Adnan Dede Güçlü
Ülkemiz ekonomisinde 2021 hesap döneminden itibaren artan enflasyon yükselen faiz ve yabancı kaynak kullanımı ihtiyacının artması firmaların finansal yapılarını önemli ölçüde değiştirmiştir.
Yürürlük tarihi 01.01.2013 olan ve 8 yıl boyunca Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaşkanı’nca, bu yetki kullanılmadığı için hayata geçirilemeyen bu düzenleme 2021 hesap döneminden itibaren uygulanmaya başlanmıştır. 2013 ile 2020 hesap dönemleri arasında küçük periyotlar halinde değişim gösteren enflasyon oranları, düşük faiz ve kur, tam da düzenlemenin yürürlüğe girdiği hesap dönemi olan 2021 den itibaren anormal artışlara sahip endeksler oluşturmuştur. 2021 ila 2025 hesap dönemleri arası yüksek enflasyon, yüksek faiz ve döviz kurları öngörülebilir olmaktan çıkmıştır. Bunun sonucunda finansman maliyetleri anormal şekilde artmıştır.
Yüksek enflasyon ve artan faiz oranları şirketlerin sermaye ihtiyacının artmasına zemin hazırlamış, doğal olarak kredi kullanımları bir tercih olmaktan çıkıp mecburiyet haline gelmiştir. Enflasyon artışı ve yüksek faizler, stok maliyetlerinin ve işletme giderlerinin artmasına, satış vadelerinin uzamasına ve reel olarak özkaynakların erimesine neden olmuştur. Bu durum işletmeleri yoğun bir şekilde banka kredisi kullanımına yöneltmiştir.
Finansman gider kısıtlaması; 6322 sayılı kanun ile 5520 sayılı kanunun 11.maddesine 1-i bendi ile eklenmiştir. 6322 sayılı kanun ile ihdas edilen Finansman Gider kısıtlaması Uygulamasının madde Gerekçesinde (Madde 33), ‘’ firmaların finansman ihtiyaçlarını borçlanma yerine öz kaynakları ile finanse etmelerini teşvik etmek amacıyla, yatırımın maliyetine eklenenler hariç olmak üzere, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının % 10'una kadar kısmının, Bakanlar Kurulunca kararlaştırılması halinde, kazancın tespitinde gider olarak indirilemeyeceği hususu öngörülmektedir’’ denilmektedir.
5520 sayılı Kanunun 11. Maddesi Kabul edilmeyen İndirimler başlığı altındaki 1-i bendinde ; ‘’ Kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10'unu aşmamak üzere Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan kısmı. ‘’nın indiriminin kabul edilmeyeceği ifade edilmiştir.
Her ne kadar Kanun maddesinin gerekçesinde ‘’firmaların finansman ihtiyaçlarını borçlanma yerine öz kaynakları ile finanse etmelerini teşvik etmek amaçlanıyorsa” da altında yatan amacın yabancı kaynak kullanımı yoluyla vergi matrahlarının aşındırılmasını önlemek olduğu aşikardır.
Finansman Gider kısıtlaması amaçlanan vergi güvenlik müessesi olma kabiliyetini kaybetmiştir. Çünkü Finansman Gider kısıtlaması uygulamasının; enflasyonun, Döviz kurlarının ve Kredi faiz oranlarının düşük kabul edilebilir oranlarda olduğu dönemlerde başarı şansı vardır.
Ekonomimizdeki özellikle 2021 Hesap döneminden günümüze kadar enflasyonist ortamın varlığı kurlardaki değişim ve Kredi faiz oranlarındaki yüksek artış sonucu oluşan Finansman maliyeti ve buna bağlı oluşan Finansman Gider kısıtı uygulanabilir olmaktan uzaklaşmıştır.
4.1.MALİ TABLOLARI BOZUCU ETKİSİ
4.1.1.GELİR TABLOSUNA ETKİSİ
Yüksek faiz oranları ve kurdaki artışlar sonucu artan Finansman gider kısıtlaması gelir tablosu üzerinde suni karlılık etkisi doğurmaktadır. Finansman gider kısıtlaması sonucu oluşan KKEG ticari bilanço zararını azaltmakta hatta başka KKEG’ler, istisna ve indirimler varsa mali kar oluşmaktadır. Uygulamada sıkça görülen bu durum, ticari olarak zorlanan şirketlerin fiilen vergi ödemek zorunda kalması sonucunu doğurmaktadır.
4.1.2.BİLANÇOLARA ETKİSİ
Finansman gider kısıtlamasının etkileri yalnızca gelir tablosu ile sınırlı değildir. Bilanço üzerinde de zincirleme sonuçlar doğurmaktadır. Bilançolarında yabancı kaynakları özkaynakların üzerinde olan şirketlerde finansman gider kısıtlaması nedeniyle ödenen vergiler;
* Nakit çıkışına yol açmakta,
* Özkaynakları azaltmakta,
* Borç/özkaynak oranını daha da bozmaktadır.
Bu durum şirketleri tekrar tekrar kredi kullanımına zorlamakta ve kısır bir döngü yaratmaktadır.
Bilançolara etkisi: Daha fazla kredi, daha fazla finansman gideri, daha fazla kısıtlama daha fazla vergi ve daha düşük özkaynak.
Vergi tekniği açısından bakıldığında, ticari açıdan gerçek olan bir giderin mali açıdan tamamen veya kısmen reddedilmesi durumu söz konusudur:
* Şirketin ödeme kabiliyeti dikkate alınmadan vergi yükü oluşmaktadır.
* Gerçek bir maliyet olan finansman gideri mali açıdan yok sayılmaktadır.
Kısaca finansman gider kısıtlamasının yüksek faiz dönemlerinde uygulanması, vergi hukukunun temel ilkeleri açısından sorunlar doğurmaktadır.
Şirketlerin uygulamada karşılaştığı sorunlar şunlardır:
* Sürekli mali kâr çıkmasına rağmen nakit sıkıntısı yaşanması
* Zarar edilmesine rağmen vergi ödenmesi
* Krediyle ayakta duran sektörlerde artan vergi baskısı
* Mali tabloların bankalar nezdinde yanıltıcı hale gelmesi
Şirketlerin yaşadığı bu sorunlar; finansman gider kısıtlamasının yalnızca bir vergi düzenlemesi değil, aynı zamanda finansal riskleri arttırıcı bir unsur haline geldiğini göstermektedir.
7.1 ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURU
Finansman gider kısıtlaması düzenlemesi ile ilgili Anayasa’ya aykırılığı iddiaları, mükellefler tarafından açılan davalarda somut norm denetimi talebi ve bireysel başvuru yoluyla ileri sürülmüştür. Ancak bu iddialar henüz Anayasa Mahkemesi tarafından esas yönünden incelenerek karara bağlanmış değildir. Vergi mahkemeleri ve Danıştay, Anayasa’ya aykırılık itirazlarını uygun bulmayarak Anayasa Mahkemesi’ne taşımamış; bireysel başvurular ise çoğunlukla kabul edilmemiş veya esastan red aşamasında sonuçlanmıştır.
7.2 DANIŞTAY İPTAL DAVALARI
Finansman gider kısıtlaması uygulaması ile ilgili;
Cumhurbaşkanı Kararı, KVK m.11/1-i hükmü, Uygulama tebliğleri hakkında iptal talepli davalar açılmıştır. Bu davalar; Cumhurbaşkanının oran belirleme yetkisinin sınırları, Ekonomik gerçeklik ilkesine aykırılık, Mali güç ve ölçülülük ilkelerinin ihlali, Vergi doğuran olaydan kopma gerekçelerine dayanmaktadır.
Yürütmenin durdurulması talepleri genellikle; Kanun açık yetki vermektedir ve Vergi tekniği kapsamında düzenlemedir gerekçeleriyle reddedilmiştir.
Finansman gider kısıtlaması, Mevcut Ekonomik şartlarda vergi güvenliği aracı olmaktan çıkmıştır. Mevcut hâliyle yüksek enflasyon ve yüksek faiz ortamında işletmeler üzerinde ek bir vergiye dönüşmüş ve mali tabloları bozmuştur.
Finansman Gider Kısıtlaması düzenlemesi ile ilgili açılan davalar ve yürütmenin
durdurulması talepleri yargı’dan karşılık bulamamıştır. Bu nedenle İdarenin Finansman Gider Kısıtlaması uygulaması ile ilgili yukarıda ‘’Düzenleme ile İlgili öneriler’’ başlığı altında yaptığımız önerileri dikkate alması halinde, amaç dışına çıkan etkilerin azalacağı ve ekonomik gerçekliğe daha uygun bir yaklaşım olacağı kanaatindeyiz.
06.02.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.