YAZARLARIMIZ
Anıl Bilen
Vergi Başmüfettişi
vmanilbilen@gmail.com
linkedin.com/in/anılbilen



Sosyal Medya İçerik Üreticilerine Yönelik Vergi İncelemelerinde En Sık Eleştiri Konusu Yapılan Başlıklar

GİRİŞ

Sosyal medya içerik üreticiliği faaliyetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte bu alandan elde edilen kazançların vergilendirilmesi, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun (GVK) mükerrer 20/B maddesi ile özel bir rejime bağlanmıştır. Uygulamada ise istisna rejiminin şartlarının yanlış yorumlanması, tahsilat akışının mevzuata aykırı biçimde yapılandırılması ve beyan yükümlülüklerinin gözden kaçırılması nedeniyle vergi incelemelerinde belirli başlıklarda yoğunlaşan eleştiriler ortaya çıkmaktadır.

Bu yazıda, vergi incelemelerinde en sık eleştiri konusu yapılan hususlar altı başlık altında, mevzuat mantığı ve inceleme pratiğiyle uyumlu şekilde özetlenmiştir.


1. Banka Hesap Hareketleri ile Beyan Edilen Kazanç Arasındaki Uyumsuzluk (Kayıt Dışı Hasılat)

Vergi incelemelerinde ilk ve en temel eleştiri alanı, banka hesaplarına intikal eden tutarlar ile beyannamelerde beyan edilen kazançların örtüşmemesidir. Özellikle istisna belgesi bulunmaksızın faaliyet yürütülmesi ve banka hesaplarına gelen gelirlerin hiç beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi, kayıt dışı hasılat eleştirisinin doğrudan kaynağını oluşturmaktadır.

Bu başlık bakımından belirleyici husus, sosyal medya içerik üreticiliğinin ağırlıklı olarak hizmet/edim temelli bir faaliyet olmasıdır. Bu tür faaliyetlerde banka kanalıyla gerçekleşen tahsilat, çoğu durumda hizmetin ifa edildiğine ve buna bağlı olarak gelirin tahakkuk edip tahsil edildiğine dair güçlü bir gösterge niteliği taşır. Bu nedenle banka hesap hareketleri ile beyanlar arasındaki uyumsuzluk, uygulamada “verilen hizmetin karşılığının tahsil edildiği hâlde beyannameye yansıtılmadığı (veya eksik yansıtıldığı)” şeklindeki eleştirinin temelini oluşturmaktadır.

Diğer yandan, Vergi Denetim Kurulu bünyesinde yürütülen Risk Analiz Sistemi yaklaşımı kapsamında, mükelleflere ilişkin çeşitli veri kaynakları (bankacılık verileri dâhil) elektronik ortamda analiz edilmekte ve beyannamelerle karşılaştırılabilmektedir. Bankalar başta olmak üzere finansal kuruluşların, mevzuat uyarınca idareye düzenli/periyodik veri aktarımı yapması; banka verisi ile beyanların bu sistem üzerinden mukayeseye elverişli hâle gelmesini sağlamakta; çok sayıda risk kuralı/senaryosu üzerinden yürütülen analizler nedeniyle banka–beyan uyumsuzlukları pratikte hızlı şekilde görünür olabilmektedir.

Bu nedenle eleştirinin doğmaması ve inceleme riskinin azaltılması bakımından, beyanname verilmeden önce ilgili döneme ait banka hesap hareketlerinin beyannameye yansıtılacak tutarlarla mutabakatının yapılması; varsa uyumsuzlukların beyanname öncesinde giderilmesi ve beyanın bu mutabakata göre verilmesi önem taşımaktadır.


2. Tahsilatların Üçüncü Kişilerin Hesapları Üzerinden Yürütülmesi (VUK 3/B ve 5549 m.15)

Uygulamada sıklıkla, tahsilatların içerik üreticisinin kendi hesabı yerine; anne, baba, eş, kardeş, yakın arkadaş gibi üçüncü kişilerin hesapları üzerinden yürütüldüğü görülmektedir. Bu tür yapıların çoğu zaman amacı, gelir akışını parçalamak ve izlenebilirliği zayıflatmaktır.

Vergisel boyutta, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3’üncü maddesi (B) fıkrası uyarınca vergilendirmede vergiyi doğuran olayın ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olduğundan, tahsilatın hangi hesaba yapıldığı tek başına belirleyici kabul edilmemektedir. İncelemelerde sözleşmeler, ödeme açıklamaları, içerik/iş birliği kayıtları, zamanlama uyumu ve dijital izler birlikte değerlendirilmekte; üçüncü kişi hesabı üzerinden tahsil edilen tutarlar faaliyetle irtibatı ortaya konulduğu ölçüde içerik üreticisinin kazancı olarak dikkate alınmakta ve beyan dışı bırakılan kısım kayıt dışı hasılat kapsamında eleştirilmektedir.

Bununla birlikte konu yalnızca VUK 3/B çerçevesinde değerlendirilmemektedir. 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 15’inci maddesi uyarınca, yükümlüler nezdinde veya aracılığıyla yapılan ve kimlik tespitini gerektiren işlemlerde, kendi adına ve fakat başkası hesabına hareket eden kişinin bu durumu yazılı olarak bildirmemesi hâli ayrıca yaptırıma bağlanmıştır. Dolayısıyla bir işlemin gerçekte kimin hesabına yapıldığının gizlenmesi, sadece vergisel mahiyet sorunu değil; aynı zamanda gerçek faydalanıcının tespitini engelleyebilecek bir hukuki risk alanıdır. Bu çerçevede üçüncü kişi hesaplarının sistematik biçimde kullanılması, hem gerçek mahiyet ilkesi gereği kazancın içerik üreticisine isnadına yol açmakta hem de başkası adına işlem yapıldığının beyan edilmemesi bağlamında 5549 sayılı Kanun kapsamında değerlendirmeye konu olabilecek bir zemin oluşturmaktadır. Uygulamada bu tür işlemler, somut durumun özelliklerine göre adli mercilere intikal edebilen süreçlere ve ilgili kişiler hakkında suç duyurusu yapılmasına kadar varabilen sonuçlar doğurabildiğinden, riskin bertaraf edilmesi bakımından tahsilatların yalnızca içerik üreticisinin kendi adına açılmış banka hesapları üzerinden yürütülmesi esastır.


3. Gider Yazılan Harcamalarda İlliyet Bağı ve Kanuni Şartların İhlali (GVK 40)

GVK 40 kapsamında ticari kazancın tespitinde indirilebilecek giderler, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi amacıyla yapılan genel giderlerdir. Bir giderin indirim konusu yapılabilmesi için; gider ile faaliyet arasında açık ve güçlü bir illiyet bağı bulunmalı, gider işin mahiyeti ve hacmiyle uyumlu olmalı, keyfi nitelik taşımamalı, giderin mahiyeti itibarıyla maliyet unsuru veya iktisadi kıymet iktisabı sonucunu doğurmamalı ve kural olarak belge ile tevsik edilmelidir.

Bu temel unsurlara ek olarak, giderin ilgili döneme ait olması (dönemsellik) ve mahiyetin doğduğu dönemde kayıtlara alınması (tahakkuk) ilkeleri de önem taşır.

Vergi incelemelerinde özellikle; faaliyetle doğrudan ilgisi kurulamayan şahsi harcamaların ticari gider gibi kayıtlara alınması, kanunen kabul edilmeyen gider (KKEG) niteliğindeki unsurların indirilmesi veya maliyete eklenmesi gereken harcamaların doğrudan giderleştirilmesi nedeniyle matrahın haksız şekilde azaltıldığı tespitleri eleştiri konusu yapılmaktadır. Bu eleştirinin doğmaması için, beyanname hazırlık sürecinde giderlerin faaliyetle bağının ve belgelendirmesinin kontrol edilmesi; KKEG–maliyet–doğrudan gider ayrımının muhasebe kayıtlarına doğru yansıtılması önem taşımaktadır.


4. Ajans Aracılığıyla Çalışan İçerik Üreticilerinde Vergisel Sorumluluğun Yanlış Yorumlanması

Uygulamada ajans aracılığıyla çalışan içerik üreticilerinin önemli bir kısmı, ajansların yaptığı kesintilerin veya düzenlediği belgelerin kendi vergisel yükümlülüklerini ortadan kaldırdığı kanaatiyle hareket edebilmektedir. Oysa ajansların yaptığı tevkifat/kesintiler, çoğu durumda kanundan kaynaklanan kendi yükümlülükleri çerçevesindedir.

İçerik üreticisi ticari kazanç mükellefi olduğundan; fatura düzenleme, beyanname verme ve defter tutma yükümlülükleri bizzat kendisine aittir. Ajans tarafından düzenlenen gider pusulası, çoğu durumda 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 234’üncü maddesinden kaynaklanan bir zorunluluğun sonucudur. Anılan madde uyarınca, belge düzenleme yükümlülüğü bulunmayanlardan mal veya hizmet temin eden birinci ve ikinci sınıf tüccarlar ile diğer yükümlüler, bu işlemleri tevsik etmek amacıyla gider pusulası düzenlemek zorundadır. Başka bir ifadeyle ajans, içerik üreticisinden aldığı reklam/hizmet edimini kendi ticari kazancının tespitinde gider olarak dikkate alabilmek ve matrahını doğru belirleyebilmek için bu belgeyi düzenlemektedir. Aksi halde katlandığı gideri tevsik edemeyecek ve daha yüksek matrah üzerinden vergilendirilecektir.

Bu durum, içerik üreticisinin vergisel yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz. Gider pusulası, ajans açısından bir tevsik belgesi niteliğindedir; içerik üreticisi açısından ise kendi adına düzenlenmiş bir fatura yerine geçmez ve onun beyan, defter ve belge düzeni ödevlerini ikame etmez.

Öte yandan ajans tarafından yapılan vergi kesintileri de kanuni zorunluluklardan kaynaklanmaktadır. 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile internet ortamında verilen reklam hizmetleri 01.01.2019 tarihinden itibaren tevkifat kapsamına alınmış; bu çerçevede reklam hizmeti veren gerçek kişilere yapılan ödemeler üzerinden GVK 94/18 uyarınca %15 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılması öngörülmüştür. Tam mükellef tüzel kişilerde oran %0 (KVK 15/1-ğ), dar mükellef tüzel kişilerde ise %15 (KVK 30/1-d) olarak belirlenmiştir. Benzer şekilde 01.01.2021 tarihinden itibaren her türlü ticari reklam hizmeti alımları (3/10) oranında KDV tevkifatı kapsamına alınmıştır.

Dolayısıyla ajansın yaptığı gelir vergisi ve KDV tevkifatları, kendi kanuni sorumluluğunu yerine getirmesine yöneliktir; bu kesintilerin yapılmış olması içerik üreticisinin beyanname verme, kazancını doğru tespit etme ve gerekli vergisel ödevleri yerine getirme yükümlülüğünü ortadan kaldırmamaktadır.

Bu çerçevede, ajansla çalışan içerik üreticilerinin geçmiş dönemlere ilişkin kazançlarını gözden geçirmeleri; beyan dışı bırakılmış tutar bulunması hâlinde gecikmeksizin gerekli düzeltme ve beyan işlemlerini yapmaları; ayrıca faaliyetlerini ya GVK mükerrer 20/B kapsamında istisna belgesi alarak ya da ticari kazanç yönünden mükellefiyet tesis ettirerek mevzuata uygun şekilde yapılandırmaları önem arz etmektedir. Aksi hâlde ajansın yaptığı kesintilere güvenilerek yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, ilerleyen aşamada geriye dönük beş yıl üzerinden vergi incelemesi yapılması; vergi aslı yanında, şartlarına göre vergi ziyaı cezası, özel usulsüzlük cezaları ve gecikme faizi ile birlikte cezalı tarhiyatlar söz konusu olabilecektir.

Bu konunun hukuki ve vergisel boyutlarını daha ayrıntılı olarak, daha önce MuhasebeTR’de yayımlanan çalışmamda ele almıştım. Konunun detaylı değerlendirmesine ilgili makaleden ulaşılabilir: https://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/anilbilen/002/


5. Tahsilat Takibi ve Münhasır Hesap Şartı

İstisna rejiminin uygulamasında en kritik şartlardan biri, içerik üreticiliği faaliyetinden doğan tahsilatların tamamının Türkiye’de açılan istisna kapsamındaki banka hesabı üzerinden yürütülmesidir. Bu şart, hem gelir akışının izlenebilirliğini sağlamak hem de istisna uygulamasının sınırlarını objektif biçimde belirlemek amacıyla kurgulanmıştır.

Bu çerçevede, tahsilatın istisna hesabı dışında bir hesaba yönlendirilmesi; başka bir deyişle, istisna kapsamındaki hesap dışında herhangi bir banka hesabına 1 TL dahi intikal etmesi, istisna şartlarının ihlali olarak değerlendirilmektedir. Zira tahsilatın parçalanması veya farklı hesaplara dağıtılması, istisna rejiminin öngördüğü şeffaf ve izlenebilir tahsilat mimarisini bozmakta; risk analiz süreçlerinde ayrıca dikkat çeken bir görünüm oluşturmaktadır.

Söz konusu ihlalin sonucu, yalnızca ilgili tutarın istisna dışında bırakılması şeklinde sınırlı değildir. Uygulamada, şart ihlalinin tespit edilmesi hâlinde, ilgili yılın başından itibaren elde edilen kazançların istisna kapsamında değerlendirilemeyeceği; bu nedenle kazançların genel hükümler çerçevesinde beyana tabi olacağı kabul edilmektedir. Buna bağlı olarak, mükellefin durumuna göre mükellefiyet tesis edilmesi, defter ve belge düzeni (fatura/benzeri belge düzenlenmesi, kayıtların sağlıklı tutulması ve ibraz edilebilirliği) yönünden ödevlerin gündeme gelmesi söz konusu olabilmektedir.

Bu nedenle, istisnadan yararlanılan dönemde tahsilatların dağıtılmaması; tüm ödemelerin istisna kapsamındaki banka hesabında toplanması ve tahsilat akışının beyan ve kayıtlarla uyumlu şekilde yönetilmesi önem arz etmektedir.


6. 5.300.000 TL Kazanç Sınırının Aşılması, Brüt Esas ve Beyanname Yükümlülüğü

2026 yılı için belirlenen kazanç sınırı 5.300.000 TL’dir. Bu sınırın aşılması, ilgili takvim yılı bakımından gelir vergisi istisnasının uygulanamayacağı ve elde edilen kazançların genel hükümler çerçevesinde yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerektiği anlamına gelir. Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta, sınırın “banka hesabına yatan net tutar” üzerinden değil, ödeme yapanlar tarafından içerik üreticisi adına veya hesabına ödenen brüt tutar üzerinden değerlendirilmesidir.

İstisna uygulamasında bankaca yapılan %15 oranındaki gelir vergisi tevkifatı nedeniyle hesaba geçen tutar, brüt gelirin %85’ine karşılık gelmektedir. Bu nedenle 5.300.000 TL’lik brüt sınırın bankaya yansıyan karşılığı 5.300.000 × 0,85 = 4.505.000 TL olmaktadır. Başka bir ifadeyle, istisna kapsamındaki hesaba 4.505.000 TL’ye kadar (4.505.000 TL dâhil) intikal eden tutarlar bakımından brüt sınır aşılmaz; bu tutarın 4.505.000 TL’yi 1 kuruş dahi aşması hâlinde ise brüt tutar 5.300.000 TL’yi aşmış olur ve ilgili yıl bakımından istisnadan yararlanılamaz.

Ancak kazanç sınırının aşılması yalnızca gelir vergisi istisnasını ortadan kaldırır; aşan kısmın değil, kazancın tamamının genel hükümler çerçevesinde beyan edilmesi sonucunu doğurur. Buna karşılık bu durum, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/4-a maddesi uyarınca uygulanan KDV istisnasını ortadan kaldırmaz. KDV Genel Uygulama Tebliği’nin 4.26 numaralı bölümünde açıkça belirtildiği üzere, mükerrer 20/B kapsamındaki kazançların yıllık beyanname ile beyan edilmesinin KDV istisnasına herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla kazanç sınırı aşılsa dahi faaliyet mükerrer 20/B kapsamında kaldığı sürece KDV hesaplanmayacaktır.

Stopaj bakımından da benzer şekilde sınır aşımı yeni bir yükümlülük doğurmamaktadır. Tebliğde yapılan açıklamaya göre, mükerrer 20/B kapsamındaki kazançları nedeniyle istisnadan yararlanamayanların dahi GVK 94 kapsamında ücret, kira gibi yapacakları ödemeler üzerinden tevkifat yapma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu nedenle hasılat sınırının aşılması, içerik üreticisi açısından ayrıca bir stopaj sorumluluğu tesis etmez.

Öte yandan yıllık beyanname verilmesi gerekse dahi, Tebliğin 6/3 bölümündeki açık düzenleme uyarınca, münhasıran mükerrer 20/B kapsamındaki faaliyetlerden kazanç elde eden mükellefler bakımından defter tasdik ettirme, defter tutma (Defter-Beyan Sistemine kaydolma veya elektronik defter tutma) ve belge düzenleme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu hüküm, kazancın 103’üncü maddede yer alan dördüncü gelir dilimini aşıp aşmadığına bakılmaksızın uygulanmakta olup, sınırın aşılması tek başına defter ve belge düzeni bakımından yeni bir yükümlülük doğurmamaktadır.

Sonuç itibarıyla, 5.300.000 TL brüt kazanç sınırının aşılması; gelir vergisi yönünden kazancın tamamının beyan edilmesini gerektirmekte, ancak KDV istisnasını ortadan kaldırmamakta, yeni bir stopaj yükümlülüğü doğurmamakta ve Tebliğ 6/3 kapsamında defter ile belge düzenine ilişkin ilave bir ödev tesis etmemektedir. Bu nedenle limit kontrolünün brüt esas üzerinden yapılması ve yıl içinde kazancın (brüt tahsilatın) yakından izlenmesi, yanlış yorumlardan kaynaklanabilecek vergisel risklerin önüne geçilmesi bakımından belirleyici niteliktedir.


SONUÇ

Sosyal medya içerik üreticilerine yönelik vergi incelemelerinde eleştirilerin odağında; banka hareketleri ile beyan uyumsuzluğu, üçüncü kişi hesapları üzerinden tahsilat, illiyet bağı bulunmayan giderler, ajans ilişkilerinde vergisel sorumluluğun yanlış yorumlanması, münhasır hesap şartının ihlali ve 5.300.000 TL brüt kazanç sınırının aşılması bulunmaktadır. Özellikle VUK 3/B kapsamında “gerçek mahiyet” ilkesinin, istisna rejiminin tahsilat ve limit şartlarıyla birlikte ele alınması; banka verisi, tahsilat akışı, sözleşme/iş birliği kayıtları ve beyanların bir bütün olarak değerlendirilmesi inceleme pratiğinde belirleyici rol oynamaktadır.

Vergi Denetim Kurulu’nun resmî sosyal medya hesaplarında paylaşılan bilgilere göre, 2017–2025 döneminde sosyal medya özelinde yürütülen incelemelerde beyan dışı bırakılan kazançlar nedeniyle yaklaşık 7,7 milyar TL matrah farkı ve yaklaşık 1,2 milyar TL vergi farkı tespit edilmiştir. Söz konusu tespitler, sosyal medya alanındaki denetim ve analiz kapasitesinin Vergi Denetim Kurulu tarafından son teknoloji veri analitiği, büyük veri işleme altyapısı ve risk analiz esaslı denetim yöntemleri kullanılarak ve fiilen sahada görev yapan Vergi Müfettişleri tarafından yürütülen inceleme faaliyetleriyle ortaya konulduğunu göstermektedir. Bu büyüklükler, konunun münferit uyumsuzluklardan ibaret olmadığını; tahsilat ve beyan süreçlerinin mevzuata aykırı kurgulanmasının geriye dönük tarhiyatlara konu olabilecek ölçekte sistematik bir risk alanı oluşturduğunu açık biçimde ortaya koymaktadır.

Bu çerçevede vergiye gönüllü uyumun güçlendirilmesi ve vergi bilincinin artırılması amacıyla, Vergi Denetim Kurulu tarafından yürütülen bilgilendirme ve eğitim faaliyetlerinin yakından takip edilmesi önem taşımaktadır. Bu kapsamda “Sorumlu Sosyal Medya Etkileyicileri Eğitim Programı”nın dördüncüsü, 9 Şubat 2026 tarihinde Vergi Denetim Kurulunun Ataşehir/İstanbul’daki yerleşkesinde; T.C. Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu ve Reklam Özdenetim Kurulu iş birliği çerçevesinde icra edilmiştir. Programın gördüğü yoğun ilgi ve artan talep nedeniyle beşinci ve devamı programların da sürdürülmesi öngörülmektedir.

Eğitimlerde sosyal medya etkileyicilerinin vergisel yükümlülükleri, dijital ekonomide vergi düzenlemelerinin amacı ve kapsamı ile sosyal içerik üreticilerine yönelik yasal düzenlemeler; uygulamaya dönük örnekler ve katılımcı soruları üzerinden interaktif biçimde ele alınmaktadır. Eğitici olarak görev aldığım bu eğitimlerin, Vergi Denetim Kurulunun denetim fonksiyonunu yalnızca tespit ve tarhiyat boyutuyla sınırlamayan; mevzuata uyumu rehberlik ve bilgilendirme yoluyla güçlendirerek gönüllü uyumu artırmayı hedefleyen yaklaşımını görünür kılmaktadır.

Bu nedenle içerik üreticilerinin, güncel mevzuat ve uygulama çerçevesinde kendilerini geliştirmeleri ve hatalı uygulamalardan kaynaklanabilecek riskleri en baştan bertaraf edebilmeleri bakımından söz konusu eğitim programlarını ve Vergi Denetim Kurulu Başkanlığının resmî sosyal medya hesapları ile VDK’nin resmî YouTube hesabında yayımlanan bilgilendirme içeriklerini düzenli olarak takip etmeleri önem taşımaktadır.

KAYNAKÇA

Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı – Sosyal Medya Kazançlarına Yönelik Vergisel Riskler

https://www.youtube.com/watch?v=zhv0m5iQgsM

Vergi Müfettişleri Derneği Yayınları – (Dijital kitap): Sosyal Medya Fenomenlerinin Gelir Vergisi Matrahı ve Beyan Sürecine Yönelik Derinlemesine Bir Analiz

https://www.vergiraporu.com.tr/upImage/org/VMDMARTKITAP000000.PDF

Makale: Ajanslarla Çalışan Fenomenlerde Stopaj, Beyan ve Mükellefiyet

https://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/anilbilen/002/

Makale: Sosyal İçerik Üreticiliği İstisnası: En Çok Merak Edilen 5 Soru

https://www.muhasebetr.com/yazarlarimiz/anilbilen/001/

Makale: Dijital Ekonominin Vergilendirilmesi: Sosyal Medya Gelirleri

https://www.vergiraporu.com.tr/ReadArticle.aspx?Id=7c86098c-3688-47ee-ab89-7a7460d18c9d

13.02.2026

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.

>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV  Ayrıntılar için tıklayın.

GÜNDEM