Ertuğrul Kılıç
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca ödenmesi gereken sigorta primlerinin süresinde ödenmemesi hâlinde, bu primlerin gider veya indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ile ödeme sonrasında beyannamede hangi satırda gösterileceği uygulamada önemli tereddütler doğurmaktadır. Özellikle bu tutarların beyannamede “diğer indirimler” satırında yer alması durumunda, 49 No.lu SMMM ve YMM Tebliği kapsamında indirim veya istisna olarak değerlendirilip YMM tasdik raporuna tabi olup olmayacağı tartışma konusudur. Bu çalışmada, SGK primlerinin hukuki ve vergisel niteliği ortaya konulmakta; gider–indirim ayrımı çerçevesinde YMM tasdik zorunluluğu değerlendirilmekte ve uygulamaya yönelik sonuçlara yer verilmektedir.
Vergi uygulamasında kazancın tespitinde giderlerin hangi dönemde ve hangi şartlarla indirilebileceği, vergi güvenliği bakımından kritik öneme sahiptir. SGK primleri, ticari kazancın elde edilmesi ve idamesi ile doğrudan bağlantılı olmakla birlikte, kanun koyucu tarafından ödeme şartına bağlanan giderler arasında yer almaktadır. Bu nedenle süresinde ödenmeyen SGK primlerinin vergisel akıbeti, sadece muhasebe tekniği değil, aynı zamanda beyan ve tasdik rejimi bakımından da ele alınmalıdır.
2.1. Süresinde Ödenen SGK Primleri
Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/1’inci maddesi ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8’inci maddesi uyarınca, ticari kazancın tespitinde işverenler tarafından ödenen SGK primleri gider olarak dikkate alınabilmektedir. Ancak bu gider yazma imkânı, 5510 sayılı Kanun’un 88’inci maddesi ile ödeme şartına bağlanmıştır.
Süresinde ödenen primler bakımından herhangi bir tereddüt bulunmamakta, bu tutarlar doğrudan ilgili dönemin gideri olarak muhasebeleştirilmekte ve beyannamede ayrıca indirim kalemi olarak gösterilmemektedir.
2.2. Süresinde Ödenmeyen SGK Primleri
5510 sayılı Kanun’un açık hükmü gereği, süresinde ödenmeyen SGK primleri tahakkuk etmiş olsa dahi gider yazılamaz. Bu durum, vergi hukukunda “ödeme şartına bağlı gider” kavramının tipik bir örneğini oluşturmaktadır.
Bu primler, fiilen ödendikleri dönemde gider veya indirim konusu yapılabilmekte, böylece önceki dönemde gider yazılamamış bir maliyet unsuru, ödeme ile birlikte vergi matrahından düşülebilmektedir.
Uygulamada, önceki yıllarda süresinde ödenemediği için gider yazılamayan SGK primlerinin, ödemenin yapıldığı yılda beyannamede “diğer indirimler” satırında gösterildiği görülmektedir. Bu tercih çoğu zaman teknik bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Muhasebe kayıtlarında gider olarak yer almayan bir tutarın, beyanname üzerinde matrahtan düşülmesi amacıyla yapılmaktadır.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus şudur, Beyannamede yer alan satırın adı, işlemin hukuki niteliğini tek başına belirlemez. Vergi hukukunda “gerçek mahiyet” ilkesi gereği, bir tutarın indirim veya istisna sayılabilmesi için kanuni dayanağının açıkça bu yönde olması gerekir.
49 No.lu SMMM ve YMM Tebliği, Gelir ve Kurumlar Vergisi mevzuatında yer alan belirli indirim, istisna ve teşvik unsurlarının YMM tasdikine tabi tutulmasını öngörmektedir. Tebliğin amacı, vergi matrahını önemli ölçüde etkileyen ve çoğu zaman teşvik niteliği taşıyan düzenlemelerin denetim güvenliğini artırmaktır.
Bu kapsamda yer alan indirim ve istisnalar;
Vergisel avantaj sağlayan,
Kanunda açıkça “indirim” veya “istisna” olarak düzenlenen,
Çoğu zaman teşvik ve destek amacına hizmet eden unsurlardır.
Süresi geçtikten sonra ödenen SGK primlerinin, beyannamede “diğer indirimler” satırında gösterilmesi, bu tutarların 49 No.lu Tebliğ kapsamında yer alan bir indirim veya istisna olduğu anlamına gelmemektedir.
Danıştay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, bir gider veya indirim unsurunun hukuki niteliği, beyannamede yer aldığı satıra göre değil, dayandığı kanuni düzenleme ve gerçek mahiyetine göre belirlenir.
Bu kapsamda;
· SGK primleri bir vergi teşviki değildir.
· Gelir veya kurumlar vergisinde istisna niteliği taşımaz.
· Kanunda ayrıca ve açıkça düzenlenmiş bir indirim hakkı söz konusu değildir.
Danıştay 4. Dairesi’nin 26.02.2014 tarihli ve E.2011/6096, K.2014/1235 sayılı kararında; ödeme şartına bağlı giderlerin, fiilen ödendiği dönemde kazancın tespitinde dikkate alınabileceği, bu durumun vergiye ilişkin bir teşvik veya istisna olarak değerlendirilemeyeceği açıkça ifade edilmiştir.
Benzer şekilde Danıştay 3. Dairesi’nin 18.10.2017 tarihli ve E.2015/11258, K.2017/6890 sayılı kararında; kanunen kabul edilen gider niteliğindeki bir unsurun, yalnızca ödeme zamanlaması nedeniyle ilgili dönemde indirilememesinin, ödemenin yapıldığı dönemde matrahtan düşülmesine engel olmadığı belirtilmiştir.
Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, süresi geçtikten sonra ödenen SGK primlerinin hukuki niteliğinin, “zamanlar arası gider düzeltimi” olduğu tartışmasızdır.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, süresi geçtikten sonra ödenen SGK primlerinin 49 No.lu SMMM ve YMM Tebliği kapsamında indirim veya istisna olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla bu tutarların beyannamede indirim konusu yapılması, YMM tasdik raporu düzenlenmesini gerektirmemektedir.
Ancak uygulamada, bu tutarların yanlış adlandırılması veya teşvik/istisna gibi sunulması hâlinde, vergi incelemelerinde eleştiri konusu yapılabileceği de göz ardı edilmemelidir.
Süresi geçtikten sonra ödenen SGK primleri, vergisel açıdan bir indirim veya istisna değil, ödeme şartının gerçekleşmesiyle birlikte gider yazma yasağının ortadan kalkmasının doğal sonucudur. Beyannamede “diğer indirimler” satırında gösterilmeleri, şekli bir sunumdan ibaret olup hukuki niteliği değiştirmemektedir.
Danıştay kararları da açık biçimde göstermektedir ki, bu tür giderler vergi teşviki veya istisna kapsamında değerlendirilemez ve bu nedenle 49 No.lu SMMM ve YMM Tebliği kapsamında YMM tasdik raporuna tabi tutulmaları mümkün değildir.
Bu çerçevede mükellefler ve meslek mensupları açısından;
· SGK primlerinin ödeme tarihleri titizlikle izlenmeli,
· Beyannamede yapılan indirimlerin hukuki dayanağı açıkça belirtilmeli,
· Şekli sınıflandırmaların maddi mahiyeti gölgelemesine izin verilmemelidir.
Aksi hâlde, özü itibarıyla doğru olan bir uygulamanın, yanlış sunum nedeniyle vergi incelemelerinde eleştiri konusu yapılması ihtimali doğabilecektir.
1. Kaynakça
2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu.
3. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu.
4. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu.
5. 49 Sıra No.lu Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliği.
6. Danıştay 4. Dairesi, 26.02.2014 tarihli, E.2011/6096, K.2014/1235.
7. Danıştay 3. Dairesi, 18.10.2017 tarihli, E.2015/11258, K.2017/6890.
8. Gelir İdaresi Başkanlığı, çeşitli özelgeler ve idari görüşler.
09.01.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.279 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.