YAZARLARIMIZ
Ramazan Yakışıklı
Yeminli Mali Müşavir
Eski Baş Hesap Uzmanı
ramazan@tamdenetim.com



Ödeme Emri Düzenlenen Kişilerle İlgili Yargı Kararı

Ödeme emri üçlememizde son olarak,  kimler adına düzenleneceği konusunda ortaya çıkan uyuşmazlıklara  ve güncel yargı kararlarına  yer verilmiştir.  

Başlıca uyuşmazlık konuları; kamu alacağının şirketten tahsil edilebilmesi için tüm takip yollarının tüketilmeden işlem yapılması, şirket tüzel kişiliğinin sona ermesi- ortaklık payınının devredilmesi- ortakların temsil yetkisinin olup olmadığının belirlenmeden işlem yapılması, temsil yetkisi hiç olmayana-vade tarihinde temsilci olmayana- temsil yetkisini devredene  ödeme emri gönderilmesi, yine  amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda ortakların veya kanuni temsilcilerin  farklı şahıslar olmaları halinde  uyuşmazlıklar olduğu görülmüştür.   

Genel bilgiler sonrasında bu konularda önemli bulduğumuz yargı karar özetleri yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

1-GENEL BİLGİLER

1.1 Ödeme Emri Kimlere Düzenlenir

Ödeme emri amme borçlusu adına düzenlenir.  Amme borçlusu 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu (AATUHK) 3’ üncü maddesinde, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısları ve bunların kanuni temsilci veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilciler  olduğu belirtilmiştir. Ayrıca konmuz dışında olmakla birlikte  ödeme emri sınırlı olarak, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ve Yeminli Mali Müşavir adına da düzenlenebilir.

Sıralama şu şekildedir. Ödeme emri öncelikle tüzel kişilik adına düzenlenir. Şayet alacak, tüzel kişiliğin mal varlığından tahsil edilemiyor veya tahsil edilemeyeceği anlaşılmış ise ortak ya da kanuni temsilciler adına düzenlenir.  

1.2 Şirket Ortakları  ve Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu

Bu konu esas olarak  6183 sayılı Kanunda düzenlenmiş olmakla birlikte  6102 sayılı Türk Ticaret Kanunuda (TTK)  ilgilendirir.  Özet olarak;

Limidet şirketlerde;

Ortakların müdür- yönetici-temsilci sıfatı (kanuni temsilci)  bulunmuyor ise, 6183 sayılı Kanun’un 35 inci madde hükümlerine göre sermaye hisseleri oranında,  Örneğin; Şirket sermayesi 100 Bin TL bile olsa, Borç 5 Milyon TL ise  ortağın şirketteki payı % 50 olduğu durumda borcun  2,5 Milyon TL sinden  sorumlu olurlar.

Ortak aynı zamanda kanuni temsilci ise (müdür ise)  şirketten alınamayan borcun tamamını kapsayacak şekilde (yukarıdaki örnekte 5 Milyon TL üzerinden )  sorumlu olur.  (6183 Sy.Kanun Mükerrer Md. 35/1)

Anonim şirketlerde;

6183 sayılı Kanun anonim şirket ortaklarının sorumluluğunu düzenlenmemiştir. Türk Ticaret Kanunu (TTK) ’nun 329. maddesine göre, taahhüt ettiği sermaye borcunu ödeyen ortak yönetim kurulu üyesi değilse  kamu borçlarına karşı sorumlu değildir. Bir başka anlatımla,  sorumluluğu şirkete karşı sermaye ödemesinden ibarettir.

Anonim şirkete ortak aynı zamanda yönetim kurulu üyesi ise (kanuni temsilci) şirket borcunun tamamını kapsayacak şekilde kamu borçlarından sorumlu olur.  (6183 Sy. Kanun Mükerrer 35) Buradaki sorumluluk ortak olmaktan değil, yönetim kurulu üyesi olmaktan doğmaktadır.

Kanuni Temsilcilerde ;

Öncelikle belirtelim ki vekaletle temsilci  ile kanuni temsilci farklı hukuki kavramlardır. Vekalet taraflar arasındaki hak ve borçları düzenlemektedir. Örneğin, vekalet alarak  şirketin uzlaşma toplantısına katılan üçüncü kişinin uzlaşılan verginin ödenmemesinde sorumluluğu olmaz.

Şirketlerde kanuni temsilciler ortaklar olabileceği gibi olmayabilirde. Kanuni temsilci sıfatı   6102 sayılı Türk Ticaret Kanun hükümlerine göre tespit edilir. Bu husus  11.09.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan A Seri:5 Sıra No’lu Tahsilat Genel Tebliğinde açıklanmıştır.

Tebliğin 5/ b bendine göre;

Limited şirketin kanuni temsilcisi, şirket sözleşmesi ile tayin edilmiş müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortak veya tüm ortaklar ya da üçüncü kişilerdir. Ancak üçüncü kişilere şirketin yönetim ve temsilinin verilebilmesi için ortaklardan en az birinin şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekmektedir.

Tebliğin 6/a bendine göre ;

Anonim şirket esas sözleşmesi ile atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş yönetim kurulu üyeleri veya yönetim kurulu üyelerinden en az birinin bulunması koşuluyla yönetim kurulu tarafından müdür olarak atanmış üçüncü kişilerdir.

Tebliğin 6/ç.5 bendine göre; 

.. 6102 sayılı Kanunun 370 ve müteakip maddelerine göre temsil yetkisi murahhas azalara veya müdür olarak üçüncü kişilere bırakılmamış ise yönetim kurulu üyeleri kanuni temsilci sıfatını taşımaktadır.

1.3 Ortaklık Payı  Devrinde Şirket Borçlarından Sorumluk

Anonim şirketlerde payını devreden/devralan ortak, kanuni temsilci değilse,  kamu alacağından sorumlu tutulmazlar. Limidet şirketlerde ise payını devreden ortak adına ödeme emri geldiğinde bazen “ben hissemi sattım bana ödeme emri gelmemesi gerekir “  diye düşünmektedir. Halbuki Limited şirket ortağının şirketteki sermaye payını devretmesi halinde,  devir öncesi amme borçlarından sorumludur. Devir öncesi borçtan yeni ortak da sorumludur. (6183 sayılı Kanun 35/2) Ancak payını devreden ortağın devir sonrası döneme ait şirket borçlarından sorumluluğu bulunmamaktadır.

Örneğin; Bir Limited Şirkette Ortak A, B’ye payını, 28.11.2022 tarihinde devretmiştir. Payı devreden ve devralan, bu tarihten öncesine ait kamu borçlarının ödenmesinden beraber sorumlu olacaktır. 28.11.2022 tarihinden sonra oluşan kamu borçları açısından, payı devreden ortağın sorumluluğu bulunmayacaktır.

Bu açıdan pay devir tarihinin belirlenmesi önemlidir.  Bazen pay devirleri, pay defterine işlenmeden, sicile başvurulmadan, notere gidilmeden, kendi aralarında yapılan sözleşme ile gerçekleştirmektedir. Devir işleminden vergi dairelerinin haberi olmamaktadır. Payını devreden ortaklar devir tarihini ispatlayamaz ise sorumlu olmadıkları dönemler içinde ödeme emri almaktadırlar.  Bunun sonucu olarak pek çok uyuşmazlık ortaya çıkmaktadır.   O nedenle  pay devrinin ıspatı  önemli olup;

A Seri:5 Seri No.lu Tahsilat Genel Tebliğinin 5/a 3,  4 ve 5. fıkralarında;  tescil  ve ilan edilmese de  ortaklık payı devirlerinde, ortaklık payının devredildiği tarih olarak, pay defterine ya da  noter tasdikli devir sözleşmesi tarihinin esas alınacağı (genel kurul tarafından reddedilmemişse) açıklanmıştır.

1.4 Amme Alacağının Doğduğu Ve Ödenmesi Gerektiği Zamanlarda Pay Sahiplerinin Farklı Şahıslar Olması

Kanunun 35/3. maddesi gereğince, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Benzer hüküm kanuni temsilciler için  Kanunun Mükerrer 35/5 ve 6 maddesinde vardı. Anayasa Mahkemesi iptal etmiştir.[1]  Öte yandan anılan 35/ 3. madde iptali istemi Anayasa Mahkemesine taşınmış ancak iptal edilmemiştir.[2]

Sonuç olarak, temsilci sıfatı olmayan ortaklar açısından, verginin doğduğu tarih ile ödenmesi gereken tarih ayrımı yapılmadan  şirketten alınamayan vergiler  eski ve yeni ortaktan hissseleri oranında istenebilmektedir.

1.5 Amme Alacağının Doğduğu Ve Ödenmesi Gerektiği Zamanlarda Kanuni Temsilcilerin Farklı Şahıslar Olması

Anayasa Mahkemesi'nce Kanunun Mükerrer 35/5 ve 6  inci maddesinin iptali neticesinde, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulamaması gerekir. Bir başka anlatımla önceki kanuni temsilcinin sorumluluğu  bulunmaması gerekir.

İptal neticesinde olması gereken durum aşağıda örneklendirilmiştir.

Bir A.Ş.'nin kanuni temsilcisi olan yönetim kurulu üyesi usulünce Mart 2021 tarihinde görevinden ayrılmıştır. 2020 dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesi Nisan 2021 tarihinde beyan edilip vergi tahakkuk ettirilmesine rağmen bu vergi ödenmemiştir. Vergi Dairesi ödenmeyen bu vergiyi şirketten tahsil edememiştir.

Bu durumda Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı uyarınca vergi dairesi, görevinden Mart 2021 tarihinde ayrılan eski yönetim kurulu üyesine ödeme emri çıkartamayacak, kanuni temsilci vasfını haiz yeni yönetim kurulu üyesini ödemeden sorumlu tutabilecektir.

Eski yönetim kurulu üyesinin ise Mart 2021 tarihine kadar verilmiş olan beyannamelerden kaynaklı vergilerin ödenmesinden dolayı sorumluluğu devam edecektir. Mart 2021 tarihinde seçilen yeni yönetim kurulu üyesi eski döneme ilişkin vergi borçlarından dolayı sorumlu tutulamayacaktır.

İptal kararı öncesinde, yukarıdaki örnekte yer alan vergilerin ödenmesinden eski ve yeni yönetim kurulu üyeleri müteselsilen sorumlu tutulmaktaydılar.

İptal Sonrası Ortağın Temsilci Sıfatı Varsa  Nasıl Uygulanması Gerekir. ?

İşte bu noktada ödeme aşamasında, yeni ortak  hissesi oranında sorumlu olacak ancak  temsilci olarak sorumlu olmayacaktır. 

YMM vergi tekniği sınavında sorulmuş olan güncellenmiş örnek;

Bir Limited Şirkette,  Ocak 2020 –Mayıs 2021  tarihleri arasında, şirketin %10 paylı ortağı gerçek kişi (A) münferiden (tek başına) şirket müdürü olarak görev yapmıştır.  %10 pay 2022 yılında  ( B )  ye devredilmiştir.  Şirket nezdinde, 2020  yılına ilişkin olarak vergi incelemesi sonucunda şirket adına yapılan tarhiyatlar,  Aralık 2022 tarihinde kesinleşmiş, Vergi Dairesi ödenmeyen bu vergiyi şirketten tahsil edememiştir.

(B) , (A)’nın şirketteki payına düşen kısımla (%10)  sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olacaktır. (6183 Say. Kanun Md  35/1)  Şirket müdürü (A), müdürlük yaptığı  Ocak-2020 – Mayıs 2021 tarihleri arasındaki amme borçlarının tamamından kanuni temsilci sıfatıyla sorumludur. Anayasa Mahkemesince 6183 Sayılı Kanun Mükerrer Md 35/5 ve 6 maddeleri  iptal edildiğinden, (A)’dan sonra şirket müdürü olarak atanan kişiler müteselsilen sorumlu olmayacaktır.

Öte yandan iptal sonrası Anayasa Mahkemesi bir başka kararında, kamu bankasına  ödenmeyen  kredi borcunu kamu alacağı olarak nitelendirilmiş  ve kararın 66. maddesinde “ kanuni temsilcilikten ayrıldıktan sonra  gerçekleşen müdahale şansı bulunmadığı eyleminden değil kendi döneminde ödenmesi gereken kredi borcunun ödenmesinden kaynaklı olup 6183 sayılı kanunun mükerrer 35/5 iptal edilmiş olması durumu etkileyen yönü bulunmadığına,  69. maddesinde ise şirketten tahsil edilemeyen kamu alacağınından sorumlu tutulması gerektiğine karar vermiştir. [3]

Yine aşağıda yer verdiğimiz. Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun   21.10.2020 tarih   Esas No : 2019/700 Karar No: 2020/1074 kararında limited şirketdeki  olaylar  iptal öncesi dönemde gerçekleşmekle birlikte, karar tarihinde Anayasa Mahkemesi iptalinide değinilerek, kanuni temsilcileri VUK md. 10 kapsamında  sorumlu tutmuştur.

Dolaysıyla Anayasa Mahkemesi'nce Kanunun Mükerrer 35/5 ve 6  inci maddelerinin iptali  kanuni temsilcilere tam bir hukuki güvence vermediği anlaşılmaktadır.

Bu genel bilgiler sonrası yargı kararlarına geçebiliriz.

2-YARGI KARARLARI

2.1 Ödeme Emrinde Öncelik  Şirketlerdir.

2022 Yılı Danıştay Kararı

Asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emri tebliğ edilmeden şirket hakkındaki takibatın sonuçlandığından bahsedilemeyeceğinden, kanuni temsilcinin takibinde hukuka uygunluk bulunmaktadır. [4]

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu Kararı

Özeti; Şirket malvarlığı araştırılmadan kanuni temsilci adına ödeme emri düzenlenemez.

Aşağıdaki 2022 yılı karar borçlu şirketin mal varlığı olarak,  vergi borcunun doğduğu yıldan sonraki yıllarda özsermayesini ve satış satış hasılatını dikkate alması açısından önemlidir. Yargılama süreci şu şekildedir.

Dava Konusu :  Bir Ltd Şti’nin 2006 yılına ait kurumlar vergisi ve Aralık 2016 dönemi KDV den dolayı  kesinleşen ve şirketten alınamayan borç için,  vergi dairesi 06/05/2014 tarihinde kanuni temsilciye ödeme emri tebliğ etmiştir. Kanuni temsilci dava yoluna gitmiştir.  Davacı 14/09/2006 ile 01/03/2007 tarihleri arasında asıl amme borçlusu şirketin kanuni temsilcisidir.

İlk derece mahkemesi: İşlemin doğru olduğunu belirterek davayı redetmiştir. .

Danıştay: Asıl amme borçlusu şirketin mal varlığının vergi borcunu karşılayıp karşılamadığının belirlenmeden,  davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde isabet görmemiştir.

İlk derece mahkeme kararında ısrar etmiştir.

Vergi Dava Daireleri Kurulu: Asıl amme borçlusunun bankalar nezdinde 193,45 TL değerinde parası bulunduğu, mal varlığı araştırması sonucunda şirket adına kayıtlı araç ve taşınmaz bulunmadığı bunların borcu karşılamadığı ancak, şirketin 31/12/2012 tarihli bilançosunda 1.927.668,29 TL değerinde öz varlığının bulunduğu, 16/08/2016 tarihinde brüt satışlarının 44.576.453,41 TL olduğu, dolayısıyla asıl amme borçlusu şirkete ait olduğu görülen mal varlığının vergi borcunu karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi ve kamu alacağının şirketten tahsil edilebilmesi için tüm takip yollarının tüketilmesi gerekirken, değinilen tespit ve belirleme yapılmaksızın kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varmıştır.[5]

2.2  Ödeme Emrinde Ortaklar ve Temsilciler Arasında  Öncelik Sonralık  Sıralaması Bulunmamaktadır.

6183 Sayılı Kanunun 35 ve Mükerrer 35 inci maddelerinde yer verilen  sorumluluk nedeniyle yapılacak takiplerde şirketler öncelikli olmakla birlikte,  ortak ve kanuni temsilcilerin  sorumluluğu konusunda yasa koyucu herhangi bir sıra öngörmemiştir. Önce şirketin borçları için şirket tüzel kişiliğine başvurulur, şirketten tahsil edilememesi ya da tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde  aynı anda hem ortaklara hem de kanuni temsilcilere ödeme emri göndermek suretiyle takip başlatılır. Birden fazla kanuni temsilcisi varsa borcun tamamı için  her birine ayrı ayrı ödeme emri düzenlenmek ve tebliğ edilmek suretiyle takibe geçilir.

Ayrıca Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu malumun ilamı olarak “Ayrı kişiler olan şirket ortakları ile kanunî temsilcileri arasında bir öncelik sonralık olmadığı “ yönünde karar vermiştir.[6]

2.3 Tüzel Kişiliği Sona Eren Şirkete Ödeme Emri Gönderilemez 

Tasfiye dönemlerinde  tasfiye memurları amme borçlusudur. (6183 Say K. Md. 32)  Fakat tasfiye olmuş, tüzel kişiliği sicilden silinmiş şirketlerin tüzel kişiliğin sona ermesinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi, olmayan şirket adına hukuken tarh yapılmaması ve tebligat gönderilmemesi gerekir. Bu konuda çok sayıda yargı kararı bulunmaktadır. Aşağıda 2022 yılı güncel bir adedine yer verilmiştir.

Dava Konusu: Ortağı olduğu Limited Şirketden alınamayan 2011 yılının muhtelif dönemlerine ait vergi borçlarının tahsili amacıyla uygulanan haczin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi:  09/10/2014 tarihinden itibaren ticaret sicilinden terkin edildiği hususu Sicili Gazetesinde ilan edilen asıl borçlu şirketin tüzel kişiliğinin sona ermesinden sonra şirket adına düzenlenen ihbarname ve ödeme emirlerinin hukuki geçerliliği bulunmadığından davacı adına ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmesinin ve buna istinaden adına haciz tatbik edilmesinin hukuken herhangi bir hüküm ifade etmeyeceği gerekçesiyle haczi kaldırmıştır.

Bölge İdare Mahkemesi :  İlk derece mahkemesi kararında isabet görmemiştir.

Danıştay: Asıl borçlu şirket adına ihbarnamelerin düzenlendiği tarihinden önce tüzel kişiliğin sona erdiği, dava konusu haczin dayanağı kamu alacağının, şirketin ticaret sicilinden kaydının silinmesinden sonra düzenlenen ihbarnameden kaynaklanan olayda, 15/10/2014 tarihi itibarıyla hukuk aleminden kalkmış olan şirket hakkında idari işlem tesisine ve bu işlemlerin hukuk düzeninde sonuçlar doğurmasına olanak bulunmadığından, kararı bozmuştur. [7]

2.4 Ortaklık Payı Devrine Ait Kararlar

Pay Devrinde Danıştay Kararı

Ortakların, pay devir tarihinden sonra yapılan muhasebe kayıtları ve vergileme ödevlerinin yerine getirilmemesinden kaynaklı borçlardan sorumlu olunmayacağına yönelik önemli bulduğumuz güncel Danıştay karar özeti aşağıdaki gibidir.

“Bir Ldt Şti ortağının  15/03/2012 tarihinde payını devrettiği, her ne kadar dava konusu ödeme emri 2012 yılına ilişkin kurumlar vergisinin tahsili için düzenlenmişse de davacının şirketten ayrıldığı tarihten sonraki 2012/Ağustos ila Aralık dönemleri içerisinde yasal defterlere kaydı yapılmayan faturalar nedeniyle kurumlar vergisi ve KDV tarhiyatı yapıldığı, ayrıca defter ve belge ibraz edilmemesi nedeniyle düzenlenen özel usulsüzlük cezasının da davacının ortak olmadığı 2016 yılına rastladığı, dava konusu ödeme emrinde yer alan vergi alacaklarının davacının 15/03/2012 tarihinden itibaren ortaklık sıfatı olmaması sebebiyle davacıdan tahsilinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.” [8]

Pay Devrinde Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu Kararı

Karar 6183 sayılı Kanunun 35/2 maddesinin olmadığı dönem için verilmesi ve  pay devri sonrası yapılandırılan borçdan eski ortağın sorumlu tutmaması açısından referans nitliğindedir.  

Olay: Bir Limited Şirketten 2006, 2007 yıllarına ilişkin tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borçlarının tahsili amacıyla ve 2011 yılında yapılandırılan borcun kısmen ödenmesi ile davacı şirket ortağına  ödeme emirleri düzenlenerek tebliğ edilmiştir. Davacı ortak, şirketteki hisselerini 24/10/2007 tarihinde devretmiştir.

Karar: Ödeme emirlerinin 24/10/2007 tarihinden önceki dönemlere ilişkin kısmını iptaline karar veren Mahkeme kararı hukuka uygun bulunmamıştır. Gerekçesi,  hisse devriyle birlikte kamu alacağından kaynaklanan sorumluluk kalkmaz.

Ödeme emirlerinin 24/10/2007 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin kısmı yapılandırma borcu olup iptali uygun bulunmuştur.[9]  

2.5 Kanuni Temsilcilere Yönelik  Yargı Kararları

Kanuni temsilcilere ilişkin  uyuşmazlıklara ait verilmiş karar özetleri aşağıdaki gibidir.

Temsil Yetkisi Olmayana Ödeme Emri Gönderilmesi

Davacının yönetim kurulu üyesi seçildiği ancak aynı toplantıda yönetim kurulu başkanına münferiden temsil ve ilzam yetkisi verildiği ve davacının yönetim kurulu üyesi olarak temsil yetkisinin bulunmadığı bu durumda kanuni temsilci olarak nitelendirilmesine olanak bulunmayan davacının sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olamayacağı yönünde karar verilmiştir. [10]  

Temsil Yetkisini Devredene  Ödeme Emri Gönderilmesi

Davacı anonim şirket yönetim kurulu üyesinin, TTK'nın 367 ve 370. maddelerine atıfta bulunarak, şirketi temsil ve ilzam yetkisinin başka bir yönetim kurulu üyesine münferiden verildiği anlaşılan asıl borçlu şirketin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla ilgili dönemlerde yönetim kurulu üyesi olmakla birlikte şirketi temsil ve ilzama yetkili olmayan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka uygunluk bulmamıştır.[11]

Yapılandırma Tarihinde  Kanuni Temsilcisi Olmayana  Ödeme Emri Gönderilmesi

Uyuşmazlık konusu ödeme emirleri içeriği bir limited şirketin vergi borçlarının, 7143 sayılı Kanun kapsamında yaptığı yapılandırıldığı tarihte ve ihlal edilmesi nedeniyle yapılandırmanın iptal edildiği tarihte şirketin kanuni temsilcisi olmayan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulmamıştır. [12]

Defter İbraz  Tarihinde  Kanuni Temsilci Olmayana  Ödeme Emri Gönderilmesi

Bir limidet şirkete ait Özel usulsüzlük cezasının 2008 yılına ait yasal defter ve belgelerin yeni kanuni temsilciden istenilmesine rağmen incelemeye ibraz edilmemesi nedeniyle kesildiği, 22/07/2010 tarihinde kanuni temsilcilik sıfatı sona eren davacının, bu tarihten sonra gerçekleşen defter ve belge ibraz etmeme eyleminden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı dolayısıyla sözü edilen ödeme emri hukuka aykırıdır. [13]

2.6 Amme Alacağının Doğduğu Ve Ödenmesi Gerektiği Zamanlarda Farklı Şahıslar Olması

Vergilerin Ödenmesi Gerektiği Dönemde Kanuni Temsilci Olmayan Davacıya Haciz Uygulanamaz.

Olay:  Davacı ortak şirketteki hisselerinin tamamını 30.12.2011 tarihinde devretmiştir, müdürlüğüde sona ermiştir.

2011/12’nci dönem katma değer vergisi beyannamesi üzerine tahakkuk eden vergi 26.01.2012 tarihine kadar ödenmesi gerekirken ödenmemiştir. 2011/10- 12’nci dönem muhtasar beyanname üzerine tahakkuk eden vergilerde ödenemiştir.  Yine  2011 yılı kurumlar vergisi beyannamesi üzerine tahakkuk eden vergi  30.04.2012 tarihine kadar ödenmesi gerekirken ödenmemiştir.

Uyuşmazlık konusu: Vergilerin doğduğu tarihte şirketin kanuni temsilcisi olan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemidir.

Karar:  Beyan üzerine tahakkuk eden uyuşmazlık konusu vergilerin ödenmesi gerektiği dönemde kanuni temsilci olmayan davacının, yeni kanuni temsilci tarafından yapılması zorunlu olan vergisel ödevlerin yerine getirilmemesinden dolayı ortaya çıkan vergi alacaklarından müteselsil sorumlu tutulamayacağından davacının aracına uygulanan hacizde hukuka uyarlık görülmemiştir.[14]

Aşağıdaki Karar da Vade Tarihini Esas Alınmıştır.

Olay: Ortak  15 Mart 2001 tarihinde hissesini  devretmiş aynı tarihli  yapılan  genel kurul  temsil yetkisi sona ermiştir. A.Ş nin ortak ve kanuni temsilci sıfatı bulunan ortağına 2001 yılının Mart dönemine ait katma değer vergisine ilişkin ödeme emri düzenlenmiştir. 

Karar: 2001 yılının Mart dönemine ait katma değer vergisine ilişkin kamu alacağının vadesinin 25 Nisan 2001 tarihine rastladığı, ilgili dönemde şirketi temsil ve ilzama yekili olmayan davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emrini iptal etmiştir.[15]

Anayasa Mahkemesi İptal Kararını Genişleten  Vergi Dava Dairesi Kararı

Bu karar Anayasa Mahkemesi  Kanunun Mükerrer 35 inci maddesini iptal edilmiş olsa da  kanuni temsilcilerin Vergi Usul Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında sorumluluğunun devam ettiği yönünden  önem arz etmektedir.

Olay: Limidet şirketten tahsil edilemeyeceği anlaşılan 2006 yılına ait özel usulsüzlük cezası  ilgili dönemde (yeni)  şirket müdürü olan davacıdan 17/03/2011 tarihinde  istenmiştir. Limited Şirket 2011 yılında yapılandırma talebinde bulunmuş ancak ödememiştir.

İlk derece mahkemesi: Davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde yasal isabetsizlik bulmamıştır.

Danıştay : Vergi borcunu karşılayıp karşılamadığının belirlenmesi ve kamu alacağının şirketten tahsil edilebilmesi için tüm takip yollarının tüketilmesi gerekirken, bu yollar tüketilmeden davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde isabet görülmemiştir

İlk derece mahkeme kararında  ısrar etmiştir.  

Tetkik Hakimi Mütalaası:   Kanun'un mükerrer 35. maddesi iptal edilmiş olsa da 213 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca kanuni temsilcilerin sorumlu tutulabilmesi için vergilendirme ödevlerini yerine getirmemiş olması gerekmektedir. Her iki kanunun aynı maddi olaya uygulanabilmesi nedeniyle, iki ayrı kanuni düzenlemeden hangisinin uygulanacağı konusunda belirsizlik oluşmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin  6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinin altıncı fıkrasındaki kuralı iptal etmesiyle oluşan hukuki durum, asıl borçlu tüzel kişiler, küçükler ve kısıtlılar ile tüzel kişiliği olmayan teşekküllerden  kısmen veya tamamen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar nedeniyle kanuni temsilcilerin takibatında sorumluluğun kapsamı ve şartlarının 213 sayılı Kanun'un 10. maddesine göre belirlenmesini gerekli kılmaktadır. Sonuç itibarıyla 213 sayılı Kanun'a tabi vergi, vergi cezası, gecikme faizi niteliğinde kamu alacağından, kanuni temsilciler 213 sayılı Kanun'un 10.maddesi hükmüne göre sorumlu olacaktır.

VDD Kararı:  213 sayılı Kanun'un 10. maddesinde hareketle asıl amme borçlusu şirketten kamu alacağının hangi fiili veya hukuki sebeplerle alınamadığının dolayısıyla kamu alacağının tahsilinin hangi sebeplerle olanaksız hale geldiğinin ortaya konulması icap ettiğini belirterek ilk derece mahkemeni ısrar kararı uygun bulunmuştur. Böylece mevcut kanuni temsilci adına düzenlenen ödeme emrini hukuka aykırı bulmamıştır.[16]

3- SONUÇ

Ödeme emri düzenlenen kişilerle ilgili kurallar açık gibi görülmekle beraber,  yargıya çok sayıda dosya taşınmıştır. Kamu alacağından kolay vazgeçmeyeceği için  doğal olarak Kanunda genişletici düzenlemeler yapmıştır.  Hatta hem idare hem yargı  Anayasa Mahkemesi iptal kararını esnetmiştir.Yer verdiğimiz güncel yargı kararlarını topluca değerlendirdiğimizde;  ödeme emrinde yargının vergileme ödevlerini yerine getirmeyenlere bir başka anlatımla kusurlu olanlara sorumluluk yükleme eğiliminde olduğu  anlaşılmaktadır. Yine asıl borçlu şirketten “tahsil edilebilmesi için tüm takip yollarının tüketilmesi” kriterinin yargıda geniş yorumlandığı anlaşılmaktadır. Temel hukuk kuralları çerçevesinde hak arama özgürlüğününe katkısı bağlamında  sevindirici bir gelişmedir.

[1] Anayasa Mahkemesi 19/3/2015 tarihli ve E.: 2014/144, K.: 2015/29 sayılı Kararı (03 Nisan. 2015 Tarih ve 29315 Say RG)

[2]  Anayasa Mahkemesi 13/12/2017 Tarihli ve E: 2016/14, K: 2017/170 Sayılı Kararı (24 Ocak  2018 Tarih ve30311 Say RG)

[3] Anayasa Mahkemesi 25/7/2017 Tarihli ve 2014/15237 Başvuru Numaralı    (02 Ağustos  2017 Tarih ve 30142 Say RG)

[4] Danıştay 3. Dairenin  03.03.2022  gün ve Esas No : 2019/6202   Karar No  : 2022/887

[5] Vergi Dava Daireleri Kurulu 18.05.2022 tarih ve Esas No : 2020/1580, Karar No  : 2022/597

[6]İçtihatları Birleştirme Kurulu 11.12.2018 gün ve Esas No : 2013/1 , Kar No : 2018/1 (20 Haz. 2019 Tarihve 30807 Say RG)

[7] Danıştay 3. Dairenin 20.09.2022  gün ve Esas No : 2019/7408   Karar No  : 2022/3260 

[8] Danıştay 4. Dairenin  20.09.2022    gün ve Esas No : 2019/3879   Karar No  : 2022/4823 

[9] Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu 13.10.2021 tarihli Esas No: 2020/114 Karar No: 2021/1283 

[10] Danıştay 4. Dairenin  05.04.2013  gün ve Esas No : 2011/5126    Karar No  : 2013/1958 

[11] Danıştay 4. Dairenin  19.01.2021  gün ve Esas No : 2016/19354   Karar No  : 2021/352

[12] Danıştay 9. Dairenin  24.03.2022    gün ve Esas No : 2019/2631   Karar No  : 2022/1012 

[13] Danıştay 3. Dairenin  01.06.2022    gün ve Esas No : 2019/5482   Karar No  : 2022/2631 

[14] Danıştay 4. Dairenin  27.04.2015 gün ve  Esas No : 2013/5252 Karar No : 2015/1801

[15] Danıştay 3. Dairenin  23.09.2021   gün ve Esas No : 2018/4139   Karar No  : 2021/3991 

[16] Vergi Dava Daireleri Kurulu  21.10.2020 tarih   Esas No : 2019/700 Karar No : 2020/1074

05.12.2022

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)


MuhasebeTR mobil uygulamamız yayında; mevzuat değişiklikleri anında cebinde!..

>> Apple Store hemen indir.

>> Google Play hemen indir.

GÜNDEM