BASINDAN YAZILAR
Türk Vergi Sisteminin Oluşumu - MuhasebeTR

Türk Vergi Sisteminin Oluşumu

Vergi Kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder, lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, kuruluşundaki maksat (amaç) hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanır.

Vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir. Ancak vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit (tanık) ifadesi ispatlama (kanıtlama) vasıtası olarak kullanılamaz.

İktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfeti buna iddia eden tarafa aitti.

Vergi dairesi mükellefi tespit eden, vergi tarh eden (vergilendiren), tahakkuk ettiren ve tahsil eden dairedir.

Mükelleflerin vergi uygulaması bakımından hangi vergi dairesine bağlı oldukları hususu vergi kanunları ile belirlenir. Bu bağlamda Hazine ve Maliye Bakanlığı, gerekli gördüğü hallerde; mükelleflerin işyeri ve adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresleri ile il ve ilçelerin idari sınırlarına bağlı kalmaksızın elektronik ortamda kurulanlar dahil olmak üzere vergi daireleri ve bölge bilgi işlem merkezleri kurmaya, vergi dairelerine bağlı şubeler açmaya, vergi dairelerini diğer vergi dairelerinin şubesi olarak belirlemeye, şubelerin yetki, görev ve sorumluluklarını tespit etmeye, vergi dairelerinin yetki alanı ile vergi türleri, meslek ve iş grupları itibariyle mükelleflerin bağlı olacakları vergi dairesini belirlemeye, bağlı olunan vergi dairesi tarafından yapılan işlemlerin diğer vergi daireleri tarafından yapılabilmesine ve vergi dairesince yapılan işlemlerin elektronik ortamda yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

 

Aşağıdaki kimseler görevleri dolayısıyla mükellefi ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine müteallik olmak üzere öğrendikleri sırları veya gizli kalması lazım gelen diğer hususları ifşa edemezler ve kendilerinin veya üçüncü şahısların nef’ine (lehine) kullanamazlar. Şöyle ki;

1)     Vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar;

2)     Vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay’da görevli olanlar;

3)     Vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler;

4)     Vergi işlerinde kullanılan bilirkişiler;

Bu yasak, yukarıda yazılı kimseler bu görevlerinden ayrılsalar dahi devam eder.

Ancak, vergi güvenliğini sağlamak amacıyla gelir vergisi mükelleflerinin Yıllık Gelir Vergisi, sermaye şirketlerinin Kurumlar Vergisi beyannamelerinde gösterdikleri matrahları (zarar dahil) ve beyanları üzerinden tarh olunan Gelir ve Kurumlar vergileri ile mükelleflerin ad ve unvanları, bağlı oldukları vergi dairelerince beyannamelerin verildiği yıl içinde dairenin münasip yerlerine asılacak cetvellerle ilan olunur. Mükellefin bağlı bulunduğu teşekkül varsa bu ilan orada da yapılır.

Mükelleflerin vergi tarhına esas olan beyanları kesinleşen vergi cezaları ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş bulunan vergi ve ceza miktarları Maliye Bakanlığınca açıklanabilir. Ayrıca kamu görevlilerince yapılan adli ve idari soruşturmalar ile ilgili olarak talep edilen bilgi ve belgeler ile bankalara yapacakları vergi tahsiline yönelik bilgiler verilebilir.

Bu bilgilerin verilmesine ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir. Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları vergi inceleme raporuyla tespit olunanların, kanunla kurulmuş mesleki kuruluşlarına ve 3568 sayılı “Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu” ile kurulan birlik ve meslek odalarına bildirilmesi vergi mahremiyetini ihlal sayılmaz. Bu takdirde kendilerine bilgi verilen kişi ve kurumlar da bu maddede yazılı yasaklara uymak zorundadırlar. Maliye Bakanlığı bilgilerin açıklanması ile ilgili usulleri belirlemeye yetkilidir.

Gelir vergisi mükellefleri (Kazancı basit usulde tespit edilenler dahil) ile sermaye şirketleri her yıl Mayıs ayının son gününe kadar vergi tarhına esas olan kazanç tutarları ile bunlara isabet eden vergi miktarlarını gösteren levhayı almak zorundadırlar. İlan ve levhalara ilişkin diğer hususlar Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Gelir İdaresi Başkanlığının görev alanına ilişkin işlerde hizmet alımı yoluyla çalıştırılanlar ile hizmet alımı yapılanların ortak ve yöneticileri, öğrendikleri sırlar ve gizli kalması gereken diğer hususlar açısından bu maddede yazılı yasaklara bu görevlerinden ayrılsalar dahi uymak zorundadırlar.

Kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilgili kanunları uyarınca mükelleflerden talep edilebilen, kurum ve kuruluşların görevleri ile doğrudan ilgili ve görevlerinin ifası için zorunluluk ve süreklilik arz eden bilgilerin, bu kurum ve kuruluşlara verilmesi vergi mahremiyetinin ihlali sayılmaz. Bu durumda kendilerine bilgi verilenler, bu maddede yazılı yasaklara uymak zorunda olup, bu bilgilerin muhafazasını sağlamaya yönelik tedbirleri almakla yükümlüdürler. Maliye Bakanlığı, bu fıkra uyarınca verilecek bilgilerin kapsamı ile bilgi paylaşımına usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

Vergi; devletin ya da devletin yetkilendirdiği kamu tüzel kişilerinin kamu harcamaları karşılamak üzere yasalar çerçevesinde gerçek ve tüzel kişilerin ödeme gücü üzerinden zora dayanarak ve karşılıksız olarak aldığı parasal değerlerdir.

Türkiye Cumhuriyet Anayasası’nın 73’üncü maddesi uyarınca “Herkes kamu giderlerini karşılamak üzere mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.” Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır.

1982 Anayasası’nın 73’üncü maddesi gereği olarak;

  •       Herkes, kamu giderlerinin karşılamak üzere, mali gücüne göre vergi ödemekle yükümlüdür.
  •       Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı maliye politikasının sosyal amacıdır.
  •       Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılırlar.

Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık ve istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinin kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir.

(Kaynak: Veysi Seviğ / Dünya Gazetesi | 25.07.2022)

GÜNDEM