Yüksel Altun
4857 sayılı İş Kanunu’nun istisnalar başlıklı 4.maddesinde sporcular hakkında bu kanun hükümlerinin uygulanmayacağı dercedilmiştir. Fakat doğrudan spor yapmayan, sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenör ile aktif görevi daha çok direktif vermek olan ve takımı başarıya ulaştırma görevi olan teknik direktör sporcu sayılmaz ve iş hukuku kapsamında değerlendirilir.
Konu ile ilgili Yargıtay’ın görüşü de aynı yöndedir. Sporcu ile kulübü arasında alacaklarla ilgili uyuşmazlıkta İş Kanunu hükümlerinin uygulanma imkânı bulunmamaktadır. Ancak antrenör, teknik direktör, idareci, masör ve benzeri personel ile kulüpleri arasında çıkan uyuşmazlıklarda, bağlı bulundukları federasyonun özel hükümleri dışında İş Kanunu hükümlerinin uygulanmasına engel bir durum yoktur.
Somut olayda, davacının voleybol antrenörü olarak çalıştığı aşikardır. Aktif spor yapmayan ancak sporcuyu aktif spor yapması için hazırlayan antrenör, İş Kanunu kapsamında işçi olarak kabul edilmelidir. (T.C. YARGITAY 9.Hukuk Dairesi, Esas:2010/45651, Karar:2010/35814, Karar Tarihi:02.12.2010.)
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre, işveren iş yerinde bu Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında çalıştıracağı sigortalıları işe başlamadan en geç bir gün önce işe giriş bildirgesi ile kuruma bildirmesi gerekir. (5510-Madde-8)
Ancak sigortalı işe giriş bildirgesinin, kuruma verilmesi gereken kanuni süresinin son gününün resmî tatile rastlaması halinde bildirge, resmî tatili izleyen ilk iş günü içinde Kuruma verildiği takdirde süresi içinde verilmiş sayılacaktır.
Örnek 1- 28/01/2026 tarihinde Kanun kapsamına alınan (iş yeri tescili) bir işyerinde, 28/01/2026 ila 28/02/2026 tarihleri arasında çalışmaya başlayan sigortalılara ilişkin sigortalı işe giriş bildirgelerinin 28/02/2026 tarihinin cumartesi gününe rastlaması nedeniyle 02/03/2026 Pazartesi günü Kuruma verilmesi halinde söz konusu bildirgeler süresi içinde verilmiş sayılacaktır.
Örnek 2- 01/02/2026 Pazar günü çalışmaya başlayan sigortalıya ilişkin sigortalı işe giriş bildirgesinin, 31/01/2026 tarihinin Cumartesi gününe rastlaması nedeniyle 02/02/2026 Pazartesi günü Kuruma verilmesi halinde bildirge kanuni süresinde verilmiş kabul edilir.
Örnek 3- 02/02/2026 Pazartesi günü çalışmaya başlayan sigortalıya ilişkin sigortalı işe giriş bildirgesinin, 01/02/2026 tarihinin Pazar gününe rastlaması nedeniyle 02/02/2026 Pazartesi günü Kuruma verilmesi halinde bildirge kanuni süresinde verilmiş kabul edilir. (Sigortalılık İşlemleri 2013/11 Genelgesi)
Özetle cumartesi ve pazar günleri resmî tatil olduğundan pazar ve pazartesi günü işe başlayacak olan sigortalının sigortalı işe giriş bildirgesi, pazartesi günü saat 23.59’a kadar elektronik ortamda Kuruma verilmesi halinde bildirge kanuni süresinde verilmiş kabul edilir.
İşveren, sigortalı işe giriş bildirgesini Kanunda belirtilen sürede Kuruma bildirmemesi halinde her bir sigortalı için asgari ücret tutarında idari para cezası ile muhatap olabilir. (5510 sayılı Kanun 102/a/1)
Bu durum hastalık, analık ve meslek hastalığı ile iş kazasından dolayı alınan raporlara göre değerlendirilmelidir.
Sigortalının, hastalık ve analık halinde raporlu olması ve işverenin, rapor devam ederken sigortalının iş akdini feshetmesi halinde sigortalıya işten ayrılış bildirgesi tarihinden sonraki 10 güne kadar rapor parası ödenir. Fakat sonraki süreler için rapor ödemesi yapılmaz.
Eğer iş göremezlik raporu, meslek hastalığı veya iş kazası nedeniyle verilmişse sigortalı işten ayrılış bildirgesinin verildiği tarihe kadar rapor parası ödenir. Bu tarihten sonraki raporlar için rapor parası ödenmez.
4857 sayılı İş Kanunu'nda işverenin, işçinin ücretine artış yapması ile ilgili herhangi bir düzenleme yoktur. Ücret düzenlemesi işverenin yönetim hakkı kapsamındadır.
Fakat kanuni bir mecburiyet yok diye işveren, ücret zammı konusundaki yönetim hakkını keyfi biçimde kullanamaz.
Mesela bir işçi ile emsal görevdeki diğer işçi arasında farklı nispette ücret artışı yapılması halinde bu farklı muamelenin performans, kıdem, eğitim gibi haklı ve objektif nedenlere dayandırılması icap eder. Aksi takdirde bu durum işveren açısından eşit davranma borcuna (İş Kanunu Madde-5) aykırılık teşkil ettiğinden, ayrımcılığa maruz kalan işçi iş akdini haklı nedenle feshederek ayrımcılık tazminatı ve kıdem tazminatı almaya hak kazanabilir.
İşverenin, işçilerine asgari ücret artışı oranında zam yapması için bireysel veya toplu iş sözleşmelerine “işçilere yapılacak ücret artışı asgari ücrete yapılan artış oranından düşük olamaz.” şeklinde hüküm konulması ile mümkündür.
Nitekim Yargıtay bir kararında, davacı diğer çalışanlara zam yapıldığı halde kendisine yapılmadığı gerekçesiyle iş akdini haklı olarak feshettiğini iddia etse de dosyada zam yapılması konusunda davacı işçi ile davalı işveren arasında yazılı herhangi bir sözleşme yoktur.
Sonuç olarak davacı işçiye zam yapılmamasının işçiye haklı fesih imkânı tanımadığı ve iş akdinin feshinin haklı nedene dayanmadığı anlaşıldığından, ayrımcılık tazminatı ve buna bağlı olarak kıdem tazminatı taleplerinin reddi gerekir. (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi E. 2014/2721, K. 2016/619 T. 13.1.2016)
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda, işveren adına hareket eden, işin ve iş yerinin yönetiminde görev alan işveren vekilleri, bu Kanunun uygulanması bakımından işveren sayılır. (Madde-3/2)
Dolayısıyla İş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini almakla yükümlü olan işveren vekili, almadığı tedbirlerden ötürü meydana gelen iş kazasından kusuru oranında hem hukuki hem de cezai olarak sorumludur.
Şayet iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alma görevi işverene değil de işveren vekiline ait ise cezai sorumluluk da işveren vekiline ait olur. Çünkü hukukumuzda cezaların şahsiliği ilkesi vardır ve cezai sorumluluk direkt gerekli tedbirleri almayan, ihmali görülen işveren vekiline aittir.
KAYNAKÇA
4857 Sayılı İş Kanunu, Resmî Gazete Tarihi: 10.6.2003, Sayı: 25134.
5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, Resmî Gazete Tarihi: 16.06.2006, Sayı: 26200.
6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Resmî Gazete Tarihi: 30.06.2012, Sayı: 28339.
2013/11 Sigorta İşlemleri Genelgesi
Ali GÜZEL, Ali Rıza OKUR, Nurşen CANİKLİOĞLU, Sosyal Güvenlik Hukuku, 15.Bası, İstanbul, 2014.
Özgür DEMİR, İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunda Uygulamaya İlişkin Sorunlar ve Çözümleri, 2024.
Haluk Hadi SÜMER, İş Hukuku Uygulamaları, Ankara 2019.
Hamdi MOLLAMAHMUTOĞLU, Muhittin ASTARLI, Ulaş BAYSAL, Ankara 2014.
Lütfi İNCİROĞLU, Sorulu Cevaplı Yeni İş Hukuku Uygulaması, İstanbul 2019.
Lütfi İNCİROĞLU, Sorulu Cevaplı Yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatı Uygulaması, İstanbul 2014.
Müjdat ŞAKAR, Gerekçeli İçtihatlı İş Kanunu Yorumu, Ankara 2006.
Nuray GÖKÇEK KARACA, Uygulamacılar İçin İşçi ve İşveren Rehberi, Ankara 2014.
Nuri ÇELİK, Nurşen CANİKLİOĞU, Talat CANBOLAT, İş Hukuku, 29. Baskı, İstanbul 2016.
Sarper SÜZEK, İş Hukuku, 13.Baskı, İstanbul 2017.
Uğur OCAK, Feshe Bağlı İşçilik Alacakları, 1.Kitap, Ankara 2015.
05.02.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.