Hülya Sucu Duyan
Kişi ve kuruluşlar arasında yapılan sözleşmelerde, tarafların sözleşme hükümlerini yerine getirmemeleri veya yükümlülüklerini eksik ya da gereği gibi ifa etmemeleri halinde uygulanacak yaptırımlara sıklıkla yer verilmektedir. Bu kapsamda sözleşmelerde, ihlalin gerçekleşmesi durumunda belirli bir parasal tutarın “cezai şart” veya “cezai müeyyide” olarak tahsil edileceğine ilişkin düzenlemeler yapılabilmektedir.
Sözleşmenin ilgili maddesine dayanılarak tahakkuk ettirilen bu tutarların vergisel niteliği ise uygulamada çeşitli tereddütlere yol açabilmektedir. Özellikle bu bedeller için fatura düzenlenip düzenlenmeyeceği, söz konusu ödemelerin bir teslim veya hizmetin karşılığı sayılıp sayılmayacağı ve kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı hususları hem mükellefler hem de uygulayıcılar açısından önem arz etmektedir.
Bu çerçevede söz konusu cezai şart bedellerinin vergisel niteliği; Gelir Vergisi Kanunu (GVK) ve Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında gider olarak dikkate alınıp alınamayacağı, Katma Değer Vergisi (KDV) karşısındaki durumu ile Vergi Usul Kanunu (VUK) açısından belgelendirme yükümlülükleri yönünden değerlendirilmesi önem taşımaktadır ki; yazımızda da sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahsil edilen cezai şart bedelleri, bu çerçevede ele alınacaktır.
Kurum kazancının tespiti açısından genel kural; KVK’nun 6 ncı maddesi uyarınca kurum kazancı, GVK’nun ticari kazanç hükümlerine göre belirlenir ve bir ödemenin gider yazılıp yazılamayacağı değerlendirilirken GVK’nun 40 ve 41 inci maddeleri esas alınmaktadır.
Zarar, ziyan ve tazminatların gider yazılabilmesi; GVK’nun 40 ıncı maddesinde safi kazancın tespitinde indirilecek giderler sayılarak, işle ilgili olmak şartıyla sözleşmeye, ilama veya kanun emrine dayanılarak ödenen zarar, ziyan ve tazminatların gider olarak indirilebileceği hüküm altına alınmıştır. Bu düzenleme, ticari faaliyet kapsamında doğan ve sözleşmeye dayanan bazı ödemelerin gider olarak kabul edilebilmesine imkân tanımaktadır.
GVK’nın 41/6 maddesi uyarınca her türlü para cezaları, vergi cezaları ve teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar gider olarak kabul edilmemektedir. Ancak aynı maddede önemli bir istisna yer almakta ve akitlerde ceza şartı olarak öngörülen tazminatların cezai mahiyette tazminat sayılmayacağı belirtilmektedir.
Ayrıca KVK’nun 11/1-g maddesinde de, kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanların suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderlerinin gider olarak yazılamayacağı ifade edilmiş; ancak sözleşmelerde ceza şartı olarak belirlenen tazminatlar bu kapsam dışında bırakılmıştır.
Sonuç olarak bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; ticari faaliyet kapsamında yapılan bir sözleşmede yer alan cezai şartın ihlali nedeniyle ödenen tutar, işletme sahibinin veya yöneticilerinin bir suçundan doğan tazminat niteliğinde olmayıp sözleşmeye dayalı bir yükümlülüğün sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle söz konusu ödeme sözleşmede ceza şartı olarak öngörülen bir tazminat niteliğinde olduğundan kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabilmektedir.
Türkiye’de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti kapsamında yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları, KDV’nin konusuna giren işlemleri oluşturmaktadır. Dolayısıyla bir işlemden KDV hesaplanabilmesi için ortada bir mal teslimi veya hizmet ifasının bulunması gerekmektedir.
Bir teslim veya hizmete bağlı olarak ortaya çıkan vade farkı, fiyat farkı, prim gibi ödemelerin matraha dahil olacağı kanun hükmünde yer almaktadır.
Sözleşmeye aykırılık nedeniyle ödenen tazminatlar, malın süresinde teslim edilmemesi veya sözleşme şartlarının ihlal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan cezai şart veya tazminat ödemeleri ise herhangi bir mal tesliminin veya hizmet ifasının karşılığı değildir. Bu ödemeler, bir edimin karşılığı olarak değil, sözleşmeye uyulmamasının sonucu olarak ortaya çıkan zararın telafisi niteliğindedir.
Sonuç olarak; bir mal teslimi veya hizmetin karşılığını teşkil etmeyen veya buna bağlı olarak ortaya çıkmayan dolayısıyla malın süresinde teslim edilmemesi nedeniyle sadece sözleşme şartlarına uyulmaması sonucu ortaya çıkan tazminatlar, KDV’nin konusuna girmediğinden bu tutar üzerinden katma değer vergisi hesaplanması da söz konusu olmayacaktır.
VUK uyarınca, mükelleflerin üçüncü kişilerle olan işlemlerine ilişkin kayıtlarını belge ile tevsik etmeleri zorunludur. Bu düzenleme, ticari hayatta gerçekleşen her türlü işlem ve ödemenin uygun bir belge ile kayıt altına alınmasını gerektirmektedir.
Tevsik edici belge olan fatura VUK’nda, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı göstermek üzere düzenlenen ticari belge olarak tanımlanmıştır. Tanım gereği, faturanın düzenlenebilmesi için ortada bir mal teslimi veya hizmet ifası bulunması gerekmektedir.
Diğer yandan, sözleşmede yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi nedeniyle tahsil edilen cezai şart bedelleri ise, bir mal teslimi veya hizmet ifasının karşılığı değildir. GİB’in verdiği özelge değerlendirmesine göre de, sözleşmede belirtilen şartların yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi halinde sözleşme hükmü gereğince tahsil edilen cezai müeyyide, mal teslimi veya hizmet ifası kapsamında değerlendirilmese dahi tahsil edilen tutar için, fatura düzenlenmesi mümkün olmakla birlikte zorunlu değildir.
Fatura düzenlenmemesi durumunda ise tahsil edilen tutarın; sözleşme, ödeme makbuzu, banka dekontu veya benzeri belgelerle tevsik edilmesi gerekmektedir. Ayrıca VUK ilgili hükümlerince bu tür hukuki belgelerin dosyada muhafaza edilmesi ve talep edilmesi halinde ibraz edilmesi zorunludur.
Sonuç olarak; sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahsil edilen cezai şart bedelleri her ne kadar bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmasa da ticari işlem niteliği taşıdığından belgelendirilmesi gerekir. Bu kapsamda mükellefler isterlerse fatura düzenleyebilir; ancak fatura düzenlenmemesi halinde de sözleşme ve ödeme belgeleri ile işlemin tevsik edilmesi VUK açısından yeterli kabul edilmektedir.
Bu çerçevede sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahsil edilen cezai şart veya tazminat ödemelerinin, teslim veya hizmet karşılığı olmaması nedeniyle KDV’ye tabi olmadığı; sözleşmede öngörülen bir cezai şart niteliğinde olması halinde ise kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınabileceği ve Vergi Usul Kanunu açısından uygun belgelerle tevsik edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
17.03.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.