilen kararda yasal isabet yoktur.

 

ÖZELGELERDE

BANKA SİGORTA MUAMELE VERGİSİ

1.Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 30.4.2008 tarih ve 1084 sayılı özelgesi;

"Serbest Bölgeler Kanunu'nun geçici 3. maddesinin yürürlüğe girdiği 6.2.2004 tarihi itibariyle serbest bölgelerde faaliyette bulunmak üzere ruhsat almış banka şubelerinin, 31.12.2008 tarihine kadar (ruhsat süresi bu tarihten önce sona eriyorsa, ruhsatta yer alan sürenin bitiş tarihine kadar) bu bölgede işlem tarihinde faaliyet ruhsatı bulunan mükelleflerin ruhsatlarında belirtilen faaliyetlerine ilişkin olarak yaptıkları işlemler dolayısıyla lehe aldıkları paralar banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisnadır. Ancak, serbest bölgelerde faaliyette bulunma ruhsatını 6.2.2004 tarihinden sonra alan banka şubelerinin yaptıkları işlemler dolayısıyla lehe aldığı paralara BSMV istisnası uygulaması mümkün değildir."

2. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 19.6.2008 tarih ve 1430 sayılı özelgesi;

"Bir sigorta poliçesinin düzenlenmesi koşuluna bağlı olarak sigorta şirketi tarafından kendilerine banka ve sigorta muamelesi kapsamına giren sigorta primleri üzerinden komisyon ödenen sigorta ve reasürans brokerlerinin bu hizmetleri katma değer vergisinden istisnadır, ayrıca banka ve sigorta muameleleri vergisinin konusuna da girmezler."

3. İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 6.3.2008 tarih ve 530 sayılı özelgesi;

"Gider Vergisi Kanunu'na 5582 sayılı Kanun ile eklenen 29/y maddesi ve Sermaye Piyasası Kanuna yine aynı Kanun ile eklenen Geçici 11. madde düzenlemeleri ile bankaların konut finansmanı kapsamında tüketiciler ile yaptıkları bütün işlemler banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna edilmiş ve ayrıca 6.3.2007 tarihinden önce düzenlenmiş olan konut kredileri sözleşmeleri dolayısıyla sehven ödenen vergilerin mükellef bankaya iadesi imkanı sağlanmıştır. Bunla beraber, bu iade hakkından yararlanabilmek için, iade konusu işlemin konut finansmanı tamını kapsamında vergiden istisna bir işlem olması, vergiye muhatap olan ile işlemin yapan mükellefin, verginin mükellefi olunan vergi dairesine başvurması, istisna konusu işleme ilişkin olarak daha önce beyanda bulunulduğunun ve tahakkuk eden verginin ödendiğini tevsiki ve ayrıca vergiye muhatap kişi tarafından sözleşme konusu işlemin Sermaye Piyasası Kanununun 38/A maddesinde yer alan konut finansmanı tanımı dışında değerlendirilmesi talebinde bulunulmadığının tevsiki gerekmektedir. Bu şartlarlara riayetle ve VUK'un düzletmeye ilişkin hükümleri çerçevesinde bu vergiye muhatap olanlara verilmek üzere mükellefe iadesi mümkündür."

4. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 29.7.2008 tarih ve 22567 sayılı özelgesi;

"Sigorta işlemlerinde sigorta şirketleri tarafından teminat altına alınan risklere karşılık poliçede gösterilen prim tutarları üzerinden banka ve sigorta muameleleri hesaplanmaktadır. Poliçede yer alan yangın sigortası ve benzeri sigortalar dolayısı ile alınan prim tutarlarının tamamı banka ve sigorta vergisi matrahını oluşturmaktadır. 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu uyarınca yangın sigortaları dolayısıyla alınan prim tutarı üzerinden ayrıca yangın sigortası vergisi hesaplanarak ödenmektedir. Bu sebeple, yangın sigortasına ilişkin prim tutarı da dahil poliçede yer alan prim tutarları üzerinden BSMV hesaplanması nedeniyle, yangın sigortası vergisi üzerinden ayrıca BSMV hesaplanmaz

(Referans Gazetesi | 24.09.2008)

GÜNDEM