Prof. Dr. Ümit GÜCENME GENÇOĞLU
Uludağ Üniversitesi
İİBF.İşletme Bölümü Öğretim Üyesi
M.Kemalpaşa MYO. Müdürü
umitgucenme@uludag.edu.tr
TÜRKİYE MUHASEBE
STANDARTLARINDA KAPSAMLI KARIN RAPORLANMASI
Tarih:
28.06.2009
1. ULUSAL VE ULUSLARARASI
MUHASEBE STANDARTLARI
Ülkelerin muhasebe sistemleri
arasında bir çok farklılıklar bulunmaktadır. Bu farklılıklara; farklı ekonomik,
politik, sosyal ve kültürel çevre şartları neden olmaktadır. Muhasebede
uyumlaştırma, çeşitli ve değişik muhasebe uygulamalarını tekdüzenliliğe doğru
yönlendiren çalışmalar olarak nitelendirilebilir. Standardizasyon, muhasebe
tekniği ile ilgili bazı uluslararası kurallar biçiminde ortaya çıkmaktadır.
Uluslararası işletmelerin sayısının giderek artması, muhasebe uygulamalarının
uyumlaştırılması ihtiyacını doğuran başlıca neden olmuştur. Bir çok ülkede
faaliyet gösteren uluslararası işletmeler, birbirlerinden çok farklı
düzenlemeler ve muhasebe uygulamalarıyla karşı karşıya kalmışlardır. Muhasebe
açısından, her bir ülkedeki kurallara göre finansal tablolar düzenlenmesi gereği
ortaya çıkmaktadır. Ayrıca, işletmelerin ülkelerdeki farklı yasal düzenlemelere
maruz kalması, uluslararası işletmelere yatırım yapacak olanları da
etkilemektedir. Yatrıımcılar, farklı düzenlemeler nedeniyle, bu işletmeleri
sağlıklı şekilde değerlendirmekte güçlüklerle karşılaşmaktadırlar. 1973 yılında
kurulan Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu global muhasebe
standartlarının hazırlanması ve uygulanması sürecinde önemli bir rol oynamıştır.
Kurulun amacı, finansal tabloların sunulmasında gerekli muhasebe
standartlarının geliştirilmesi ve uyumu için çalışmak ve kamuya açık bir şekilde
yayınlamaktır. 2000 yılına kadar Uluslararası Muhasebe Standartları Komitesi adı
ile anılan Kurul, yeniden yapılandırma çalışmaları çerçevesinde Uluslararası
Muhasebe Standartları Kurulu adını almıştır ve bu tarihe kadar Kurul tarafından
yayınlanan standartlar “Uluslararası Muhasebe Standartları” adını taşrken, bu
tarihten sonra “Uluslararası Finansal Raporlama Standartları” adını almıştır.
Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (UMSK) tarafından yayınlanan
Uluslararası Muhasebe Standartları(UMS) / Uluslararası Finansal Raporlama
Standartlarının (UFRS) önemi ve kullanımı 2005 yılından itibaren önemli ölçüde
artmıştır. Mart 2002’de Avrupa Parlamentosu Avrupa Birliği listesindeki tüm
şirketlerin en geç 2005 yılında tüm hesaplarını mevcut UMS ile uyumlu olarak
hazırlamalarını onaylamıştır.
Uluslararası
muhasebe standartları ile uyumlu ulusal standartları oluşturma sürecinde,
Türkiye’deki muhasebe standartlarının farklı kollardan oluşturulması sakıncasını
ortadan kaldırmak için oluşturulan Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu (TMSK),
, mali tabloların ihtiyaca uygun, gerçek, güvenilir, dengeli,
karşılaştırılabilir ve anlaşılabilir nitelikte olmaları için ulusal muhasebe
ilkelerinin geliştirilmesi ve benimsenmesini sağlayacak ve kamu yararı için
uygulanacak ulusal muhasebe standartlarını saptamak ve yayınlamaktadır. 1.1.2005
tarihinden sonra sona eren ilk ara mali tablolardan itibaren SPK.’ya tabi
işletmeler Türkiye Muhasebe Standartlarına (TMS.) göre mali tablolarını
hazırlamaktadırlar. 2007 yılında tamamına yakın kısmı Resmi Gazete’de
yayınlanmış ve halen revizyonu yapılmakta olan bu standartların SPK. Dışında da
bütün işletmeler tarafından zorunlu olarak uygulanması yönünde yapılan
çalışmalar devam etmektedir. Globalleşme sürecinde, çağdaş dünya ülkelerinin
aynı muhasebe standartlarının kullanılmasına duydukları gereksinim sonucu olarak
başta Avrupa Birliği üyesi ülkeler olmak üzere, Türkiye dahil pek çok ülke
uluslararası muhasebe standartlarına uyum konusunda gerekli düzenlemeleri
yapmaktadırlar.
Türkiye Muhasebe Standartları ( TMS.)
ile ülkemizde 1994 yılından bu yana zorunlu olarak uygulanan Tekdüzen Muhasebe
Sistemindeki bilanço, gelir tablosu ve nakit akış tabloları formatlarında ve
sınıflandırmada bazı değişiklikler olmakta ve biçimsel yapı değişmektedir.
Standartlarda bilginin önemi vurgulanmakta ve önemli bilgilerin gerçeğe uygun
sunuluşu istenmektedir. TMS’ler bilanço kalemlerinin ve gelir tablosu
kalemlerinin ölçümünde de önemli değişiklikler getirmiştir. Ölçme ve
değerlemedeki bu değişiklikler finansal tablolarda yer alan kalemlerin
raporlanan tutarlarını önemli ölçüde etkilemektedir.
2. GERÇEĞE UYGUN DEĞER İLE
RAPORLAMA
Değerleme( ölçüm ) finansal
tablo unsurlarının bilanço ve gelir tablosunda izlenecek parasal tutarlarının
belirlenmesi işlemidir. Bilanço düzenlenmeden önce bilançoda yer alacak varlık
ve yükümlülüklerin ulusal para birimine göre ifade edilmesi gerekmektedir.
Değerleme sonuçları bilanço ve gelir tablosu kalemlerini ve faaliyet sonucunu
etkilemekte, işletme ile ilgili tarafların doğru ve güvenilir bilgi almasını
sağlamaktadır. Muhasebe standartlarına göre karın doğru olarak tespit
edilebilmesi için bilanço unsurlarının gerçeğe uygun değerlerinin ( makul
değerlerinin ) tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır.
Geleneksel muhasebe anlayışı
içinde varlıkların değerlemesinde kullanılan temel yöntem tarihi maliyet
yöntemidir. Elde etme maliyeti ile varlıkların bilanço değerinin belirlenmesi
objektif bir değer tespitini sağlamakla birlikte, elde etme tarihi ile bilanço
tarihi arasında koşulların değişmesi durumunda değişen koşulları yansıtmayan bir
aktif değeri, bilançonun doğru bilgi vermesine engel olmaktadır. Bu nedenle
Uluslararası Muhasebe Standartları ve bu standartlarla uyumlu Türkiye Muhasebe
Standartlarında varlık ve yükümlüklerin değerlemesinde cari değer yaklaşımı
getirilmekte ve finansal tablolar düzenlenmeden önce varlık ve yükümlüklerin
gerçeğe uygun değerinin saptanması gerektiği ifade edilmektedir. Ancak gerçeğe
uygun değerin nasıl tespit edileceğine dair farklı bilanço kalemleri için farklı
yöntemlerin uygulanması gerekmekte ve Türkiye için yeni olan bu kavramın
uygulamalara nasıl yansıyacağı tartışılmaktadır. Gerçeğe uygun değer tespitinde
hatalı veya hileli uygulamalar, mali tabloların doğru bilgi vermesini
etkileyeceğinden, gerçeğe uygun değer ölçümünde dikkat edilmesi gereken
hususlar, ulusal ve uluslararası düzenlemeler çerçevesinde ele alınmaktadır.
Gerçeğe
uygun değer, bir varlığın normal ticari koşullarda bilgili ve istekli bir satıcı
ile bilgili ve istekli bir alıcı arasında el değiştirmesi sırasında saptanan
değişim değeridir. Bir başka tanıma göre, gerçeğe uygun değer, bir varlığın
satılması ile gerçekleşecek olan tahmini bir fiyat veya bir yükümlülüğün yerine
getirilmesi için ödenecek olan tahmini bir bedeldir. Maliyet değeri ise,
bilançoda yer alan varlık ve yükümlülüklerin edinildiği veya ortaya çıktığı
tarihteki değerleridir.
Esas olarak, maliyet değeri ve
gerçeğe uygun değer karşıt anlamlı kavramlar değildir. Maliyet değeri, işlemin
gerçekleştiği tarihteki gerçeğe uygun değerdir. Ancak işlem tarihindeki gerçeğe
uygun değer, yani maliyet değeri, zaman geçtikçe, cari piyasa değerlerini
yansıtmaktan uzaklaşır. Varlıkların edinim tarihinden sonraki dönemlerde maliyet
değeri esas alınarak hazırlanan finansal tablolar, işletmenin gerçek finansal
durumunu ve faaliyet sonucunu göstermekten uzaklaşır. Gerçeğe uygun değer,
varlık ve yükümlülüklerin bilanço tarihindeki cari değerlerini ölçer. Gerçeğe
uygun değer esas alınarak hazırlanan finansal tablolar, kullanıcılara, şeffaf
muhasebe bilgileri sağlar. Çünkü gerçeğe uygun değere göre düzenlenmiş bilanço
ve gelir tablosu, işletmenin gerçek finansal durumunu ve işletme faaliyetlerinin
gerçek ekonomik değerini yansıtır.
Varlıkların düşük veya yüksek
değerlenmesi dönem sonucunun farklı hesaplanmasına neden olacağından, mali
tabloların doğru ve samimi olabilmesi için, Muhasebe Standartlarında belirtilen
değer tespitlerinin uygulamada nasıl ve kimler tarafından yapılacağının açıklığa
kavuşturulması ile ilgili çalışmalar devam etmektedir.
Gerçeğe uygun değer yaklaşımı
ilk kayda alma ve her değerleme tarihinde bazı gerçekleşmemiş kar yada
zararların kayıtlanmasını gerektirmektedir. Bazı standartlarda değer
değişikliğinden kaynaklanan kar veya zararların doğrudan gelir tablosuna
yansıtıldığı, bazılarında ise öz kaynak unsuru olarak muhasebeleştirilmesine
olanak tanındığı görülmektedir. Değerlemeden kaynaklanan ve realize olmamış kar
yada zarar unsurlarının gelir tablosuna yansıtılması ihtiyatlılık kavramı ile
çelişmekte ise de halen vergi muhasebesi uygulamalarında da, kur artış ve
azalışlarının gelir tablosuna yansıtılması ile, ihtiyatlılık kavramı esnek
olarak uygulanmaktadır.
3. TÜRKİYE MUHASEBE STANDARTLARINDA GELİR TABLOSU VE KAPSAMLI KAR
Türkiye Muhasebe Standartları
Kurulu tarafından bu güne kadar Uluslararası Muhasebe Standartları (UFRS ) ile
uyumlu “Kavramsal Çerçeve” ve biri yürürlükten kaldırılan 39 TMS/ TFRS Resmi
Gazete’de yayımlanmıştır. “Kavramsal Çerçeve”nin amacı; finansal tabloların
hazırlanma ve sunulmasına ilişkin esasları belirlemek, UFRS ile uyumlu TMS’ler
ile tek tip finansal tabloların düzenlenmesini sağlamaktır. Kavramsal Çerçeve,
Konsolide finansal tabloları da içermek üzere genel amaçlı finansal tabloları
kapsar.
Finansal Tabloların Sunuluşuna
İlişkin Türkiye Muhasebe Standardı (TMS 1), işletmenin genel amaçlı finansal
tablolarının önceki dönemin finansal tablolarıyla ve diğer işletmelerin finansal
tablolarıyla karşılaştırılmasına olanak verecek biçimde sunulması için gerekli
olan temel unsurları kapsamaktadır. Genel amaçlı finansal tablolar seti
aşağıdaki gibidir:
a) Dönem sonu finansal durum tablosu
(bilanço);
b) Döneme ait kapsamlı gelir tablosu
c) Döneme ait özkaynak değişim tablosu
d) Döneme ait nakit akış tablosu ve
e) Önemli muhasebe politikalarını özetleyen
dipnotlar ve diğer açıklayıcı notlar.
TMS 1 kapsamındaki genel
hususlar, büyük ölçüde 1994 yılından bu yana uygulanan Tekdüzen Muhasebe Sistemi
( TDMS )’indeki ilke ve esaslarla örtüşmekle birlikte finansal tablolarda yer
alması gereken bilgiler, bu bilgilerin sınıflandırılması ve tabloların formatı
konusunda çeşitli farklılıklar bulunmaktadır. Tekdüzen Muhasebe Sisteminde
mevcut bulunan fon akım tablosu, satışların maliyeti tablosu ve kar dağıtım
tablosu standartlarda yer almamakta, sadece özel amaçlı finansal tabloların da
hazırlanabileceği ve bu tabloların standart kapsamı dışında tutulduğu
belirtilmektedir.
Gelir tablosunda kârın
belirlenmesi ile doğrudan ilgili olan gelirler ve giderler gibi unsurlar yer
alır. Gelir, varlıklardaki artış, borçlardaki azalış nedeniyle, özkaynaklarda
hissedarların yatırdıkları fonlar dışındaki artışları ifade eder. Gelirin tanımı hasılatın ve kazancın ikisini birden
içerir. Hasılat; işletmenin olağan faaliyetleri neticesinde ortaya çıkar
(satış, faiz, temettü, kira gelirleri gibi.) Kazançlar ise, gelir tanımına
giren diğer kalemleri belirtmektedir ( duran varlık ve menkul kıymet satış
karları yada değer artışları kazancı gibi ) Buna göre gelir tanımı değer
artışlarındaki gibi gerçekleşmemiş kazançları da içermektedir. Kazançlar
genellikle ilgili giderler düşüldükten sonra kalan net tutarı ile raporlanır ve
bunlar gelir tablosunda genellikle ayrı bir şekilde gösterilirler.
Gider, varlıklardaki azalış,
borçlardaki artış nedeniyle, özkaynaklarda hissedarlara yapılan ödemelerin
dışındaki azalmaları ifade eder. Giderler;
-
Zararları
ve
-
İşletmenin olağan faaliyetleri sırasında
doğan giderleri içerir. İşletmenin olağan faaliyetleri ile ilgili giderler,
satışların maliyeti, ücretler ve amortismanlar gibi giderlerdir.
Zararlar; yangın, sel gibi
felaketlerden oluşan zararlar ile uzun vadeli varlıkların elden çıkarılması
sonucunda oluşan zararları da kapsar. Giderlerin tanımı, örneğin yabancı paranın
kurundaki artıştan dolayı o para cinsinden olan borçlardaki artıştan kaynaklanan
gerçekleşmemiş zararları da içerir. Zararlara ilişkin bilgiler ekonomik karar
vermede faydalı olduğu için bunlar gelir tablosunda genellikle ayrı bir şekilde
gösterilirler. Zararlar genellikle ilgili gelirler düşüldükten sonra kalan net
tutarı ile raporlanırlar. Aynı işlemden kaynaklanan gelir ve giderler eşzamanlı
olarak ( aynı dönem içinde ) tahakkuk ettirilir.
Varlıkların ve borçların
gerçeğe uygun değerleri ile yeniden değerlemesi gelir ve gider tanımlarına
girmekle birlikte sermayenin korunması kavramı uyarınca her zaman gelir
tablosuna dahil edilmezler. Bunun yerine bazı durumlarda değerleme farkları,
özkaynaklarda sermaye koruma düzeltmesi (sermaye düzeltmesi olumlu/olumsuz
farkları) veya yeniden değerleme yedeği olarak gösterilirler.
Normal olarak, dönemde tahakkuk
eden tüm gelir ve giderler kar veya zarara dahil edilir ve gelir tablosunda yer
alırlar. Ancak, standartlar gereğince, dönemin kar veya zararına aşağıdaki gibi
bazı gerçekleşmemiş (realize olmamış) gelir-gider kalemler dahil edilmemektedir.
-
Yeniden değerleme artışları,
-
Yabancı paralı finansal tabloların çeviri
farkı
- Satışa hazır finansal
varlıkların yeniden değerleme farkı
Standarda göre,bir işletme bir dönemde
muhasebeleştirilen tüm gelir ve gider kalemlerini:
(a) Tek bir kapsamlı gelir
tablosunda veya
(b) Klasik kar veya zarar
bileşenlerini gösteren bir tabloya ilaveten dönem net karı ile başlayan ve diğer
kapsamlı gelir bileşenlerini gösteren ikinci bir tablo (kapsamlı gelir tablosu)
olmak üzere iki tabloda sunar.
Buna göre Standartta kar-zarar için de iki tanım
verilmiştir.
- Kapsamlı kar unsurları
dışındaki gelir ve giderlerin farkından bulunan klasik kar-zarar
- Kapsamlı kar kalemlerinden
dolayı ortaya çıkan özkaynaklardaki değişimi de içine alan kapsamlı kar
Kapsamlı kar = Klasik kar + Özsermayede raporlanan
gerçekleşmemiş değerleme farkları
Kapsamlı kar, sermaye artışı ve
kar payı dağıtımı dışında, özsermayede ortaya çıkan tüm değişimlerini
kapsamaktadır. Bu şekilde kapsamlı karın raporlanması, işletmenin gelecekteki
kar tahminlerini kolaylaştırır.
Gerçekleşmemiş kazanç ve kayıpların kapsamlı kar bileşeni olarak
dönem net karına eklenebilmesi için özkaynak hesaplarına kayıtlanmış olması
gerekir. Örneğin kur farkları
( kambiyo karı-zararı ) da gerçekleşmemiş
gelir-giderdir, ancak gelir tablosu hesaplarında kayıtlanır ve bu nedenle
kapsamlı kar bileşeni değildir.
DÖNEM NET
KARI
XXX
KAPSAMLI KAR KALEMLERİ
XXX
(+/-) Yeniden değerleme farlılıkları
(+/-) Yabancı para birimi dönüştürme farkları
(+/-) Pazarlanabilir menkul kıymetlerden
kaynaklanan gerçekleşmemiş kazanç ve kayıplar
(+/-) Türev ürünlerden kaynaklanan gerçekleşmemiş
kazanç ve kayıplar
(+/-) Minumum emeklilik yükümlülüklerine ilişkin
düzeltmeler
KAPSAMLI
KAR
XXX
Kapsamlı karın raporlanması, işletmenin dönem
içinde tahakkuk eden gerçekleşmemiş kazanç ve kayıpların özkaynaklarda
raporlanan kısmının cari faaliyet performansına eklenmesidir. Geleneksel
muhasebede gerçekleşmemiş kayıplar ihtiyatlılık ilkesi gereği dönemin gelir
tablosunda raporlanmak üzere tahakkuk ettirilirken, gerçekleşmemiş gelirler
tahakkuk ettirilmez. Ancak Standartlar gereği, gerçeğe uygun değer esasına
geçilmesi sonucunda ihtiyatlılık ilkesinin sınırı genişlemiştir, gerçekleşmemiş
kayıplar ile birlikte gerçekleşmemiş kazançlar da gelir tablosunda raporlanarak
kapsamlı kar hesaplanmaktadır.
ÖRNEK:
İşletmenin döneme ait satış tutarı 900 000 TL.,
satışların maliyeti ise 400 000 TL.’dır. dönem içinde tahakkuk eden faaliyet
giderleri 100 000 TL.,, olağan giderler 500 000 TL., olağan gelirler ise 200 000
TL.’dır. Dönem sonunda maddi ve mali duran varlıklar gerçeğe uygun değer ile
değerlenmiştir. Özkaynak kalemleri içinde muhasebeleştirilen maddi duran
varlıklardaki değer artışı 60 000 TL., mali duran varlıklardaki değer azalışı 70
000 TL. olmuştur.
Buna göre kapsamlı gelir tablosu aşağıdaki
gibidir.
|
Brüt satışlar |
900 000 |
|
(-) Satışların Maliyeti
|
( 400 000 ) |
|
Brüt Satış Karı |
500 000 |
|
(-)
Faaliyet Giderleri |
( 100 000 ) |
|
Faaliyet Karı |
400 000 |
|
(+)
Olağan Gelirler |
200 000 |
|
(-)
Olağan Giderler |
( 50 000 ) |
|
Dönem Karı |
550 000 |
|
(-)
Dönem Karı Vergi veYasal Yükümlülük Karşılıkları |
( 110 000 ) |
|
Dönem net Karı |
440 000 |
|
(+)
Maddi duran Varlık Yeniden Değerleme Farkı |
60 000 |
|
(-)
Mali Duran Varlık Yeniden Değerleme Farkı |
( 70 000 ) |
|
Kapsamlı Kar |
430 000 |
4. TMS/TFRS’ LERİN GELİR
TABLOSUNA ETKİLERİ
Türkiye Muhasebe Standartları,
Tekdüzen Muhasebe Sistemindeki gelir tablosu formatına aşağıdaki değişiklikleri
getirmektedir.
-
Gelir tablosunun biçimsel yapısında ve
kapsamında değişiklikler olmaktadır.
-
Gelir tablosunun adı, kapsamlı gelir tablosu
olarak değiştirilmiştir.
-
Gelir tablosunda, cari döneme ait gelir
giderler raporlandıktan sonra (Dönem net kar –zararı bulunduktan sonra),
ayrıca öz kaynaklara kaydedilen gelir ve giderlerin, değer artış ve
azalışlarının da gösterildiği kapsamlı gelir tablosunun düzenlenmesi
gerekmektedir.
-
Olağandışı gelir ve karlar ve olağandışı gider
ve zararlar ayırımı ortadan kalkmıştır.
-
Sürdürülen faaliyetler kar veya zararı ile
durdurulan faaliyetler kar veya zararı ayrı görülecek şekilde
raporlanmaktadır.
-
Satışların maliyeti tutarının kapsamı
değişmiştir.
-
Dönem karından indirilen vergi gideri; yasal
vergi karşılıkları yanında indirilebilir veya vergilendirilebilir geçici
farkların vergi gider etkisi veya gelir etkisini de kapsamaktadır.
Standartlar, gelir tablosunda raporlanan vergi giderinin, ticari kar
üzerinden hesaplanan vergi tutarını ifade etmesini gerektirmektedir.
-
Konsolide gelir tablolarında, öz kaynak
yöntemine göre değerlenen iştiraklerde ve iş ortaklıklarında cari dönem öz
kaynak kalemlerindeki karlardan meydana gelen artışlardan grubun payına
düşen tutar, ayrı kalem olarak açıkça görülecek biçimde raporlanmaktadır.
-
Konsolide gelir tablolarında, dönem net karı
azınlık payını içerecek şekilde raporlanır.
-
Gelir tablosu formatında, giderler
fonksiyonlarına veya çeşitlerine göre sınıflandırılabilir.
Ancak Türkiye Muhasebe Standartları
Kurulunca, uygulama birliğinin sağlanması bakımından, Tekdüzen Muhasebe
Sisteminde olduğu gibi, Türkiye içi raporlamada giderlerin fonksiyona göre
sınıflandırılması yöntemi tercih edilmiştir.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır.)