YAZARLARIMIZ
Taner Akgül
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
Sistem Global Danışmanlık Bağımsız Denetim ve YMM A.Ş.
taner.akgul@sistemglobal.com.tr



Korona’dan Korunmak İçin Şirketler De Evde Mi Kalacaklar?

Bu yazı bağımsız denetim ve denetime tabi finansal tablolar açısından Korona Virüsün etkilerini yorumlamak amacıyla hazırlanmıştır.

Eyüp Sabri Tuncer, Apple'ı satın almak için teklif vermeye hazırlanıyor.... esprisinin yapılabildiği günler yaşıyoruz. Gelişmeler bazı sektörleri durma noktasına getirirken bazı sektörleri de talepleri karşılayamayacak duruma getirdi.

Korana virüs her açıdan bir belirsizlik, tedirginlik ve korku yarattı. Halen kimse 3 gün sonra ne olabileceğini tahmin edemiyor ve konuşulan senaryolar genellikle olumsuz seyrediyor.

Ülkemizde henüz şekillenmeye başlayan, firmaların gerçek durumlarını uluslararası standartlara uygun ve kıyaslanabilir şekilde gösterdiği tanımlaması yapılan bağımsız denetim ve bu denetime uygun finansal tabloların bir anda doğruyu yansıtıp yansıtmadıkları konusunda tereddütlerin ortaya çıkmasına neden oldu. Yüzlerce yıllık birikimin sonucunu içeren ve ortaya çıkan yeni koşullarla sürekli güncellenen uluslararası standartlar mevcut gelişmeler açısından nasıl davranılması gerektiğini içeriyor mu?

Ekonomik ya da finansal nedenlere dayanmayan bir unsurun (Korana virüs) tüm dünya çapında ekonomik ve finansal dünyayı tamamıyla etkiler hale gelmesinin, daha önce yaşanmadığını düşünüyorum. Buna benzer salgın hastalık durumlarını daha önce de yaşamamıza rağmen küresel boyutta bu kadar etkili ve yayılımı beklentilerin üzerinde gerçekleşen bir durum daha önce var olmamıştı. Virüsün, dünyamız üzerinde başbakan, prens, sporcu, sanatçı gibi çok tahmin edilemeyen kişilere de bulaşması, bir anda, belli sektörlerin tamamen kapatılması (sinema, tiyatro, konser vs) hatta sokağa çıkma yasakları konulması sonuçlarını yarattı ve belirsizlik halen devam ediyor.

Bilindiği üzere, 2019 yılı sonunda Çin'de görülen ve hızlı yayılmasıyla Dünya Sağlık Örgütü'nce pandemi (bir kıta, hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalık) olarak tanımlanan Corona Virüs, dünya ekonomi ve ticareti üzerinde çok önemli etkiler göstermektedir.

Koronavirüs ya da corona virüsü (COVID-19 ya da KOVID-19); şiddetli akut solunum yolu sendromu yaratmakta ve özellikle de çok hızlı bir şekilde bulaşıcı bir karakter sergilemektedir.

Virüsün global ekonomi üzerindeki etkilerine yönelik tahminler oldukça karamsar. Veri analiz ve raporlama şirketi Dun&BradStreet'in araştırmasına göre, Fortune 1000'de yer alan 938 dev şirketin de içinde bulunduğu en az 5 milyon kurumsal yapı virüsün yarattığı ekonomik bunalımdan olumsuz etkilenecek. Dünya Sağlık Örgütü'nün uluslararası acil durum ilan ettiği virüsün, yayılma riskinin yanı sıra arz zincirini ve küresel ekonomiyi bundan sonra nasıl etkileyeceği önemli bir soru işareti olarak öne çıkıyor. Dun & Bradstreet raporunda, virüsten etkilenen bölgeye en fazla bağımlı olan ülkelerin başında Amerika'nın geldiği onu Japonya, Almanya, İngiltere ve İsviçre'nin takip ettiğine dikkat çekiliyor.

Virüsün etkileri sektörler bazında farklı şekilde gerçekleşmeye devam ediyor. Kişisel düşüncem, bir takım sektörler açısından avantajlar yaratmış gibi gözükse de tedarik zinciri dikkate alındığında ve global olarak bozulacak nakit akışı, mevcut durumun tüm sektörler açısından olumsuz etkilerinin olacağı yönündedir. Etkiler açısından aşağıdaki gruplandırma yapılabilecektir;

Korona Virüs Nedeniyle Dezavantajlı Gözüken Sektörler:

Küresel Dağıtım Ağı Olan Lojistik Şirketleri, Havayolu ve Karayolu Şirketleri, Turizm Şirketleri, Fuarcılık, Eğlence Sektörü, Restoran Ve Katering Firmaları, Spor Etkinlikleri, Bankacılık Sektörü, Petrol Şirketleri vb.

 

Korona Virüs Nedeniyle Avantajlı Gözüken Sektörler:

Dezenfektan ve Hijyen Ürünleri Üreticileri, Koruyucu Tulum Ve Elbise Üreticileri, Eczane Ve İlaç Şirketleri, Gıda Üreticileri, e-ticaret Şirketleri, İnternet Üzerinden Video Hizmeti Sunan Şirketler, Borsadaki Aracı Kurumlar vb.

1. KORONA VİRÜSÜN ETKİLERİ:

Şirketlerin 2019 yılına ilişkin bağımsız denetim raporları özellikle yasal genel kurul tarihi olan Mart döneminde hazırlanıyor. Halka açık şirketler, 2019 dönemi finansal tablolarını ve buna ilişkin bağımsız denetim raporlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden yayınladılar bile. Ancak Korana Virüsün global etkileri bu finansal tablolarda ve dolayısıyla bağımsız denetim raporlarındaki öngörüleri tamamen değiştirmiş durumda. Bu değişiklik olumlu ya da olumsuz yönde olabilir. (Örneğin bir kolonya üreticisi için beklenmedik bir Pazar ortaya çıkmış durumda ancak bir turizm işletmesi ya da gemi taşımacılığı yapan bir şirket açısından işler durma noktasına gelmiş olabilir) bu öngörülmeyen durum karşısında; şirketler neler yapmalı, bağımsız denetçiler neler yapmalı ve Türkiye'deki otorite kurumlar bu süreçte nasıl davranmalı konularını özetlemeye çalışacağım.

1.1. Finansal Tablolar ve Raporların Durumu:

Korana Virüsün özellikle 2020 Mart döneminde iyice belirginleşen etkileri, 2019 dönemine ilişkin 2020'nin ilk 3 ayı içerisinde yazılmış bağımsız denetim raporları ve bu raporların dayanağı olan finansal tabloların üzerinde önemli etkiler yaratmış durumdadır. 2019 yılını finansal açıdan son derece iyi kapatmış firmaların bile 3 aylık süreçte ciddi olarak özellikle nakit akış konusunda sıkıntı yaşadığı bir ortam oluşmuştur. Her şirket finansal tablolarını hazırlarken faaliyetlerinin süreceği (işletmenin sürekliliği) ön kabulü ile hareket etmektedir. Bağımsız denetçi denetim sırasında bu durumu sorgulamak ve sürekliliğin ortadan kalkacağına yönelik bulgular varsa bu durumu ortadan kaldıracak önlemlerin alınmasını sağlamak hatta olumsuz görüş verecek şekilde hareket etmek durumundadır.

1.1.1. Tamamlanmış Raporlar Açısından Yapılması Gerekenler:

Mevcut durumda, global olarak birçok şirketin sürekliliğini ortadan kaldırabilecek seviyede bir belirsizlik ve ortam oluşmuş durumdadır. Bilanço tarihinden sonra ortaya çıkan bu durumun hâlihazırda raporlanmış finansal tablolara etkileri ne olacaktır ?

Hazırlanmış ve denetimden geçip raporlanmış finansal tablolar açısından uygulanması gereken Türkiye Muhasebe Standardı (TMS) 10 Raporlama Döneminden (Bilanço Tarihinden) Sonraki Olaylar Standardı olacaktır. Salgının etkileri 2020 yılının özellikle 2'inci ayından sonra belirginleşmeye başladığından aslında 31.12.2019 tarihli finansal tabloları etkileyemez diye düşünülürse, TMS 10 düzeltme gerektirmeyen olaylar olarak değerlendirilebilecektir.

Ancak, söz konusu finansal tabloların hazırlanması ve denetlenmesi sırasında dikkate alınan işletmenin sürekliliği kavramı (en az 12 aylık bir dönem işletmenin faaliyetlerinin devam edeceği kabulü) 3 aylık dönemde tartışılır hale gelmiş hatta ortadan kalkmış bile olabilir.

Ayrıca finansal tablolarda kabul edilen çeşitli muhasebe politikaları (örneğin Türkiye Finansal Raporlama Standardı TFRS 9, TFRS 15 gibi standartlar gereğince yapılan öngörüler önemli değişikliklere uğramış olabilir.

Açıklanan nedenlerle;

Söz konusu salgının şirketler üzerindeki etkilerinin ve risklerin denetçi tarafından ölçümlenmeye devam edilmesi, özellikle süreklilik açısından ortaya çıkabilecek yeni durumların izlenmesi gerekmektedir. Ayrıca, denetim çalışma dosyalarının oluşturulması açısından kanıtların toplanmasında ortaya çıkabilecek sıkıntıların aşılması için denetçi tarafından önlemler alınmalıdır.

1.1.2. Tamamlanacak Raporlar Açısından Yapılması Gerekenler:

31.12.2019 dönemine ilişkin denetim çalışmaları devam eden durumlar açısından, denetimin başlangıcında belirlenmiş birçok konu değişikliğe uğramış durumdadır.

Bu kapsamda, denetçinin risk değerlendirmesini sürekli olarak gözden geçirilmesi gerekecektir.

İşletmenin sürekliliği konusunda, yönetimin işletmenin sürekliliği konusundaki değerlendirmesini yenilemesi ve bu kapsamda yapılacak açıklamaların uygunluğunun değerlendirilmesi çok önem taşıyacaktır.

Ortaya çıkan sürecin raporun "dikkat çekilen hususlar" bölümünde özetlenmesi raporun okuyucuları açısından önem taşıyacaktır.

Ayrıca, yeterli ve uygun denetim kanıtlarının nasıl toplanacağı hususunu değerlendirmelidir. Veri paylaşımı, kanıt toplama ve görüşmeler açısından teknolojiyi kullanmak kaçınılmaz hale geleceğinden buna yönelik planlamaların yapılması gerekecektir.

Denetim kanıtları açısından gerekli olan belge düzeyinde çalışma imkanları korona virüs önlemleri nedeniyle durma noktasına gelmiş durumdadır. Bu hafta itibariyle şehirlerarası seyahat özel izne tabi olmuş hatta belli ilçeler ve bölgeler düzeyinde karantina uygulamaları başlamıştır. Bu ortamda denetçilerin şirketleri ziyaret edip, denetim çalışmaları yapmaları ve kanıt toplamaları bir süre mümkün gözükmemektedir. Alınan tedbirler arasında şirket genel kurullarının ertelenmesi de bulunmaktadır. Bu nedenle, gerekiyorsa, bağımsız denetim raporlarının gecikeceği, genel kurul tarihlerinde erteleme yapılması bilgisi şirketlerle paylaşılmalı ve yeni planlamalar yapılmalıdır.

1.2. Otorite Kurum Düzenlemeleri:

Korana Virüs nedeniyle oluşan sürecin bağımsız denetim ve finansal tablolara etkilerini önlemek amacıyla otorite kurumlarca çeşitli duyuru ve düzenlemeler yapılmaktadır.

1.2.1.     Uluslararası Otorite Kurumların Düzenlemeleri:

1.2.1.1. Avrupa Denetim Gözetimi Komitesi (The Committee of European Audit Oversight Bodies (CEAOB)) tarafından yapılan düzenlemeler;

Mart ayı başında yapılan duyuru ile devam eden denetimlerin gerçekleştirilmesi için yüksek öneme sahip aşağıdaki alanları vurgulanmıştır;

•             Yeterli ve Uygun Denetim Kanıtı Elde Edilmesi

Denetim raporlarını yayınlamadan önce denetçinin yeterli ve uygun kanıtları elde etmesi sorumluluğunun altını çizmektedir. Sağlık hususları nedeniyle erişim ve seyahat kısıtlamalarının yanı sıra personelin sınırlı bulunmasının, denetçinin yeterli ve uygun denetim kanıtı elde etme yeteneğini bozabileceği kabul edilmektedir.

Denetçilere, mümkün olduğunca, teknoloji de dahil olmak üzere alternatif araçları keşfetmeleri tavsiye edilmektedir. Mevcut koşullar altında yüksek kaliteli denetimlerin tamamlanması, ek süre gerektirebilecektir ve bu da raporlama son tarihlerini etkileyebilecektir.

Denetçilerin denetim raporlarının verilmesini ertelemesi gerekebilecektir ve bunun mümkün olmadığı veya sorunun çözülmesinin mümkün olmadığı durumlarda denetçilerin, gerekli raporları alamadıklarını yansıtacak şekilde denetim raporlarını değiştirmeleri gerekebilecektir.

•             Süreklilik

Denetçiler işletmenin sürekliliğini devam ettirme kabiliyetine özel önem göstermelilerdir. Mevcut koşullar göz önüne alındığında, dünya ekonomileri için tahminler etrafındaki belirsizlik ve birçok kurum için görünüm etrafında artan belirsizlik, denetçilerin değerlendirmesinde zorluk yaratabilir. Denetçiler ayrıca, yönetimin işletmenin denetim raporu ve yönetişimden sorumlu kişilerle iletişim konusundaki endişelerini devam ettirme kabiliyetine ilişkin değerlendirmelerinin etkisini de göz önünde bulundurmalıdır. Bir işletmenin tahakkuk esası yerine tahsil (nakit) esaslı muhasebeyi uygulamasının gerekebileceği durumlar da olabilir.

•             Bilanço Tarihinden Sonraki Olaylar

Çoğu işletme için kriz mali yıllarının sonundan sonra ortaya çıkmıştır. Denetçiler, işletmenin Covid-19 salgınının faaliyetlerine, mali durumuna ve gelecekteki ekonomik performansına etkisi konusunda hem niteliksel hem de niceliksel olarak yaptığı açıklamaların geçerli finansal raporlama çerçevesi göz önünde bulundurularak uygun olup olmadığını değerlendirmek zorundadır. Denetim raporlarına konu paragrafının ilgili bir vurgusunu eklemeleri gerekir. Durum böyle değilse, denetçilerin denetim raporlarını buna göre değiştirmeleri gerekebilir.

•             Raporlama ve İletişim

Denetçilere, işletmenin finansal durumunun açıklamasının, karşılaştığı başlıca risklerin ve belirsizliklerin ve gelecekteki muhtemel gelişmelerinin, denetim çalışmalarının bir parçası olarak edindikleri bilgilerle tutarlı olup olmadığını değerlendirmeye özen gösterilmektedir. Denetçiler, işletmenin yönetimi ve Covid-19 salgınının denetim çalışmaları üzerindeki etkisi ile işletme ve finansal tabloları üzerindeki etkisi hakkında yönetişimden sorumlu olanlarla zamanında ve uygun bir şekilde iletişim kurmanın önemli olduğunu hatırlatır. Uygun olan yerlerde, denetçiler, denetim raporlarına kilit bir denetim konusu eklemeye karar verebilirler.

1.2.2. Türkiye'deki Otorite Kurumların Düzenlemeleri:

1.2.2.1. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK)

- Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) öncelikle bildirim süreleriyle ilgili düzenleme yaparak kurum web sitesinden aşağıdaki duyuruyu yapmıştır. o Bildirim süreleri ertelenmiştir. Bu kapsamda;

•             İmza/düzenlenme/gerçekleşme tarihine bağlı olarak bu tarihten itibaren belirli bir süre içerisinde yapılması gereken bildirimlerden (sözleşme bildirimi, mesleki sorumluluk sigortası bildirimi, sözleşme feshi bildirimi, daha önce yapılan bildirimlerde meydana gelen değişikliklerin bildirimi vb.) son bildirim tarihi 31/05/2020'den önceye denk gelen bildirimlerin 31/05/2020 tarihine kadar,

•             Zamanı kesin bir şekilde düzenlenen (gelir bildirimi, şeffaflık raporu bildirimi vb.) bildirimlerin ise 31/05/2020 tarihine kadar,

yapılması uygun görülmüştür.

-              31.03.2020 tarihinde KGK tarafından internet sitesinde yapılan COVID-19 Salgınının Yürütülen Bağımsız Denetimlere Etkisi başlıklı duyuru.

Yapılan bu duyuru ile olaydan olaya farklılık gösterebileceği vurgusu yapılarak, dikkate alınması gerekecek bir takım yönlendirici açıklamalar, denetçilere yardımcı olması amacıyla; kamuoyu ile paylaşılmıştır.

Açıklama metni incelendiğinde tavsiye niteliğinde olmak üzere;

•             Yeni sözleşme yapılmasında rapor tesliminin gecikebileceği konusunda müşterinin uyarılması,

•             Denetim çalışmalarında teknoloji destekli uzaktan erişim yöntemlerinin değerlendirilmesi,

•             31/12/2019 tarihinde sona eren dönemlere ilişkin tamamlanmayan denetimler için, denetçinin risk değerlendirmeleri ve müteakip denetim prosedürlerine yönelik planlarını yeniden ele alması gerekebileceği,

•             Denetçinin belirlemiş olduğu ve iç kontrol riskini de ihtiva eden hata ve hile kaynaklı önemli yanlışlık riskinin artıp artmadığına ve buna bağlı olarak ilave denetim prosedürlerinin uygulanması gerekip gerekmediğine karar vermesi gerektiği,

•             Denetçinin, önemlilik tutarını belirlerken bu durumu ne şekilde ele alacağına ve kıyaslama noktası ile yüzdesel oranın belirlenmesinde genel kabul görmüş uygulamalar ile işletme içi oluşturulan kuralların dışına çıkıp çıkmayacağına karar vermesi gerektiği, denetçinin denetlenen işletmenin içinde bulunduğu özel şartlara göre ilgili işlem sınıfları, hesap bakiyeleri veya açıklamalara ilişkin ayrı bir önemlilik seviyesi belirleme gerekliliğini yeniden değerlendirmesinin faydalı olabileceği, ayrıca, denetçinin niteliklileri itibarıyla önemli olabilecek yanlışlıklara ilişkin değerlendirmelerini revize etmesi gerekebileceği,

•             Seyahat, hareket ve müşteri ziyaretlerine ilişkin kısıtlamaların, denetim kanıtlarının planlan nitelikte ve zamanda elde edilememesine sebep olabileceği, bu durumda denetçilerin yeterli ve uygun denetim kanıtı elde etmek için alternatiflerinin olup olmadığını değerlendirmeleri gerekeceği, elde edilecek kanıtların yeterli ve uygun nitelikte olması ve dosyada açıkça belgelendirilmesi şartıyla, denetçinin daha fazla teknoloji destekli prosedürlere yönelmesinin değerlendirilmesi gerekeceği, ancak bu kanıtlara ilişkin belgelendirmenin, denetçinin bu tür kanıtların kalitesinin ve güvenilirliğinin daha düşük olabileceği riskini nasıl ele aldığını da içermesi gerektiği,

•             Ayrıca denetçi, hangi kalemlerin fiziki olarak test edilmesinin hayati öneme sahip olduğunu, bu durumu nasıl yönetmesi gerektiğini ve alacağı muhtelif kararların denetim görüşü üzerindeki muhtemel etkilerini değerlendirmesi gerektiği. denetçilerin bazı denetim prosedürlerinin zamanlamasının kritik öneme sahip olup olmadığını ve kritik öneme sahip prosedürlerin yaşanan kısıtlamalar sebebiyle zamanında icra edilememesinin görüş üzerindeki etkilerini değerlendirmesi gerekebileceği,

•             Dış teyit prosedürlerinin basılı belgeler yerine elektronik ortamda hazırlanan şifreli ve üst düzey gizliliğe sahip belgeler marifetiyle uygulanabileceği.

•             İşletmenin Sürekliliği kavramı açısından, ilave denetim prosedürlerinin de uygulanmasının gerekebileceği,

Hususları belirtilmiş ve bu kapsamda oluşturulacak bağımsız denetim raporlarında aşağıdaki başlıklara veya benzerlerine yer verilmesinin yerinde olacağı belirtilmiştir;

•             Kilit denetim konusu olarak belirlenmesi gerekebilir,

•             Salgının etkilerinin "Dikkat Çekilen Hususlar" paragrafının eklenmesi gerekebilir,

•             İşletmenin sürekliliği esasını kullanmanın uygun olduğu ancak önemli bir belirsizliğin olduğu durumlarda denetçi raporuna "İşletmenin Sürekliliğiyle İlgili Önemli Belirsizlik" paragrafının eklenmesi gerekebilir,

•             Covid-19 salgınının etkileri kapsamında yeterli ve uygun denetim kanıtı elde edemediği durumlar ile söz konusu etkilerin önemli ve yaygın olup olmadığı hususundaki değerlendirmeleri doğrultusunda denetçi raporunda olumlu görüş dışında başka bir görüş vermesi gerekebilir.

•             Covid-19 salgının 31.12.2019 tarihinden sonra (özel hesap dönemleri hariç olmak üzere) Çin Halk Cumhuriyeti dışında görüldüğü ve etkilerinin hissedilmeye başlandığı göz önünde bulundurulduğunda; söz konusu durum, finansal tablolarda yer verilmesi gereken bilanço tarihinden sonraki bir olay olarak değerlendirilebilir. Bu durumda denetçinin, görüşünde söz konusu hususa dikkat çekip çekmeyeceğini ve yapılan açıklamanın doğru ve yeterli olup olmadığını değerlendirmesi gerekecektir.

-              31.03.2020 tarihinde KGK tarafından internet sitesinde yapılan COVID-19 Salgınının TFRS 9 Uyarınca Beklenen Kredi Zararlarının Hesaplanmasına Etkisi başlıklı duyuru.

KGK COVID-19 salgınının oluşturduğu ekonomik ortamda TFRS 9'un ülkemizde tutarlı bir şekilde uygulanmasına katkı sağlamak amacıyla aşağıdaki açıklamalara yer verilen bir duyuru yapmıştır.

TFRS 9, finansal tablolara yansıtılacak beklenen kredi zararları tutarının belirlenmesine ilişkin olarak, bir finansal aracın kredi riskinde önemli ölçüde artış meydana geldiğinde ömür boyu beklenen kredi zarar karşılığı ayrılması gerektiğini hüküm altına almıştır. Bununla birlikte standart, ömür boyu beklenen kredi zarar karşılıklarının ne zaman finansal tablolara alınması gerektiği konusunda mekanik bir yaklaşım veya kesin kurallar belirlememektedir.

Kredi riskinde önemli ölçüde artış olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Kredi riskinde önemli ölçüde artış olup olmadığının belirlenmesinde, finansal aracın beklenen ömrünün tamamı esas alınarak temerrüt riskinde meydana gelen değişikliklerin değerlendirilmesini gerektirmektedir.

Virüs salgını nedeniyle, işletmeler, bireysel olarak da borçlularıyla vadelerin ötelenmesi veya sözleşme koşullarının yeniden yapılandırılması gibi çeşitli önemler de almaktadır.

Bu kapsamda işletmelerin, COVID-19 salgınına ilişkin özel şartların ve ekonomik tedbirlerin, bu ön kabulün aksinin ispat edilebilmesi için yeterli bir gerekçe teşkil edip etmediğini değerlendirmesi ve bu hususla ilgili muhakemelerini açıklaması beklenmektedir.

Diğer taraftan, COVID-19 salgını nedeniyle işletmelerin, borçlularına sağladığı destekleyici önlemler kapsamında, tüm durum ve şartlar dikkate alınarak yapılan analizin, borçlunun sadece geçici bir likidite sıkıntısı yaşadığını göstermesi halinde kredi riskinde önemli ölçüde bir artışın olmadığı sonucuna varmak mümkündür.

Bu kapsamda COVID-19 salgınına bağlı mevcut belirsizlikler göz önünde bulundurulduğunda işletmelerin beklenen kredi zararlarına yönelik tahminde bulunurken, uzun vadeli ekonomik görünüme daha fazla ağırlık vermeleri ve alınan ekonomik tedbirleri dikkate almaları önerilmektedir.

Ara dönem finansal tablolarda en son yıllık finansal tablolarda yer alan finansal bilgilerin güncellenmesi amaçlandığından COVID-19 nedeniyle meydana gelen ekonomik değişikliklerin büyüklüğü göz önüne alındığında bu tablolarda kullanıcıların, yıllık finansal raporlama dönemi sonundan itibaren meydana gelen önemli olay ve işlemleri anlayabilmeleri için yeterli açıklamaların yapılması gerekmektedir.

Diğer taraftan, TFRS 7 ile TMS 1 Finansal Tabloların Sunuluşu'nun hükümleri doğrultusunda, COVID-19'un işletmenin finansal durum ve performansı üzerindeki genel etkisinin kullanıcılar tarafından anlaşılmasını sağlayacak ilâve bilgilerin açıklanması gerekmektedir.

I.2.2.2.  Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yapılan düzenlemeler;

15 milyon ABD doları ve üzerinde döviz cinsinden borcu bulunan firmalarca döviz pozisyonlarını etkileyen işlemlerle ilgili Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası bünyesinde kurulan Sistemik Risk Veri Takip Sistemine yapılacak 2019 yıllık raporların bildirim süresi 30 Nisan 2020 tarihine, denetim süresi 30 Haziran 2020 tarihine kadar uzatılmıştır.

NOT: Makalemiz www.vergisorunlari.com.tr adresinde yayınlanmıştır.

02.04.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM