YAZARLARIMIZ
Danış Özcan
danisozcan@live.com



İnşaat İşlerinde İşçilik Uygulamaları

Günümüzde inşaat işlerinde işçilik uygulaması oldukça fazla önem arz etmektedir. İşçilik uygulaması, bir işin başından sonuna kadar Sosyal Güvenlik Kurumu’ na bildirilmesi gereken ortalama SGK tutarına denir. Bu tutarlar, işin yapısına ya da niteliğine göre oranlanarak değişmektedir.

Gerek taahhüt işi olsun gerek yap-sat işi olsun , bu işlerin maliyetini hesaplanacak olan işçilik oranları büyük ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle , işin başında maliyetlerin net olarak belirlenebilmesi için işçiliklerin de doğru bir şekilde hesaplanması gerekir.

İşçiliklerin net olarak hesaplanabilmesi için , işin yapısının ve iş kollarının , Resmi Gazete’ de yayımlanmış olan Sosyal Güvenlik Kurumu , Asgari İşçilik Tespit Komisyonu’ nca belirlenen çeşitli iş kollarına ait asgari işçilik oranlarını gösteren tebliğe göre yapılması gerekir. Sosyal Güvenlik Kurumu, bu tebliğe göre , işin içinde hangi iş kolları varsa bu iş kollarına göre değerlendirme yapmaktadır.

İşçilik hesaplama uygulamalarında yapılan en önemli hatalardan birincisi  ,yapılan inşaat işindeki maliyeti tek bir oranla hesaplamaktır. İnşaat işleri,  işin niteliği bakımından tek bir oranla değerlendirilemez. Örneğin üst yapı inşaat işlerinde çevre peyzajı ya da karayolu yapımında farklı tesisler varsa işçiliklere bunların da işçilik oranları dahil edilerek ortalama bir oran bulunur. Çıkan ortalama orana göre işin sonunda hesaplanan SGK tutarı, kuruma ödenmiş olmalıdır.

5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 79. Madde’ ye göre “ -Kısa ve uzun vadeli sigortalar ile genel sağlık sigortası için, bu Kanunda öngörülen her türlü ödemeler ile yönetim giderlerini karşılamak üzere Kurum prim almak, ilgililer de prim ödemek zorundadır” denmektedir. Yani, işçiliklerin gerekli oranda bildirilmesi kanunla da kapsam altına alınmıştır.

Yine 5510 Sayılı Kanun’ un 85. Maddesi’ ne göre “- İşverenin, işin emsaline, niteliğine, kapsam ve kapasitesine göre işin yürütümü açısından gerekli olan sigortalı sayısının, çalışma süresinin veya prime esas kazanç tutarının altında bildirimde bulunduğunun tespiti halinde, işin yürütümü açısından gerekli olan asgarî işçilik tutarı; yapılan işin niteliği, kullanılan teknoloji, işyerinin büyüklüğü, benzer işletmelerde çalıştırılan sigortalı sayısı, ilgili meslek veya kamu kuruluşlarının görüşü gibi unsurlar dikkate alınarak tespit edilir. Söz konusu tespitler, Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilmiş memurları tarafından yapılır.” denilmektedir.

5510 Sayılı Kanun’ un 79 ve 85. Maddesi’ ne göre işçiliklerin kapsama alındığı, bu kapsamın da çeşitli şekillerde makineli veya makinesiz, işin niteliği, kullanılan teknolojiye göre değiştiği anlatılmıştır.

Yapılan bir diğer hata ise, bir çok işveren , asgari işçilik tutarlarını hesaplarken , gereken işgücünü çalıştırmak yerine , farklı yerlerde çalışan sigortalıları eksik işçiliği olan inşaat işlerinde göstererek eksik işçiliklerini tamamlamak istemektedirler. Ancak böyle bir uygulama kesinlikle yanlıştır ve yapılmaması gerekmektedir. Böyle bir uygulama , yani işçi o şantiyede çalışmıyor olsa bile yine de orada gösteriyor olmak “Sahte Sigortalılık” kapsamına girmektedir ve oldukça ağır cezai müeyyideleri bulunmaktadır.

Kaldı ki risk , sadece sahte sigortalılıktan ibaret değildir. Öncelikle böyle bir durumun tespitinde, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından o iş için “Sahte Sigortalılık” kapsamında bildirilen tüm işçilikler silinmekte ve  cezai tedbirler uygulanmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu, eksik işçiliği faizi ve gecikme cezası ile birlikte yine tahakkuk ettirir. Ayrıca, bu durum itibariyle de konu savcılığa intikal ettirilebilmektedir.

Sahte sigortalılıktan başka, asgari işçiliğin tutturulabilmesi için yapılan başka bir hata da , şantiyede fiilen çalışan sigortalıların aldıkları ücretin yükseltilerek işçiliğin tutturulmasıdır. Bu da uygulamada sıkça yapılan hatalardan birisidir. İşverenler açısından böyle bir uygulama da oldukça risklidir. Bu uygulamaya giden işyerleri için , her bir işçinin ücreti artmış olacağından , işçiyle yaşanacak hukuki bir ihtilaf durumunda da yükseltilen maaş esas alınacaktır. Yani, ihtilaflı olarak mahkemeye düşmüş işçi alacaklarından , işçinin şişirilmiş ücretine göre alması gerekenden daha fazla tazminat hesaplanacaktır. Bu da riskli bir durumdur.

Asgari işçilik hesaplamasında , sıkça yapılan hatalardan bir diğeri de ana işveren tarafından taşeronların işçilik hesaplarının dikkate alınmamasıdır. Oysa, ana işveren için oranlar neyse, sözleşme mukabili hizmet veren alt taşeronlar için de işçilik tutarlarının tutturulması istenmelidir. İşçilik tutarını tutturamayan taşerondan , SGK gibi aynı şekilde kalan işçilik ve gecikme cezası tahsil edilmelidir.

Bir inşaat işi yapılırken , o işin makineli ya da makinesiz olup olmadığı çok önemlidir. Eğer iş makine yoğun ise işçilik oranı düşüktür. Fakat iş, emek yoğun ise işçilik oranları da yüksektir. Çünkü emek yoğun işte daha fazla personel istihdam edilmek zorundadır.

İşin sonundaki işçilik oranlarının tespiti, Asgari İşçilik Tespit Komisyonu kararına göre yapılır. Asgari İşçilik Tespit Komiyonu , Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde , kurum teknik elemanlarından 4 üye, İşçi ve İşveren Konfederasyonlarınca görevlendirilecek 2 üye , Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ nden 1 üye olmak üzere 7 kişiden oluşur. Komisyon salt çoğunlukla toplanır ve kararlar en az 4 üyenin oyu doğrultusunda alınır.

İşçilik hesaplamaları için , şaibeli veya şüpheli bir durumun varlığında , işyerinin defter kayıt ve belgeleri 10 yıl boyunca istenebilecektir. Böylece , defter kayıt ve belgelerin 10 yıl boyunca saklanıyor olması elzemdir. Prim borçlarının ya da uyuşmazlıkların çözümünde İş Mahkemeleri yetkilidir.

5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu 89. Maddesi’ ne göre aktif ve pasifi ile devrolan işyerlerinden yeni işveren de eski işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu konu oldukça önemlidir. Devir işlemlerinde her ne kadar yeni işveren “eski borç “ nedeniyle sorumlu olmadığı bilinse de ilgili kanun incelendiğinde hem yeni işverenin hem de eski işverenin bu borçtan sorumlu tutulacağı anlaşılmaktadır.

İdarece işverenlerin hakedişleri , SGK borcu yoksa ödenmektedir. Uygulamada,  böyle bir borcu bulunan işverenlerden ödenmemiş SGK borçları idare tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu’ na ödenerek , kalan hakedişten mahsup edilmektedir.

İşverenler, idareden aldıkları her türlü iş için , teminat vermek zorundadırlar(banka teminat mektubu). Bu teminatların çözülebilmesi için de , Sosyal Güvenlik Kurumu’ ndan ilişiksizlik belgesi alınması gerekmektedir. Alınan ilişiksizlik belgesi ilgili idareye sunulduğunda teminat çözülebilmektedir.

Sonuç olarak , yazımızda anlatıldığı üzere inşaat işlerinde işçilik oldukça önemlidir. Bu işçiliklerin de önceden bilinebilmesi , bilinemediği takdirde işin başında Sosyal Güvenlik Kurumu’ nun yetkili birimlerinden ortalama bir oran alınması gerekmektedir. İşin sonunda bu orana göre işçilikler ödenmiş olmalıdır.  Her işin mahiyeti başlangıçtan belli olmadığı ya da daha sonra farklı işler çıkabileceği için oranlar da değişebilmektedir. Bu nedenle tavsiyemiz, işçilik oranları hesaplanırken % 2 veya % 3 aralığında fazla hesaplama yapılması ve ödenmesidir. Böylece, işçilik oranlarının tutturulamama riskine bağlı gecikme cezalarının da önüne geçilebilecektir.

08.06.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM