YAZARLARIMIZ
Prof. Dr. Süreyya Sakınç
Yeminli Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
ssakinc@hotmail.com



Kamu İcra Hukukunda Vergi Borçlusunun Üçüncü Kişideki Alacak Hakkına Haciz Uygulanması ve Haciz Bildirisine İtiraz

Vergi borçlarının ödenmesi, Kamu alacağının tahsiline ilişkin Tahsil dairelerince yapılacak işlemler, vergi borcunu ödemeyen mükelleflerin borçlarına karşılık mal ve haklarının haczi ve kamu alacağının paraya çevrilmesi işlemlerinin tamamı, 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirilmektedir.

Kamu icra hukuku temel düzenlemesi olan 6183 Sayılı Kanun vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler ile bunlara bağlı ceza, faiz, zam gibi kamu alacaklarının cebren tahsili ile ilgilidir. Bunların dışında, kamu kurum ve kuruluşlarının özel hukuktan doğan alacakların cebren tahsilinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu uygulanmaktadır. Kamuya tanınan ayrıcalıklar nedeniyle, kamu icra hukuku ile genel icra hukuku arasındaki en önemli ayrışma, “haciz yoluyla takibe” ilişkin düzenlemelerdir.

Vergi borçlusunun üçüncü kişide bulunan alacağının tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile, bundan böyle borcunu tahsil dairesine ödeyebileceği ve kamu borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı bildirilir. Bu durumda, menkul mal ve alacak hakları, üçüncü kişi tarafından tahsil dairesine teslim eder veya ödemesini gerçekleştirir. Böylece tahsil dairesi, kamu (vergi) borçlusunun alacaklı olduğu üçüncü kişiyi doğrudan takip ve dava edebilir, kamu borcunun tahsilini sağlayabilir.

Bu yazımız, “üçüncü kişilerdeki menkul malların, alacak ve hakların haczi” başlıklı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 79’uncu madde uygulaması ile ilgilidir. Madde 79, üçüncü kişiye bildiri gönderilmesi sürecini düzenlemektedir. Buna göre;

“Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü kişilerdeki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır……”

“…….Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla, posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir. Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir……..”

79. Madde kapsamında vergi borçlusunun üçüncü kişideki “alacak hakkının” haczi ile ilgili olarak, tereddüt yaratan bazı özellikli durumlar söz konusudur. Alacak hakkı veren kıymetli evraklar “kambiyo senetleri” olarak adlandırılır. Kambiyo senetleri birer kıymetli evrak olarak kabul edilmektedir ve poliçeler, bonolar ve çekler olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Kambiyo senetleri ciro ve teslim yoluyla devir olunabilir.

Kendisine haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü kişi, aşağıdaki durumlardan biri veya birkaçının varlığı halinde haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak itiraz edebilir: a) Borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı; b)Haczin tebliğinden önce borcun ödendiği; c) Malın tüketildiği veya kusuru olmaksızın malın telef olduğu; gibi.

Üçüncü kişiler tarafından, haciz bildirisine süresi içinde itiraz edilmediği takdirde haciz bildirisi kesinleşir; hacze konu borç üçüncü kişinin zimmetinde sayılır; ve takip hukuku bakımından alacak kesinlik kazanır. Bu durum, üçüncü şahsın Kurum aleyhine “ödeme emrinin iptali” davası açmasına engel değildir. Üçüncü kişi, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren 1 yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibariyle amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Dava açan üçüncü kişinin dava aleyhine sonuçlanırsa, haksız çıktığı tutarın %10’u kadar inkar tazminatı ödemesine hükmedilir.

Alacaklı kurum tarafından düzenlenen haciz bildirisine yedi gün içinde itiraz edilmesi halinde, vergi dairesinin idarenin itirazı kabul etmeme ve haciz bildirisini yenileme gibi hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Vergi dairesince, itirazın aksinin genel mahkemelerde açılacak dava ile ispat edilmesi gerekmektedir (Danıştay 3. D., 19.09.2011, 2009/3350, 2011/4930).

Kambiyo senetlerinin haczinde, icra memurunun sözkonusu senetleri fiilen ele geçirerek icra dairesinde muhafaza altına alması zorunludur. Senetlerin muhafaza altına alınması haczin geçerlilik koşuludur. 6183 sayılı Kanunun 79’uncu maddesinde haciz bildirisi tebliği yoluyla haczedilebilecek alacaklar arasında, hamiline yazılı olmayan ve cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar sayılmıştır. Hamiline yazılı ve cirosu mümkün bir senede dayanan alacakların haciz bildirisi ile haczi mümkün değildir.

Danıştay VDDGK,25.06.2004, 2004/79, 2004/61 tarihli kararında, “hamiline yazılı olan veya cirosu kabil bir senede dayanan alacakların, senedin fiilen zaptolunması ile haczedilebileceği; senet fiilen ele geçirilmeden haciz bildirisi ile haciz yapılamayacağı, zira bu tür alacaklarda asıl senet borçlusunun, senet alacaklısını önceden tespit edemeyeceği, devir beyanı ve teslim ile senet alacaklısının her zaman değişmesinin mümkün olduğu; olayda, hamiline yazılı senetler söz konusu olduğundan, haczin ancak senedin fiilen zaptolunması ile tamamlanabileceği, borçlu şirketin senetleri davalı idareye teminat olarak göstermiş olmasının haczin tamamlanması için yeterli olmadığı ….” gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.

Üçüncü şahsın borçlusunun kamu borçlusu olması ve kamu borçlusunun da kamu alacağını ödememiş olması sonucunda, tüm alacaklıları da kamu alacağına dönüşmüş bulunmaktadır. Kamu icra hukukunda icra dairesi gibi hareket eden tahsil dairesine borçlu adına tahsil yetkisini doğrudan kullanmasına imkân sağlayan bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, kamu alacağının en kısa sürede tahsiline olanak sağlayıcı (alacak haklarının tahsili ve paraya çevrilebilir hâle getirilmesi için) yasal düzenleme gerekmektedir.

Cirosu kabil bir senede dayanan alacak haklarının doğrudan haciz bildirisi usulüyle paraya çevrilmesi mümkün değildir. Bunun yerine, ilgili senedin alacaklı kurum tarafından fiilen haczedilerek (AATUHK m. 82/1) tahsil dairesine borçlunun alacak haklarının takip ve dava edilebilmesine yetki veren bir düzenlemenin kamu yararına olacağı görüşündeyiz.

Kamu alacağının tahsili ile ilgili e-haciz uygulaması, bankalardaki mevduat için kullanılan bir yöntem olmuştur. Bunun dışında, kamu alacağının tahsili konusunda 6183 sayılı Kanun tahsil dairesine üçüncü kişilere sadece haciz bildirisi tebliği yetkisi vermiş; haciz bildirisine süresi içinde itiraz edilmesi durumunda alacaklı kamu idaresinin genel mahkemelerde açacağı dava ile ispat etmesi halinde kamu alacağının ödenmesini olanaklı kılmıştır.

Ayrıca, vergi borcu bulunan bir kamu borçlusuna borçlu olan üçüncü kişilerin kamu borçlusu kabul edilmesi ve sadece bu nedene bağlı olarak kamu alacaklarının tahsili suretiyle alacaklı kamu kurumu tarafından haciz işlemi uygulanması, ticari hayatın mevcut zorluklarına yeni sorunları da eklemektedir.

17.10.2019

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM