YAZARLARIMIZ
Recai Elkaan
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bağımsız Denetçi
recaielkaan21@hotmail.com



6183 Sayılı Kanunun 79. Maddesinin Gelir İdaresi Tarafından: İş Ortaklıklarında Uygulaması

Bilindiği üzere amme alacağının zamanında tahsili kamu ödemeler dengesi açısından önem arz etmektedir. İlgili idarelerde yasal olarak alacağın tahsili için yasalardan aldıkları bu yetkilerini kullanarak sırasıyla çeşitli yollara başvururlar.

Günümüzde “e dönüşüm” süreçlerinin hızla geliştiği bu dönemde “ Gelir İdaresi “ de bu değişim ve dönüşümden en fazla etkilenen ve en fazla “lehte” kullanan kamu kurumları arasında yerini almaktadır. Teknoloji ve bilişimden istifade ederek sayısız analizler yapabilmektedir.

Konumuzla ilgisi bakımından da vergi mükellefleri VUK. Mevzuatı kapsamında ve belirli şartlar dahlinde vermek zorunda oldukları “Büyük alış olan Form BA ve büyük satış olan Form BS” olarak bilinen formları vermek zorundadırlar. Bu formlardaki değerler aynı zamanda mükelleflerin birbirleriyle borç ve alacak ilişkisinin doğduğunu göstermektedir. Bu verilen formlardaki değerler, Gelir İdaresi’nin veri havuzuna akmaktadır. Konumuz ile ilgisi de bundan sonra başlamaktadır.  Daha önce de değindiğimiz gibi ilgili idare, bu veri havuzunu kullanarak kendi vergi (amme) borçlusu olan mükelleflerine borçlu olabileceğini düşündüğü 3. kişilere”6183 sayılı kanunun 79. maddesince haciz bildirisi” göndererek harekete geçmektedir.  Oysa; gerçek ve tüzel kişiler zaman zaman büyük ölçekli iş alabilmek için sermaye ve yeterli güçlerini birleştirerek “ Adi ortaklık, iş  ortaklığı veya konsorsiyumlar” şeklinde organize olabilmektedirler. 

İş ortaklığı: Hukuksal ve ekonomik yönden birbirinden bağımsız bir veya birden fazla gerçek ve tüzel kişinin; bir araya gelerek belirli bir iş ve süre için oluşturulan ve amacın gerçekleşmesi ile biten hukuken ve kanunen tüzel kişiliğe haiz olmayan ortaklıklardır.

AMME ALACAKLARI TAHSİLİ USULÜ HAKKINDAKİ KANUN

İlgili Madde: 79

Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken “ gerçek ve tüzel kişilere , kurumlara”  haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır. Tahsil dairesi tarafından tebliğ edilecek haciz bildirisi ile; bundan böyle borcunu ancak tahsil dairesine ödeyebileceği ve amme borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulundurduğu menkul malı ancak tahsil dairesine teslim edebileceği ve malın amme borçlusuna verilmemesi gerektiği, aksi takdirde amme borçlusuna yapılan ödemeler ile malın bedelini tahsil dairesine ödemek zorunda kalacağı ve bu maddenin üç, dört ve beşinci fıkra hükümleri üçüncü şahsa bildirilir. Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri, alacaklı tahsil dairelerince ya da alacaklı amme idaresi vasıtasıyla , posta yerine elektronik ortamda tebliğ edilebilir ve bu tebligatlara elektronik ortamda cevap verilebilir.         Elektronik ortamda yapılacak tebliğe ve cevapların elektronik ortamda verilebilmesine ilişkin usûl ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Tahsil dairelerince düzenlenen haciz bildirileri; amme borçlusunun hak ve alacaklarının bulunabileceği bankaların şubelerine doğrudan veya mahallindeki tahsil dairesi aracılığı ile tebliğ edileceği gibi Maliye Bakanlığınca belirlenecek tutarın üzerindeki alacaklar için doğrudan bankaların genel müdürlüklerine de tebliğ edilebilir. Haciz bildirisi bankanın genel müdür-lüğüne de tebliğ edilmiş ise tüm şubelerini kapsayacak şekilde beyanda bulunma yükümlülüğü bankanın genel müdürlüğüne aittir.
Haciz bildirisi tebliğ edilen üçüncü şahıs;  borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haczin tebliğinden önce borcun ödendiği veya malın tüketildiği ya da kusuru olmaksızın telef olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise durumu, haciz bildirisinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde tahsil dairesine yazılı olarak bildirmek zorundadır. Üçüncü şahsın süresinde itiraz etmemesi halinde, mal elinde ve borç zimmetinde sayılır ve hakkında bu Kanun hükümleri tatbik olunur.
Herhangi bir nedenle itiraz süresinin geçirilmesi halinde üçüncü şahıs, haciz bildirisinin tebliğinden itibaren bir

yıl içinde genel mahkemelerde menfi tespit davası açmak ve haciz bildirisinin tebliğ edildiği tarih itibarıyla amme borçlusuna borçlu olmadığını veya malın elinde bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Menfi tespit davası açılması halinde mahkemece bu Kanunun 10 uncu maddesinde sayılan türden teminat karşılığında takip işlemlerinin durdurulmasına karar verilebilir. Teminat, alacaklı tahsil dairesine verilir ve haciz varakasına dayanılarak haczedilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, takip işlemlerinin durdurulması hakkında kararı veren mahkeme tarafından çözümlenir. Davasında haksız çıkan üçüncü şahıs aleyhine, haksız çıktığı tutarın % 10'u tutarında ayrıca inkâr tazminatına hükmedilir.
Bu Kanun uyarınca kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı dava açıp itirazında kısmen veya tamamen haksız çıkan üçüncü şahıs hakkında, menfi tespit davasının lehine sonuçlanması veya asıl amme borçlusunun takip konusu amme alacağını tamamen ödemiş olması halinde, bu Kanunun 58 inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü uygulanmaz.
Üçüncü şahıs, haciz bildirisi üzerine yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine itiraz ettiği takdirde, alacaklı amme idaresi bir yıl içinde, üçüncü şahsın yaptığı itirazın aksini genel mahkemelerde açacağı davada ispat ederek, üçüncü şahsın İcra ve İflas Kanununun 338’inci maddesinin birinci fıkrasına göre cezalandırılmasını ve borçlu bulunduğu tutarın ödenmesine hükmedilmesini isteyebilir.
Menkul malların aynen teslimi mümkün olmadığı takdirde değeri ödenir. Üçüncü şahısların genel hükümler
gereğince asıl borçluya rücu hakları saklıdır.

Tekrar konumuza gelecek olursak; uygulamada bazı vergi dairelerinin alacaklarını tahsil edebilmek için yukarıda değindiğimiz formlardan yaptıkları tespitler neticesinde, Kanunun ilgili maddesini (6183 Sayılı Yasa Madde-79) iyi irdelemeden kanunsuz ve hukuksuz bir şekilde iş ortaklığı mükelleflerine haciz bildirisi tebligatı yaptıklarına tanık olmaktayız.

Oysa; 6183 sayılı Kanunun daha ilk paragrafında çok açık bir şekilde “Hamiline yazılı olmayan veya cirosu kabil senede dayanmayan alacaklar ile maaş, ücret, kira vesaire gibi her türlü hakların ve fiilen tutanak düzenlemek suretiyle haczi kabil olmayan üçüncü şahıslardaki menkul malların haczi, borçlu veya zilyed olan veyahut alacak ve hakları ödemesi gereken “ gerçek ve tüzel kişilere, kurumlara”  haciz keyfiyetinin tebliği suretiyle yapılır.”  değinilmektedir.

Bilindiği üzere iş ortaklıklarının vergi kanunlarındaki yeri; Borçlar Hukuku ve Türk Medeni Kanun üzerinden yürütülmek’ te, bu nedenle de bu tür yapıların tüzel kişiliğinin olamadığı kanun koyucular tarafından da kabul edilmektedir. İş ortaklıkları 5520 sayılı kurumlar vergisi kanunun 11. Maddesin de iş ortaklığı olarak tanımlanmıştır. Ayrıca iş ortaklıklarının tüzel kişiliklerinin olmamasının mükellefiyetlerini etkilemeyeceği de  düzenlenmiştir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 520 vd. maddelerinde adi ortaklığa ilişkin hükümler uygulanmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ nun   51.maddesi dava ehliyetinin medeni hakları kullanma hakları kullanma ehliyetine göre belirleneceği düzenlenmiştir. Adi ortaklıkların, tüzel kişilikleri bulunmadığı  için fiil ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmamaktadır.

Sonuç olarak;

Gelir İdaresi  6183 sayılı Kanunun   79. Maddesinde açıkça belirtildiği gibi ancak, gerçek ve tüzel kişilere ,Kurumlara Haciz bildirisi tebliğ edebilir. Aksi halde tüzel kişiliği olamayan , fiil ehliyeti ve taraf ehliyeti bulunmayan (“İş Ortakları”)’ na haciz bildirisi tebliğ edilmesi tebliğin usulüne uygun yapılmadığı gibi Kanuna ve hukuka uygun olmayacaktır. Ancak, Tebliğin  iş ortaklığının ortakları bulunan gerçek ve tüzel kişi ortaklarına yapılmasıyla hukuki değer kazanacağı kanaatindeyiz. 04.01.2021

Kaynak: 6183 sayılı AATUH. Kanun,5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu,6100 sayılı Hukuk muhakemeleri Kanunu,6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

12.01.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM