YAZARLARIMIZ
Musa Albayrak
Sosyal Güvenlik Denetmeni
albayrak_musa@hotmail.com



Kısa Çalışma ve Pandemi Ücretsiz İzinde Kıdem Bilmecesi

Covid-19 pandemi sürecinin iş dünyasına etkileri, ülkemizde 2020/Mart ayında başladı. Kısa çalışma ödeneği, ücretsiz izin gibi kavramlar yaygınlaştı; nakdi ücret desteği, fesih yasağı gibi kavramlar da iş hayatımızda yerini aldı.

25.03.2020 tarihinde 4447 sayılı Kanun geçici 23. Maddesi ile kısa çalışma ödeneğinden daha fazla işçinin yararlanabilmesi için, 120/600 gün şartı esnetildi ve şu hükümlere yer verildi: “30/6/2020 tarihine kadar geçerli olmak üzere, yeni koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle yapılan kısa çalışma başvuruları için, ek 2 nci maddenin üçüncü fıkrasında işçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için öngörülen hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak etme koşullarını yerine getirmesi hükmü, kısa çalışma başlama tarihinden önceki son 60 gün hizmet akdine tabi olanlardan son üç yıl içinde 450 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödenmiş olması şeklinde uygulanır. Bu koşulu taşımayanlar, kısa çalışma süresini geçmemek üzere son işsizlik ödeneği hak sahipliğinden kalan süre kadar kısa çalışma ödeneğinden yararlanmaya devam eder. Bu madde kapsamında kısa çalışma uygulamasından yararlanabilmek için, iş yerinde kısa çalışma uygulanan dönemde 4857 sayılı Kanunun 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde yer alan sebepler hariç olmak kaydıyla işveren tarafından işçi çıkarılmaması gerekir. Bu madde kapsamında yapılan başvurular, uygunluk tespitleri hariç olmak üzere başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde sonuçlandırılır. Bu madde kapsamında yapılan başvuru tarihini ve/veya kısa çalışma ödeneğinin süresini sektörel olarak ayrı ayrı veya bir bütün olarak 30/6/2021 tarihine kadar uzatmaya ve birinci fıkrada belirlenen günleri farklılaştırmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.

16.04.2020 tarihinde 4857 sayılı Kanun geçici 10. Maddesi ile fesih yasağı getirilerek şu hükümlere yer verildi: “Bu Kanunun kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın her türlü iş veya hizmet sözleşmesi, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay süreyle 25 inci maddenin birinci fıkrasının (II) numaralı bendinde ve diğer kanunların ilgili hükümlerinde yer alan ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri sebepler, belirli süreli iş veya hizmet sözleşmelerinde sürenin sona ermesi, işyerinin herhangi bir sebeple kapanması ve faaliyetinin sona ermesi, ilgili mevzuatına göre yapılan her türlü hizmet alımları ile yapım işlerinde işin sona ermesi halleri dışında işveren tarafından feshedilemez. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç aylık süreyi geçmemek üzere işveren işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilir. Bu madde kapsamında ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermez. Bu madde hükümlerine aykırı olarak iş sözleşmesini fesheden işveren veya işveren vekiline, sözleşmesi feshedilen her işçi için fiilin işlendiği tarihteki aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası verilir. Cumhurbaşkanı birinci ve ikinci fıkrada yer alan üç aylık süreleri her defasında en fazla üçer aylık sürelerle 30/6/2021 tarihine kadar uzatmaya yetkilidir.”

Her iki kanun maddesinin son cümlelerine istinaden kısa çalışma ödeneği, işverenin ücretsiz izne çıkarma yetkisi ve fesih yasağı 30.06.2021 tarihine kadar uzatıldı ancak artık uzamayacak gibi duruyor.

İşçi ve işvereni her yönüyle olumsuz etkileyen bu süreçte bazı sorular da ortaya çıktı.

Örneğin; kısa çalışma ve ücretsiz izinde geçen süreler kıdeme dahil edilecek mi? İşçinin kıdem tazminatı ve yıllık izin süreleri hesaplanırken kısa çalışma ve ücretsiz izinde geçen süreler dikkate alınacak mı?

Kısa Çalışma Ödeneği ve Kıdem Sorunu

4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu ek/2. maddesine göre; “Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak önemli ölçüde azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere kısa çalışma yapılabilir.” Buna göre kısa çalışma döneminde geçen sürelerin en fazla üç ayı kıdeme eklenebiliyor.

Ancak 2008 yılında yaşanan kriz nedeniyle bu süre yargı kararları gereği 6 aya uzatılmış ve 6 aya kadar olan süreler işçilerin kıdemine eklenmişti. Bu vesile ile işçi lehine yorum ilkesinden ötürü pandemi döneminde kısa çalışmada geçen sürelerin hepsinin kıdeme ekleneceği yorumu yapılabilir. Bunun için ya Kanun maddesinde revizyon ya da yargı kararı gerekiyor.

Ücretsiz İzin ve Kıdem Sorunu

Son üç yıl içinde 450 gün primi ve son 60 gün sigortalılığı bulunmayan işçiler kısa çalışmadan yararlanamadı ve 4857 sayılı Kanun geçici 10. Maddesi gereği işverene verilen tek taraflı yetkiyle ücretsiz izne çıkartıldı. Bu kişilerin işveren ile olan hizmet akitleri devam etti ancak adlarına “0 gün, 0 kazanç” şeklinde bildirimler yapılarak nakdi ücret desteği aldılar. Yani kısa çalışma ödeneğine hak kazanan kişilerden daha mağdur hale geldiler. Fesih yasağının da sona erecek olması ile pandemi döneminde ücretsiz izne ayrılan işçilerin bu süreleri ne olacak sorusu daha fazla sorulmaya başlandı.

4857 sayılı İş Kanunu 55. Maddesinin j bendi; “j) İşveren tarafından verilen diğer izinler ile 65 inci maddedeki kısa çalışma süreleri yıllık izin bakımından çalışılmış gibi sayılır.” Pandemi ücretsiz izin, işçinin talebi olmadan işveren tarafından verilen bir izin olduğundan bu madde gereği çalışılmış süre olarak değerlendirilebilir. Bunun için de kısa çalışma sürelerinde olacağı gibi ya Kanunda bir düzenleme ya da yine yargı kararı gerekiyor.

Borçlanma Olamaz mı?

*Kısa çalışma kapsamında olan işçiyi iki farklı şekilde ele alacak olursak;

1-Tam zamanlı çalışmayan

2-Hiç çalışmayan

Bazı işyerleri tamamen kapanarak işçi çalıştırmıyor ya da çalışma sürelerini düşürüp daha az çalışarak işçi adına 30 günden az prim bildiriyor.

*Ücretsiz izinde olan işçi ise hiç çalışmıyor ve adına gün ve kazanç bildirimi yapılmıyor.

Yani her iki işçi de elinde olmayan sebeplerle eksik günlere maruz kalıyor ve bu da emeklilik sürecinde işçiyi dezavantajlı duruma getiriyor.

Mağdur olan işçilerin emeklilik zamanı bu günleri telafi etmesi adına yine bir düzenleme ile borçlanma imkanı getirilebilir. Çünkü bu süreler kıdeme eklenecek olsa bile işçiler adına prim yatmayacak. Bu da emeklilik için gerekli olan prim gün sayılarını etkileyecek ve işçiler daha fazla çalışmak zorunda kalarak daha geç emekli olacaklar.

İlerleyen dönemlerde bu konularda düzenlemeler yapılması ümidiyle…

28.06.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM