Mehmet Ali Uğurluay
Ücret, işçi–işveren ilişkisinin temelini oluşturan ve işçinin emeğinin karşılığı olarak hukuki koruma altında bulunan bir alacaktır. Ücretin zamanında, tam ve ispatlanabilir şekilde ödenmesi; işçinin sosyal güvenlik hakları, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin gibi pek çok hakkın hesaplanması bakımından kritik önemdedir. Bu nedenle ücretin ödenme şekli yalnızca iş hukuku açısından değil, aynı zamanda sosyal güvenlik ve vergi hukuku bakımından da önem taşımaktadır.
Günümüzde kayıt dışı istihdam ve kayıt dışı ücret ödemeleriyle mücadele kapsamında, işçilere yapılan ödemelerin banka aracılığıyla yapılması yönünde hem iş mevzuatında hem de vergi mevzuatında paralel düzenlemelere yer verilmiştir. Ancak bu düzenlemeler farklı ölçütlere dayanmakta ve uygulamada tereddütlere yol açabilmektedir.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32 nci maddesine göre ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Ücret en geç ayda bir ödenir; bu süre iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle bir haftaya kadar indirilebilir. Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır. Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde, mücbir bir neden olmaksızın ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir ve ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faiz uygulanır. Ayrıca ücretin dörtte birinden fazlası haczedilemez.
İş Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin çıkarılan ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakın bankalar aracılığıyla ödenmesine dair yönetmelik uyarınca, Türkiye genelinde en az üç işçi çalıştıran işverenler, işçilere yapacakları ücret, prim, ikramiye ve benzeri tüm ödemeleri, kanuni kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutar üzerinden banka aracılığıyla ödemekle yükümlüdür.
Bu düzenlemede ödeme tutarı değil, işçi sayısı esas alınmıştır. Amaç; ücretin ispatını sağlamak, işçilerin sosyal güvenlik haklarının korunmasını temin etmek ve kayıt dışı ücret ödemelerini önlemektir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257 nci maddesi uyarınca, Hazine ve Maliye Bakanlığı vergi güvenliğini sağlamak amacıyla belirli tutarı aşan tahsilat ve ödemelerin banka veya benzeri finans kurumları aracılığıyla yapılmasını zorunlu kılmaktadır.
Bu kapsamda 30.11.2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 575 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile banka ve finans kurumları aracılığıyla yapılması zorunlu olan tahsilat ve ödemelere ilişkin tutar sınırı 30.000 TL olarak belirlenmiştir.
Vergi mevzuatında işçi sayısı dikkate alınmadan, yalnızca işlemin parasal büyüklüğü esas alınmaktadır. Buna göre işverenin Türkiye genelinde tek bir işçisi dahi olsa, o işçiye yapılan net ödeme 30.000 TL veya üzerinde ise, ödemenin banka, finans kurumu veya PTT aracılığıyla yapılması zorunludur.
İş mevzuatı bakımından, banka aracılığıyla ödeme zorunluluğuna aykırılık idari para cezasına bağlanmıştır. 4857 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca; ücret, prim, ikramiye ve benzeri istihkakları zorunlu olduğu halde banka hesabına ödemeyen işveren veya işveren vekiline, her işçi ve her ay için 2026 yılı itibarıyla 2.734 TL idari para cezası uygulanmaktadır.
Vergi mevzuatı yönünden ise, banka aracılığıyla yapılması zorunlu olan ödemelerin elden yapılması halinde, Vergi Usul Kanunu’nda öngörülen özel usulsüzlük cezaları (2026 yılı için bir takvim yılında kesilebilecek toplam ceza tutarı 35.000.000 TL) ve giderlerin kanunen kabul edilmeyen gider sayılması gibi yaptırımlar gündeme gelebilmektedir.
Ücret ve benzeri ödemelerin banka aracılığıyla yapılmasına ilişkin iş ve vergi mevzuatı düzenlemeleri, farklı ölçütler esas alsa da ortak bir amaca hizmet etmektedir: Kayıt dışı ekonomiyle mücadele, ücretin ispatının sağlanması ve işçilerin sosyal güvenlik haklarının korunması.
İş hukuku, özellikle işçi sayısını esas alarak işyerinde sistematik ve denetlenebilir bir ücret ödeme düzeni kurmayı hedeflerken; vergi hukuku, parasal büyüklüğü esas alarak mali işlemlerin izlenebilirliğini ve vergisel şeffaflığı sağlamayı amaçlamaktadır. Bu nedenle işverenlerin yalnızca İş Kanunu’na değil, aynı zamanda Vergi Usul Kanunu’ndaki banka zorunluluklarına da dikkat etmesi gerekmektedir.
Uygulamada her iki düzenlemenin birlikte değerlendirilmesi, hem idari para cezalarıyla karşılaşılmaması hem de kayıt dışı ücret ve istihdam risklerinin ortadan kaldırılması bakımından zorunludur. Özellikle yüksek ücret ödeyen küçük işyerlerinde, işçi sayısı az olsa bile banka aracılığıyla ödeme yükümlülüğünün vergi mevzuatı nedeniyle devam ettiği unutulmamalıdır.
13.01.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.279 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.