YAZARLARIMIZ
Yavuz Selim Durmuş
Vergi Müfettişi
yavuzselimdurmus@windowslive.com



Ticari hayatın içerisinde firmalar birbirleriyle cari hesap şeklinde çalışmakta, bu da firmaların tedarikçilerine borçlu, müşterilerinden ise alacaklı olma durumunu ortaya çıkarmaktadır. Genellikle tedarikçilere ödemeler ve müşterilerden tahsilatlar belli periyotlarla yapılmaktadır. Ancak, bazı durumlarda firmalar alacaklarını almakta zorlanmakta borçlu firmaların konkordatoya gitmelerinden istifade ederek en azından alacaklarının bir kısmını kurtarmayı tercih edebiliyorlar. Bu durumda da tahsil edemedikleri bakiye alacaklı firma için değersiz alacak mahiyetinde oluyor. Bazen firmalar arasındaki anlaşmazlıklar mahkeme kararıyla sonuçlanabiliyor. Mahkeme kararına istinaden de firmaların bazı alacakları değersiz hale gelebiliyor. Borçlu firma açısından ise alacaklının vazgeçtiği tutar muhasebe tekniği açısından diğer olağan dışı gelir olmaktadır. Ancak kanun koyucu bu firmaların ödeme güçlüğünü kavradığından olsa gerek, bunlara vergi ertelemesi imkanı getirilmiştir.

1-GİRİŞ

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesinde, “Kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar değersiz alacaklardır. Değersiz alacaklar bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleri ile zarara geçirilerek yok edilirler.İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin bu madde hükmüne giren değersiz alacakları, gider kaydedilmek suretiyle yok edilirler.” amir hükmüne yer verilmiştir.

Bir firma alacağını tahsil edemeyeceğini anlayıp, bu alacaktan vazgeçtiği anda, bu tutar onun için diğer olağan dışı gider mahiyetindedir. Burada önemli olan konu, vazgeçilen tutarın yukarıdaki madde hükmüne girmesi durumunda vergi kanunları açısından matrahtan indirilebilecek bir unsur meydana gelmektedir. Aksi durumda, işletme için gerçek bir gider olan ve gelir tablosunda indirilen, bu giderin beyannameyi oluştururken, kanunen kabul edilmeyen gider mahiyetinde olacağıdır. Şirket için değersiz hale gelen tüm alacakların vergi kanunları açısından gider olarak kabul edilmeyeceği aksi durumun suiistimale açık olduğu izahtan varestedir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 324 üncü maddesi hükmüne göre;  “Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen alacaklar, borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına alınır. Bu hesabın muhteviyatı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kâr hesabına nakil olunur.”

Bazı durumlarda, borçlunun ödeme yeteneğini tamamen yitirmediği halde, kimi işletmeler borçlusunu güç durumdan kurtarmak için alacağından kısmen veya tamamen vazgeçebilir. Vazgeçilen alacak borçlu yönünden gerçek pasifte bir azalma yaratmış ve öz sermayeyi arttırmıştır. Dolayısıyla vazgeçilen borçlu yönünden hasılat (kâr) hükmündedir. Ancak kanun koyucu, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu kârın alacaktan vazgeçildiği yılda değil daha ileriki yıllarda kâr yazılmasını öngörmüştür.

Madde hükmüne göre; borçlu, alacaklının alacağından vazgeçmesi üzerine, defter kayıtlarında açacağı bir karşılık hesabında, bu alacağı (borcunu) takip eder. Alacağın vazgeçildiği hesap döneminden itibaren üç yıl içinde, doğacak zararlar karşılık hesabındaki alacak miktarıyla itfa edilir. Üçüncü yılın sonuna kadar itfa işlemi tamamlanamaz ise, bakiye kısım kâra intikal ettirilerek vergilendirilmesi sağlanır.

2-VERGİ KANUNLARI AÇISINDAN DEĞERSİZ KABUL EDİLMEYEN ALACAKLAR, BORÇLU AÇISINDAN VAZGEÇİLEN ALACAK MAHİYETİNDE MİDİR?

Alacaklının tahsilinden çeşitli sebeplerle vazgeçtiği ve kendisi açısından değersiz olmasına rağmen vergi mevzuatı açısından değersiz olarak nitelendirilemeyecek alacaklar da borçlu açısından vazgeçilen alacak mahiyetinde olmaktadır. Konkordato veya sulh yoluyla alınmasından vazgeçilen bu alacaklar da borçlunun defterlerinde özel bir karşılık hesabına alınır. Bu hesabın muhteviyatı alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kâr hesabına nakil olunur.

3- İŞLETME HESABI ESASINDA DEFTER TUTAN MÜKELLEFLERİN DURUMU

İşletme hesabı esasında defter tutan mükellefler, değersiz alacak hükümlerinden kanunda da açıkça belirtildiği üzere faydalanabilecektir. Peki, alacaklısı alacağından vazgeçen borçlu işletmeler vergi ertelemesinden yararlanabilecek midir? Kanunun lafzından anlaşıldığı üzere, borçlu defterlerinde özel bir karşılık hesabına intikal ettirmek zorundadır ilgili tutarı. Anılan nedenle, işletme hesabı esasında defter tutan mükellefler 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 324. Maddesinde açıklanan müesseseden yararlanamazlar.

4- MUHASEBE UYGULAMALARI

Örnek: B Firmasının A firmasına 10.000-TL borcu vardır. Mahkeme kararına istinaden borcun ortadan kalktığı taraflara tebliğ edilmiştir. Ayrıca B firmasının ilgili yılda 30.000-TL zarar beyan ettiği tespit edilmiştir. Gerekli kayıtları yapınız?

Cevap: 1-) A Firmasının Kayıtları

 

689-Diğer Olağan Dışı Giderler

10.000

 

                                  120-Alıcılar

 

10.000

*Mahkeme kararına istinaden işlem yapıldığından ilgili gider beyannamede kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınmayacaktır.

2-) B Firmasının Kayıtları

320-Satıcılar

10.000

 

                     549-Özel Fonlar

 

10.000

 

549-Özel Fonlar

10.000

 

           690-DönemKar Zararı

 

10.000

*B firmasının ertesi döneme devreden zararı, özel fonlarda yer alan 10.000-TL’ nin mahsubu neticesinde 20.000-TL olarak gerçekleşmiştir.

5-SONUÇ

İşbu makalemizde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 322’nci maddesinde yer verilen “Değersiz Alacak” ve mezkûr kanunun 324’üncü maddesinde yer verilen “Vazgeçilen Alacak” müesseselerini tanıtarak, karşılaştırmalı olarak örnek ile açıklamaya çalıştık. Ödeme ve Tahsilat güçlüğü çeken firmalar açısından çok önemli olarak gördüğümüz bu müesseselerin geliştirilerek uygulamasının devam etmesi gerektiğini düşünmekteyiz.

Ayrıca, değersiz alacak hükümlerinden hem bilanço esasına göre defter tutan hem de işletme esasına göre defter tutan mükelleflerin yararlanmasına rağmen vazgeçilen alacak hükümlerinden yalnızca bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin yararlanabilmesinin hakkaniyet ilkesine uygun olmadığı düşünmekteyiz. En kısa sürede işletme esasına göre defter tutan mükelleflerin de vazgeçilen alacak hükümlerinden yararlanabilmeleri adına gerekli yasal düzenlemenin yapılması gerektiğini düşünmekteyiz.

Kaynakça:  213 Sayılı Vergi Usul Kanunu

GÜNDEM