Hasan Aydın
Kentsel dönüşüm projelerinde müteahhitler tarafından yürütülen yapım işleri kapsamında Devlet tarafından sağlanan hibe destekleri ve bankalar aracılığıyla kullanılan kredi desteklerinin hukuki niteliği ile bu ödemelerin konut teslimine ilişkin KDV matrahına etkisi, uygulamada önem arz eden konular arasındadır.
Bu çalışmada, 8189 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı hükümleri çerçevesinde hibe desteği ile kredi desteğinin hak sahipleri adına yapıldığı, müteahhitlerin bu tutarları hak sahipleri yerine tahsil ettiği, dolayısıyla bu ödemelerin tek oran KDV matrahına dahil edilmesi gerektiği değerlendirilecektir.
İstanbul ilinde yürütülecek kentsel dönüşüm uygulamaları kapsamında yapıma ilişkin yardım verilmesine dair 22 Şubat 2024 tarih ve 8189 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’nın “Yapım İçin Yardım Verilmesine İlişkin Esaslar” başlıklı 3. maddesinin 7. fıkrası şu şekildedir:
“Hibe ve kredi desteği, 29/6/2001 tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanuna tabi olan yapılarda Yapı Denetim Sistemindeki (YDS) inşaat ilerleme seviyesi dikkate alınarak, diğer yapılarda ise ilgili idare tarafından yerinde yapılacak inceleme esas alınarak; subasman seviyesinde, taşıyıcı sistemin bitiminde ve inşaat bitiminde olmak üzere Başkanlıkça üç eşit taksitle yapıdaki hak sahipleri adına hak sahiplerinin anlaştığı yüklenicinin Bankada açılan vadesiz hesabına ödenir.”
Bu düzenlemeye göre, müteahhit banka hesaplarına aktarılan hibe destekleri, inşaatın belirli aşamalarında Kentsel Dönüşüm Başkanlığı tarafından hak sahipleri adına aktarılan tutarlardır.
Aynı Karar’ın 2. maddesi (ğ) fıkrası ise şu şekilde tanımlama yapmaktadır:
“Hak sahibi: 6306 sayılı Kanun kapsamındaki yapıların maliklerini,
… ifade eder.” Denilmektedir.
Dolayısıyla, hibe ve kredi desteğinin gerçek muhatabı yapıların malikleri, yani sahipleridir. Müteahhit yalnızca alacağı tahsil eden taraf konumundadır.
Kentsel dönüşüm projelerinde hak sahipleri ile müteahhitler arasında düzenlenen sözleşmede konut teslimine ilişkin toplam bedel açıkça belirlenmektedir. Hibe veya kredi kullanılmasa dahi sözleşme bedeli bellidir.
Ödemeler ise fiilen hak sahibi adına yapılmaktadır:
hak sahibi adına doğrudan müteahhit hesabına aktarılmaktadır.
Bu durumda müteahhit alacağını hak sahibi yerine bu kurumlar aracılığıyla tahsil etmektedir.
KDV Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca, Türkiye’de yapılan mal teslimleri ve hizmet ifaları katma değer vergisine tabidir. Vergiyi doğuran olay, mal veya hizmetin teslimi ile meydana gelir.
Kanunun 20/1. maddesi uyarınca, teslim ve hizmet işlemlerinde matrah, bu işlemlerin karşılığını teşkil eden bedeldir.
Aynı Kanunun 20/2. maddesinde “bedel” kavramı şu şekilde tanımlanmıştır:olursa
“Malı teslim alan veya hizmetten yararlanan kişi ya da onun adına hareket edenlerden, bu teslim veya hizmet karşılığında her ne şekilde olursa olsun alınan veya borçlanılan para, mal veya para ile ifade edilebilen her türlü menfaat, hizmet ve değerlerin toplamıdır.”
Bu hükme göre, teslim veya hizmetin karşılığını oluşturan bedel, yalnızca doğrudan alıcıdan tahsil edilen tutarları değil, alıcı adına hareket eden üçüncü kişiler tarafından yapılan ödemeleri de kapsamaktadır.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümleri ve uygulama esasları çerçevesinde:
8189 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile KDV Kanunu’nun 1, 20/1 ve 20/2. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde:
06.12.2025
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.