YAZARLARIMIZ
Zeki Burak Özkösemen
MSc, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
zburakozkosemen@yahoo.com



2016/12 Aya Ait Ödenmeyen SSK Primlerine Farklı Bir Bakış

 

Tarih: 25.04.2017

 Mali Müşavirlik mesleğimizin nadir sevimli yanlarından biri de her ay, bazen her hafta yeni bir gelişmeye ve tartışmaya sahne olması. Bu tartışma kimi zaman biz istemesek bile mesleğimizin doğası gereği bizim önümüze düşüyor. Son günlerde de bu şekilde 6770 sayılı kanun ile ödeme süresi ertelenen 2016/12. Ay primlerinin 2016 yılında gider yazılıp yazılamayacağı konusu meslek camiamızın önüne düşmüş ve gelir vergisi beyan dönemi geçmiş, kurumlar vergisi beyan süresinin bitimine sayılı gün kala konu farklı görüşler ekseninde tartışıla gelmektedir. İş bu makalemin konusu da bu tartışmalara farklı bir pencere açmaktır.

Konu birçok meslek mensubunun ve mükellefin gündeminde yok iken; Mersin Vergi Dairesi Başkanlığı’ nın verdiği 11.04.2017 tarihli özelge ile alevlenmiştir. Söz konusu özelgede idare konuyu özetle; 5510 sayılı kanunun 88.maddesinde yer alan “Kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarları, Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisi uygulamasında gider yazılamaz. “ hükmü ve 174 Seri No’lu Gelir Vergisi Tebliğinde yer alan hükümler çerçevesinde değerlendirmiş ve görüşünü 2016 yılında fiilen ödenmeyen SSK primleri gider yazılamaz şeklinde vermiştir.

Olağan akışında devam eden bir dönemde bu görüş üzerine aksine bir görüş bildirmek pek olanaklı olmayacaktır. Ancak tartışmaya zemin hazırlayan 6770 Sayılı Kanun özelinde ve getirilen düzenlemenin mahiyeti itibariyle bakıldığında aksine söylenecek çok konu vardır.

Öncelikle 6770 Sayılı Kanunun genel gerekçesi; “……yatırım ortamının iyileştirilmesi, işlem maliyetlerinin düşürülmesi, işletmelerin büyümelerinin teşvik edilmesi suretiyle yatırım, üretim ve istihdamın arttırılması…” şeklindedir. Ayrıca Kanunun 28.maddesiyle getirilen düzenlemenin tasarı aşamasından itibaren, ödenmeyen primlerin gider yazılamayacağı hükmüne yer verilmediği görülmektedir. Bugüne kadar getirilen tüm SGK Teşviklerini içeren kanun maddelerinde özel olarak bu hükme yer verilmiş ve kuruma ödenmeyen veya hazine tarafından karşılanan tutarların gider yazılamayacağı hüküm altına alınmıştır. Fakat bu düzenlemede kanımca bilinçli olarak bu hükme yer verilmemiştir.

Kanun maddesinin gerekçesinde “… ödemek zorunda oldukları sigorta primlerinin ertelenmesi suretiyle işverenlere katkı sağlanması amaçlanmaktadır” denilmektedir.  Ve yine kanunun yasalaşan 28. Maddesinde “ ……….sırasıyla 2017 yılı Ekim, Kasım ve Aralık ayları içerisinde Kurumca belirlenecek tarihe kadar ödemeleri halinde bu aylara ilişkin primler süresinde ödenmiş sayılır” hükmü yer almaktadır.

5510 Sayılı Kanunun 88. Maddesinde yer alan “ Kuruma fiilen ödenmeyen prim tutarları, gelir vergisi ve kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılamaz.” hükmünün konuluşundaki öncelikli gerekçe ve amacın ödenmeyen primlerin gider yazılmasının ve dolayısı ile vergi kaybının önlenmesi olmadığı, prim ödemelerinin kuruma zamanında yapılmasının teşvik edilerek prim tahsilatının hızlandırılması olduğu anlaşılmaktadır.

Tüm bu genel hükümler ve 6770 Sayılı kanun ile getirilen özel hüküm birlikte değerlendirildiğinde; 2016/12. Ay SSK primleri için mükellefler açısından bir ödememe durumu söz konusu olmayıp; prim ödeme vadesinin yeniden belirlenmesi şeklinde bir düzenleme olduğu görülmektedir. Dolayısı ile Kanunun konuluş amacı ile birlikte değerlendirildiğinde bu döneme özgü olarak primlerin gider yazılamayacağından bahsetmek dar bir değerlendirme olacaktır. Kaldı ki aksi bir görüş, idarenin mükelleflere teşvik vermek yerine tuzak kurduğunu iddia etmekle eşdeğer olacaktır. Şöyle ki; ödenmeyen primlerin gider yazılmasının ya da yazılmamasının vergi etkisi kurumlar vergisi açısından %20, gelir vergisi açısından ise %15-%35 arasındadır. Ortalama vergi oranını %20 kabul ederek nasıl bir tuzak kurulmuş olabileceğini ifade edelim.

Örnek olarak; mükellefin 2016/12.ay ertelenen SSK Primi 10,000 TL olsun. Mükellef idarenin görüşüne göre gider yazamayacağı bu tutarı bankadan borçlanıp ocak ayı içerisinde ödese idi, borçlanılan bu tutarın 2017 yılı ortalama finansman maliyeti yaklaşık 900 TL olacak idi. Ancak mükellef getirilen düzenleme gereği bu tutarı Ekim 2017 döneminde ödemek üzere ertelediği için Nisan 2017 ( Geçici vergiyi dikkate alırsak Şubat/2017) döneminde %20 oranında yani 2000 TL fazla vergi ödemek durumunda kalacaktır.  9 aylık ertelemenin alternatif maliyetinin 900 TL olduğu düşünüldüğünde 2017 yılı için mükellefe 1.100 TL’lik bir tuzak kurulduğunu söylemek çok uzak bir yaklaşım olmayacaktır.

Özetle; yapılan düzenlemenin amacına ve ruhuna aykırı olarak verilmiş olan bu görüşe katılmak mümkün değildir. Kanunları sadece metinleri itibariyle yorumlamak yeterli olmamaktadır. Kanunun konuluş amacı, düzenlemeye esas alınan şartlar hep birlikte değerlendirilerek görüş verilmelidir. Bu sebeple tereddütleri gidermek için, Maliye Bakanlığı’nın konuya ilişkin olumlu görüşünü bir sirküler ile duyurup öncelikle mükellefleri ve sonrasında biz meslek mensuplarını rahatlatmasında büyük yarar vardır.


Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)

GÜNDEM