Adem Kuruca
2025 vergilendirme dönemine ilişkin olarak gelir vergisi mükellefleri tarafından verilecek yıllık gelir vergisi beyannameleri için beyanname verme süreci devam etmektedir. Her ticari işletme kar elde etme amacıyla ticari faaliyetine başlamaktadır. Bu nokta da bazen ekonomik yaşantı da kar elde etme çabası zararla sonuçlanabilmektedir. İşletmeler ise bu durumda zarar elde etmelerine rağmen rızaen matrah beyanında bulunarak dönemi elde edilmiş kar ve ödenecek vergi ile kapatmak istemektedirler.
Vergi hukukunda temel ilkelerden biri beyan esasıdır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 83’üncü maddesi uyarınca gelir vergisi kural olarak mükellefin beyanı üzerine tarh edilmektedir. Bu ilke gereğince vergi idaresi, mükellefin beyan ettiği matrahı esas almakta ve tarhiyat işlemleri bu beyan üzerinden gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla mükellef tarafından zarar yerine rızaen kâr beyan edilmesi durumunda idare açısından esas alınacak matrah, mükellefin beyannamede bildirdiği tutar olacaktır.
Bu yazımızda zarar eden işletmelerde rızaen matrah beyanının mahiyeti, uygulanması ve bu beyanın geçmiş yıl zararlarının mahsubu açısından doğurduğu vergisel sonuçlarını ele alacağız.
Rızaen matrah beyanı, İşletme dönem faaliyeti sonucunda zarar elde etmesine rağmen gelir vergisi beyannamesinde kar beyan etmesidir.
Uygulamada bazı mükelleflerin rızaen matrah beyanında bulunurken beyanname üzerinde “Diğer Kazanç ve İratlar” bölümüne tutar yazarak kâr beyan ettikleri görülmektedir. Ancak bu yöntem mevzuat açısından doğru değildir.
Çünkü diğer kazanç ve iratlar, ticari kazançtan farklı bir gelir unsurudur.
Bunlar; değer artış kazançları ve arızi kazançlardan oluşmaktadır.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu kapsamında;
Söz konusu maddelerde rızaen matrah beyanına ilişkin herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Bu nedenle rızaen kâr beyanının “diğer kazanç ve iratlar” bölümüne yazılması doğru bir uygulama değildir.
Zarar elde edilmesine rağmen rızaen matrah beyanında bulunmak isteyen bir gelir vergisi mükellefi, beyannamede yalnızca beyan edilmek istenen kâr tutarını matrah olarak yazabilir.
Bu durumda beyanname ekinde yer alan gelir tablosu veya işletme hesabı özeti üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
İşletmenin muhasebe kayıtlarında zarar oluşmuş olsa dahi beyannamede rızaen belirlenen matrah üzerinden vergi beyanında bulunabilir.
Dönem faaliyeti zararla sonuçlanmasına rağmen rızaen matrah beyan edilmesi durumunda, oluşan zarar gelecek yıllara devredilebilir mi?
İlgili dönemde beyannamede kâr beyan edildiğinden, vergi idaresi açısından o dönem için beyan edilmiş bir zarar bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu zarar sonraki döneme ait geçici vergi beyannamelerinde veya gelir vergisi beyannamelerinde geçmiş yıl zararı olarak mahsup edilemez.
Rızaen matrah beyanı yapılmadan önce geçmiş yıl zararlarının kullanımı, nakit vergi yükü ve finansal tablolar üzerindeki etkilerin birlikte değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
Gelir idaresi başkanlığının vermiş olduğu özelgeler ile konuya yaklaşımı;
Sayı: B.07.0.GEL.0.40/4045-87/11900
Konusu: İlgili yıl faaliyetlerinden zarar ettikleri halde rızaen kâr beyan eden mükelleflerin, geçmiş yıl zararını sonraki yıllarda beyan edecekleri gelirden mahsup etmelerinin mümkün bulunmadığı Hk.
İlgide kayıtlı yazınız ve eklerinin incelenmesinden, 2003 takvim yılında zarar beyan ettiği halde rızaen matrah artırımında bulunan İliniz ....... Vergi Dairesi mükelleflerinden ..........’nin, 2004 takvim yılı içerisinde verilen geçici gelir vergisi ve 2005 takvim yılında verilecek olan yıllık gelir vergisi beyannamelerinde, 2003 takvim yılına ait zararın mahsup edilip edilemeyeceği hususunda tereddüte düşüldüğü anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, Gelir Vergisi Kanunu’nun 83’üncü maddesinde, aksine hüküm olmadıkça gelir vergisinin, mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunacağı hükme bağlanmıştır. Anılan madde hükmü gereğince, mükelleflerin beyanı esas olduğundan, ilgili yıl faaliyeti zararla sonuçlanan ancak dönem matrahını rızaen kârlı gösteren mükellefler hakkında bu beyanlar esas alınarak tarhiyat yapılacaktır. Dolayısıyla, ilgili yıl faaliyetlerinden zarar ettikleri halde rızaen kâr beyan eden mükelleflerin, geçmiş yıl zararını sonraki yıllarda beyan edecekleri gelirden mahsup etmeleri mümkün bulunmamaktadır.
Sayı: B.07.1.GİB.4.34.16.01/GVK-88-13512
Konu: Geçmiş yıl zararının mahsubu hk.
İlgide kayıtlı dilekçenizde …………Vergi Dairesi Müdürlüğünün …….. vergi numarasında kayıtlı mükellefi olduğunuzu belirterek 2005 takvim yılı gelir vergisi beyannamenizde zarar etmenize rağmen ve geçmiş yıllardan devreden zararlarınızın bulunmasına rağmen rızaen kar beyan ettiğinizi bu nedenle 2006 takvim yılı beyannamenizde 2005 yılında olan ancak beyannameye yansıtılmayan ile geçmiş yıllardan devreden ancak 2005 yılı beyanında mahsuba konu edilmeyen zararların mahsubunun olanaklı olup olmadığı hakkında Başkanlığımız görüşü talep edilmektedir.
Bilindiği üzere 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 83. maddesinde, aksine hüküm olmadıkça gelir vergisinin mükellefinin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunacağı belirtilmiştir. Anılan madde hükmü gereğince, mükelleflerin beyanı esas olduğundan, 2005 takvim yılı zararlarının beyannameye yansıtılmaması veya geçmiş yıllardan devreden zararların bulunmasına rağmen rızaen kar beyan eden mükellefler hakkında bu beyanlar esas alınarak tarhiyat yapılacaktır.
Diğer taraftan Gelir Vergisi Kanununun 88. maddesiyle gelirin toplanmasında gelir kaynaklarının bir kısmından hasıl olan zararların diğer kaynakların kazanç ve iratlarına (80. maddede yazılı diğer kazanç ve iratlardan doğanlar hariç) mahsup edileceği belirtilmiş, bu mahsup neticesinde kapatılamayan zarar kısmının, müteakip yılların gelirlerinden indirileceği, arka arkaya beş yıl mahsup edilemeyen zarar bakiyesinin müteakip yıllara naklolunmayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu nedenle 2005 takvim yılı zararlarınızın beyannameye yansıtılmaması ve geçmiş yıllardan devreden zararlarınızın bulunmasına rağmen 2005 takvim yılı beyannamenizde rızaen kar beyan etmiş olduğunuzdan söz konusu zararların 2006 takvim yılı beyannamenizde mahsuba konu edilmesi olanaklı değildir.
Görüleceği üzere rızaen matrah beyanı, vergi mevzuatında yer alan bir düzenleme değildir. Bu uygulama tamamen mükellefin kendi beyanına dayanan bir işlem doğurmaktadır. Bu nedenle rızaen matrah beyanı ile kanuni matrah artırımı, düzeltme beyannamesi veya vergi incelemesi sonucunda yapılan tarhiyat gibi hukuki durumların birbirinden ayrılması gerekmektedir. Nitekim rızaen beyan edilen kâr, mükellefin ticari faaliyet sonucunda elde ettiği gerçek kazancı ifade etmeyebileceği gibi yalnızca beyan yoluyla oluşturulmuş bir matrah niteliği taşıyabilmektedir.
Ayrıca rızaen matrah beyanının mali tablolar ile vergi beyannamesi arasındaki ilişki açısından da ele alınması gerekmektedir. İşletmenin muhasebe kayıtlarında zarar oluşmasına rağmen beyannamede kâr beyan edilmesi, mali tablolar ile vergi matrahı arasında farklılık yaratmaktadır. Bu farklılık, özellikle finansal analizler, kredi değerlendirmeleri veya ilerleyen dönemlerde yapılabilecek vergi incelemeleri sırasında açıklama gerektirebilecek bir durum ortaya çıkarabilmektedir. Bu nedenle uygulamada rızaen matrah beyanı yapılırken muhasebe kayıtları, beyanname bilgileri ve mali tablolar arasındaki uyumun dikkatle değerlendirilmesi ve açıklanabilir olması gerekmektedir.
16.03.2026
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.