BASINDAN YAZILAR
Varlık barışından sermaye artırımı harçtan muaf / Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz - MuhasebeTR

Varlık barışından sermaye artırımı harçtan muaf / Veysi Seviğ - Bumin Doğrusöz

Varlık barışıyla kazandırılan gayrimenkulleri şirketler sermaye artırımında kullanırlarsa Damga Vergisi ve harçlardan muaf olacaklar. Varlık barışı, süre uzatımı olmazsa 30 Eylül'de sonu erecek.

SORU: Varlık Barışı Kanunu'ndan yararlanmak amacıyla ben ve kardeşim, sahibi bulunduğumuz gayrimenkulleri, yine birlikte ortak olduğumuz şirkete ayni sermaye olarak koymak istiyoruz. Bu şekilde yapacağımız sermaye artırımı için şirkete ayni sermaye olarak koyacağımız gayrimenkullerin tapu tescili harca tabi olacak mıdır?

YANIT: Harçlar Kanunu'nun 123'üncü maddesi hükmü gereği olarak "Özel kanunlarla harçtan muaf tutulan kişilerle, istisna edilen işlemlerden harç" alınmamaktadır.
Aynı maddenin son fıkrası gereği olarak da "Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin kuruluş, sermaye artırımı, devir, bölünme ve nev'i değişiklikleri nedeniyle yapacakları işlemler ile esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri, bankalar, yurtdışı kredi kuruluşları ve uluslararası kurumlarca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödemelerine ilişkin işlemler" harçtan istisna edilmiştir. Bu istisna sözü edilen kooperatifler ile Kredi Garanti Fonu İşletme ve Araştırma Anonim Şirketi tarafından bankalardan kullandırılacak krediler için verilecek teminatlar için de geçerli bulunmaktadır.
Diğer yandan 5811 sayılı Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Yasa'nın uygulanması ile ilgili olarak yayımlanan Seri(2) numaralı tebliğin "3.7 Türkiye'de sahip olunan taşınmazların sermaye şirketleri adına beyan edilmesi ve sermaye artırımı işlemlerinde Harç ve Damga Vergisi uygulaması" başlığı altında 5811 sayılı yasanın 3'üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmüne istinaden sermayeye ilave edilmek üzere anonim, eshamlı komandit ve limited şirketlerin aktifine kaydolacak taşınmazlara ilişkin tapuda yapılacak işlemler ile diğer sermaye artırımı işlemlerinin Harçlar Kanunu'nun 123. maddesi uyarınca harçtan; bu işlemler için düzenlenecek kâğıtların da Damga Vergisi Yasası'na ekli (2) sayılı tablonun IV/16 bölümü hükmü uyarınca Damga Vergisi'nden bağışık olduğu hususu ayrıca açıklanmıştır.
Bilindiği üzere Damga Vergi Yasası'na ekli (2) sayılı tablonun IV/16 bölümü uyarınca "Anonim, eshamlı komandit ve limited şirketler ile yatırım fonlarının kuruluşlarına, sermaye artırımlarına ve süre uzatımlarına ilişkin olarak düzenlenen kâğıtlar" Damga Vergisi'nden istisnadır (bağışıktır).
Tapuda yapılacak işlemlere istisna hükmünün uygulanabilmesi için mükellefler yasada belirtilen beyannamenin verilmesini müteakiben ilgili vergi dairesinden beyan edilen taşınmazların, tapu kayıtlarına ilişkin bilgileri de içerecek şekilde 5811 sayılı yasa kapsamında şirket adına beyan edilecek özel fon hesabına tutarın sermaye artırımında kullanılacağı ve bu çerçevede tapu işleminde Harç ve Damga Vergisi aranılmayacağı hususunda bir yazı alınarak Tapu Sicil Müdürlüğü'ne ibraz edilmesi halinde (1) sayılı tarifede yazılı harçlardan istisna işlem yapılabilecektir. (V. Seviğ)


VARLIK BARIŞI KAPSAMINDA BEYAN EDİLEN DEĞERLERİN KDV FARKINA MAHSUBU

SORU: Bazı Varlıkların Milli Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Kanun'da, 5917 sayılı kanunla yapılan değişikliğe göre "Diğer nedenlerle 10.07.2009 tarihinden sonra başlayan 01.01.2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu gelir, kurumlar ve Katma Değer Vergisi yönünden tespit edilen matrah farkından bu kanun kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilecektir". Buna göre indirimi reddedilen Katma Değer Vergisi'ne ilişkin mahsup edilecek tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedeldir. Bu bedel nasıl hesaplanacaktır?

YANIT: 5917 sayılı yasa ile Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkındaki Yasa'nın 3'üncü maddesinin beşinci fıkrasında yapılan değişiklikle, sözü edilen yasa kapsamında bildirim veya beyan dışındaki herhangi bir nedenle, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonra 01.01.2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin olarak vergi incelemesi yapılması halinde, Gelir ve Kurumlar Vergisi ile Katma Değer Vergisi yönünden tespit edilen matrah farkının yanı sıra indirimi reddedilen Katma Değer Vergisi'ne ilişkin matrahtan 10.07.2009 tarihinden sonra bildirilen veya beyan edilen tutarlar mahsup edilebilecektir.
İndirimi reddedilen Katma Değer Vergisi'ne ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil eden bedel olarak mahsup uygulaması yapılacaktır.
Konuya ilişkin olarak 5811 yasanın yeni şekliyle ilgili uygulamaya ilişkin olarak Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan (3) seri numaralı genel tebliğin 5.5.2 bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde 10.07.2009 - 30.09.2009 tarihleri arasında yapılan bildirim veya beyanlarda indirimi reddedilen Katma Değer Vergisi'nin aşağıdaki şekilde mahsubu mümkün olabilecektir.
Örneğin bir faturadaki 50.000 TL'lik bedel üzerinden yüzde 8 oranında hesaplanan 4.000 TL Katma Değer Vergisi indiriminin reddedilmesi durumunda, Katma Değer Vergisi indirimi reddinden dolayı mahsuba konu olacak Katma Değer Vergisi matrahı 50.000 TL olacaktır.
İndirimi reddedilen 4.000 TL Katma Değer Vergisi'nin hangi orana karşılık geldiğinin bilinememesi ya da bedelin tespit edilememesi halinde ise mahsup uygulamasında dikkate alınacak matrah tutarı yüzde 18 Katma Değer Vergisi oranı dikkate alınarak hesaplanacaktır.
Yukarıdaki örnekte yer alan indirimi reddedilen 4.000 TL Katma Değer Vergisi'nin hangi orandan kaynaklandığının belirlenememesi halinde mahsup imkânından yararlanabilecek matrah farkı (4.000/0.18=) 22.222 TL olarak hesaplanacaktır. (V. Seviğ)

SONRADAN ÖDENEN SSK PRİMLERİNİN GİDERLEŞTİRİLMESİ

SORU: Sosyal Sigortalar Kurumu müfettişleri, yapılan incelemede eksik prim hesapladığımızı tespit ederek hakkımızda işlem yaptı. Biz bu primleri itirazsız ödemiş bulunuyoruz. Ödediğimiz primleri gider kayıtlarımıza intikal ittirebilir miyiz?

YANIT: Gelir Vergisi Yasası'nın 40'ıncı maddesinin (2) bendi uyarınca ticari kazancın tespiti ile ilgili olarak "Hizmetli ve işçilerin işyerinde veya işyerinin müştemilatında iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı ile sözü edilen yasanın 27'inci maddesi gereği giyim giderleri" gider olarak kayıtlara intikal ettirilmektedir. Bu bağlamda sözü edilen yasa maddesinin parantez içi hükmüne göre sigorta primleri emekli aidatlarının gider olarak kayıtlara intikal ettirilebilmesi için ödenmiş olması gerekmektedir.
Diğer yandan Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'nın 88'inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca da "İşveren, bir ay içinde çalıştırdığı sigortalıların primlerine esas tutulacak kazançların toplamı üzerinden" hesaplanacak prim tutarlarını ücretlerinden kesmeye ve kendisine ait prim tutarlarını da bu miktara ekleyerek en geç ertesi ayın sonuna kadar ödemeye mecburdur.
Mevcut düzenlemeler çerçevesinde sigorta primleri, dönemine ve ait olduğu yıla bakılmaksızın ödendiği tarih itibariyle kayıtlara gider olarak intikal ettirilebilir. (V. Seviğ)


YARGI KARARLARINDA

ÖTV

1. Danıştay 7. Dairesi'nin E.2005/2889, K.2006/1347 sayı ve 25.4.2006 tarihli Kararı;
"... Gümrük Müdürlüğünde tescilli transit beyannamelerin muhteviyatı yakıtın varış yeri gümrük müdürlüğüne tesliminde ortaya çıkan noksanlığa isabet eden gümrük, katma değer vergisi ve özel tüketim vergilerinin, Gümrük Kanunu'nun 198. maddesi uyarınca 10 gün içinde ödenmesi, aksi takdirde teminat mektubunun nakde çevrilmesi suretiyle tahsilâtın yapılacağı yönünde tesis edilen işleme yönelik itirazın reddine dair Baş Müdürlük kararının iptali talebi ile açılan davada, kararın özel tüketim vergisine ilişkin kısmına yönelik olarak, ÖTVK Kanunu'nun 14/4. maddesi gereğince ÖTV Kanunun 1 sayılı listesinde yer alan davaya konu malların (yakıtın) özel tüketim vergisinin gümrük idaresince tarh, tahakkuk ve tahsil edileceği konusunda yetki veren bir bakanlar kurulu kararı olup olmadığı araştırılmaksızın verilen mahkeme kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır."

2. Danıştay 7. Dairesi'nin E.2005/1509, K.2007/4088 sayı ve 9.10.2007 tarihli Kararı;
"Arazi taşıtının satışında satıcı şirket tarafından alıcıdan tahsil edilen özel tüketim vergisi 30.4.2004 tarihinde ÖTV beyannamesi ile ihtirazi kayıt olmaksızın beyan edilmiş ve ödenmiştir. Daha sonra Danıştay 7. Dairesince özel tüketim vergisi oranının yükseltilmesine ilişkin 2003/6257 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının için verilen yürütmeyi durdurma kararı üzerine ve bu kararın öğrenildiği tarih itibariyle açılan davada, satın alınan araca ilişkin özel tüketim vergisinin fazla tahsil edilen yüzde 25'lik kısmının iadesi talep edilmiştir. Yerel Mahkemece ÖTV beyannamesinin ihtirazi kayıt olmaksızın beyan edildiği ve ödeme tarihinden itibaren 30 günlük dava açma süresinden çok sonra davanın açıldığı gerekçesiyle davayı süreden reddetmiştir. Özel tüketim vergisinin mükellefi aracın satışını yapan şirkettir. Söz konusu şirket verginin tamamını, davacı olan alıcı şirketten tahsil edip, kendi adına vermiş oldu beyanname ile ihtirazi kaydı olmaksızın beyan etmiş ve tahakkuk eden vergiyi de süresi içinde ödemiştir. Bu durumda beyan eden şirket tarafından dava konusu edilme imkânı olmayan bir işlemin, alıcı ve satıcı arasındaki herhangi bir sözleşmeye dayanılarak dava konusu beyanname ve tahakkuk işleminin muhatabı olmayan alıcı şirket tarafından dava konusu edilmesi mümkün değildir. Bu sebeple, davanın görülmesinde menfaati olmayan alıcı şirketin açmış olduğu davada, davanın ehliyet yönünde reddi gerekirken, süreaşımı yönünden verilen red kararı gerekçe itibariyle uygun değilse de hüküm fıkrası itibariyle hukuka uygundur."

3. Danıştay 7. Dairesi'nin E.2007/3175, K.2008/4820 sayı ve 27.11.2008 tarihli Kararı;
"İhraç kaydıyla ihracatçı firmaya teslim edilen özel tüketim vergisi tecil edilmiş eşyanın yurtdışındaki alıcılara özel fatura ile tesliminde, ihracatın gümrük çıkış beyannamesi olmaksızın yapıldığı gerekçesiyle salınan cezalı özel tüketim vergisinin iptali talebi ile açılan davada, Yerel Mahkemece tecil edilen verginin, ancak malın ihraç edildiğini gösterir gümrük çıkış beyannamesinin aslının veya onaylı örneğinin vergi dairesine ibrazı halinde terkin edileceği belirtilerek, davanın reddine karar vermiştir. Davacı şirket tarafından kanunda tecil ve terkin için çıkış beyannamenin verilmesi yönünde hüküm olmadığı, tebliğ ile getirilen şartın kanunilik ilkesine aykırı olduğu kaldı ki, özel faturanın da gümrük çıkış beyannamesi niteliğinde olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmiş ise de dayandığı gerekçeler karşısında davanın reddi yönündeki yerel mahkeme kararı hukuka uygun bulunmuştur."

ÖZELGELERDE

ÖTV

1. Konya Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 16.5.2008 tarih ve 716 sayılı özelgesi;
"ÖTV Kanunu'nun 7/2-b hükmü gereğince, Kanun eki 2 sayılı listede yer alan ve yine maddede belirtilen araçların engelli ve maluller tarafından iktisabı özel tüketim vergisinden istisnadır. Söz konusu kanun maddesine ek olarak konuya ilişkin düzenlemeler içeren 1 seri no'lu ÖTV Genel Tebliği açıklamaları uyarınca, söz konusu istisnadan yararlanmış olan araçların veraset yoluyla intikalinde de aynı istisna geçerlidir. Bununla berber veraset yoluyla ve istisnadan yararlanarak aracı iktisap etmiş olanların söz konusu aracı istisnadan yararlanma hakkı olmayan üçüncü bir kişiye satması halinde, ilk iktisap tarihindeki matrah esas alınmak üzere aracın kayıt ve tescil tarihindeki vergi oranı esas alınarak özel tüketim vergisi hesaplanır."

2. Bursa Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 18.9.2008 tarih ve 1677 sayılı özelgesi;
"ÖTV Kanunu'nun 1. maddesi, 2. maddesinde yer alan ilk iktisap tanımı ve vergiyi doğuran olaya ilişkin 3. maddesinin (a) bendi hükümleri gereğince, Kanunun eki 2 sayılı tabloda yer alan kayıt ve tescile tabi olan deniz taşıma araçlarında vergiyi doğuran olay, söz konusu araçların ilk iktisabında; kayıt ve tescile tabi olmayanlarda ise bu araçların ithali, imal ya da inşa edenler tarafından teslimi, kullanılması, aktife alınması veya ÖTV uygulanmadan önce müzayede yoluyla satışı ile meydana gelecektir. Bu açıklamalar uyarınca, malzemeleri ve işçiliği temin edilerek imal edilen ve ÖTV Kanunu'nun eki 2 sayılı listede 89.03 pozisyonunda yer alan özel teknenin kullanılmasıyla vergiyi doğuran olay gerçekleşmektedir. Söz konusu tekneye ait özel tüketim vergisi matrahı ise emsal bedele göre belirlenmesi gerekir."

3. İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 28.11.2008 tarih ve 10884 sayılı özelgesi;
"ÖTV Kanunun 2 sayılı listesinde yer alan araçların, kayıt ve tescil işlemleri yapıldıktan sonra Tüketicinin Korunması Hakkında kanun kapsamında iadesi halinde, aracın ilk iktisabında ödenen özel tüketim vergisinin ÖTV Kanunu'nun 15/1. maddesine göre düzeltme işlemlerinin yapılması, mahsup edilmesi veya iade olarak talep edilmesi (ÖTV'nin alıcıya iade edilmiş olması halinde) mümkündür. Ancak, söz konusu aracın tekrar satılması halinde ÖTV uygulanacağı tabidir."

4. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 25.5.2007 tarih ve 9063 sayılı özelgesi;
"ÖTVK Kanunu'nun 7/2. maddesinde engelli ve malullere tanınan özel tertipli araçların ilk iktisabındaki özel tüketim vergisi istisnası, beş yıllık süre içinde bir defaya mahsus olarak tanınmıştır. Bu sebeple, istisna uygulanarak iktisap edilen aracın 5 yıllık süre içinde kaza nedeniyle pert olması ve trafikten çekilmesi sebebiyle yeni alınacak olan araç için ÖTV istisnasının uygulanması mümkün değildir."

5. Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı'nın 19.9.2008 tarih ve 27376 sayılı özelgesi;
"Dövize endeksli olarak satın alınan araçların döviz kurunun düşmesi nedeniyle alış bedelinin altında bir bedelle satılması halinde, alınacak özel tüketim vergisi mükellefin bu araçları alış bedeli üzerinden malın tabi olduğu orana göre hesaplanan vergi tutarından az olamayacağından, özel tüketim vergisi bu araçları satanların düzenledikleri fatura ve benzeri vesikaların üzerinde gösterilen ve döviz cinsinden belirlenen tutarın alış tarihindeki Türk parası karşılığını oluşturan tutar (alış bedeli) üzerinden hesaplanacaktır. İthalatta ise; alış bedeli olarak da ithalatta hesaplanan KDV matrahı esas alınacaktır. Diğer taraftan, aracın satışının gerçekleştiği tarihe kadar söz konusu aracı teslim eden satıcı tarafından indirim yapılması durumunda, alış bedeli üzerinden yapılacak indirimlerin yüzde 10'una kadar olan kısmının VUK hükümleri gereğince belgelendirilmesi koşuluyla alış bedelinden indirilebileceği ve kalan tutarın özel tüketim vergisi matrahına esas alınacağı tabidir."


SÖZÜN ÖZÜ
Üç türlü yalan vardır; basit yalan, kuyruklu yalan ve istatistik.
BENJAMIN DISRAELI

(Kaynak: Referans Gazetesi | 09.09.2009)

GÜNDEM