YAZARLARIMIZ
İhsan Şahin
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
Sürdürülebilir Denetçisi
E. Vergi Başmüfettişi
ihsansahin4441@gmail.com



Sel ve Su Baskını Mücbir Sebeplerinde Hasarlı Stoklar, Demirbaşlar ve Sigorta Tazminatlarının Vergisel Yönetimi

ÖZET

Son dönemde ülkemizde bazı bölgelerde yaşanan şiddetli sel ve su baskını felaketleri, bölgede faaliyet gösteren mükelleflerin stoklarında (emtia), makine-teçhizatında ve bina gibi duran varlıklarında (ATİK) fiziki hasarlar yaratmıştır. Doğal afetlerin getirdiği bu zararın mali tablolara doğru yansıtılamaması veya mevzuatın sunduğu hakların zamanında kullanılamaması, işletmelere fazladan vergi yükü getirebilmektedir. Bu makalede; sel felaketi sonrasında hasar gören/değeri düşen stokların VUK 278 kapsamında emsal bedelle değerlenmesi, zayi olan duran varlıkların durumu, KDV Kanunu 30/c maddesindeki istisnaların uygulanması ve tahsil edilen sigorta tazminatlarının vergilendirilme esasları ele alınmaktadır.

GİRİŞ

Vergi Usul Kanunu (VUK) Madde 13 uyarınca, tabii afetler birer mücbir sebep kabul edilmiştir. VUK 15 kapsamında ise Hazine ve Maliye Bakanlığı, mücbir sebep sayılan haller nedeniyle; mücbir sebep hali ilân etmeye, bu sürede vergi ödevlerinden yerine getirilemeyecek olanları vergi türü ve vergilendirme dönemi itibarıyla bu fıkra kapsamında belirlenen kriterler ile faaliyete devam edilip edilmediğini birlikte veya ayrı ayrı dikkate alarak belirlemeye yetkili kılınmıştır.

Hazine ve Maliye Bakanlığınca genel veya bölgesel bir mücbir sebep ilanı yapılması durumunda mükelleflerden hasarın durumunu ispat ve tevsik etme zorunluluğu ayrıca istenilmez. Ancak uygulamada su basması ve sel felaketleri için her zaman genel bir mücbir sebep hali ilan edilmemektedir. Son yaşanan sel felaketi dolayısıyla da bugüne kadar mücbir sebep hali ilân edilmemiştir.

Mücbir sebep ilan edilmeyen durumlarda ispat ve tevsik hususunda mükelleflere önemli görevler düşmektedir. Mükelleflerin, olayın vuku bulduğu tarihten itibaren resmî kurum tutanakları (itfaiye raporu, kolluk kuvveti tespit tutanağı, belediye/AFAD yazıları), sulh hukuk mahkemesi bilirkişi tespitleri veya Takdir Komisyonu müracaatları ile hasarı belgelendirmeleri şarttır.

Vergi hukukumuz, iktisadi kıymetleri zarar gören mükelleflere hem bilançoyu gerçek duruma getirme hem de vergi kalkanı ve KDV indirim haklarını koruma imkânı sağlamaktadır. Ancak sürecin Takdir Komisyonu müracaatları, imha tutanakları ve KDV düzeltme kuralları çerçevesinde doğru yönetilmesi, hukuki güvenlik açısından önem taşır.

DEĞERİ DÜŞEN STOKLARDA EMSAL BEDEL TESPİTİ VE MAKİNE VE TESİSLERDE FEEKALADE AMORTİSMAN

Değer Düşüklüğünün Tespiti

Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 278. maddesi gereğince; yangın, deprem ve su basması gibi afetler yüzünden veya bozulmak, kırılmak, paslanmak gibi nedenlerle iktisadi kıymetlerinde önemli bir azalış meydana gelen emtia, emsal bedeli (VUK Md. 267) ile değerlenir.

Sel sularına maruz kalarak nemlenen, paslanan veya ambalajı bozulan ancak tamamen yok olmayan (fiziki varlığı devam eden) stokların maliyet bedeli ile yeni takdir edilecek emsal bedeli arasındaki fark doğrudan gider/zarar olarak kayıtlara aktarılır.

Fevkalade Amortisman (VUK Md. 317)

VUK 317 kapsamında makine ve tesislerin yangın, sel, deprem gibi afetler; teknolojik eskime (yeni icatlar) veya cebri (3 vardiya gibi olağanüstü) çalışma sebepleriyle normalden çok daha hızlı yıpranması durumunda mükellefler fevkalade amortisman ayırabilirler.

Mükellefler kendi inisiyatifiyle fevkalade amortisman uygulayamaz; bunun için mükelleflerin bağlı bulundukları vergi dairelerine dilekçe ile başvurmaları ve bu dilekçeye fevkalade amortisman uygulamak istedikleri veya zarara uğrayan iktisadi kıymetlerin listesini, varsa itfaiye raporu, polis tutanağı, fotoğraf, görüntü kaydı vb. belgeleri eklemeleri gerekmektedir.

KDV KANUNU AÇISINDAN SÜREÇ: İNDİRİM HAKKININ KORUNMASI VEYA İPTALİ (KDVK MD. 30/c)

Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30/c maddesi uyarınca, zayi olan malların alımında ödenen KDV’nin indirilmesi kural olarak yasaktır ve daha önce indirilmişse "İlave Edilecek KDV" olarak beyan edilmesi gerekir. Ancak sel felaketinde iki önemli istisna ve ayrım bulunmaktadır:

Sel Felaketi Nedeniyle Zayi Olma (Kanuni İstisna)

KDVK 30/c maddesinin parantez içi hükmü gereğince; deprem, sel hasarı ve su basması sonucu zayi olan malların KDV’si indirilebilir. Sel nedeniyle tamamen yok olan, çamur altında kalıp imha edilen stokların iktisabında ödenen KDV’lerin indirimi iptal edilmez, "İlave Edilecek KDV" kaydı yapılmaz.

Tamamen Zayi Olmayan, Sadece Değeri Düşen Stokların KDV Avantajı

Mal tamamen zayi olmamış, sel suları nedeniyle paslanmış, ıslanmış veya lekelenmiş ancak fiziki bütünlüğünü koruyorsa; bu durum "zayi mal" kapsamına girmez. VUK 278 uyarınca Takdir Komisyonu kararıyla malın değeri sembolik bir bedele (örneğin hurda değerine) düşürülse dahi, yüklenilen KDV’nin %100’ü indirim hesaplarında kalmaya devam eder. Mükellef hem değer kaybını gider yazarak gelir/kurumlar vergisi matrahını düşürür hem de KDV indirim kalkanını korur.

Amortismana Tabi İktisadi Kıymetlerde (ATİK) KDV Durumu

Sel felaketinde zarar gören makine, teçhizat ve taşıtlarda:

Faydalı ömrünü tamamlamış olan ATİK’lerin zayi olması halinde KDV düzeltmesi yapılmaz. Faydalı ömrünü tamamlamamış ATİK’lerde ise kıymetin kalan faydalı ömrüne isabet eden KDV tutarı ilave KDV olarak beyan edilmelidir.

SEL SONRASI TAHSİL EDİLEN SİGORTA TAZMİNATLARININ DURUMU

Hasar gören stok ve demirbaşlar için sigorta şirketlerinden alınan tazminatlar VUK Md. 328 ve 329 hükümleri çerçevesinde değerlendirilir:

Stoklara (Emtia) İlişkin Sigorta Tazminatı (VUK Md. 329)

Alınan sigorta tazminatı, zayi olan/hasar gören stokların kayıtlı değerinden fazla ise aradaki fark "Diğer Olağanüstü Gelir ve Kârlar" hesabına alınarak vergilendirilir. Tazminat kayıtlı değerden az ise net zarar matrahtan düşülür.

Stoklar için alınan sigorta tazminat fazlası hiçbir şekilde Yenileme Fonuna aktarılamaz; doğrudan dönemin kurum kazancına eklenir.

Duran Varlıklara (ATİK) İlişkin Sigorta Tazminatı ve Yenileme Fonu

Sel nedeniyle zarar gören makine, bina ve araçlar için alınan sigorta tazminatının ATİK’in net defter değerini aşan kısmı; işletmenin bu iktisadi kıymeti yenileme niyeti ve kararı bulunması halinde, VUK 328 uyarınca pasifte "328 Yenileme Fonu" hesabına alınarak 3 yıl boyunca vergilendirilmeden bekletilebilir. Oluşan kâr, yeni alınan ATİK’in amortismanına mahsup edilir.

Sigorta Tazminatlarında KDV

Sigorta tazminatı bir mal veya hizmet tesliminin karşılığı olmadığından KDV’nin konusuna girmez. Düzenlenecek fatura veya dekont KDV'siz olarak tanzim edilir.

VERGİNİN TERKİNİ (VUK MD. 115)

VUK’un 115'inci maddesine göre; yangın, yer sarsıntısı (deprem), yer kayması, su basması (sel), kuraklık, don, muzır hayvan ve haşarat istilası nedeniye varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin zarara uğrayan gelir kaynaklarıyla ilgili bulunan vergi borç ve cezalarını, Hazine ve Maliye Bakanlığınca zararla orantılı olmak üzere, kısmen veya tamamen terkin etmesi mümkündür.

Terkin talebinin ön şartı, maddi kaybın önemli bir boyutta olmasıdır. Ancak bu "üçte bir" kuralı uygulamada en çok hata yapılan noktadır: 1/3'lük kayıp, işletmenin tüm malvarlığı üzerinden değil, sadece afete maruz kalan ve zarar gören gelir kaynağına ait varlıklar üzerinden hesaplanır.

Örneğin; Bir şirketin İstanbul'da bir üretim tesisi ve Ankara'da bir lojistik merkezi bulunsun. İstanbul'daki tesisin selden zarar görmesi durumunda 1/3'lük zarar oranı; mükellefin toplam bilançosuna göre değil, sadece İstanbul'daki tesisin aktif büyüklüğüne göre hesaplanır.

Terkin işlemi için mükelleflerin bağlı bulundukları vergi dairelerine dilekçe ile başvurmaları ve bu dilekçeye varsa itfaiye raporu, polis tutanağı, fotoğraf, görüntü kaydı vb. belgeleri eklemeleri gerekmektedir. Zarar derecesi ve ilgili bulunduğu gelir kaynağı Mahalli idare heyetleri tarafından tespit edilir.

TİCARİ DEFTER VE BELGELER

Mükelleflerin selden zarar gören defter ve belgeleri için hızlıca hukuki süreci başlatması gerekir. Türk Ticaret Kanunu (TTK) Madde 82/7 uyarınca; defter ve belgeleri tabii afet nedeniyle zayi olan tacir, durumu öğrendiği tarihten itibaren 30 gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yerdeki Yetkili Asliye Ticaret Mahkemesi’nden kendisine bir "Zayi Belgesi" verilmesini isteyebilir.

Mahkemeden zayi belgesi alınması şartıyla; defter ve belgelerini vergi incelemesine ibraz edemeyen mükellefe, "defter ve belgeleri gizleme" suçu (kaçakçılık) isnat edilemez ve buna bağlı ağır cezalar kesilemez.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

Ülkemizde yaşanan son sel felaketi göstermiştir ki; afetler sonrasında işletmelerin fiziki yaralarını sarması kadar, bilançolarındaki vergi kalkanlarını doğru kurgulamaları da hayati önem taşımaktadır.

Mükelleflerin sel felaketi sonrasında dikkat etmesi gereken kurallar şunlardır:

  • Zaman kaybetmeksizin Takdir Komisyonu’na müracaat edilmeli, fiili durum tutanak altına alınmalıdır.
  • Sel ve su basmasından kaynaklanan zayiatlarda KDV iptali yapılmayacağı unutulmamalı, indirim hakları muhafaza edilmelidir.
  • Kısmen hasar gören stoklarda imha yoluna gidilmeden emsal bedel tespiti yapılarak hem gider yazma hem KDV indirim kalkanını koruma imkânı değerlendirilmelidir.
  • Sigorta tazminatlarında stok/ATİK ayrımı doğru yapılmalı; duran varlık tazminatlarında Yenileme Fonu imkânından yararlanılarak vergilendirme 3 yıl ertelenmelidir.
  • Defter ve belgeleri sel nedeniyle zayi olması durumunda; Mahkemeden "Zayi Belgesi" istenmelidir.

23.10.2026

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Telif Uyarısı: Bu makalenin en fazla %20'si, kaynak gösterilip aktif link verilerek paylaşılabilir. Aksi takdirde yasal işlem başlatılacaktır.)


>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.

>> Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.250 TL  Ayrıntılar için tıklayın.

GÜNDEM