Fatih Genç
Suç gelirlerinin aklanması ile daha etkin mücadele edilebilmesi ve mali sistemin suçlular tarafından kullanılmasının engellenebilmesi için, gerek uluslararası alanda gerekse iç hukukta finansal kuruluşlara ve diğer bazı meslek gruplarına yönelik bir takım yükümlülükler getirilmiştir.
Aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadele kapsamında önleyici tedbirleri almakla mükellef olan yükümlüler; 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’da sektörler itibarıyla, Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik’te (Tedbirler Yönetmeliği) tek tek adlarıyla belirtilmiştir.
Bu bağlamda 5549 sayılı Kanun’un 2/d maddesi ile bankacılık, sigortacılık, bireysel emeklilik, sermaye piyasaları, ödünç para verme ve diğer finansal hizmetler ile posta ve taşımacılık, talih ve bahis oyunları alanında faaliyet gösterenler; döviz, taşınmaz, değerli taş ve maden, mücevher, nakil vasıtası, iş makinesi, tarihi eser, sanat eseri ve antika ticareti ile iştigal edenler veya bu faaliyetlere aracılık edenler ile noterler, spor kulüpleri 5549 sayılı Kanun’un uygulanmasında yükümlü sayılmış, sayılanlar dışında kalan iş ve meslek sahiplerinin yükümlü yapılabilmesi için de Cumhurbaşkanına yetki verilmiştir.
Tedbirler Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesine göre;
Yükümlü, aşağıda sayılanlar ile bunların şube, acente, temsilci ve ticari vekilleri ile benzeri bağlı birimleridir:
Merkezi yurt dışında bulunan yükümlünün Türkiye’deki şube, acente, temsilci ve ticari vekilleri ile benzeri bağlı birimleri birinci fıkra kapsamında yükümlü sayılır.
Merkezi Türkiye’de bulunan yükümlünün yurt dışındaki şube, acente, temsilci ve ticari vekilleri ile benzeri bağlı birimleri, faaliyet gösterdikleri ülkenin mevzuatı ve yetkili otoritelerinin izin verdiği ölçüde bu Yönetmelik hükümlerini uygulamak zorundadır.
Tedbirler Yönetmeliği’nin 3/1-f maddesinde yapılan finansal tanıma göre, finansal kuruluşlar Tedbirler Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (a) ila (h) ve (m) bentlerinde sayılan yükümlüler ile bankacılık faaliyetleriyle sınırlı olarak Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketini ifade eder.
Bunun yanı sıra, Tedbirler Yönetmeliği’nin 3/1-m maddesinde, finansal olmayan belirli iş ve mesleklerin (FOBİM’ler) Tedbirler Yönetmeliği’nin 4 üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (k), (m), (n), (s), (ş), (t) ve (u) bentlerinde sırasıyla yer alan;
yükümlüleri ifade ettiği düzenlenmiştir.
Yukarıda bahsi geçen finansal kuruluşlar ile finansal olmayan belirli iş ve meslekler dışında kalan Tedbirler Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında düzenlenen yükümlüler, finansal olmayan yükümlüleri ifade eder.
Suç gelirlerinin aklanması ile daha etkin mücadele edilebilmesi ve mali sistemin suçlular tarafından kullanılmasının engellenebilmesi için, gerek uluslararası alanda gerekse iç hukukta finansal kuruluşlara ve diğer bazı meslek gruplarına yönelik bir takım yükümlülükler getirilmiştir.
Suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanı ile mücadelede önleyici tedbirler olarak getirilen yükümlülükler aşağıda açıklanmıştır:
Yükümlülerin, müşterileri ve müşterilerinin faaliyetleri ile ilgili olarak yeterli düzeyde bilgi sahibi olması için yükümlüler müşterini tanı tedbirlerini alır. Müşterini tanı tedbirleri, Tedbirler Yönetmeliği’nin 5 ila 26/A maddelerinde sayılmış olup aynı yönetmeliğin 5 ila 14’üncü maddelerinde düzenlenmiş kimlik tespiti yükümlülüğünü içeren tedbirler bütünüdür.
5549 sayılı Kanun’un “Müşterinin tanınması” başlıklı 3’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında “Yükümlüler, müşterinin tanınmasına ilişkin esaslar kapsamında; kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce, işlem yapanlar ile nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerini tespit etmek ve gerekli diğer tedbirleri almak zorundadır.” hükmüne yer verilmiş; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise “Kimlik tespitine esas belge nevilerini belirlemeye Bakanlık yetkili olup, kimlik tespitini gerektiren işlem türleri, bunların parasal sınırları ile müşterinin tanınmasına ilişkin ve konuyla ilgili diğer usûl ve esaslar yönetmelikle belirlenir.” denilmek suretiyle müşterinin tanınması yükümlülüğüne ilişkin birçok düzenlemelerin detayları Tedbirler Yönetmeliği’ne bırakılmıştır.
Müşterini tanı tedbirleri kapsamında; teknolojik risklere karşı tedbir alınması, riskli ülkelerle ilişkiler ve sıkılaştırılmış tedbirler şeklindeki tedbirler hem finansal kuruluşlarca hem de finansal olmayan belli iş ve mesleklerce (FOBİM’ler) yerine getirilmeli iken gibi üçüncü tarafa güven ilişkisi, muhabirlik ilişkisi ve elektronik transferlere yönelik tedbirler sadece finansal kuruluşlarca yerine getirilemelidir. Bunların dışında kalan basitleştirilmiş tedbirler, işlemin reddi ve iş ilişkisinin sona erdirilmesi, kimlik tespiti gibi müşterini tanı tedbirleri bütün yükümlülerce yerine getirilmelidir.
5549 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasına göre, yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu mal varlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması hâlinde bu işlemlerin yükümlüler tarafından MASAK’a bildirilmesi zorunludur.
Ayrıca, Tedbirler Yönetmeliği’nin 27/1 maddesine göre şüpheli işlem, yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen isleme konu malvarlığının; yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına, bu kapsamda terörist eylemler için ya da terör örgütleri, teröristler veya terörü finanse edenler tarafından kullanıldığına veya bunlarla ilgili ya da bağlantılı olduğuna dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması hâlidir.
Şüpheli işlem bildirimi; gerçek kişi yükümlünün bizzat kendisi, tüzel kişi yükümlünün kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği bulunmayanların yöneticileri veya bunlar tarafından yetkili kılınanlar, uyum görevlisi atanan yükümlülerde ise bu görevliler tarafından yerine getirilir.
5549 sayılı Kanun’un 4/2 maddesine göre yükümlüler, Başkanlığa şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğunu, yükümlülük denetimi ile görevlendirilen denetim elemanları ile yargılama sırasında mahkemeler dışında işleme taraf olanlar dâhil hiç kimseye açıklayamazlar.
5549 sayılı Kanun’un “Eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri ile diğer tedbirler” başlıklı 5’inci maddesine göre Hazine ve Maliye Bakanlığı; 5549 sayılı Kanun’un amacına uygun olarak eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturulması ve bu kanunla getirilen yükümlülüklere uyumu sağlamak üzere, gerekli yetki ile donatılmış idarî düzeyde görevli tayin edilmesi de dâhil gereken tedbirlerin alınması konusunda işletme büyüklükleri ve iş hacimlerini de dikkate alarak yükümlüleri ve uygulamaya ilişkin usûl ve esasları belirlemeye yetkili olup bu usul ve esaslar, 16.09.2008 tarihli ve 26999 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine İlişkin Yükümlülüklere Uyum Programı Hakkında Yönetmelik (Uyum Yönetmeliği) ile düzenlenmiştir. Bu kapsamda, Tedbirler Yönetmeliği’nin 4/1 maddesinde sayılan yükümlülerden Uyum Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesi kapsamında uyum programı oluşturacak yükümlüler;
şeklinde sayılmış olup aynı yönetmeliğin 5’inci maddesinde oluşturulacak uyum programının kapsamı;
şeklindedir.
5549 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 2’inci maddesinin (ğ) bendinde ve Uyum Yönetmeliği’nin 3/1-j maddesinde finansal grup tanımına yer verilmiş olup finansal grup ile neyin ifade edilmek istediğine açıklık getirilmiştir. Bununla birlikte, finansal grubun mahiyeti, Uyum Yönetmeliği’nin 3/A maddesi ile detaylandırılmıştır.
5549 sayılı Kanun ve Uyum Yönetmeliği’nde yer alan finansal grup tanımına göre finansal grup; merkezi Türkiye’de ya da yurt dışında bulunan bir ana kuruluş, bu ana kuruluşa bağlı veya ana kuruluşun bünyesinde bulunan Türkiye’de yerleşik finansal kuruluşlar ile bu ana kuruluşa bağlı veya ana kuruluşun bünyesinde bulunan Türkiye’de yerleşik finansal kuruluşların şube, acente, temsil, ticari vekil ve benzeri bağlı birimlerinden oluşmaktadır.
Bunun yanı sıra, 5549 sayılı Kanun’un 5/2 maddesi ile finansal gruplar da uyum programı kapsamında tedbirleri almakla mükellef kılınmıştır. 5549 sayılı Kanun’un 5/2 maddesinde, finansal grupların uyum programı kapsamında alınacak tedbirleri uygulayabilmesi için grup içinde yer alan kuruluşlar nezdinde tutulan müşterinin kimliğinin tespit edilmesine, hesaplarına ve işlemlerine ilişkin bilgilerin grup seviyesinde oluşturulacak uyum programı çalışmalarında kullanılmak amacıyla grup içinde yer alan kuruluşlar arasında paylaşılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Bu kapsamda, finansal grupların 5549 sayılı Kanun’un 5/2 maddesine istinaden uyum programı kapsamında yerine getireceği tedbirler; Uyum Yönetmeliği’nin 5/3 maddesinde şu şekilde sayılmıştır:
Uyum Yönetmeliği’nin 5/4 maddesine göre yükümlüler ve finansal grup, uyum programı tedbirlerini asgari iki yılda bir gözden geçirerek bunlarda gerekli güncellemeleri yapmalıdır.
Uyum Yönetmeliği’nin “Uyum programı oluşturma veya münhasıran uyum görevlisi atama yükümlülüğü bulunmayan yükümlülerin sorumlulukları” başlıklı 33’üncü maddesine göre Tedbirlerin Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasının (k), (n), (s), (ş), (t) ve (u) bentlerinde sayılan;
şeklindeki finansal olmayan belirli iş ve meslekler, 5549 sayılı Kanun ve bu Kanun uyarınca çıkarılan yönetmelik ve tebliğlerle getirilen yükümlülüklere uyumu sağlamak amacıyla eğitim, gözetim, ulusal risk değerlendirmesi kapsamında belirlenen riskleri de dikkate almak suretiyle risklerin belirlenmesi ile risklerin belirlenmesi ile risklerin takibi ve azaltılması için izleme ve kontrol çalışmalarını yürütmekle ve bu kapsamda gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler. Bu kapsamda, kıymetli maden ve taşlar piyasasında faaliyet gösteren yükümlü kurum ve kuruluşlardan kıymetli maden, taş veya mücevher alım satımı yapanlar ile bu işlemlere aracılık edenler yukarıda bahsi geçen tedbirleri yerine getirmekle yükümlüdür.
[1] 23.05.2013 tarihli ve 28655 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6475 sayılı “Posta Hizmetleri Kanunu” ile PTT’nin görevleri yeniden düzenlenmiş ve PTT, “Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi” adı ile yeniden yapılandırılmıştır. Buna istinaden, 2021 yılında yapılan 5549 sayılı Kanun’la ilgili mevzuat düzenlemesi ile Uyum Yönetmeliği’nin ilgili yerindeki Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğünün adı Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi olarak değiştirilmiştir.
Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine İlişkin Yükümlülüklere Uyum Programı Hakkında Yönetmelik’in (Uyum Yönetmeliği) 29’uncu maddesine göre;
faaliyet izninin alınmasını müteakip otuz gün içerisinde Uyum Yönetmeliği’nde bahsedilen uyum programını oluşturmaksızın idari düzeyde uyum görevlisi atamak zorunda olduğu belirtilmiş olup kıymetli maden ve kıymetli taşlar piyasasında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar münhasıran uyum görevlisi atayacak yükümlüler arasında sayılmadığından bunların münhasıran uyum görevlisi atama mükellefiyeti yoktur. Ancak yine de kıymetli maden ve kıymetli taşlar piyasasında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar, ihtiyari olarak münhasıran uyum görevlisi atayabilirler.
Yükümlüler, 5549 sayılı Kanun’un 7’nci maddesi ve Tedbirler Yönetmeliği’nin 31’inci maddesi gereğince Başkanlık ve denetim elemanları tarafından istenilecek her türlü bilgi, belge ve bunlara ilişkin her türlü ortamdaki kayıtları, bu kayıtlara erişimi sağlamak veya okunabilir hâle getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri tam ve doğru olarak vermek ve gerekli kolaylığı sağlamakla yükümlüdür.
Kendisinden talepte bulunulanlar savunma hakkına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamazlar.
Yükümlüler, 5549 sayılı Kanun’un 8’inci maddesi ve Tedbirler Yönetmeliği’nin 46’ncı maddesi gereğince 5549 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatla getirilen yükümlülüklere ve işlemlerine ilişkin her türlü ortamdaki; belgeleri düzenleme tarihinden, defter ve kayıtları son kayıt tarihinden, kimlik tespitine ilişkin belgeleri ise son işlem tarihinden itibaren sekiz yıl süreyle muhafaza ve istenmesi hâlinde yetkililere ibraz etmekle yükümlüdür. Yükümlü nezdindeki hesaplarla ilgili kimlik tespitine ilişkin belgelerin muhafaza süresinin başlangıç tarihi hesabın kapatıldığı tarihtir.
Başkanlığa yapılan şüpheli işlem bildirimine veya uyum görevlisine yapılan dahili bildirimlere yönelik belge ve kayıtlar, bildirime ek yapılan belgeler, uyum görevlilerince bildirimde bulunmama kararı verilen şüpheli işlemlere ilişkin yazılı gerekçeler, muhafaza ve ibraz yükümlülüğü kapsamındadır.
Yükümlüler, 5549 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesi ile Tedbirler Yönetmeliği’nin 32 ila 34’üncü maddeleri gereğince taraf oldukları veya aracılık ettikleri işlemlerden, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarı asanları MASAK’a bildirmek zorundadırlar.
Yükümlüler dışındaki kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki kurum ve kuruluşlardan da MASAK’a devamlı bilgi vermeleri istenebilecektir.
5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 9/A maddesine göre; 5549 sayılı Kanun ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’un uygulanması kapsamında yapılacak tebligatların, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 7/A maddesinde düzenlenen elektronik tebligata ilişkin usullere bağlı olmaksızın elektronik ortamda tebliğ edilebileceği ve tebligata elektronik ortamda cevap verilmesinin istenebileceği, bu şekilde yapılan tebligatların karşı tarafa ulaştığında tebliğ edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, mezkûr maddede MASAK’a elektronik ortamda yapılacak tebligatla ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanma, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma ve cevapların elektronik ortamda verilmesi zorunluluğu getirme, elektronik ortamda tebliğ yapılacaklar ile elektronik ortamdaki tebligata ilişkin diğer usul ve esasları belirleme yetkisi verilmiştir.
Bu yetkiye istinaden, MASAK tarafından oluşturulacak elektronik tebligat altyapısının işleyişine ilişkin usul ve esasları düzenleyen, “Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı Elektronik Tebligat Sistemine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik” hazırlanmış ve 30 Mart 2015 tarihli ve 29311 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
Bu Yönetmeliğe göre MASAK tarafından 5549 sayılı Kanun ve 6415 sayılı Kanun kapsamında yapılacak tebligatların; bankalar, sermaye piyasası aracı kurumları, finansal kiralama, faktoring, finansman şirketleri, sigorta ve emeklilik şirketleri, portföy yönetim şirketleri, Merkezi Kayıt Kuruluşu ve Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketine elektronik ortamda yapılması esas olup, sayılan yükümlüler dışında Tedbirler Yönetmeliği’nin 4/1 maddesinde sayılan yükümlülerin de kendilerine bu Yönetmelik kapsamında elektronik tebligat yapılması için MASAK’a başvuru yapabileceği, başvuruda bulunan yükümlülere MASAK tarafından uygun görülmesi hâlinde elektronik ortamda tebligat yapılabileceği, kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacak muhatabın;
ç) Hesap açılışı sonrası kendisine sağlanan erişim bilgilerini korumakla, üçüncü kişilerle paylaşmamakla ve başkasına kullandırmamakla,
Yaptırımlar
İdari Ceza
5549 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinin 1’inci fıkrasına göre aynı kanunun 3’üncü maddesinde yer alan müşterinin tanınması, 6’ncı maddesinde yer alan devamlı bilgi verme yükümlülüğünün her bir ihlalinde 30.000 TL; ve 4’üncü maddesinin 1’inci fıkrasında yer alan şüpheli işlem bildirimi yükümlülüğünün her bir ihlalinde 50.000 TL idari para cezaları yükümlüye 5326 sayılı Kanun’un 17/7 maddesi uyarınca yeniden değerleme oranında bu maktu idari para cezası tutarları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere artırılarak Başkanlığımız tarafından kesilir. Yükümlünün banka, finansman şirketi, faktoring şirketi, ikrazatçı, finansal kiralama şirketi, sigorta ve reasürans şirketi, emeklilik şirketi, sermaye piyasası kurumu, yetkili müessese, ödeme ve elektronik para kuruluşu ile yönetmelikle belirlenecek diğer finansal kuruluşlar olması hâlinde, işlem tutarının yüzde beşinden az olmamak üzere iki kat oranında idari para cezası bu yükümlülere her bir yükümlülük ihlali için kesilir. Ayrıca 5549 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinin 5’inci fıkrasına göre her bir müşterinin tanınması, şüpheli işlem bildirimi ve devamlı bilgi verme yükümlülüğü ihlali dolayısıyla kesilen idari para cezasının toplam tutarı; ihlalin yapıldığı yıl itibarıyla iki kat idari para cezası kesilecek yükümlüler için 40 milyon Türk lirasını, bunlar dışında kalan yükümlüler için 4 milyon Türk lirasını aşamaz.
5549 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesine göre 5549 sayılı kanunun 5’inci maddesinde belirtilen Uyum Yönetmeliği’nde düzenlenen tedbirlere yükümlüler tarafından uyulmaması hâlinde yükümlüye uygulanacak yaptırım prosedürü şu şekildedir:

5549 sayılı Kanunun 14’üncü maddesine göre aynı kanunun 4’üncü maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen “yükümlülerin şüpheli işlem bildiriminde bulunulduğunu, yükümlülük denetimi ile görevlendirilen denetim elemanları ve yargılama sırasında mahkemeler dışında hiç kimseye açıklayamayacakları” şeklindeki yükümlülüğün ihlali ile 7’nci maddesinde belirtilen bilgi ve belge verme ve 8’inci maddesinde belirtilen muhafaza ve ibraz yükümlülüklerinin ihlali hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.
Ceza Tutarları
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17’nci maddesinin 7’nci fıkrasına göre idari para cezaları her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır. Bu suretle idari para cezasının hesabında bir Türk Lirasının küsuru dikkate alınmaz.
Buna göre, 2026 yılında yükümlülüklerin ihlalinde uygulanacak idari para cezası tutarları aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

* Faaliyet Kısıtlaması veya İptal: İkinci İPC’nin tebliğinden itibaren 30 gün içinde eksikliklerin tamamlanmaması halinde yükümlünün faaliyetlerinin belli bir süre durdurulması, kısıtlanması veya faaliyet izin belgesinin iptaline yönelik tedbirlerin alınması için durum ilgili kuruma bildirilir.
** YKÜ veya Üst Düzey Yöneticiye İPC: 5549 sayılı Kanunun 5’inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen yükümlülüklere uymayan sorumlu yönetim kurulu üyesine, yoksa üst düzey yöneticisine önceki bölümlerde belirtilen ihtarlar yapılmak ve sürelere uyulmak koşuluyla yükümlüye verilen İPC’nin ¼’ü uygulanır.
05.01.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.279 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.