Hüseyin Ergut
Vergi Usul Kanunu’nda enflasyon düzeltmesi olarak tanımlanmaktadır. Genel anlamda enflasyon düzeltmesi, paranın satın alma gücündeki değişimler nedeniyle gerçek durumu ifade edemeyen mali tabloların, gerçek durumu ifade eder hale gelmelerini sağlamak üzere düzeltme işlemine tabi tutulmasıdır. Bilanço rakamları (parasal olmayan kalemler) cari değerlerini yansıtacak şekilde yeniden düzenlenir. Fiyat endekslemesine tabi tutulan parasal olmayan kalemler; stoklar, maddi ve maddi olmayan duran varlıklar ile özkaynaklardır. Enflasyon düzeltmesi, mali tablolarda yer alan parasal olmayan kıymetlerin Türk Lirası değerlerinin, tablonun ait olduğu tarihteki değerine yükseltilmesidir. Düzeltme, parasal olmayan kıymetlerin enflasyon düzeltmesinde dikkate alınacak tutarlarının düzeltme katsayıları ile çarpılması suretiyle gerçekleştirilir. Enflasyon düzeltmesi, mali tabloların uzun yıllar süren yüksek enflasyonun etkisinden arındırılması, bunun neticesinde vergileme üzerindeki enflasyondan kaynaklanan olumsuzlukların giderilmesi ve mali tabloların ait olduğu tarihteki satın alma gücünü gerçek değerinde göstermesi açısından önem arz etmektedir.
Enflasyon, genel olarak fiyatlar genel seviyesinde meydana gelen sürekli bir artış veya paranın alım gücünün değer kaybetmesi olarak ifade edilmektedir. Kısaca enflasyon, zaman içinde mal ve hizmet fiyatlarında geniş hacimli bir artışa yansıyan kademeli bir satın alma gücü kaybı diyebiliriz. Bu tanımlamadan hareketle ekonomideki her bir fiyat artışının nihayetinde enflasyonist bir ortam meydana gelmeyeceği söylenebilir. Enflasyon ve onun etkilerinden söz edebilmek için fiyat artışlarının sürekli ve belirgin bir şekilde yükseldiği yani istikrar kazanmamış bir fiyat seviyesinin var olması beklenmektedir.
Güçlü bir ekonomik yapı ve sürdürülebilir büyüme, önemli ölçüde fiyat istikrarının ivmesi ile yakından ilişkilidir. Enflasyon, nominal gelirin artmasına neden olurken reel gelirde bir artış olmamasına rağmen vergilerin daha yüksek oranlardan alınmasına yol açmaktadır. Bu duruma en acımasız vergi benzetmesi yapabiliriz.
Enflasyonun olumsuz etkilerinin yönetilebilmesi ve ortaya çıkan volatiliteyi (oynaklığı) dengeleyebilmek adına politika yapıcılar, öncelikle ilk para politikalarını ve onun araçlarını kullanmayı tercih etmektedirler. Böylece faiz oranlarını ayarlayarak ve para arzını kontrol altına alarak enflasyon ile mücadele etmeye çalışmaktadırlar. Ancak, enflasyonun altında yatan yapısal farklılıklar ve birçok makro ekonomik değişkenle olan ilişkisi, politika yapıcıların görevini oldukça zorlaştırmaktadır. Çünkü enflasyonun etkileri zincirleme (domino etkisi) bir şekilde ekonomilerdeki bir başka ekonomik yapıları da etkileyerek makro ekonomik değişkenlerde istikrarsızlığın yaşanmasına sebebiyet verebilmektedir.
Enflasyonun büyümesine ve dengesiz bir şekilde ilerlemesine neden olan önemli etkenlerden biri, enflasyonun kendi doğası gereği oluşturduğu belirsizliktir. Bu belirsizlik, bir dizi süreç aracılığıyla ekonomiyi etkileyebilmektedir. Faiz düzeyinin uzun vadede yükselmesi ve makro değişkenlerin gelecekteki beklenen değerleri üzerindeki belirsizliğin artması, piyasalar üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.
Ülkemizin ekonomisinde, özellikle son dönemlerde yüksek enflasyon oranları ve bu oranların dalgalanmaları mevcuttur. Enflasyon, genel fiyat seviyesinin sürekli artışı olarak tanımlanırken enflasyon belirsizliği (volatilitesi) ise enflasyon oranlarının zaman içindeki dalgalanmalarını ifade etmektedir. Hisse senedi getirileri bu etkilerden dolaylı ve dolaysız olarak etkilenebilir. Ülkemizdeki enflasyon ve enflasyon oynaklığının hisse senedi kazançları üzerinde yarattığı etkiyi anlayabilmek i yatırımcılar için büyük önem taşımaktadır. Yüksek enflasyon oranları şirketlerin maliyetlerini artırarak kâr marjlarını daraltmaktadır. Dolayısı ile hisse senedi fiyatlarını düşürebilmektedir. Ancak bazı sektörler enflasyondan fayda sağlayabilir. Örnek vermek gerekirse, temel tüketim malları ve enerji sektörleri fiyat artışlarını daha kolay bir şekilde fiyatlarına yansıtabilir ve bu durumda hisse senedi fiyatlarında olumlu bir etki oluşturabilir. Enflasyon belirsizliğinin etkisi ise daha problemli bir süreçtir. Yüksek volatilite, ekonomik belirsizlik ve risk algısını artırarak yatırımcı güvenini zayıflatabilir. Ancak, volatilite aynı zamanda yatırımcılara yüksek getirili fırsatlar da sunabilmektedir. Ülkemizde, son yıllarda gözlemlenen yüksek enflasyon volatilitesi, hisse senedi piyasalarında dalgalanmaların artmasına neden olmuştur. Bu dalgalanmalar, finansal okur yazarlığı yüksek olan yatırımcılar için stratejik fırsatlar oluşturabilir ve doğru zamanda yapılan yatırımlar yüksek getiriler elde edilmesini sağlayabilir. Özellikle Borsa İstanbul (BİST) gibi gelişmekte olan piyasalarda enflasyon volatilitesinin hisse senedi getirileri üzerindeki etkisi daha belirgin olabilmektedir. Bu bağlamda enflasyon volatilitesinin yüksek olduğu dönemlerde, yatırımcıların bu dalgalanmalardan kaynaklanan fırsatları değerlendirerek daha yüksek getiriler elde etmeleri mümkündür. Enflasyon, muhasebesi uygulamalarının hisse senedi fiyatları üzerindeki kısa vadeli önemli etkileri vardır. Özellikle pozitif “Net Parasal Pozisyon Kazancı/Kaybı” (NPPKK)'ya sahip şirketlerin hisseleri yatırımcılar açısından daha cazip bulunurken, negatif (NPPKK)'ya sahip şirketler daha fazla değer kaybetmiştir. Bu durum, yatırımcıların finansal tabloları dikkatle analiz ederek karar verdiklerini ve enflasyon muhasebesi uygulamalarının kısa vadede piyasada önemli bir rol oynadığını göstermektedir.
Pasif kalemlere ait enflasyon fark hesapları, herhangi bir suretle başka bir hesaba nakledildiği veya işletmeden çekildiği takdirde bu işlemlerin yapıldığı dönemlerin kazancı ile ilişkilendirilmeksizin, bu dönemde vergiye tâbi tutulacaktır. Ancak öz sermaye kalemlerine (ödenmiş sermaye, sermaye yedekleri, kâr yedekleri, geçmiş yıllar kârları ve zararları, dönem kârı) ait enflasyon farkları düzeltme sonucu oluşan geçmiş yıl zararlarına mahsup edilebilecek veya kurumlar vergisi mükelleflerince sermayeye ilave edilebilecektir. Bu kapsamda yapılan işlemler kâr dağıtımı sayılmayacaktır. Buradan da anlaşılacağı üzere, enflasyon düzeltmesinin doğrudan etkilediği kalemlerin başında sermaye gelmektedir. Sermaye etkilenince, dolaylı olarak paylar ve hisse senetleri de etkilenecektir. Enflasyon düzeltmesi sonucunda ortaya çıkacak olumlu enflasyon farkları kâr olarak ortaklara dağıtıldığı takdirde vergiye tabi olacaktır; sermayeye ilave edilmesi, yani sermaye artırımında kullanılması halinde ise kâr dağıtımı sayılmayacak ve vergiye tabi olmayacaktır. Reel bir kâr olmaması ve enflasyonun olumsuz etkilerinin sürüyor olması gözetilerek, birçok şirket, enflasyon düzeltmesi sonucunda ortaya çıkacak olumlu farkları kâr olarak dağıtmak yerine sermaye artırımında kullanma ve şirketin finansal durumunu güçlendirme yolunu tercih edecektir. Böylece, enflasyon düzeltmesi olumlu farkları iç kaynak olarak sermaye artırımında kullanılabilecektir. Özellikle, anonim şirketlerin sermayesi bu yolla artırıldığı takdirde, şirketin pay sayısı ve/veya itibari değerleri de artacaktır. Hisse senetlerine tanınan vergisel avantajlar nedeniyle, sermaye artırımından hemen sonra hisse senedi bastıran anonim şirketler yasal 2 yıllık süreyi erkenden başlatmış olacaktır.
-Duran Varlıklarının Özsermayesine Oranı en yüksek Borsa İstanbul (BİST) şirketlerinin bu süreçten pozitif yönde etkilenmesi beklenirken, stoklarını elinde tutma süresi en uzun şirketlerin ise enflasyon muhasebesinden negatif etkilenebileceği tahmin ediliyor. Enflasyon, muhasebesinin borsa şirketlerine etkisi detaylı ve karmaşık bir durumdur. Bu, etkilerin bazılarını şöyle sıralayabiliriz:
-Maliyet Artışları: Enflasyon, genel olarak mal ve hizmet fiyatlarında süreli bir artışı ifade etmektedir. Bu durum işletmelerin maliyetlerini artırabilir. Borsa şirketlerinin, üretim maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte kar marjlarının olumsuz yönde etkilendiği görülebilecektir.
-Varlık Değerleri ve Nakit Etkisi: Enflasyon, genellikle varlık fiyatlarını yükseltir. Bu durum şirketlerin nakit rezervlerini olumsuz etkileyebilir. Şirketler, varlık fiyatlarının artması nedeniyle daha fazla ödeme yapmak zorunda kalabilir, bu da likidite sorunlarına neden olabilir.
-Finansal Raporlama: Enflasyonun muhasebe etkileri, finansal raporlarda değerleme yöntemlerini etkileyebilir. Varlıkların değerlemesi, enflasyon oranlarına göre düzeltilerek yapılabilir. Bu durum, finansal tabloların gerçek değerini yansıtmak için gerekli düzeltmelerin yapılmasını gerektirebilir.
-Borçlanma Maliyetleri: Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde genellikle faiz oranları da yüksektir. Şirketler borçlanma maliyetleriyle karşılaşabilir ve bu da finansal yüklerini artırabilir. Bu durum, şirketlerin kârlılığını etkileyebilir.
-Satış ve Gelirler: Enflasyon genellikle tüketici harcamalarını etkiler. Eğer şirketlerin ürünleri ve hizmetleri, enflasyonun etkisi altında olumsuz bir şekilde değerleniyorsa, satışlarında düşüş gözlemlenebilir.
-Uzun Vadeli Planlamalar: Enflasyonun belirsizlik yarattığı durumlarda, şirketler uzun vadeli planlamalarda zorlanabilir. Maliyet tahminleri, fiyatlandırma stratejileri ve yatırım kararları üzerindeki belirsizlikler, şirketlerin stratejik kararlarını etkileyebilir.
Enflasyon ve enflasyon volatilitesinin hisse senedi getirileri üzerindeki etkisi, sektörlere ve piyasa dinamiklerine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Yüksek enflasyon ve enflasyon volatilitesi, belirli koşullar altında yatırımcılara olumlu getiri sağlayabilecek fırsatlar sunabilir. Ülkemizde, enflasyon ve enflasyon volatilitesinin hisse senedi getirileri üzerindeki etkilerini anlamak, finansal analiz ve yatırım kararlarında dikkate alınması gereken kritik bir faktördür. Bu bağlamda ülkemizdeki enflasyon dinamiklerinin hisse senedi piyasaları üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak için kapsamlı ve derinlemesine analizler yapılması gerekmektedir. Sonuçlar, enflasyon muhasebesinin hisse senedi getirileri üzerinde belirgin bir etkisi olduğunu ve bu etkilerin yatırımcıların karar alma süreçlerinde dikkate alındığını ortaya koymaktadır. Çalışma, yüksek enflasyon ortamlarında doğru finansal raporlamanın yatırımcı güvenini artırıcı bir unsur olduğunu vurgulamaktadır. Enflasyon düzeltmesi sonucunda bulunacak olan çarpan değerleri de aynı şekilde anlamını yitirebilir, çünkü belli kalemleri enflasyondan arındırmaya tabi tutarken, fiyat kazanç (F/K) ve piyasa defter değeri (F/DD) hesaplamasında kullanılan değerler enflasyondan arındırılmamaktadır. Dolayısıyla, değerleri ise bu noktada karşılaştırılabilirlik özelliği kaybolmuş oluyor. Ayrıca şirketlerin, stok maliyeti güncel değere getirileceği için reel sektör şirketlerinde brüt kâr marjı ve operasyonel kâr marjında aşağı yön bekleyebiliriz. Ancak parasal olmayan kalemlerden kar oluşması muhtemel olduğu için, bu durum net kâr marjını dengeleyen bir unsur olacaktır. Serbest nakit akımları ile değerlenen şirketlerde ise şunu söyleyebiliriz. Enflasyon, muhasebesi, adı üstünde belli endekse göre düzeltme anlamına gelmektedir. Şirketlerin serbest nakit akışlarını değiştiren bir etkisi bulunmamaktadır. Ancak, enflasyondan dolayı artan stok maliyetleri ile artan operasyonel nakit akışları, aynı şekilde artan işletme sermayesi ihtiyacı ile kendi içerisinde bir denge oluşturmaktadır.
Kaynakça:
-spk/çalışma notlarım
-Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB)
-Garanti BBVA Yatırım
-Halk Yatırm Menkul Kıymetler
-Vergi Dünyası Dergisi, cilt.44, sa.528
-Üçüncü Sektör Sosyal Ekonomi Dergisi: Cilt 58 Sayı 2
06.01.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.279 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.