Dr. Seçkin Kılıç
Vergi Denetmeni
Balıkesir Vergi Dairesi Başkanlığı
Vergi Denetmenleri Büro Başkanlığı
seckinkilic17@yahoo.com
Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısında Yer Alan Stok Beyanlarına İlişkin
Hükümlerin Değerlendirilmesi
Tarih:
04.01.2011
GİRİŞ
Son yıllarda dünya finans
piyasalarında başlayan ve tüm sektörleri etkisi altına
alan küresel ekonomik kriz, ülkemizde de oldukça etkili
olmuştur. Özellikle dış talebin düşmesine bağlı olarak
ekonomik daralmaya neden olmuş ve bir sonuç olarak
işletmelerin kamuya yönelik yükümlülüklerini yerine
getirmelerinde gecikmelere sebebiyet vermiştir.
Yaşanan bu süreçten olumsuz
etkilenen işletmelerin kamuya olan borçlarına uygulanan
ek mali yaptırımlar da borç tutarlarını artırmıştır.
Özel sektörün kamuya olan borç yükünü azaltmak, maliye
ve para politikalarının daha etkin şekilde
kullanılmasını sağlamak gerekçesiyle “Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısı” hazırlanmış olup halen TBMM’de Plan ve
Bütçe Komisyonunda görüşülmektedir.
Tasarının kapsamı oldukça
geniş tutulmuştur. Makalenin konusunu ise tasarı
kapsamında yer alan Gelir ve Kurumlar Vergisi
Mükelleflerinin Stok Beyanlarına İlişkin Hükümlerin
açıklaması ve değerlendirilmesi oluşturmaktadır.
A- STOK BEYANLARINA İLİŞKİN HÜKÜMLER
Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının 10 ve 11. maddelerinde stok beyanlarına
ilişkin hükümlere yer verilmiştir. İlgili maddeler ile
kayıt dışı faaliyetlerin kayıt altına alınabilmesi
amaçlanmış ve bunu sağlamaya yönelik düzenleme
yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemeler 2 başlık altında
toplanmıştır. Bunlar;
1- İşletmede mevcut olduğu
halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve
demirbaşlar,
2- Kayıtlarda yer aldığı
halde işletmede bulunmayan mallar ve kasa mevcudunun
düzeltilmesidir.
1- İşletmede Mevcut
Olduğu Halde Kayıtlarda Yer Almayan Varlıklara İlişkin
Düzenlemeler
Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısının
10. maddesinde düzenlenen, işletmede
mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan varlıklara
ilişkin düzenlemeleri
2 ayrı başlıkta
değerlendirmek gerekiyor. Bunlar;
a- İşletmede mevcut olduğu
halde kayıtlarda yer almayan emtia, makine, teçhizat ve
demirbaşların beyanı,
b- Kıymetli maden ve
kıymetli taşlar ile bunlardan mamül ziynet eşyasına
ilişkin beyandır.
a-
İşletmede Mevcut
Olduğu Halde Kayıtlarda Yer Almayan Emtia, Makine,
Teçhizat Ve Demirbaşlar
Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısının
10. maddesi ile gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerine
(adi, kollektif ve adi komandit şirketler dahil)
işletmelerinde mevcut olduğu halde kayıtlarında yer
almayan emtia, makine, techizat ve demirbaşlarını yasal
kayıtlarına intikal ettirmek suretiyle, kayıtlarını
fiili duruma uygun hale getirmelerine imkan
sağlanmıştır.
Uygulama
kapsamında olan mükellefler, işletmelerinde mevcut
olduğu halde kayıtlarında yer almayan emtia, makine,
techizat ve demirbaşlarını bu Kanunun yürürlüğe girdiği
ayı izleyen üçüncü ayın son iş gününe kadar bir envanter
listesi ile vergi dairelerine bildireceklerdir. Bu
kıymetler, bildirim tarihindeki rayiç bedelle
değerlenmek suretiyle envanter listesinde
gösterilecektir. Bu bedel, mükellefin kendisi tarafından
bizzat tespit edilebileceği gibi bağlı olduğu meslek
kuruluşunca da tespit edilebilecektir. Mükellefler
bildirilen kıymetleri yasal kayıt süresi içerisinde
kayıtlara intikal ettireceklerdir.
Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısının
10. maddesinin 6. fıkrasına göre, kayıtsız stok bildiren
mükellefler bu mallarını satmaları halinde, defterlere
kaydedilecek satış bedeli kayıtlı değerinden düşük
olamayacaktır. Gerçek satış bedelinin kayda alınan
bedelden düşük olması halinde, kazancın tespitinde
kayıtlı bedel dikkate alınacaktır. Diğer taraftan
bildirime dahil edilen varlıklar için amortisman
ayrılmayacaktır.
Kanun Tasarısının
10. maddesinin (3) fıkrası uyarınca beyan edilerek
kayıtlara intikal ettirilen makine, techizat ve
demirbaşlar ile genel orana tabi emtianın bedeli
üzerinden % 10 oranında,
indirimli orana tabi
diğer makine, teçhizat, demirbaş ve emtiaların bedeli
üzerinden ise tabi olduğu oranların yarısı esas alınmak
suretiyle katma değer
vergisi hesaplanacaktır. Hesaplanan bu katma değer
vergisi, 2 No.lu ayrı bir beyanname ile sorumlu
sıfatıyla beyan edilecek ve aynı süre içinde
ödenecektir.
Buna göre;
-Stoklarda
bulunduğu halde, kayıtlarda yer almayan emtia, makine,
teçhizat ve demirbaşlara ait sorumlu sıfatıyla beyan
edilecek vergi, kendilerince veya ilgili meslek
kuruluşlarınca belirlenecek rayiç bedel üzerinden
hesaplanacak,
-Verginin
beyanı vergi sorumlularına ait ayrıca verilecek 2 No.lu
Katma Değer Beyannamesi ile yapılacak,
-Beyan edilen emtia
üzerinden hesaplanan katma değer vergisi, 1 no.lu
beyannamede genel esaslar çerçevesinde mal ve hizmet
teslimleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden
indirilecektir. Ancak, kayıtlarda yer almayan makine,
teçhizat ve demirbaşların bedeli üzerinden hesaplanarak
ödenen katma değer vergisinin indirimi mümkün değildir.
İndirilemeyen bu verginin gelir ve kurumlar vergisi
matrahlarından düşülemeyeceğine ilişkin belirlemede
yoktur. Dolayısıyla indirilemeyen bu vergi gelir ve
kurumlar vergisi matrahlarının belirlenmesinde gider
olarak dikkate alınabilecektir.
-Katma Değer Vergisi
Kanununun 9 uncu maddesinin
(2) numaralı fıkrasında; fiili yada kaydi
envanter sırasında belgesiz mal bulundurulduğunun
tespiti halinde, bu alışlar nedeniyle, ziyaa uğratılan
katma değer vergisinin, belgesiz mal bulunduran
mükelleften aranacağı, bu uygulamaya göre yapılan
tarhiyata vergi ziyaı cezası uygulanacağı hükmü yer
almaktadır.
Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının
10. maddesinin (3) numaralı
fıkrasına göre, stok beyanı kapsamında sorumlu
sıfatıyla katma değer vergisi beyan eden mükelleflerde
bu hüküm uygulanmayacağı öngörülmüştür. Bu hüküm
uyarınca beyanda bulunan mükelleflere, Katma Değer
Vergisi Kanununun 9 uncu maddesinin (2) numaralı fıkrası
hükmü uyarınca belgesiz mal bulundurduğu gerekçesiyle
malın emsal bedeli üzerinden cezalı olarak re’sen
tarhiyat yapılmayacaktır.
Kanun Tasarısının
10. maddenin 2. fıkrasına göre bilanço esasına göre
defter tutan mükellefler, aktiflerine intikal
ettirdikleri emtia için ayrı, makine, teçhizat ve
demirbaşlar için ayrı olmak üzere pasifte karşılık
hesabı açılacaktır. Emtia için ayrılan karşılık
ortaklara dağıtılması veya işletmenin tasfiye edilmesi
halinde, sermayenin unsuru sayılacak ve
vergilendirilmeyecektir. Öte yandan, makine, teçhizat ve
demirbaşlar da ayrıca envantere kaydedilecek ve ayrılan
karşılık birikmiş amortisman olarak kabul edilecektir.
İşletme hesabı esasına
göre defter tutan mükellefler ise beyan ettikleri
emtiayı defterlerinin gider kısmına satın alınan mal
olarak kaydedeceklerdir.
Örnek 1-
(X) Ltd. Şti.,
stoklarında bulunan ancak kayıtlarında yer almayan
Ticari Malına ilişkin envanter listesini hazırlamıştır.
Genel oranda katma değer vergisine tabi olan bu malın
kendisi tarafından belirlenen rayiç bedeli 10.000
TL’dir. Şirketin bu bildirimine ilişkin muhasebe
kayıtları aşağıdaki şekilde olacaktır.
__________________________ /
______________________________
153
TİCARİ
MALLAR 10.000
191
İNDİRİLECEK
KDV 2.000
525 KAYDA
ALINAN EMTİA KARŞ. 10.000
360 ÖDENECEK
VERGİ VE FONLAR 2.000
(Sorumlu sıfatı ile ödenecek KDV)
__________________________ /
______________________________
Bu malın satılması
halinde kayıtlara intikal ettirilecek satış bedeli
10.000 TL’nin altında olmayacaktır.
ÖRNEK:2-
(Y) Ltd. Şti.,
kayıtlarında yer almayan makine ve demirbaşlarını
bildirmek istemektedir. Sabit kıymetlerin mükellefçe
belirlenen rayiç bedeli 25.000 TL olup envantere
alınmasına ilişkin muhasebe kayıtları aşağıdaki şekilde
yapılacaktır.
_______________________________ /
_______________________________
253
TESİS MAKİNA VE
CİHAZLAR 25.000,00
689
DİĞER OLAĞANÜSTÜ GİD.VE
ZAR. 2.500,00
526
DEMİRBAŞ MAKİNE VE TEÇHİZAT 25.000,00
ÖZEL KARŞILIK HESABI
360 ÖDENECEK
VERGİ VE FONLAR 2.500,00
(Sorumlu sıfatıyla ödenecek
KDV)
________________________________ /
________________________________
(Y) Ltd. Şti., söz
konusu makine ve demirbaşlarını 31/12/2011 tarihine
kadar satarsa, bu satıştan sonra, satmadığı takdirde
31/12/2011 tarihinde aşağıdaki muhasebe kaydını
yapacaktır.
________________________________ /
________________________________
526
DEMİRBAŞ MAKİNE VE
TEÇHİZAT 25.000,00
ÖZEL
KARŞILIK HESABI
257
BİRİKMİŞ
AMORTİSMANLAR 25.000,00
____________________________ /
_________________________________
b- Kıymetli Maden Ve
Kıymetli Taşlar İle Bunlardan Mamül Ziynet Eşyasına
İlişkin Beyan
Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının 10. maddesinin (4) nolu bendine göre, gelir
ve kurumlar vergisi mükellefleri (adi, kollektif ve adi
komandit şirketler dahil), esas faaliyetleri ile ilgili
olarak işletmelerinde mevcut olup, kayıtlarında yer alan
kıymetli maden (altın, platin ve gümüş) ve kıymetli
taşlar (elmas, pırlanta, yakut, zümrüt, topaz, safir,
zebercet ve inci) ile bunlardan yapılmış ziynet eşyasını
bu Kanunun yürürlüğe girdiği ayı izleyen üçüncü ayın son
iş gününe kadar bağlı oldukları vergi dairelerine
bildirmek kaydıyla, defterlerine intikal
ettirebileceklerdir. Burada önemli olan husus
uygulamadan yararlanacak olan gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerinin esas faaliyetinin kıymetli maden ve
ziynet eşyası imalatı ve ticareti faaliyeti olması ile
belirtilen kıymetli maden ve kıymetli taşların
işletmelerinde fiilen mevcut olmasıdır.
Buna göre beyan edilecek bu
kıymetlerin bildirilen değeri üzerinden
% 2,5 oranında vergiye tabi tutulur. Bu suretle tahakkuk
ettirilen vergi, beyanname verme süresi içinde ödenir.
Ödenen bu vergiler, gelir ve kurumlar vergisinden mahsup
edilemez, gelir ve kurumlar vergisi matrahının
tespitinde gider olarak kabul edilmez.
Bilanço esasına
göre defter tutan mükellefler, bu Kanun hükümleri
uyarınca aktiflerine kaydettikleri kıymetler için
pasifte özel bir karşılık hesabı açarlar. Bu hesapta
izlenen karşılık, ortaklara dağıtılması veya işletmenin
tasfiye edilmesi halinde sermayenin unsuru sayılır ve
vergilendirilmez. İşletme hesabı esasına göre defter
tutan mükellefler ise söz konusu değerleme farklarını
defterlerinin gider kısmına satın alınan mal olarak
kaydedeceklerdir.
2- Kayıtlarda Yer
Aldığı Halde İşletmede Bulunmayan Mallar ve Kasa Mevcudu
Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının 11. maddesinde hem kayıtlarda yer aldığı
halde işletmede bulunmayan mallara ilişin düzenlemeye
hem de kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan
kasa mevcudu hakkında düzenlemeye yer verilmiştir.
a - Kayıtlarda Yer Aldığı
Halde İşletmede Bulunmayan Mallar
Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar Ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu Ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısının
11. maddesi hükmü ile gelir ve kurumlar vergisi
mükelleflerine (adi, kollektif ve adi komandit şirketler
dahil) kayıtlarında yer aldığı halde işletmelerinde
mevcut olmayan mallarını, bu Kanunun yürürlüğe girdiği
ayı izleyen üçüncü ayın son iş gününe kadar fatura
düzenlemeleri ve her türlü vergisel yükümlülüklerini
yerine getirmek suretiyle kayıt ve beyanlarına intikal
ettirmeleri ve böylece kayıtlarını fiili duruma uygun
hale getirmeleri imkanı verilmiştir. Bu hüküm, bütün
gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır.
Faturada
yer alacak bedel, söz konusu malla aynı neviden olan
malların gayri safi kar oranı dikkate alınarak tespit
edilecektir. Gayri safi kar oranının yasal kayıtlardan
tespit edilemediği hallerde, mükellefin bağlı olduğu
meslek odalarının belirleyeceği oranlar esas
alınacaktır.
Yukarıda
açıklanan şekilde faturalanan ve yasal defterlere
kaydedilen mallarla ilgili işlemler, normal satış
işlemlerinden bir farklılık arz etmemektedir. Faturada
malın tabi olduğu oranda katma değer vergisi
hesaplanacak ve ilgili dönem beyannamesine dahil
edilecek, satış hasılatı yıllık gelir veya kurumlar
vergisi matrahının hesaplanmasında da dikkate
alınacaktır.
Fatura
bedeli “600 Yurtiçi Satışlar”, faturada hesaplanan katma
değer vergisi de “391 Hesaplanan KDV” hesabına alacak
yazılmak suretiyle kayıtlara intikal ettirilecektir.
Ancak bu hesapların karşılığını teşkil edecek borçlu
hesap hangisi olacaktır? Gerçek durum ile kayıtlar
arasındaki farklılık faturasız satışlardan
kaynaklanmaktadır ve faturasız satılan malların
karşılığında işletme kalemlerinden birinde artış olması
gerekmektedir. Bu artış nakit para, banka hesabında
alacak, alacak senedi, çek ve benzeri değerler şeklinde
olabilir. Dolayısıyla, mal çıkışı karşılığında aktif
değer olarak işletmede ne varsa veya işletmede beyan
tarihinde bu artış ne olarak görülüyorsa, buna ilişkin
hesaplara kayıt yapılması gerekmektedir. Aktif
hesaplarda meydana gelen artışın ortaklar tarafından
işletmeden çekilmiş olması halinde, “231 Ortaklardan
Alacaklar” hesabına, artışın herhangi bir şekilde tespit
edilememesi halinde “689 Diğer Olağan Dışı Gider ve
Zararlar” hesabına borç kaydı yapılacaktır. Ancak bu
durumda kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate
alınması gerekir.
ÖRNEK:
(X)
Ltd. Şti., kayıtlarında yer aldığı halde stoklarında
mevcut olmayan ticaretini yaptığı genel oranda KDV’ne
tabi (A) malını faturalandırarak kayıtlarını fiili
duruma uygun hale getirmek istemektedir. Kayıtlarında
bulunan ancak stoklarda yer almayan (A) malının miktarı
10 ton olup, kendi kayıtlarına göre bu malın birim
maliyeti 120,00 TL/Kg ve gayri safi karlılık oranı ise
%10’dur.
(X) Ltd. Şti. bu mala
ilişkin düzenleyeceği faturada (10.000*120) +
(10.000*120*10/100) olan 1.320.000,00 TL satış bedeli ve
bu bedel üzerinden %18 oranında 237.600,00 TL KDV
gösterecektir. Düzenlenen bu faturanın muhasebe
kayıtlarına intikali aşağıdaki şekilde olacaktır.
_______________________________ /
____________________________
689 DİĞER OLAĞANÜSTÜ
GİDER VE ZARAR 1.557.600,00
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
600 YURTİÇİ
SATIŞLAR 1.320.000,00
391 HESAPLANAN
KDV 237.600,00
________________________________ /
_____________________________
Fatura
düzenlenmek suretiyle kayıtlara intikal ettirilen
malların daha önceki dönemlerde satıldığının tespit
edilmesi halinde, geçmişe yönelik tarhiyat yapılmayacağı
gibi ceza ve faiz de uygulanmayacaktır.
b - Kayıtlarda Yer Aldığı
Halde İşletmede Bulunmayan Kasa Mevcudu
Bazı Alacakların
Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Tasarısının 11. maddesinin 2. fıkrasında
kayıtlarda yer aldığı halde işletmede bulunmayan kasa
mevcudunun düzeltilmesine ilişin hükümler yer
almaktadır.
Bilanço esasına göre defter
tutan kurumlar vergisi mükellefleri, 31.12.2009 tarihi
itibarıyla bilançolarında görülmekle birlikte
işletmelerinde bulunmayan kasa mevcutlarını, bu kanunun
yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar
vergi dairelerine beyan etmek suretiyle kayıtlarını
düzeltebileceklerdir.
Bu
kapsamda beyan edilen tutarlar üzerinden % 10 oranında
hesaplanan vergi, beyanname verme süresi içinde ödenir.
Diğer taraftan bu kapsamda beyan edilen tutarlar,
kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak
dikkate alınmaz.
B- STOK BEYANLARINA
İLİŞKİN HÜKÜMLERİN
DEĞERLENDİRMESİ
Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısında 10. ve 11. maddelerinde yer alan stok
beyanlarına ilişin düzenlemelerin kayıtdışı
faaliyetlerin kayıt altına alınmasının sağlanması
amacıyla yapılmıştır.
Günümüz ekonomilerinin önemli sorunlarından birisi olan
kayıtdışılık, nedenleri, sonuçları ve işleyişi
bakımından oldukça karmaşık bir kavram olarak karşımıza
çıkmaktadır. Bu nedenle, kayıtdışılığın kayıt altına
alınması tüm ülkeler için çözümlenmesi gereken ciddi bir
sorun olmaktadır.
Yapılan işlemlerin kayda geçirilme zorunluluğu olmasına
rağmen mükellefler daha az vergi ödemek ya da hiç vergi
ödememek istemeleri nedeniyle kısmen ya da tamamen bu
işlemleri kayıtlarına yansıtmayarak bu faaliyetlerden
elde ettikleri gelirleri kayıtdışında
bırakabilmektedirler.
Tasarı kapsamında 10. ve 11. maddelerde yer alan
stok beyanlarına ilişin düzenlemelere bakıldığında,
-İşletmede
mevcut olduğu halde kayıtlarda yer almayan emtia,
makine, teçhizat ve demirbaşlar ile kıymetli
maden ve kıymetli taşlar ile bunlardan mamül ziynet
eşyasına ilişkin beyanı,
- Kayıtlarda yer aldığı
halde işletmede bulunmayan mallar ve kasa mevcudunun
düzeltilmesine ilişkin olduğu görülmektedir.
Bu duruma göre işletmede yer
alan fakat değerinin altında kayıtlara intikal etmiş
emtia, makine, teçhizat ve demirbaşlar ile kıymetli
maden ve ziynet eşyasının varlığına ilişin bir
düzenlemeye yer verilmemiştir. İşletmede mevcut olduğu
halde kayıtlarda yer almayan varlıklar olabileceği gibi
eksik değerle kaydedilmiş varlıklar da söz konusu
olabilmektedir. Eğer düzenlemeden amaç kayıtdışı
faaliyetlerin kayıt altına alınması ise bu büyük bir
eksikliktir. Zira mükellefler özellikle ithal mallar
üzerinden gümrükte alınan vergilerden kaçırmak için bu
malların alış bedelini gerçek değerinin çok altında
göstermektedirler. Dolayısıyla malların satımında da
düşük fatura düzenleme yoluna gitmektedirler. İşte bu
gibi durumların yaşanmaması için sadece işletmede mevcut
olduğu halde kayıtlarda yer almayan varlıkların değil
işletmede mevcut olup kayıtlarında düşük bedelle yer
alan varlıklarının değerini de yükseltebilmelerine imkan
tanınması gerekir. Aksi halde satış faturalarının gerçek
bedelin çok altında tutarlarla düzenlenerek bu malların
çıkışının yapılacağı sır değildir. Bunun tasarının
görüşüldüğü Plan ve Bütçe komisyonunda ya da Meclis
Genel Kurulundaki görüşmelerde düzeltilmesi
gerekmektedir.
Diğer taraftan bir toplumda en iyi vergi yasaları
yürürlükte olsa ve en iyi idari işleyiş sağlansa da,
etkin denetimin olmayışı zaman içerisinde sistemin
bozulmasına neden olabilmektedir. Denetimin, eğitim,
vergi bilincinin yerleştirilmesi, vergide adalet ve
eşitlik ilkelerine uyum sağlama gibi değişik amaçları
bulunmaktadır. Ancak temel amacı, kişileri yasalara
uygun çalışmaya ve hareket etmeye yöneltmektedir.
Ülkemizde vergi denetiminde
çok başlı bir yapı göze çarpmaktadır. Hepsi nihayetinde
Maliye Bakanlığına bağlı olmakla birlikte birbirinden
ayrı, hatta zaman zaman birbirleri ile rekabet içersinde
olan denetim birimleri bulunmaktadır. Vergi denetiminin
çok başlı olması ve bir bütünlük içerisinde
yürütülmemesi denetimde etkinsizliğe yol açmaktadır.
Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde, Bazı
Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısının 10. ve 11.
maddelerinde yer alan stok beyanlarına ilişin
düzenlemelerin kayıtdışı faaliyetlerin kayıt altına
alınmasını sağlamaktan uzak olduğu söylenebilir.
Ayrıca vergi afları ve benzeri uygulamalar,
mükelleflerin vergi sorumluluklarını zayıflatmasına
neden olarak kayıtlı olmalarından dolayı pişmanlık
duymalarına yada kayıtdışında olanların bir rahatsızlık
duymamalarına neden olmaktadır. Vergi sisteminin
toplumun büyük kesimi tarafından adil olmadığı
düşünülmekte iken bir de vergi affı uygulamalarına
gidilmesi, mükelleflerin gelirlerini gizleme ve vergiyi
ödememe eğilimlerini daha da artırarak kayıtdışılığa
ayrıca teşvik etmektedir.
Vergi affı
Türkiye açısından düşünüldüğünde
son 50 yıldır belli aralıklarla gündemimize gelmiş
önemli bir sorun olmuştur. Birkaç yılda bir doğrudan
vergi affı yada alacakların yeniden yapılandırılması
çerçevesinde uygulanma imkanına yer verilmiştir.
SONUÇ
TBMM’de Plan ve Bütçe
Komisyonunda görüşülmekte olan “Bazı Alacakların Yeniden
Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı” bir taraftan mevcut borçlara ilişkin ödeme
kolaylığı getirirken diğer taraftan vergilemeye ilişin
hükümler çerçevesinde mükelleflere olası cezalardan
kurtulmalarına olanak tanıyan düzenlemelere yer
vermektedir. Bu düzenlemelerin bir kısmını da gelir ve
kurumlar vergisi mükelleflerinin “Stok Beyanına
İlişkin Hükümleri” oluşturmaktadır.
Adı geçen Kanun Tasarısının
10. ve 11. maddelerinde yer alan stok beyanlarına ilişin
düzenlemelerin temel amacı kayıtdışı faaliyetlerin kayıt
altına alınabilmesinin sağlanması olarak
öngörülmektedir. Ancak yaptığımız açılamalar
çerçevesinde belirttiğimiz hususların eksikliği
nedeniyle düzenleme bu amacı sağlamaktan uzaktır. Bu
bağlamda yaptığımız genel eleştiri ödeme kolaylığı ve
benzeri mali af uygulamalarının kayıtdışılığı önlemek
bir yana aksine mükelleflerin
af beklentileri içine girmelerine neden olmakta ve vergi
kaçırmalarını teşvik etmektedir. Yapılan düzenlemelerin
günü kurtarmaktan çok sorunların özünü kavranmadığı
sürece bu ve benzeri tasarılar gündemimizden hiç
düşmeyecektir.
Kaynak:
www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya
elektronik ortamda kaynak
göstermeden yayınlanamaz.
Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal
işlem yapılacaktır .)