BASINDAN YAZILAR
Yeni Varlık Barışı / Bumin Doğrusöz - MuhasebeTR

Yeni Varlık Barışı / Bumin Doğrusöz

Geçen yılın kasım ayında kabul edilen Varlık Barışı Kanunu'ndan yararlanma süresi 28 Şubat'ta dolmuştu. Ancak kanun, bizzat Gelir İdaresi bürokratlarınca da kabul edildiği gibi istenen sonucu vermemişti. Yani yurtdışındaki varlıkların yurtiçine çekilmesi veya kayıtdışı kalmış varlıkların kayıt içine alınması, istenen ve beklenen düzeyde gerçekleşmemiş ve dolayısıyla kayda girecek varlıklar üzerinden beklenen vergi hasılatı da son derece düşük kalmıştı.
Varlık Barışı'ndan beklenen sonucun gerçekleşmemesine karşılık kamunun beklentilerinin sürmesi dolayısıyla yasama organına sunulmuş bulunan "Bütçe Kanunlarında Yer Alan Bazı Hükümlerin İlgili Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Eklenmesi ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı"na Plan ve Bütçe Komisyonu'ndaki görüşmeler sırasında eklenen maddelerle Varlık Barışı Kanunu'ndan yararlanma süresinin 30.9.2009 tarihine kadar uzatılması öngörülmüştür. Nihayet bu tasarı 25 Haziran'da kabul edilmiş ve 5917 sayılı kanun olarak Sayın Cumhurbaşkanı'nın imzasına sunulmuştur.
Bu arada Varlık Barışı Kanunu'nda yapılan yararlanma süresi değişikliğinin yanı sıra Katma Değer Vergisi vergi farkları da kanunun avantajları arasına eklendi. Açıklayalım.
Varlık Barışı Kanunu'yla mükelleflere, 1 Haziran tarihi itibariyle yurtdışındaki varlıklarını veya aynı tarih itibariyle kayıtdışı kalmış yurtiçi varlıklarını 30 Eylül tarihine kadar beyan ederek ve beyan ettiği yurtdışı varlıkları üzerinden yüzde 2, yurtiçi değerler üzerinden de yüzde 5 vergi ödeyerek kayıtdışında kalmış bu varlıklarını kayıt altına alma olanağı sunulmuştur.
Öte yandan kanunla gerçek ve tüzelkişilere, bu şekilde kayda alınan ve üzerinden vergi ödenen değerler veya varlıklar dolayısıyla bir vergi incelemesi yapılmayacağı ve bir tarhiyata konu edilmeyecekleri güvencesi verilmektedir. Bu güvence hem bu varlıkların nereden oluştukları hem de bu güne kadarki beyan olunmamış getirilerini kapsamaktadır. Ancak beyan olunan varlıkların beyan tarihinden sonraki getirileri, vergi mevzuatına ve inceleme hükümlerine tabi olacaktır.
Ayrıca kanunun 3. maddesinin 5 numaralı fıkrasıyla mükellefler hakkında başkaca nedenlerle yapılabilecek 1/1/2008 tarihinden önceki dönemlere ilişkin vergi incelemeleri sonucu Gelir, Kurumlar ve Katma Değer Vergisi yönünden tespit edilecek matrah farklarından, bu kanun kapsamında beyan edilen tutarlar mahsup edilerek tarhiyat yapılacağı hükme bağlandı. Örneğin bir şirketin bu kanun kapsamında 500.000 TL beyan ederek üzerinden yüzde 5 vergi ödemesi halinde, ileride bu şirketin 2008 öncesi bir vergi döneminde 500.000 TL tutarında faturasız satış yaptığının tespiti durumunda, bu şirkette bulunan matrah farkından beyan ettiği tutarın düşülmesi sonucu Kurumlar Vergisi ve KDV tarhiyatı yapılamayacaktır.
Ancak kanunda vergi incelemeleri sonucu indirim konusu yapılan KDV'lerden doğacak vergi farkları kapsam dışı bırakılmıştı. Şimdi yapılan değişikliklerle bu vergi farkları da kapsam içine alınmıştır. Yeni düzenlemeye göre, "İndirimi reddedilen Katma Değer Vergisi'ne ilişkin mahsup edilecek matrah tutarı, indirimi reddedilen vergiye esas teşkil bedel olacaktır. İndirimi reddedilen vergiye ilişkin bedelin tespit edilememesi halinde mahsup edilecek matrah tutarı, yüzde 18 KDV tutarı dikkate alınarak hesaplanacaktır."
Örneğin harcamanın ticari faaliyetle ilgisi olmaması sebebiyle 18.000 TL tutarındaki indirim KDV'si inceleme sonucu reddedilen bir mükellef, bu indirim konusu yapılmış KDV'nin matrah tutarı olan 100.000 TL, Varlık Barışı Kanunu ile beyan edilen tutarla karşılaştırılacaktır. Bu mükellef eğer Varlık Barışı Kanunu'nda 100.000 TL beyanda bulunmuş ve bunun üzerinden 5.000 TL barış vergisi ödemişse, bu mükellefe KDV tarhiyatı yapılamayacaktır. Eğer mükellef 90.000 TL varlık barışı beyanında bulunmuşsa 10.000 lira farka tekabül eden 1.800 lira KDV cezalı olarak tarh edilecektir.
Bu nedenle bazı mükellefler, geçmişte vergi yönünden sıkıntılı olduğu noktaları tespit ederek, tarhiyat riski ile karşılaşabilecekleri tutarda parayı bankaya yatırıp üzerinden yüzde 5 de vergi ödeyerek bu kanunu bir af kanunu gibi kullanabilirler. Nitekim, yukarıda ilk örneklediğimiz şirket bu kanundan yararlanmasaydı ödemek zorunda kalacağı 100.000 TL Kurumlar Vergisi, 90.000 TL KDV, 190.000 TL ceza ve ayrıca gecikme zamlarına karşılık sadece 25.000 TL ödemek suretiyle durumunu kurtarmış olacaktır.
Bu arada tarafımıza yöneltilen pek çok soruda olduğu gibi, mükelleflerin sıkıntılı olduğu bir diğer konu da kayıtlarına almış oldukları, ancak vergi idaresince hukuki dayanağı olmaksızın ve ilkeleri ortaya konmaksızın hazırlanan kod listelerinde yer alan mükelleflerce düzenlenmiş belgelerdir. Bir başka anlatımla sıkıntı, kullanılan faturaların sahte veya yanıltıcı olduklarına dair kod listesi bilgisi bulunan mükelleflerdedir.
Dolayısıyla burada üzerinde durulması gereken nokta, mükelleflerin Varlık Barışı Kanunu'ndan yararlanarak bildirimde bulundukları veya beyan ettiği değer ve varlıkların, onları ileride cezalı tarhiyattan kurtardığı gibi hürriyeti bağlayıcı cezadan da kurtarıp kurtarmayacağıdır. Bu konuyu da gelecek yazımda ele alacağım.

(Kaynak: Referans Gazetesi | 06.07.2009)

GÜNDEM