Ceyda Küçükçolak
Vergi suçlarıyla mücadelede etkinlik, yalnızca yaptırım gücüne değil; risklerin doğru analiz edilmesine, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine ve mükellef uyumunu esas alan stratejilerin geliştirilmesine bağlıdır. Bu çerçevede, vergi idareleri geleneksel denetim anlayışından uzaklaşarak, veri temelli ve risk odaklı sistemlere yönelmektedir. Türkiye’de uygulamaya konulan Kurumsal Risk Analizi ve Gözetim Ağı (KURGAN), bu dönüşümün önemli bir örneğini oluşturmaktadır.
Bu çalışmanın amacı, KURGAN sistemini, OECD tarafından belirlenen Vergi Suçlarıyla Mücadelede On Küresel İlke çerçevesinde analiz etmek ve sistemin vergi suçlarıyla mücadeledeki kurumsal kapasiteye katkısını değerlendirmektir. Çalışmada, risk odaklı denetim yaklaşımı, veri entegrasyonu, kurumsal yapılanma, uluslararası iş birliği, yaptırım mekanizmaları ve mükellef haklarının korunması gibi unsurlar ele alınmış; KURGAN sisteminin bu ilkelerle olan uyumu ortaya konulmuştur.
Analiz sonucunda, KURGAN’ın vergi suçlarıyla mücadelede önleyici, yönlendirici ve uyum artırıcı bir işlev üstlendiği; denetim kaynaklarının etkin kullanımına katkı sağladığı ve gönüllü vergi uyumunu destekleyen bir yapı sunduğu tespit edilmiştir. Bununla birlikte, sistemin etkinliğinin sürdürülebilmesi açısından kurumsal şeffaflık, hukuki güvenceler ve teknik kapasitenin sürekli geliştirilmesinin önem taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Kurumsal Risk Analizi ve Gözetim Ağı (KURGAN), Vergi Suçlarıyla Mücadele, Risk Odaklı Vergi Denetimi, Vergisel Risk Analizi, Mükellef Uyumu, OECD Küresel İlkeleri
Abstract
Effectiveness in combating tax crimes depends not only on the strength of sanctions, but also on the ability of tax administrations to analyse risks accurately, enhance institutional capacity, and develop compliance-oriented strategies. In this context, tax administrations have increasingly shifted away from traditional audit approaches toward data-driven and risk-based systems. In Türkiye, the Corporate Risk Analysis and Surveillance Network (KURGAN) represents a significant example of this transformation.
The aim of this study is to analyse the KURGAN system in light of the Ten Global Principles for Fighting Tax Crime established by the OECD, and to evaluate its contribution to institutional capacity in combating tax crimes. The study examines key elements such as risk-based audit approaches, data integration, organisational structures, international cooperation mechanisms, sanction frameworks, and the protection of taxpayers’ rights, and assesses the extent to which the KURGAN system aligns with these principles.
The findings indicate that KURGAN performs a preventive, guiding, and compliance-enhancing function in the fight against tax crimes, contributes to the efficient allocation of audit resources, and supports voluntary tax compliance. However, the study also concludes that ensuring the sustainability and effectiveness of the system requires continuous improvements in institutional transparency, legal safeguards, and technical capacity.Formun Üstü
Formun Altı
Keywords: Corporate Risk Analysis and Surveillance Network (KURGAN), Fighting Tax Crime, Risk-Based Tax Audit, Tax Risk Analysis, Voluntary Tax Compliance, Institutional Capacity, OECD Global Principles
Küreselleşme, dijitalleşme ve artan veri hacmi, vergi idarelerinin denetim yaklaşımlarında köklü dönüşümlere yol açmıştır. Geleneksel vergi inceleme yöntemlerinin, artan mükellef sayısı ve karmaşık ekonomik işlemler karşısında yetersiz kalması, vergi idarelerini risk temelli ve veri odaklı denetim modellerine yöneltmiştir. Bu dönüşüm süreci, vergi denetiminin yalnızca geçmişe yönelik bir kontrol mekanizması olmaktan çıkarak, önleyici ve yönlendirici bir yapıya evrilmesini beraberinde getirmiştir. Türkiye’de vergi idaresi tarafından geliştirilen KURGAN (Kurumsal Risk Analizi ve Gözetim Ağı), söz konusu dönüşümün somut bir yansımasıdır. KURGAN sistemi, mükelleflere ait çok sayıda veriyi bütüncül bir yaklaşımla analiz ederek, vergiye uyumsuzluk risklerini erken aşamada tespit etmeyi ve denetim süreçlerini risk odaklı bir zemine oturtmayı amaçlamaktadır. Bu yönüyle sistem, klasik denetim anlayışından farklı olarak, cezalandırıcı bir yapıdan ziyade uyumu teşvik eden bir mekanizma sunmaktadır.
Vergi gelirleri, kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından devletlerin en temel finansman kaynaklarından birini oluşturmaktadır. Bu nedenle vergi sistemlerinin etkinliği, yalnızca mevzuatın varlığına değil; aynı zamanda vergisel yükümlülüklere uyumun sağlanmasına ve vergi suçlarıyla etkin biçimde mücadele edilmesine bağlıdır. Günümüzde vergi idareleri, artan ekonomik karmaşıklık, küreselleşme ve dijitalleşme olguları karşısında, geleneksel denetim yöntemlerinin yetersiz kaldığını kabul etmekte ve risk temelli, veri odaklı ve önleyici yaklaşımlara yönelmektedir.
Vergi suçlarıyla mücadelede modern yaklaşım, tüm mükellefleri eşit yoğunlukta denetlemek yerine, vergisel uyumsuzluk ihtimali yüksek alanların ve mükellef gruplarının önceden tespit edilmesini esas almaktadır. Bu bağlamda risk analizi, vergi idarelerinin denetim kapasitesini daha etkin kullanmalarını sağlayan stratejik bir araç haline gelmiştir. Uluslararası literatürde de bu dönüşüm, mükellef davranışlarının analizine dayalı uyum yönetimi (compliance management) anlayışı çerçevesinde ele alınmaktadır.
Uluslararası düzeyde vergi suçlarıyla mücadeleye ilişkin politika ve standartların belirlenmesinde OECD önemli bir rol üstlenmektedir. OECD tarafından geliştirilen Vergi Suçlarıyla Mücadelede On Küresel İlke, vergi idarelerinin kurumsal yapılarını, soruşturma yetkilerini, uluslararası iş birliği mekanizmalarını ve mükellef haklarını bütüncül bir perspektifle ele alan bir çerçeve sunmaktadır. Bu ilkeler, ceza hukukunun caydırıcı gücünü korurken, aynı zamanda gönüllü uyumun artırılmasını ve önleyici mekanizmaların güçlendirilmesini amaçlamaktadır.
Türkiye’de bu uluslararası eğilimle paralel olarak geliştirilen Kurumsal Risk Analizi ve Gözetim Ağı (KURGAN), vergi idaresinin risk analizi kapasitesini artırmayı, denetim kaynaklarını etkin kullanmayı ve mükellef uyumunu güçlendirmeyi hedefleyen bütünleşik bir sistem olarak öne çıkmaktadır. KURGAN sistemi, farklı veri kaynaklarının entegre edilmesi yoluyla mükelleflerin vergisel risk profillerini oluşturmakta ve denetim süreçlerinin daha hedefli şekilde yürütülmesine imkân tanımaktadır.
Vergi idaresi 1 Ekim 2025 tarihinde ‘ Sahte Belge ile Mücadele Stratejisi’ başlığıyla yayımlamış olduğu rehberde, ‘Sorunun mucizevi ve tek kalemde sonuç alınabilecek bir çözümünün olamayacağı, buna karşın çok kapsamlı ve çok yönlü tedbirler zinciri ile beraber güçlü bir stratejinin uygulanması gerektiği herkes tarafından aşikardır. Yeni dönem politika ve stratejisi de bu gerçeklik göz önünde bulundurularak oluşturulmaya çalışılmıştır. 2023 yılının sonu itibariyle felsefi altyapısı oluşturulan yeni dönem stratejisi; teknik geliştirmelerin belirli bir aşamaya ulaşması, değiştirilecek mevzuat yönünden belirliliğin sağlanması ve mücadeleyi destekleyecek organizasyon yapısına karar kılınması ile beraber saha uygulamasına hazır hale getirilmiş ve kamuoyunu bilgilendirme evresine geçilmiştir.’ ifadesiyle sahte belge ile mücadelede yeni bir döneme geçildiğini açıklamıştır. İş felsefesi, Mevzuat, Risk Analizi, Organizasyon, Sinyalleme, İnceleme ve Raporlama başlıkları altında oluşturulan 7 katmanlı yeni mücadele stratejisi olan KURGAN, sahte belge düzenlemesi ve kullanılmasıyla etkin bir şekilde mücadele edilmesini ve söz konusu işlemlerin mümkün olan en kısa sürede tespit edilmesi amacıyla oluşturulmuş yapay zeka destekli risk analiz sistemidir.
OECD’nin Vergi Suçlarıyla Mücadelede On Global İlkeleri, 2017 yılında yayınlanan ve 2021 yılında güncellenen “Fighting Tax Crime – Ten Global Principles” belgesine dayanmakta ve vergi suçlarıyla mücadelede izlenmesi önerilen hususları bünyesinde barındırmaktadır.
|
OECD’nin Vergi Suçlarıyla Mücadelede On Global İlkeleri |
Mükelleflerin büyük bir kısmı vergisel yükümlülüklerini gönüllü olarak yerine getirmektedir. Bununla birlikte, bazı mükellefler sürekli biçimde uyumsuz davranışlar sergilemekte ve vergisel yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla her türlü yönteme başvurmaktadır. Destek ve izleme mekanizmalarının uyumu artırmada yetersiz kaldığı bu mükellefler bakımından, ceza hukukunun devreye girmesi önemli bir rol oynamaktadır. Ceza hukukunun uygulanması, yalnızca bu mükellefler açısından değil, aynı zamanda genel önleyici etkiyi güçlendirerek vergiye uyumsuzluğun azaltılmasına da katkı sağlamaktadır.
Ülkeler, ceza hukukunun hangi aşamada ve hangi koşullarda uygulanmasının gerekli olduğu konusunda farklı değerlendirmelerde bulunmaktadır. Ceza hukuku hükümleri, hangi fiillerin vergi suçu olarak kabul edileceğini ve bu fiiller karşılığında hangi tür cezai yaptırımların uygulanacağını belirlemektedir. Ancak, vergi suçu olarak tanımlanan fiiller ile öngörülen cezai yaptırımlar, her ülkede aynı şekilde düzenlenmemekte; ülkelerin hukuk sistemleri, mevzuat yapıları ve politika tercihleri doğrultusunda farklılık göstermektedir.
Vergi suçlarıyla en etkili şekilde mücadele edilebilmesi için, vergi idarelerinin mükelleflerin yükümlülüklerine uyum konusundaki farklı tutumlarına uygun olarak uyumu teşvik etmeye yönelik çeşitli stratejilere sahip olması gerekmektedir. Vergi suçlarına ilişkin mevzuatın uygulamada etkinliğinin sağlanabilmesi için, hukukun uygulanmasına yönelik tutarlı ve bütüncül bir stratejinin oluşturulması zorunludur.
Genel bir strateji; vergi idaresinin hedeflerini ortaya koyan, vergi mevzuatına uyumsuzlukla ilgili temel riskleri tanımlayan ve bu risklerin nasıl ele alınacağına ilişkin bir eylem planını içeren bir belge olarak tanımlanabilir. Bu stratejinin başarısı açısından, genel stratejinin uygulanmasından sorumlu olan üst düzey yöneticilerin sahiplenmesi ve desteği büyük önem taşımaktadır.
Genel olarak, gönüllü uyumun teşvik edilmesinden başlayarak; kasıtsız uyumsuzlukların ele alınması, vergiden kaçınma, vergi kaçakçılığı ve ağır suçlarla mücadeleye kadar uzanan tüm uyum yelpazesini kapsayan kapsamlı bir vergi uyum stratejisinin bulunması gerekmektedir. Bununla birlikte, uygulanacak spesifik strateji; her ülkenin kendi hukuk sistemi, kamu politikaları, mevzuat yapısı ve kolluk kuvvetlerinin genel organizasyonu çerçevesinde şekillenmektedir. Aşağıda yer alan şekil, uyumu artırmaya yönelik olarak sergilenebilecek davranış türlerini ve bu davranışlara karşı uygulanabilecek tedbirleri örnek olarak göstermektedir.
Bir cezai (vergi) soruşturmasının amacı, isnat edilen suç teşkil eden (vergisel) davranışın araştırılması suretiyle maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Soruşturmanın yürütülmesi sürecinde, ceza soruşturmasını yürüten görevliler, bir suçun işlenip işlenmediğinin tespit edilebilmesi amacıyla bilgi toplamaya ve bu bilgileri analiz etmeye yönelirler.
Soruşturmalar sonucunda, hem suçluluğu ortaya koyan (aleyhe deliller) hem de masumiyeti teyit eden (lehine deliller) elde edilebilir. Bu deliller, kovuşturma makamlarının şüpheli hakkında kamu davası açılıp açılmayacağına karar vermesinde esas alınmaktadır.
Suç failleri, gerçekleştirdikleri fiillerin suç niteliğini gizlemeye çalıştıklarından, ceza hukuku uygulayıcılarının gerekli bilgilere ulaşabilmesi için uygun ve yeterli soruşturma yetkilerine sahip olmaları gerekmektedir. Özellikle vergi suçlarının soruşturulması bağlamında, mali varlıkların kaynağının ve hareketlerinin etkin biçimde araştırılabilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu husus, dolandırıcılık suçunun işlendiğinin ortaya konulması ile aracı ya da yardım eden kişilerin rollerinin tespit edilebilmesi açısından, söz konusu varlıklar el değiştirmiş olsa dahi, kritik bir gereklilik olarak değerlendirilmektedir.
Malvarlığının dondurulması veya el konulması, bir mahkeme ya da diğer yetkili makam tarafından verilen bir karar uyarınca, malvarlığı değerlerinin devrinin, dönüştürülmesinin, tasarrufunun veya hareketinin geçici olarak yasaklanması ya da malvarlığı üzerinde geçici olarak muhafaza veya kontrol yetkisinin üstlenilmesi olarak tanımlanmaktadır. Dondurma işlemi, malvarlığı üzerindeki hakların geçici olarak askıya alınmasını ifade etmekte olup, örneğin nakde çevrilebilir (fungible) nitelikteki banka hesapları bakımından uygulanabilmektedir.
El koyma ise, bir malvarlığı değerinin geçici olarak kullanımının kısıtlanması veya devletin muhafazasına alınması anlamına gelmekte olup, örneğin taşıt gibi fiziki varlıklar üzerinde uygulanabilmektedir. Genel olarak dondurma ve el koyma tedbirleri, bir davanın sonuçlanmasına kadar malvarlığının hareketinin geçici olarak engellenmesi amacıyla kullanılmaktadır.
Malvarlığının müsaderesi ise, bir mahkeme ya da diğer yetkili makamın kararıyla malvarlığı değerlerinden sürekli olarak yoksun bırakılma şeklinde tanımlanabilir. Müsadere (bazı durumlarda malvarlığına el koyma/forfeiture olarak da adlandırılmaktadır), genellikle yargılama sürecinin nihai sonucundan sonra uygulanan ve suçtan elde edilen varlıklara suçluların erişimini kalıcı olarak engelleyen nihai bir tedbir niteliği taşımaktadır.
Dondurma, el koyma ve müsadereye ilişkin yetkilerin kullanımı, ölçülülük ilkesi başta olmak üzere, ulusal hukukta öngörülen tüm usul ve esaslara uygun şekilde gerçekleştirilmelidir.
Vergi suçlarının soruşturulması ve kovuşturulmasına ilişkin sorumlulukların tahsisi bakımından farklı kurumsal örgütlenme modelleri bulunmaktadır. Belirli bir ülkede benimsenen model, büyük ölçüde o ülkenin tarihsel arka planı, kolluk kuvvetlerinin genel yapısı ve hukuk sistemi dikkate alınarak şekillenmektedir.
Açık ve net bir kurumsal modelin varlığı, sorumlulukların etkin biçimde dağıtılmasına imkân tanıması bakımından önem taşımaktadır. Bu durum, yetki ve görevlerin mükerrer kullanımını ve uygulamada ortaya çıkabilecek boşlukları azaltarak, vergi suçlarıyla mücadelede etkinliği artırmaktadır. Aynı zamanda açık bir kurumsal yapı, kaynakların kullanımı ve uygulanan stratejiler bakımından şeffaflık ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesine katkı sağlamaktadır. Kurumsal yapılanmanın, vergi suçlarının soruşturulması ve kovuşturulmasından sorumlu birimlerin kişisel veya siyasi etkilerden bağımsız olmasını ve bu birimlerin görevlerini tarafsızlık ve dürüstlük ilkeleri çerçevesinde yerine getirmesini güvence altına alması gerekmektedir.
Bir ülkede yürürlükte olan kurumsal yapının doğru şekilde anlaşılması, diğer küresel ilkelerin nasıl uygulanabileceğinin belirlenmesi açısından da büyük önem taşımaktadır. Zira kurumsal yapılanma; genel vergi uyum stratejisinin tasarımını, soruşturma yetkilerinin kapsamını, tahsis edilecek kaynakların düzeyini ve kurumlar arası ile uluslararası iş birliğine yönelik stratejilerin oluşturulmasını doğrudan etkilemektedir.
Benimsenen kurumsal model ne olursa olsun, vergi suçlarının soruşturulması ve bu suçlara ilişkin yaptırım uygulamalarının hayata geçirilebilmesi için yeterli kaynakların tahsis edilmesi gerekmektedir. Kaynakların düzeyi ve türü, ilgili ülkenin genel bütçe kısıtları ve diğer bütçe öncelikleri doğrultusunda farklılık gösterecektir. Özellikle ihtiyaç duyulan kaynakların niteliği, ekonominin yapısına, ölçeğine ve gelişmişlik düzeyine bağlı olarak değişebilmektedir.
Örneğin bazı ülkelerde, gelişmiş analitik ve teknolojik araçların edinilmesinden önce, hukuki ve fiziki altyapının oluşturulması daha acil bir ihtiyaç olarak ortaya çıkabilmektedir.
Bunun yanı sıra, vergi suçu soruşturmalarını yürütmekle görevli kurum bünyesinde farklı fonksiyonlara tahsis edilecek kaynakların dağılımı; stratejik öncelikler ve kurumsal yapılanma gibi diğer faktörlere bağlı olarak da değişiklik gösterebilmektedir.
Öncül suçlar, fon veya malvarlığı değerlerinin elde edilmesine yol açan belirli türdeki suç faaliyetlerini ifade etmektedir. Bu fonlar veya malvarlığı değerleri, daha sonra yasadışı kaynağın gizlenmesi amacıyla aklanabilmektedir. Örneğin, uyuşturucu ticareti gibi bir öncül suç gelir yaratmakta; bu gelir, yerleştirme (placement), katmanlaştırma (layering) ve bütünleştirme (integration) aşamalarından biri veya birkaçı yoluyla yasadışı kaynağı gizlenecek şekilde dolaşıma sokulabilmekte ve böylece suçtan elde edilen kazancın şüphe uyandırmadan kullanılmasına imkân tanınmaktadır.
Belirli suçların öncül suç olarak tanımlanması, bir kişinin hem kara para aklama suçundan hem de öncül suçun kendisinden dolayı cezai sorumluluğa tabi tutulabilmesini mümkün kılmaktadır.
FATF Tavsiyeleri’nin 2012 yılında yapılan son revizyonu ile birlikte, “vergi suçları (doğrudan ve dolaylı vergilere ilişkin)”, kara para aklama suçu bakımından öncül suç olarak kabul edilmesi gereken suç kategorileri listesinde ayrı bir başlık altında açıkça belirtilmiştir.
Vergi suçlarının kara para aklama suçu bakımından öncül suç olarak kabul edilmesi önem taşımaktadır; zira bu durum aşağıdaki sonuçları doğurmaktadır:
Kara para aklama fiilini işleyen bir kişi, aynı zamanda temel (öncül) vergi suçundan da suçlanabilmektedir. Bu durum, yetkili makamların mahkûmiyet kararı elde etme olasılığını artırmasına ve/veya daha ağır yaptırımlar uygulanmasına imkân tanıyabilmektedir. Uygulamada, hangi suç veya suçlardan soruşturma ya da kovuşturma yürütüleceği; olayın özelliklerine, delillerin niteliğine ve suçun ispatlanması gereken unsurlarına bağlı olarak belirlenecektir.
Mali suçlarla mücadele; önleme, tespit, soruşturma ve kovuşturma aşamalarının yanı sıra suçtan elde edilen gelirlerin geri kazanılmasını da içeren bir dizi temel süreci kapsamaktadır. Bu süreçler, olayın özelliklerine bağlı olarak; vergi idaresi, gümrük idaresi, finansal düzenleyici otoriteler, kara para aklama ile mücadele birimleri (FIU dâhil), kolluk kuvvetleri ve uzmanlaşmış kolluk birimleri, yolsuzlukla mücadele kurumları ile Cumhuriyet savcılıkları gibi çok sayıda kamu kurumunun eşgüdüm içinde çalışmasını gerektirebilmektedir.
Ayrıca, farklı kurumların her birinin sahip olduğu özgün bilgi setleri ile soruşturma ve yaptırım yetkileri, belirli bir suçun soruşturulmasında diğer kurumların çalışmalarını güçlendirebilmektedir. Bu durum, ilgili kurumlar arasında iş birliğini özellikle önemli ve faydalı kılmaktadır. Bu iş birliği; bilgi paylaşımını ve diğer koordinasyon biçimlerini kapsamaktadır. Aşağıda belirtilen iş birliği türleri birbirine alternatif olmayıp, eş zamanlı olarak da kullanılabilmektedir.
İş birliğinden azami ölçüde fayda sağlanabilmesi için, ilgili kurumların bilgi paylaşımı ve iş birliği açısından belirlenmiş temas noktalarına sahip olmaları ve diğer kurumların hangi tür bilgilere ve yetkilere sahip olduklarını açık biçimde bilmeleri büyük önem taşımaktadır.
Bu tür iş birliği mekanizmaları, ulusal hukuk kurallarına ve yetkilerin kötüye kullanılmasının önlenmesine ilişkin gerekliliklere tabidir. Ayrıca, bir ülkedeki kurumsal yapılanmaya ve vergi suçlarının soruşturulmasından sorumlu olan kurumun hangisi olduğuna bağlı olarak, uygun görülen iş birliği biçimleri de farklılık gösterebilmektedir (bkz. İlke 5).
Vergi suçları, çoğu durumda uluslararası bir boyut taşımaktadır. Örneğin, malvarlığı veya gelirin gizlenmesi amacıyla yabancı bir ülkenin kullanılması ya da yasa dışı işlemlerden elde edilen gelirlerin, vergi idarelerine beyan edilmeksizin yurt dışında tutulması bu duruma örnek teşkil etmektedir. Suç teşkil eden faaliyetlerin ulusal sınırları aşabilmesine karşın, soruşturma makamlarının yetkileri yargı sınırlarıyla sınırlı olduğundan, soruşturma kurumları arasında uluslararası iş birliği zorunlu hale gelmektedir.
Uluslararası iş birliği; bilgi paylaşımı, belge tebliği, delil temini, tanık ifadelerinin alınmasının kolaylaştırılması, kişilerin sorgulanmak üzere transferi, dondurma ve el koyma kararlarının icrası ile ortak soruşturma yürütülmesi gibi çeşitli biçimlerde gerçekleştirilebilmektedir. Bu tür iş birliğinin hayata geçirilebilmesi için, usul ve şartları belirleyen hukuki anlaşmaların bulunması gerekmektedir.
Bu anlaşmalar; bilgi paylaşımına ilişkin anlaşmalar (örneğin Vergi Bilgi Değişim Anlaşmaları – TIEA’lar), bilgi değişimi ve idari yardımlaşma anlaşmaları, ikili vergi anlaşmaları ve Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi gibi çok taraflı düzenlemeler ile adli yardımlaşma anlaşmaları (MLAT’ler) gibi, soruşturma ve zorlayıcı yetkilerin kullanımına yönelik iş birliğini düzenleyen diğer araçları kapsamaktadır. Bu anlaşmaların, vergi suçları dâhil olmak üzere ilgili suçlar bakımından uluslararası iş birliğine izin verecek nitelikte olması gerekmektedir.
2015 yılı itibarıyla, ankete katılan ülkeler tarafından bilgi değişimi mekanizmaları ve adli yardımlaşma anlaşmalarının (MLAT) kullanımına ilişkin veriler aşağıda gösterilmektedir. Bazı durumlarda, sunulan verilerin vergi suçu dışındaki talepleri ayıklayacak şekilde ayrıştırılmadığı, bu nedenle söz konusu hususların ilgili yerlerde italik olarak belirtildiği ifade edilmektedir.
Cezai nitelikte bir vergi soruşturmasına tabi tutulan kişiler, vergi suçu da dâhil olmak üzere bir suç işlediğinden şüphelenilen veya suçlanan herkese tanınan belirli usulî ve temel haklara dayanabilmelidir. Bu haklar, adil yargılanma güvencelerinin ve hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucunu oluşturmaktadır.
Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen United Nations İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, evrensel olarak korunması gereken temel insan haklarını ortaya koymaktadır. Benzer hak ve ilkelere, European Convention on Human Rights ile African Commission on Human and Peoples’ Rights tarafından kabul edilen Afrika’da Adil Yargılanma ve Hukuki Yardım Hakkına İlişkin İlke ve Rehberler gibi uluslararası metinlerde de yer verilmektedir.
Söz konusu haklar, ülkelerin iç hukukunda; anayasal düzenlemeler, temel haklar bildirgeleri veya ceza muhakemesi hukukuna ilişkin mevzuat yoluyla güvence altına alınabilmektedir.
Vergi suçlarıyla mücadele, günümüzde yalnızca cezai yaptırımların uygulanmasıyla sınırlı olmayan; risk analizi, kurumsal kapasite, veri entegrasyonu, ulusal ve uluslararası iş birliği ile mükellef haklarının korunmasını birlikte ele alan bütüncül bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. Bu bağlamda, vergi idarelerinin geleneksel denetim anlayışından uzaklaşarak risk temelli ve veri odaklı modellere yönelmesi, küresel ölçekte benimsenen modern bir eğilim olarak öne çıkmaktadır.
Bu çalışmada, Türkiye’de uygulanan Kurumsal Risk Analizi ve Gözetim Ağı (KURGAN) sistemi, OECD tarafından belirlenen Vergi Suçlarıyla Mücadelede On Küresel İlke çerçevesinde ele alınmış ve sistemin söz konusu ilkelerle olan uyumu analiz edilmiştir. İnceleme sonucunda, KURGAN’ın vergi suçlarının önlenmesi ve tespitinde risk analizi temelli bir yapı sunduğu, denetim kaynaklarının daha etkin kullanılmasına katkı sağladığı ve gönüllü vergi uyumunu destekleyen önleyici bir mekanizma işlevi gördüğü tespit edilmiştir. Sistem, cezalandırıcı denetim anlayışından ziyade, uyumu artırmayı ve vergisel riskleri erken aşamada tespit etmeyi hedefleyen çağdaş bir yaklaşımı yansıtmaktadır.
Bununla birlikte, OECD’nin küresel ilkeleri doğrultusunda yapılan değerlendirme, KURGAN sisteminin etkinliğinin sürdürülebilmesi için bazı alanlarda sürekli iyileştirme ihtiyacını da ortaya koymaktadır. Özellikle kurumsal şeffaflığın güçlendirilmesi, soruşturma ve yaptırım yetkilerinin ölçülülük ilkesine uygun biçimde kullanılması, kurumlar arası ve uluslararası iş birliği mekanizmalarının etkinleştirilmesi ile teknik ve beşerî kapasitenin geliştirilmesi, sistemin başarısı açısından kritik öneme sahiptir.
Sonuç olarak, KURGAN sistemi; OECD’nin Vergi Suçlarıyla Mücadelede On Küresel İlkesini büyük ölçüde yansıtan, risk temelli denetim ve uyum yönetimini esas alan kurumsal bir model olarak değerlendirilebilir. Ancak sistemin uzun vadeli başarısı, yalnızca teknik altyapıya değil; aynı zamanda hukuki güvencelere, kurumsal yönetişime ve insan kaynağına yapılacak sürekli yatırımlara bağlıdır. Bu yönüyle KURGAN, Türkiye açısından yalnızca mevcut bir uygulama değil; vergi suçlarıyla mücadelede geliştirilmeye açık, dinamik ve stratejik bir politika aracı niteliği taşımaktadır.
Kaynakça
24.12.2025
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.