İbrahim Çelik
İnsan her zaman alet yaptı...
Tarihimiz, bir nevi aletlerin tarihi idi. İlk çağlardan günümüze, işimizi kolaylaştırmak adına hep bir şeyler ürettik, icat ettik. Her yeni icat sonucu ortaya çıkan alet sayesinde insanın hızı, kapasitesi ve gücü arttı. Aletler, yapılan işin şeklini değiştirmekle birlikte; hiçbir zaman insanı ve insan zihnini tahtından indiremedi. O dönemde insanlar şu soruyu sormadı (en azından birkaç bilim insanı hariç): “Bu makineler insanlığın sonunu getirebilir mi?”
Bugün ise, insanlık olarak bir eşikteyiz...
“Yapay Zeka” insanlık tarihindeki diğer icatlar gibi işimizi hızlandırdı ama bunun yanında, diğerlerinden farklı olarak düşünce süreçlerimize, insan zihnine dokunan ilk büyük araç oldu. İnsan yerine düşünmeye aday olan bu araç; bilgisi, zihni ve emeğiyle çalışan insanların yerini şimdiden almaya başladı. Özellikle Büyük Dil Modelleri (LLM - Large Language Models), binlerce sayfalık karmaşık mevzuatı ve yargı kararlarını saniyeler içinde analiz ederek, bilginin mutlak otoritesini sarstı.
Bir zamanlar: “Bilgi güçtü.”
Francis Bacon 1597 tarihli Meditationes Sacrae adlı eserinde "Bilginin kendisi güçtür" demişti. Bilgiye sahip olan, onu elinde tutan sistemin merkezindeydi. Çünkü bilgiye erişim zor ve sınırlı olduğu için, kendi mesleki otoritesini ortaya çıkarıyordu. Kim daha çok biliyor, kim o konuya daha çok hakimse asıl sermaye onda toplanıyordu.
Şu anda: “Bilgi tek güç olmaktan çıktı.”
Çünkü bilgi artık saklı değildi; hesaplama yöntemleri, mevzuat ve yorumlar açık kaynak kullanımı sayesinde saniyeler içerisinde herkesin erişimine açıldı. Yapay zeka, bu erişimi sadece hızlandırmakla kalmadı, aynı zamanda da eşitledi. Dolayısıyla beyaz yaka dönemi çökmek üzereydi, çünkü bilgi artık demokratikleşmişti.
Bilgi anında ulaşılabilir bir hale geldiyse, mesleki değer nerede konumlandırılacak? Burada bilgiyi bilmenin kendisi değil, bunu nasıl kullandığımızda, nasıl yorumladığımızda ve de hangi eyleme dönüştürdüğümüzde mesleki değer kendini gösterecektir. Yani artık rekabet bilgide değil; bilgiden yola çıkarak o bilginin kalitesinde, risk öngörüsünde ve yorum gücündedir.
Mükellefin davranışını ele alalım. Mükellef, kendisine bir ceza ihbarnamesi tebliğ edildiğinde, bir vergi incelemesi başladığında, nakit akışında bir problem yaşadığında veya ortaklar arasında bir sorun olduğunda profesyonel bir kişiden hizmet almaya çalışır. Yani yangın çoktan çıkmıştır... Oysa Mali İdare, bu süreçte çoktan reaktif (olay sonrası) politikaları terk edip proaktif (önleyici) bir yapıya bürünmüştür.
Bugün Mali İdare, veriyi mükellefin yerel sunucularında değil, kendi bulut sistemlerinde tutmaktadır. e-Fatura, e-Defter ve e-Arşiv gibi uygulamalarla oluşturulan devasa veri havuzu, idarenin elindeki tahminleme algoritmaları ile sürekli taranmaktadır. İdare artık yangının sönmesini beklemiyor; duman tütmeden önce veri analitiği ile riskli alanları tespit ediyor.
İdarenin bu algoritmik ve proaktif hamlelerine karşı, mükellefin sadece "beyanname veren" değil, "veriyi proaktif yöneten" bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir. Bilginin demokratikleştiği dünyada, en büyük sermaye veriyi stratejiye dönüştürebilme kabiliyetidir.
Geleneksel mali danışmanlık, büyük oranda "olay sonrası" bir müdahale biçimiydi. Mükellef bir hata yapar, idare bunu tespit eder ve mali müşavir bu hatayı savunmaya çalışırdı. Ancak günümüzde Mali İdare’nin LLM (Büyük Dil Modelleri) ve Bulut Sistemler üzerinden yürüttüğü süreçler, bu savunma hattını anlamsız kılmada önemli mesafe katetmiştir. Çünkü, idare artık sadece geçmişi denetlemiyor, elindeki devasa veri gölü (data lake) sayesinde mükellefin gelecekteki olası risk puanlarını da hesaplıyor.
Yazımızın başında belirttiğimiz "alet yapma" serüvenimiz, bugün bizi yapay zekanın sunduğu muazzam bir hıza ulaştırdı. Ancak bu hız, beraberinde mutlak bir şeffaflığı da getirdi. Bilginin demokratikleştiği dünyada, vergi planlaması artık bir "gizli bilgi" yönetimi değil, bir "risk mühendisliği" sürecidir. Mali İdare artık reaktif bir izleyici değil, proaktif bir veri mühendisidir. Bu yeni dönemde mesleki başarı; sadece mevzuatı bilmekte değil, İdare’nin kullandığı bu dijital enstrümanları mükellef lehine bir erken uyarı sistemine dönüştürebilmektedir.
27.02.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.