BASINDAN YAZILAR
Olağan Dışı Hal Koşullarında Vergi / Yusuf İleri - MuhasebeTR

Olağan Dışı Hal Koşullarında Vergi / Yusuf İleri

 Günümüz demokrasileri savaş, sıkıyönetim ve olağandışı hal gibi yöntemleri hukuk sistemlerine içermişlerdir. Sıkıyönetim ve olağanüstü halin en ileri demokrasilerin pozitif hukuk metinlerine tabii ve vazgeçilmez bir norm olarak geçmesi bir paradoks mudur? Yoksa demokrasi her kesin kendi payına düşene razı olması gerektiği, aksi durumda hukuki zorla rıza göstereceği sistemin adı mıdır? Demokrasi gereği bu tartışma süre dursun günümüzün en ileri demokrasisine sahip olduğu iddiasını taşıyan Fransa’da olağanüstü hal yürürlüktedir. Ülkemizde de, olağanüstü hal bir tedbir olarak dayanağını Anayasa’dan alır. Konuya ilişkin temel hükümler 2935 sayılı Olağanüstü Kanunu ile düzenlenmiştir. Hukuki tabloyu kanun hükmünde kararnameler tamamlar.

Devlete sinmiş düşman bir gücün ülkenin bütün birikim, potansiyel ve beşeri varlığına yönelik silahlı işgal hareketi, ülke genelinde doksan gün süreyle olağanüstü hal (OHAL) ilanını getirdi. Bu saldırı, devletteki zafiyet, parçalanma ve bölünmeyi açık bir şekilde ortaya koymuştur. Sayın Başbakan’ın olağanüstü halin millete değil, devlete ilan edildiğini açıklaması bir kabuldür. Komşu ülkelerdeki yaşanmışlıklarla sabittir ki, bu ülkelerde iç savaş ile dini ve etnik temelli bölünmeler, halk arasında değil; ya fiili işgal ya da devletteki bölünme ve çatışma ile başladı.

Ülkemizde OHAL ilk kez ilan edilmiyor. 1987 yılında, 11 ilde başlayan OHAL, 1994 yılından itibaren kademeli olarak bazı illerde kaldırıldı ve nihayet 15 yıl sonra 2002’de tamamen sona erdirildi. Önemle belirtmek gerekir ki bu süreçte, OHAL bölgesine vergisel yönde pozitif ayrımcılık yapıldı. 4325 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeler bu kabildendir. Bu kanun ile OHAL’in kapsama alanı içindeki illerde yeni açılan işyerlerinin fiilen ve sürekli 10 ve daha fazla işçi çalıştırmaları şartıyla 5 vergilendirme dönemi için kazançlarına gelir ve kurumlar vergisi istisnası getirildi. Sonraki yıllarda da gelir vergisi ve kurumlar vergisi indirimleriyle bu teşvik sürdürüldü.

Şimdi ise, ülkenin tamamını kapsayan bir OHL yürürlüğü girmiştir. Önemle belirtmek gerekir ki OHAL, yürürlükteki vergi yasaları yönünde herhangi bir değişiklik yapmamaktadır. Yürürlükteki vergi yasaları OHAL’in uygulandığı durumlarda uygulamacı birimlerde, denetim, inceleme ile yargılama sistemlerinde herhangi bir değişiklik öngörmemektedir. OHAL dönemlerinin vergi yönünde en önemli özelliği, Bakanlar Kurulu’nun, Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanarak Kanun Hükmünde Kararname (KHK) çıkarabilmesidir. Ancak bu tür KHK'lerin düzenleme alanları, Anayasa'nın 121. maddesinin üçüncü ve 122. maddesinin ikinci fıkraları gereğince "OHAL’in gerekli kıldığı konular"la sınırlıdır. OHAL’in gerekli kılmadığı konuların olağanüstü hal KHK'leriyle düzenlenmesi olanaksızdır. İlân yapılan OHAL’in nedeni, şiddet olaylarının yaygınlaşması ve kamu düzeninin bozulmasıdır.

Anayasa’nın 148/1’inci maddesi ile OHAL dönemlerinde çıkarılan KHK’nin Anayasa’ya aykırılığının ileri sürülmesinin yolu kapatılmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın bu yasağını 10 Ocak 1991 ve 3 Temmuz 1991 tarihli kararlarıyla büyük ölçüde aşmıştır. Doktrine egemen olan görüş, bu dönemde çıkacak KHK’nin, OHAL’in uygulandığı sürece geçerli olacağı, OHAL’in ortadan kalkması halinde kendiliklerinden uygulamadan kalkacağıdır. Bu nedenle, olağanüstü hal KHK'leri ile yasalarda kalıcı değişiklik yapılamaz. Bunun vergi alanında şöyle bir önemi vardır: Vergi Usul Kanunu Taslağı adı altında hazırlayıcısı dahi bilinmeyen bir metin bir süredir tartışılmaktadır. Bu taslakta, işletmeleri mükellef değil de müsadereye açık nesneler hale getiren hükmümler vardır. Bunun dışında gelir ve kurumlar vergisini tek kanun altında toplayan Gelir Vergisi Kanunu Tasarısı, TBMM’ye sunulmuştur. Acaba şimdi bu metinlere KHK ile norm değeri verilir mi? KHK ile getirilen kuralların OHAL sonrasında uygulanmaları mümkün olmadığı gibi OHAL’in gerekli kılmadığı konuların olağanüstü hal KHK'leriyle düzenlenmesi de olanaksızdır. Burada sözü edilen vergi ve yasalar temel vergi yasalardır. Parlamentoda tartışılması, toplumun tüm kesimlerinin katılımı ve ortak akılla yasallaşması gereken metinlerdir. Böylesine temel vergi düzenlemelerinin KHK ile değil de, Meclis’te ve Anayasa Mahkemesinin denetimine açık halde yapılması demokratik hukuk devletinin olmazsa olmazıdır. Vergi, prim ve gümrük vergisi borçlarının yeniden yapılandırılmasına yönelik kanun teklifinin Meclis’e sunulması da, bu çalışmaların TBMM tarafından yapılacağının teyidi gibidir.

(Dünya Gazetesi | 04.08.2016)

GÜNDEM