YAZARLARIMIZ
Selçuk Turgay Azak
Vergi Müfettişi
Ekonomist
selcukturgayazak@hotmail.com



Maliye Politikası Nedir?

Maliye politikası, bir ekonomide konjonktürel bir dalgalanma ortaya çıkması durumunda devletin bazı araçları kullanarak ekonomide ortaya çıkan bu dalgalanmaları minimize etmeye yönelik çabaların bütünüdür. Konjonktürel dalgalanma bir ekonomide resesyon ya da enflasyonist olgularının ortaya çıkmasını ifade eder. Maliye politikası araçları ise genel olarak kamu harcamaları, transfer harcamaları, vergiler ve bütçe uygulamalarıdır.  Örneğin bir ekonomide resesyon yani durgunluk yani ekonomik faaliyetlerin yavaşlaması durumu ortaya çıktığında ekonomik faaliyetlerin hızlandırılması gerekir. Bu durumda hükümetler ya harcamalarını artıracak ya da vergi oranlarını - vergi yükünü azaltacaktır. Bu adımlara genişletici maliye politikası denmektedir ve bu politikalar bütçenin büyümesine ve hatta açık vermesine sebep olabilecektir.

Klasik iktisadi anlayışta devletin temel görevinin faydası bölünemeyen, kimsenin tüketimden dışlanamadığı ve fiyatlanamayan tam kamusal mal ve hizmetleri üretmek olduğu ifade edilmektedir. Ancak 1929 yılında ortaya çıkan Ekonomik Buhran’dan sonra devletin ekonomide aktif bir şekilde rol alması, ekonomiye müdahale etmesi ve iradi maliye politikasının uygulaması gerektiği anlayışı ön plana çıkmıştır.

Diğer taraftan günümüze dönersek, küresel piyasalarda 2000’li yıllardan itibaren likidite bolluğunun artması günümüzde çoğu ülkeyi ve bölgeyi likidite tuzağına düşürmüştür. Likidite tuzağı parasal aktarım mekanizmasının işlemediği yani para politikalarının işlevsiz hale geldiği durumu ifade etmektedir. Bu doğrultuda maliye politikasının popülaritesi daha da artmıştır.

2007 yılında ortaya çıkan ve 2008 yılının sonlarına doğru zirve yapan, ABD kaynaklı küresel ekonomik kriz döneminde maliye politika uygulamaları geleneksel yapıdan biraz uzaklaşarak suret değiştirmiştir. Bu krizin temelinde finansal piyasaların aşırı genişlemesi, finansal varlıkların aşırı değerlenmesi ve finansal piyasaların, reel ekonomiden uzaklaşması yatmaktadır. Keynes’in “Emek, Faiz ve Paranın Genel Teorisi” adlı kitabında finansal piyasalar kumarhaneye benzetilmiş ve aşırı büyümemesi gerektiği ifade edilmiştir.  Liberalleşmenin derinleşmesi ve serbest piyasa ekonomisinin uzun süredir uygulanması sebebiyle, sistemsel olarak çıkan bu krizde, ülkeler maliye politikası uygulamasında, daha çok firmaları kurtarmaya yönelik adımlar atmıştır. Örnek olarak hükümetin direkt bu kurumlara para aktarması veya bu kurumları satın alması verilebilir. Bu adımlarla amaçlanan piyasa ekonomisinin aksayan noktalarına direkt müdahale ederek, uzun dönemde tekrar piyasa ekonomisini işler hale getirmek olarak açıklanabilir.

Günümüzde ise maliye politikası genel olarak mali teşvikler olarak uygulanmaktadır. Devletin piyasa yapıcı olma özelliği yerine devletin piyasa düzeltici olması, ekonomiye uzun dönem etkileri bakımından daha sağlıklı olacaktır. Birazdan açıklayacağımız üzere hükümetler bu yöntemlerle ekonomik aktörlere balık vermek yerine balık tutmayı öğretmeye çalışmaktadır. Bu anlayış, piyasa ekonomisinin işlerliğinin ve güvenirliğinin artması açısından doğru bir uygulama olabilir. Bu mali teşvikler ekonomilerin arz ve talep cephesi için farklılaşabilir. Bu teşviklere;  kredi faiz desteği, vergisel teşvikler, sosyal güvenlik teşvikleri, borç yapılandırması başlıca örnek olarak ifade edilebilir. Bu adımlar üreticilerin maliyetlerini azaltarak üretimi teşvik etmek ve istihdamı artırmak anlamında işe yarayabilir. Tüketiciler açısından da özellikle vergi oranlarının düşürülmesi harcanabilir geliri artıracağından toplam talep artışına sebep olabilir.

30.06.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM