YAZARLARIMIZ
Dr. Ufuk ÖZDEMİR
Yeminli Mali Müşavir
ufuk@proymm.com



Değersiz Alacaklarda KDV’nin İndirim Konusu Yapılması Kaosu!

7104 sayılı Kanunun 8 inci maddesiyle 3065 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında yapılan değişiklikle, Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen KDV’nin, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabileceği; şu kadar ki Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesine göre karşılık ayrılmak suretiyle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınan KDV’nin bu fıkra kapsamında indirim konusu yapılabilmesi için gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınmasının şart olduğu hükme bağlanmıştır.

Mükellefler tarafından yapılan mal teslimleri ve hizmet ifalarına ilişkin hesaplanan KDV’nin, söz konusu mal ve hizmet bedellerinin tahsil edilip edilmediğine bakılmaksızın beyan edilerek ödenmesi gerekmektedir.

Buna göre, 01/01/2019 tarihinden itibaren, 213 sayılı Kanunun 322 nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkündür. 213 sayılı Kanunun 323 üncü maddesine göre karşılık ayrılmak suretiyle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınan KDV’nin bu fıkra kapsamında indirim konusu yapılabilmesi için gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınması şarttır.

  Söz konusu KDV tutarı, alacağın zarar yazıldığı tarihi kapsayan vergilendirme dönemi 1 No.lu KDV Beyannamesinin “İndirimler” kulakçığında “İndirimler” tablosunda 111 kod numaralı “Değersiz Hale Gelen Alacaklara İlişkin İndirilecek KDV” satırı aracılığıyla indirim konusu yapılır ve değersiz hale gelen alacağa ilişkin borçlu mükellef bilgilerini içeren beyanname eki form doldurulur.”

Her ne kadar Vergi Usul Kanunu’nda sistematik olarak değersiz alacaklar şüpheli alacaklardan önceye alınmışsa da, değersiz alacaklar genellikle alacağın önce şüpheli alacak haline gelmesiyle ortaya çıkar. Bu nedenle şüpheli hale gelen alacak önce ilgili hesapta çıkarılarak 128-Şüpheli Ticari Alacaklar Hesabına alınmalıdır. Şayet ileriki dönemde bu alacağın tahsili, kazai bir hükme veya kanaat getirici bir vesikaya göre imkânsızlaşırsa bu alacak için değersiz alacak kayıtları yapılmalıdır. Aslında bizim merak ettiğimiz idarenin şüpheli hale gelen alacağın KDV sinin indirim konusu yapılıp yapılmayacağına izin verip vermeyeceğidir. Tebliğe göre izin yok ama uygulamaya göre izin olsa ne olurda kafamıza takılan soruları örnekleri anlatırken paylaşacağım;

Örnek: XYZ A.Ş. ticari faaliyetiyle ilgili olan 10.01.2019 tarihinde 105.000 +18.900 TL tutarındaki satışa konu alacağını tahsil edemediğinden 10.03.2019 tarihinde kanuni yola (icra takibine) başvurmuş ve şüpheli hale gele söz konusu alacağın tamamı için karşılık ayırmıştır.

-Karşılık ayrılarak gider kaydedilen söz konusu alacağın 18.900 TL’lik kısmının KDV 29/4 e göre indirim yapılması;yani 191 679 kaydı yapılsa, şu an için Tebliğ buna izin vermiyor, değersiz alacak olduğu zaman bu mümkün diyor!peki ayrılsa nasıl olurdu diye düşündüğümüzde  şüpheli hale gelen bu alacağın öncelikli malı alan tarafından da eklenecek hesaplanan KDV ye ilavesi gerekiyor derken kafalar karışmaya başlıyor,sonra aşağıda tahsilat yapıldığı zaman ne olacak sorusu akla geliyor,o zaman tahsilat yapıldığında bu sefer tekrar karşılıklı ters kayıtlar derken kafalar karışıyor,o zaman anlıyoruz ki değersiz hale gelen alacak da bu kayıtları yapmalıyız!

-10.4.2019 tarihinde ilgili icradan tahsilatların yapıldığını kabul edelim;

-Yukarıda belirtildiği şekilde şüpheli hale gelerek 123.900 TL’lik karşılık ayrılan alacağın tamamının ileriki dönemde de(31.12.2019) tahsil edilmesinin imkansız hale geldiği varsayılırsa (ki bu durumda alacağın değersiz alacak haline geleceği izahtan varestedir.) dönem sonunda yapılacak muhasebe kaydı aşağıdaki gibi olacaktır (Bu alacak için önceki dönemde karşılık ayrılıp gider kaydı yapıldığından söz konusu alacak için tekrar gider kaydı yapılmayacaktır.).

Ancaaak tebliğ bu aşamada malı alanında KDV de eklenecek hesaplanan KDV ye bu KDV yi ilave etmesini istiyor, vazgeçilen alacakların, borçlunun defterinde özel bir karşılık hesabına aktarılacağı, bu hesabının, alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklolacağı şeklindedir.Açıklanan bu nedenlerle vazgeçilen alacak bir kâr yedeği niteliğindedir. Bu nedenle de 54 hesap gruplarına dahil hesaplarda izlenmesi gerektiği görüşündeyiz. “549-Özel Fonlar” hesabında alt hesap şeklinde izlenmesinin uygun olduğunu düşünmekteyiz.

213 Sayılı Vergi usul kanununda kanaat verici bir vesika konusunda yeterli bir açıklama mevcut bulunmamakla birlikte alacağın tahsil imkanının ortadan kalktığını ispat eden her türlü delil kanaat verici vesika olarak dikkate alınmalıdır. Yani burada mükellef bu durumu ispatlar durumda olmalıdır.

Bir alacağın değersiz alacak olarak sayılabilmesi için kanaat getirici vesikalara örnek olarak aşağıdaki belgeler verilebilir;

  • Borçlunun gaipliğine ilişkin mahkeme kararı,
  • Konkordato ilan edildiği durumda alacaklının borçluyu ibra ettiği tutar,
  • Alacağın olmadığını ifade eden mahkeme tutanakları,
  • Borçlunun herhangi bir malvarlığı bırakmadan ölümü ve mirasçıların da mirası red kararı,
  • Borçlunun memleketi terk ettiği ve haczi mümkün mal bulunmadığını gösteren belgeler,
  • Mahkeme huzurunda sulh suretiyle alacağın bir kısmından vazgeçilmesi,

Aciz Vesikalarının Durumu

Danıştay 3.Daire’nin 15.5.1996 tarih ve E.1995/354,K.1996/1175 sayılı kararında “aciz vesikasına bağlanan alacağın ilgili dönemde gider-zarar yazılabileceği” kabul edilmiştir. Ancak, aciz vesikasına bağlanan alacağın, borçlu mal edindiğinde tahsil edilebileceği gerekçesiyle değersiz alacak olarak kabul edilemeyeceğine ilişkin yargı organı kararları ve Maliye Bakanlığının verdiği özelgeler de vardır. Nitekim Hesap Uzmanları Kurulu Danışma Komisyonu da 169 nolu Kararı’nda, aciz vesikasına bağlanan alacakların değersiz alacak değil, şüpheli alacak sayılacağı yönünde görüş belirtmiştir.

213 Sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 322.maddesinde belirtildiği gibi değersiz alacaklar bu mahiyete girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet kıymetleri ile zarara geçirilerek yok edilirler. Şüpheli alacak karşılığından farklı olarak, işletme hesabı esasında defter tutan mükellefler de değersiz alacaklarını gider kaydetmek suretiyle zarar yazabilirler.

Değersiz hale gelen alacakların zarar yazılması alacağın amortisman niteliğindedir. Bu nedenle amortismanlara ilişkin genel hükümler değersiz alacakların zarar yazılması için de geçerlidir. Dolayısıyla alacakların değersiz alacak niteliğini aldıkları dönemde zarar yazılması gerekir. İlgili yılda zarara geçirilmeyen değersiz alacağın, sonraki yıllarda zarar yazılabilmesi mümkün değildir. Bunun için firma zararda olsa bile alacak değersiz alacak durumuna geldiği zarar yazılmalıdır. Aksi takdirde sonraki yıllarda zarar yazılabilme imkanı ortadan kalkar.

 Yukardaki örnek de, alacağın şüpheli hale gelmeden, değersiz hale geldiğin de nasıl muhasebeleştirmemiz gerektiğine bakalım;

 XYZ A.Ş. ticari faaliyetiyle ilgili olan 105.000 +18.900 TL tutarındaki satışa konu alacağını firmanın iflas etmesi durumunda tahsil edemediğinde,

-Peki bu malzemeyi alanın yapması gerekenler (ticari mal alımı olsun);

Muhasebe sistemi uygulama genel tebliğleri bu şekilde vazgeçilen alacakların kaydedileceği bir hesap açılmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun bu konudaki hükmü; bu şekilde vazgeçilen alacakların, borçlunun defterinde özel bir karşılık hesabına aktarılacağı, bu hesabının, alacaktan vazgeçildiği yılın sonundan başlayarak üç yıl içinde zararla itfa edilmediği takdirde kar hesabına naklolacağı şeklindedir.

Açıklanan bu nedenlerle vazgeçilen alacak bir kâr yedeği niteliğindedir. Bu nedenle de 54 hesap gruplarına dahil hesaplarda izlenmesi gerektiği görüşündeyiz. “549-Özel Fonlar” hesabında alt hesap şeklinde izlenmesinin uygun olduğunu düşünmekteyiz.

Bu açıklamalar ışında borçlu yönünden yapılması gereken muhasebe kayıtları aşağıda aşağıdaki gibi olmalıdır:

(Örnekte firmanın iflas ettiğini ifade etmiştik, bu nedenle özel fona almadan gelire yazabiliriz)

Asıl sıkıntı Tebliğin sirküsünün yayınlanmamasıdır, merak ettiğimiz bir diğer husus satıcının indirimi yapabilmesinin, Alıcının da KDV yi hesaplanan KDV ye ilavesine bağlı olup olmadığıdır, eğer böyle bir zorunluluk olursa uygulamanın mümkün olmadığını düşünmekteyim.

10.04.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM