BASINDAN YAZILAR
Gündem Yine Kıdem Fonu - MuhasebeTR

Gündem Yine Kıdem Fonu

Gündem Yine Kıdem Fonu: Bu Defa Çıkacak mı?

4857 sayılı İş Kanunu yine bu iktidar tarafından yenileneli tam 17 yıl oldu. O zaman üzerinde anlaşılamayan kıdem tazminatı konusu sonrasında da her gündeme gelişinde uzlaşma sağlanamadığı için ondan fazla gündeme gelse de bu konuda nihai adım atılamadı.

Yoğun medya desteğine rağmen bunu başaramadı iktidar, yoksa her defasında kendi halkını yanıltmaya hazır kalemlerin desteğini de aldı. Ama ne var ki kendi tabanını bile tam olarak yanıltmayı başaramadığından olsa gerek her defasında sukutu hayale uğradı.

Ama bu defa iş öyle değil, zira cari açık artıyor, döviz yani dolar ihtiyacı büyüyor. Döviz ihtiyacında ithalata dayalı olması nedeniyle ihracat da, bu yol virüs salgını nedeniyle dış turizm de yaraya merhem olacak nitelikte bulunmuyor.

Geçmiş iktidarların Tasarrufu Teşvik Fonu ve Konut Edindirme Fonu fiyaskoları halk için fiyasko ama devleti idare edenler için cazip seçenekler. Bu iktidarın da tepe tepe kullandığı İşsizlik Fonunun da virüs döneminde görüldü ki asıl sahibi olan çalışanlar için olan anlamından daha büyük anlamı fonun finansman desteğinde söz konusu.

İşte tam da bunun için Kıdem fonu konusu raftan indirildi ve bu defa şakası yok. İktidar bu konuyu gözüne kestirmiş bulunuyor.

Bugüne kadar çıkmamasında Kıdem Fonunun işveren kesimine de işçi kesimine de zararı olacağı konusu etkendi. Kazanan ise her hal ü kârda devleti yöneten irade olacaktı. Zira özelikle küçük işverenler kalifiye elemanlarını ellerinde tutamayacak, ağır kavgalar ettikleri personeli ceketini alıp gitse dahi kıdem tazminatını alabilecekti, keza oranı yüzde 8,33’ten yüzde 2-3’lere bile düşürülse işveren için her ay ekstra bir prim yükü anlamına geliyordu. Oysa belki de tazminatsız çıkıp gidecek bir personeli için kendince lüzumsuz yere prim ödemesi anlamına geliyordu işveren kesimi için.

İşçi kesimi için zararı ifadeye gerek yok, zira 4857/17’ye göre geçerli fesihle işten çıkarılsa, kadınsa evlilik, erkekse askere giderken, 08.09.1999 öncesi girişliler için 15 yıl ve 3600 gün koşullarını sağlayarak işten ayrılırken tazminat alabilecek iken şimdi tazminat nasıl çıkarsa çıksın kısmen almak için bile 60 yaşını beklemesi gerekecek.

İktidar bu konuyu bu defa daha güçlü bir reklam ve söylemle gündeme getirirken anlaşılan iki olguya güveniyor. İlki bu defaki taslak “Tazminat tutarının bir kısmı sende bir kısmı bende kalsın anlayışı taşıdığı için” işverenlerin gönlünü almaya yönelik olmasından işverenlerin sıcak bakacağına, ikincisi ise işçi yönünden Korona dönemi nedeniyle bu konuda hiçbir eyleme zaman ve zemin tanınmaması avantajına dayanıyor.

Yoksa amaçladığı gayet açık olan

Evet, söylem elbette başarısız, çünkü tamamlayıcı emeklilik sistemi iddiasının arkasındaki gerçek hedef kamuoyuna adeta sırıtıyor.

Bu iddiayı savunanlar da çarpıttıklarını, özelde kendi ayaklarına da sıktıklarını bilerek savunuyorlar. Bu konuda çıkacak yasa AKP tabanına da kaybettirecek olsa dahi iktidar için artık bu çözüm olmasa bile son çare durumunda. Zira bunu başarırsa ezilen işçi kesiminden daha fazla yolarak bütçe açığını bir nebze olsun kapatma telaşında.

Konumuz dışı ama bakın BES’te de aynı yoldayız. Orada da zorunlu BES’ten caymanın yasaklanması ciddi biçimde düşünülüyor.

Bakmayın siz “Kıdem tazminatını alamayan kitle için bu yasayı çıkartıyoruz” savına “Emekli aylıklarını daha fazla vermek için bu yasayı çıkartıyoruz” iddiasını ekleyenlere. Amacın ne olduğunun herkes farkında.  2008 yılında yürürlüğe soktuğu 5510 sayılı kanunla aylık bağlama oranlarını, ülke büyüme hızının güncelleme katsayılarına olan etkisini yüzde 70 oranında düşüren aynı iktidarın “Aylıkları artırmak için yapıyoruz” demesi zaten inandırıcı değil gülünçlük oluyor.

Kendisi tasarruf yapma endişesi taşıdığı hiç gözlemlenmeyen bir yönetim tasarruf açığı iddiasıyla bizzat kendisi yoksullaştırdığı finansman desteği bakımından halkına biraz daha yaslanma peşinde, olay tam olarak bu.

18 yıldır daha da bozulan gelir dağılımını iyice bozmaya yönelik bu girişimde iş ne yazık ki bu defa çok ciddi, çünkü İktidarın şu an daha önce hiç olmadığı kadar paraya ihtiyacı var.

(Kaynak: Şevket Tezel / Ali Tezel | 22.06.2020)

GÜNDEM