Furkan Taşbaşı
Son dönemde “yeşil” kavramı, yalnızca bir çevre söylemi olmaktan çıkarak ekonomik, teknolojik ve hukuki dönüşümün merkezine yerleşmiş durumda. Sürdürülebilir bir gelecek ve yaşanabilir bir dünya hedefi, pek çok alanda olduğu gibi ulaşım tercihlerinde de köklü değişimleri beraberinde getiriyor. Bu dönüşümün en görünür aktörlerinden biri ise hiç kuşkusuz elektrikli araçlar.
Elektrikli araçlar çoğu zaman çevresel faydaları, karbon ayak izi ve enerji verimliliği çerçevesinde ele alınırken; bu yazıda konu, çevre söylemlerinin biraz dışına taşınarak uygulamada ciddi sonuçlar doğuran vergisel boyut üzerinden değerlendirilmektedir. Zira çoğu zaman gözden kaçan ancak muhasebe ve vergi uygulamalarında önemli etkiler yaratan bir alan söz konusudur: elektrikli araçlara ilişkin yakıt giderleri.
Bilindiği üzere, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun “İndirilecek Giderler” başlıklı 40’ıncı maddesinin 5’inci fıkrasında;
“Kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dâhil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri (… binek otomobillere ilişkin giderlerin en fazla %70’i indirilebilir.)”
hükmü yer almaktadır.
Bununla birlikte, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6’ncı maddesinin ikinci fıkrasında safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanca ilişkin hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Ayrıca, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 30/d maddesinde; gelir ve kurumlar vergisi kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin de indirilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerince iktisap edilen binek araçlara ilişkin giderlerin en fazla %70’inin kazançtan indirilebileceği, buna isabet eden KDV’nin ise indirime konu edilebileceği açıktır. Dolayısıyla, binek araçlara ilişkin giderlerin ve bu giderler üzerinden hesaplanan KDV’nin %30’luk kısmı vergisel açıdan indirilemeyecektir.
Binek araçların en temel gider kalemlerinden biri de yakıt giderleridir. Son dönemde uygulamada, binek araçlara ilişkin giderleri tevsik eden belgeler incelenirken, özellikle bu giderlerin Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi kapsamında yapılıp yapılmadığına odaklanıldığı görülmektedir. Bu değerlendirme sonrasında ise binek araç gider kısıtlaması gündeme gelmektedir.
Bu yazının konusunu ise elektrikle çalışan binek araçlara ait giderler ve bu giderler üzerinden ödenen katma değer vergisi oluşturmaktadır. Elektrikli binek araçların hareket edebilmesi için sarf edilen elektrik enerjisi karşılığında ödenen bedelin de, yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde gider kısıtlamasına tabi tutulması gerektiği açıktır.
Uygulamada ise işyerine ait enerji hattına bağlı bir şarj istasyonu aracılığıyla tüketilen elektrik, tek bir sayaç üzerinden faturalandırıldığı için bu husus çoğu zaman gözden kaçmaktadır. Ancak vergi kanunları bakımından durum nettir.
Nitekim bu konuya ilişkin olarak, bir meslektaşımız tarafından yapılan özelge talebi üzerine Bursa Defterdarlığı tarafından 06.02.2024 tarihinde verilen özelgede; serbest meslek faaliyetinin önemi ve genişliği ile mütenasip olması kaydıyla, mali müşavirlik faaliyetinde kullanılan elektrikli araca ilişkin elektrik tüketim bedelinin %70’inin, tevsik edilmesi şartıyla serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirilebileceği ifade edilmiştir.
Bu çerçevede, elektrik tüketim bedelinin %30’luk kısmının gider kısıtlamasına tabi tutulması gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, ilgili elektrik tüketim bedelinin işletme kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması halinde bu kısıtlamanın uygulanacağıdır.
Örneğin, şirkete ait elektrikli binek aracın şarjının işletme ortaklarının ikamet ettiği konuta bağlı bir sayaç üzerinden yapılması ve bu harcama ile kurum kazancı arasında doğrudan bir bağ kurulmamış olması halinde, gider kısıtlamasının uygulanmasına gerek bulunmayacaktır. Buna karşılık, elektrikli aracın tüm şarj giderlerinin işletme bünyesinde karşılanması durumunda, bu giderlerin ayrıştırılarak kısıtlamaya tabi tutulması gerekecektir.
Elektrik tüketim bedelinin tespitinde ise aşağıdaki yöntemler kullanılabilir:
Şarj ünitesine bağlı ayrı bir kWh sayacının bulunması suretiyle tüketilen elektrik miktarının doğrudan ölçülmesi,
Şarjın yalnızca işletme merkezinde yapılması ve ayrı bir sayaç bulunmaması halinde, aracın kat ettiği kilometre artışı esas alınarak elektrik tüketiminin hesaplanması.
Elektrikli araçlar, çevresel hedefler doğrultusunda teşvik edilen ve kullanımının yaygınlaşması arzu edilen taşıtlardır. Ancak mevcut vergi mevzuatı, binek otomobillere yönelik gider kısıtlamasını yakıtın türüne bakmaksızın uygulamakta; bu durum elektrikli binek araçlar bakımından da aynı sonucu doğurmaktadır.
Kanaatimizce, elektrikli binek araçların çevresel ve ekonomik dönüşümde üstlendiği rol dikkate alındığında, elektrik enerjisi giderlerinin gider kısıtlaması dışında bırakılması veya en azından bu araçlar için ayrı bir oran belirlenmesi, yeşil dönüşüm politikalarıyla daha uyumlu olacaktır. Özellikle elektrikli binek araçlarda gider kısıtlamasının bulunmaması, hem kayıtlı kullanımın teşvik edilmesini hem de çevre dostu yatırımların artmasını sağlayacaktır.
Mevcut durumda ise mükelleflerin, elektrikli araçlara ilişkin giderleri ayrıştırarak izlemeleri, mümkünse ayrı sayaç veya ölçüm sistemleri kullanmaları ve uygulamayı tevsik edici belgelerle desteklemeleri, ileride doğabilecek vergisel ihtilafların önüne geçilmesi açısından önem arz etmektedir.
Kaynaklar:
09.02.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.