YAZARLARIMIZ
Kadir Can Güneş
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
guneskcg@gmail.com



Varlık Barışında Tartışmalı Soru: Türkiye’de Alınan ABD Hisseleri Varlık Barışına Konu Olabilir Mi?

04.06.2026 tarihinde yürürlüğe giren yeni varlık barışı düzenlemesi ile gerçek ve tüzel kişilere, yurtiçi ve yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını belirli şartlarla Türkiye’ye getirme ve kayıt altına alma imkânı tanınmıştır.

Düzenleme kapsamında temel vergi oranı %5 olarak belirlenmiş olup, belirli yatırım araçlarının belirli süreyle elde tutulmasına ilişkin taahhüt verilmesi halinde bu oranın %0’a kadar düşebildiği ifade edilmektedir.

Bildirim konusu varlıklar bakımından ise kanunda öngörülen şartların sağlanması halinde vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmamasına ilişkin önemli koruma hükümleri yer almaktadır.

Buraya kadar genel hatları aktarılan düzenleme, bilinen varlık barışı çerçevesini çizse de uygulamada bazı gri alanları ve soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir.

Asıl tartışma: Türkiye’de alınıp yurt dışına transfer edilen ABD hisseleri

Uygulamada en çok tartışma yaratabilecek konulardan biri şudur:

Türkiye’de bir aracı kurum üzerinden satın alınan ABD hisse senetlerinin, sonradan yurt dışındaki bir yatırım kuruluşuna (örneğin Interactive Brokers  -ABD – Greenwich , Swissquote İsviçre – Gland ) virmanlanması halinde varlık barışına konu edilip edilemeyeceği.

Örnek senaryo ;

  • Yatırımcı Türkiye’deki bir aracı kurumdan Nasdaq’ta işlem gören bir hisseyi satın almıştır.
  • Daha sonra bu hisse yurt dışındaki bir yatırım hesabına transfer edilmiştir.
  • Bildirim tarihinde söz konusu menkul kıymet veya satışından doğan nakit yurt dışında bulunmaktadır.
  • Bu varlıklar varlık barışı kapsamında bildirilmek istenmektedir.

1. İlk değerlendirme:

İlk değerlendirmede bazı görüşler, bu tür varlıkların kapsam dışında kalabileceği yönünde olabilir. Gerekçe olarak da genellikle:

  • varlığın ilk iktisabının Türkiye’de gerçekleşmiş olması
  • dolayısıyla “yurt dışı kaynaklı” olmadığı ileri sürülebilir.

Ancak mevcut düzenleme metni incelendiğinde bu yaklaşımın her durumda açık bir dayanağı olmadığı görülmektedir.

2. Mevzuatın lafzi çerçevesi ( bir hukuki kuralın veya kanunun kelimesi kelimesine, yazıldığı şekilde ne anlama geldiğini ifade eder )

Düzenleme; “yurt dışında bulunan para, döviz, altın, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları” ifadesini kullanmaktadır. Burada dikkat çeken husus şudur:

  • Kanun metninde, varlığın ilk edinim yerine ilişkin açık bir sınırlama bulunmamaktadır.
  • Yani “varlık Türkiye’de edinilmişse kapsam dışıdır” veya “yabancı kaynaktan gelmelidir” şeklinde açık bir koşul yer almamaktadır.

Bu nedenle lafzi yorum bakımından, belirleyici kriterin çoğu durumda: bildirim tarihinde varlığın yurt dışında bulunması olduğu değerlendirilmektedir.

3. Kritik tartışma noktası: Amaçsal yorum ve idari değerlendirme

Buna karşılık düzenlemenin amacı dikkate alındığında farklı bir değerlendirme ihtimali de ortaya çıkmaktadır.

İdare açısından olası yaklaşım şu soruda yoğunlaşabilir:

Türkiye’de kayıtlı bir yatırım işlemi sonradan yurt dışına taşınarak varlık barışı kapsamına mı sokulmaktadır?

Bu çerçevede özellikle:

  • varlığın Türkiye finansal sistemi içinde oluşup oluşmadığı
  • transferin zamanlaması
  • işlemin ekonomik bütünlüğü

gibi unsurlar birlikte değerlendirilebilir.

Bu nedenle özellikle yakın tarihli transferlerde, işlemin ekonomik mahiyeti itibarıyla “yurt dışı varlık” niteliği kazanıp kazanmadığı ve varlık barışı kapsamına bu şekilde dahil edilmesinin düzenlemenin amacıyla uyumlu olup olmadığı hususunda idari yorum farklılıkları oluşması mümkündür.

4.Sonuç

Mevcut düzenleme çerçevesinde kesin bir çizgi çekmek güçtür.

Bu nedenle:

  • Bildirim tarihinde yurt dışında bulunan ABD hisseleri veya bunların satışından elde edilen nakdin varlık barışına konu edilmesi lafzi yorum açısından mümkün görünmektedir.
  • Ancak varlığın Türkiye’de edinilip sonradan yurt dışına transfer edildiği senaryolarda idari yorum riski tamamen ortadan kalkmış değildir.

Bu sebeple özellikle yüksek tutarlı işlemlerde, uygulamaya yön verecek en sağlıklı yaklaşımın özelge yoluyla idarenin görüşünün alınması olduğu değerlendirilmektedir.

10.06.2026

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.

>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.666 TL + KDV  Ayrıntılar için tıklayın.

GÜNDEM