YAZARLARIMIZ
Yrd. Doç. Dr. Rafet Aktaş
Dumlupınar Üniversitesi
İktisadi İdari Bilimler Fakültesi
İşletme Bölümü Öğretim Üyesi
rafetaktas@gmail.com



SERMAYE PİYASASI KURULU’NUN BELİRLEDİĞİ FİNANSAL TABLO FORMATLARININ ARACI KURUMLAR AÇISINDAN İNCELENMESİ

Tarih: 28/02/2006
  
GİRİŞ

Aracı kurumlar, "sermaye piyasası araçlarını aracılık amacıyla, kendi nam ve hesabına veya başkası nam ve hesabına yahut kendi namına başkası hesabına alım satımını yapan anonim ortaklıklardır" (1) . Bu kurumlar gerek sermaye piyasası araçlarının halka arz edilmesinde ve gerekse bu araçların alım-satım işlemlerinde önemli ve etkin rol oynamaktadır.

Aracı Kurumlar, Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 15 Kasım 2003 tarih 2590 sayılı Resmi Gazetede yayınladığı Seri:XI, No:25 sayılı "Sermaye Piyasasında Muhasebe Standartları Hakkındaki Tebliğ" kapsamında yer almakta, tebliğde yer alan Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları (UMS/UFRS) temelinde hazırlanan standartları uygulamak durumundadır.

Her ne kadar UMS ve UFRS'lerde standart bir finansal tablo ve dipnot formatı öngörülmemiş olsa da, SPK; UMS ve UFRS'ler paralelinde hazırlanan bu tebliğe ilişkin olarak finansal tabloların tutarlılık ve karşılaştırılabilirliğinin sağlanması amacı ile 10.12.2004 tarih ve 1604 sayılı kararla Finansal Tablo ve Dipnot formatlarını belirlemiştir. Bu çalışmanın amacı, SPK tarafından belirlenen bu finansal tablo formatlarmm aracı kuruluşların yürüttükleri faaliyetlerin özellikleri açısından incelenmesidir.

1- ARACI KURUMLAR VE ARACILIK KAVRAMI

Tasarruflarını borsada değerlendirmek isteyen yatırımcılar, yatırım yapacakları alanların belirlenmesi aşamasında, isabetli karar vermelerini sağlayacak yeterli bilgi seviyesine ve deneyime sahip olmamaları nedeniyle, borsada aracılık faaliyetlerini yerine getiren aracı kurumların hizmetlerinden faydalanmaktadır. Benzer şekilde, menkul kıymet ihraç eden ortaklıklar da, sermaye piyasalarına yabancı olmaları ve sermaye piyasası araçlarının pazarlanmasının uzmanlık gerektirmesi nedeniyle aracı kurumların hizmetlerine ihtiyaç duyarlar.

Sermaye piyasası araçlarını ihraç veya halka arz şeklinde satışa sunan ortaklıklar bunları doğrudan doğruya yatırımcılara satabilirler. Bunun için SPK m. 4-16 hükümlerindeki şartlarla, Kurul'un tebliğ ve kararlarına uygun izahnameyi hazırlayıp, sirküler ve ilanlarla yatırımcılara ulaşmaları gerekir.

Menkul kıymet pazarlamaları genellikle ortaklıkların faaliyet konularının dışındadır. İhraç işlemi büyük ortaklıklara ait olsa bile alıcıların sayısı, coğrafi dağılımı, satışın yaygınlaştırılması açısından aracı kurumların yardımını gerektirebilir. Ortaklıklar aracı kurumlarla, ihraç işleminin başarı ile sonuçlanması ve aracı kurumların isim güvencelerinden ve teşkilat yapılarından yararlanmak amacıyla işbirliği yapmaktadır (2).

Ayrıca bu yolla menkul kıymetlere ilişkin pazarlama sürecinin beklenmeden, aracılık yüklenimi şeklinde halka arz gerçekleştirilerek, bakiyeyi yüklenim veya tümünü yüklenim anlaşması gereğince aracı kuruma bırakılan pay karşılığında fon sağlanmasının garanti altına alınması da mümkün olmaktadır. Bununla birlikte, sermaye piyasası faaliyetleri yalnızca alım satım işlemleri ile sınırlı değildir. Menkul kıymetlerin geri alım veya satımı taahhüdüyle alım satımı, yatırım danışmanlığı, portföy yöneticiliği, sermaye piyasası araçlarının takas ve saklanması, derecelendirilmesi, varlığa veya ipoteğe bağlı menkul kıymet ihraçları gibi karmaşık işlemleri de ihtiva etmektedir. Bu faaliyetlerin hepsi uzmanlık, tecrübe ve başlı başına bir organizasyon gerektiren işlemlerdir. Bu bakımdan sermaye piyasası araçlarının satıcıları ile yatırımcıları arasında yardımcı kurumlara ihtiyaç bulunmaktadır. Aracı kurumlar sermaye piyasasında oluşacak güven ve istikrar ortamının sağlanmasında anahtar rol oynadığı gibi, bu kurumların yatırımcıların korunması açısından da önemi büyüktür (3).

Aracı kurum kavramı, SPK Kanununda ve Kurul tebliğlerinde tarif edilmemektedir. SPK, sermaye piyasası kurumları arasında saydığı (SPK, m.32) aracı kurumların kuruluş ve faaliyet şartlarını belirterek ve faaliyet konularının şartlarını çizerek (SPK, m.30-34) aracı kurumları düzenlemiştir (4).

Ülkemizde aracı kurumlar, yalnızca sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunabilen ve Sermaye Piyasası Kanunu ve bu Kanun'a dayalı olarak çıkarılan tebliğler tarafından düzenlenen sermaye piyasası kurumlarıdır 5. Aracı kurumlar faaliyette bulunabilmek için SPK'dan faaliyet izni ve belgesi almak ve borsada işlem yapabilmek içinde Borsa Üyelik Belgesi almak zorundadırlar (SPK m.30 f.2; SPK.m.31)(6).

Aracılık kavramı ise, SPK.m.30 f.2 hükmünde; sermaye piyasası araçlarının 31. madde çerçevesinde yetkili kuruluşlar tarafından kendi nam ve hesabına, başkası nam ve hesabına veya kendi namına başkası hesabına alımı satımı olarak tanımlanmıştır. Vadeli işlem sözleşmelerinin yapılmasına aracılık da bu hükmün kapsamında yer almaktadır. Kurul, aracılık kavramını bir tebliğ hükmüyle "kurul kaydına alınacak sermaye piyasası araçlarının halka arz yoluyla satışına aracılığı" şeklinde tekrar tarif etmiştir 7. Halka arza aracılık, SPK'nun 30. maddesinde "Sermaye Piyasası Kurulu kaydına alınacak sermaye piyasası araçlarının ihraç* veya halka arz yoluyla satışına aracılık" olarak ifade edilmiştir.

2. SPK'DA FİNANSAL TABLOLARA İLİŞKİN DÜZENLEMELER

Ülkemizde 2005 yılından itibaren tüm ara dönemlerde dahil olmak üzere 15.11.2003 tarih ve 25290 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, SPK'nm UMS ve UFRS'ler ile uyumlu Seri XI, No:25 sayılı tebliği uygulanmaya başlanmıştır. "Sermaye Piyasasında Muhasebe Standartları Hakkında Tebliği" (Seri: XI, No:25 sayılı Tebliğ), hisse senetleri borsada işlem gören şirketler, yatırım ortaklıkları, hisse senetleri borsada işlem görsün veya görmesin tüm aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri ile bu işletmelerin bağlı ortaklığı, müşterek yönetime tabi ortaklığı ve iştiraki konumunda olan ve konsolidasyon kapsamı dışında tutulmamış olan şirketler için 01.01.2005 tarihinden sonra sona eren ilk ara finansal tablolardan geçerli olmak üzere yürürlükte bulunmaktadır.

Bu tebliğ esas itibariyle UMS ve UFRS’lere uyumlu standartlardan meydana gelmektedir. Ancak bu standartlar devamlı değişim göstermekte ve SPK'da bu değişikliklere hızla uyum gösterememektedir. Bu eksikliği giderebilmek amacıyla SPK Seri XI, No:27 sayılı tebliği ile SPK tarafından henüz yayımlanmamış olsa bile Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayınlanmış standartların uygulanmasını 25 nolu tebliğin şartlarının yerine getirilmiş anlamında olduğunu kabul etmiştir (8).

UFRS'lere bakıldığında tekdüzen bir bilanço formatının tarif edilmediği görülmektedir. Ancak, toplam varlık ve yükümlülüklerin ayrı ayrı olarak tek bir bilançoda sunumunu istemektedir. Bilançoda, cari ve cari olmayan varlıklar ile cari ve cari olmayan yükümlülüklerin ayrı bir sınıflama ile karşılıklı olarak sunumu yer almaktadır. Likidite temelinde hazırlanan sunumun daha güvenilir ve daha ilgili bilgi sunması durumunda, bilançonun bu temelde de hazırlanabileceğini belirtmektedir. Şayet ek kalemlerin bilançoya girilmesi işletmenin finansal pozisyonuna ilişkin daha anlaşılır bilgi sunulacak ise buna da izin verilmektedir 9. Bir başka ifadeyle; UMS 1, en az hangi kalemlerin bilançoda yer alması gerektiğini belirlemekte, ancak işletmenin ekonomik, mali durumunu, kârlılık ve nakit akış durumunu daha iyi gösterecek ise başka kalemlerinde ayrıca bilançoya alınabileceğini belirtmektedir.

UFRS'lerde standart bir finansal tablo ve dipnot formatı öngörülmemiş olmakla birlikte, ülkemiz sermaye piyasalarında UFRS'ler ile uyumlu muhasebe standartlarının ilk defa uygulanıyor olması nedeniyle, finansal verinin finansal tablolardaki gösteriminde tutarlılığın ve karşılaştırılabilirliğin sağlanmasını teminen, Sermaye Piyasası Kurulunun Karar Organı'nın 10.12.2004 tarih ve 1604 sayılı Kararı uyarınca, Seri:XI, No:25 sayılı Tebliğ'in zorunlu uygulamasından itibaren, UFRS uygulamasını benimseyenler dahil, karar ekinde sunulan Finansal Tablo ve Dipnot formatları ile Kullanım Kılavuzunda belirtilen açıklamaların esas alınması gerekmektedir.
1604 sayılı kararla, UFRS uygulamasını benimseyen işletmelerin esas almaları gereken solo/konsolide finansal tablo formatları genel hatları itibari ile şu şekilde oluşmaktadır.

Bilançoda varlıklar cari / dönen varlıklar ve cari olmayan / duran varlıklar şeklinde bir ayrıma tabi tutulmuştur. Pasifte ise üç temel grupta; yükümlülükler, ana ortaklık dışı paylar, özsermaye şeklinde bir ayırım yapılmıştır. Aktifteki dönen/duran varlık ayırımına benzer şekilde, pasifte de yükümlülüklerin kısa vadeli yükümlülükler, uzun vadeli yükümlülükler şeklinde ayrıldığı görülmektedir. Gelir tablosunda ise, brüt esas faaliyet kârı/zararı, net esas faaliyet kârı/zararı, ana ortaklık dışı kâr/zarar, vergi öncesi kâr/zarar ve net dönem kâr/zararı bölümlemelerinin yapıldığı, hisse başına kazanç bilgisine de yer verildiği görülmektedir. Ayrıca bilanço ve gelir tablosu formatlarında yer verilen hesap kalemlerinin asgari olarak belirlenmiş olduğu, ihtiyaç duyulması halinde yeni hesap kalemlerinin ana ve ara gruplar halinde eklenebileceği belirtilmektedir.

3. ARACI KURUMLAR AÇISINDAN SPK FİNANSAL RAPORLAMA FORMATININ İNCELENMESİ

Aracı Kurumların çalışma şekilleri, varlık ve kaynak yapıları, kârlarının kaynakları diğer ticari işletmelerden oldukça farklıdır ve işlemlerinin büyük bir bölümü direkt olarak "para ve sermaye piyasaları" ile ilgilidir. Bu kurumların en önemli ve ağırlıklı aktişerini, taşıdıkları ve sahip oldukları risklerin toplandığı "menkul kıymetler portföyü" oluşturur. Bu portföyde; hisse senetleri, devlet tahvilleri, hazine bonoları, özel sektör tahvilleri, VDMK'ler ve finansman bonoları gibi çoğu kez sabit getirili menkul kıymetler bulunur. Bu kapsamda aracı kurumların başka bir yatırım türü de "borsa para piyasası"na yapılan yatırımlardır. Bu yatırımlarda tıpkı repo / ters repo işlemleri ve alım / satım amaçlı varlıklar gibi yatırım portföyünün bir parçasıdırlar.

SPK tarafından belirlenen finansal raporlama formatının yukarıda kısaca açıklanan aracı kurumların yatırım portföyleri açısından, bilanço ve gelir tablosu bağlamında ayrı ayrı incelenmesi durumunda şu hususlarla karşılaşılmaktadır.

- Bilançoda alacak ve borçların ayrıntılı bir şekilde raporlandığı görülmektedir. Borsa para piyasasına yapılan yatırımlara ilişkin olarak, "Borsa Para Piyasasına Borçlar" kalemi bilançonun pasifinde diğer finansal yükümlülükler içerisinde raporlanmakta iken, "Borsa Para Piyasasından Alacaklar", diğer alacaklar grubu (10 nolu dipnot) içerisinde raporlanmaktadır. Oysa borsa para piyasasından alacakları gösteren bu ana kalem, önemli bir bilanço kalemi konumundadır. Dolayısıyla ayrı bir grup olarak ele alınmayacak ise, ticari olmayan alacakları ifade eden diğer alacaklar grubu yerine, ticari alacaklar grubu içerisinde yer alması gerekmektedir. Bu yatırım grubu esasen menkul kıymet olmadıkları için bilançoda menkul kıymetler grubu içinde de yer almamalıdır. Bunlar için ayrı bir grup olarak, bilançonun aktifinde "Para ve Sermaye Piyasasından Alacaklar" ve pasifinde "Para ve Sermaye Piyasası Borçları" gruplarının açılarak raporlanması yapılabilir. Nitekim bankalarda böyle bir düzenleme vardır.

- Aracı kurumlarda repo ve ters repo işlemleri muhasebedeki özün önceliği ilkesine göre değil, hukuki şekline göre raporlanmaya devam edilmektedir. Kendi portföylerinden müşterilerle veya bankalarla yapılan repo işlemlerinde portföyden çıkış yapılmakta ve dolayısıyla bilanço gününde bu tutarlar bilançoda yer almamaktadır. Esasen aracı kurumun portföyünde yer alan tüm işlem türleri dikkate alındığında bu işlemler çok ağırlık olarak gerçekleştirilen işlemlerdir ve önemli tutarlara ulaşmaktadır. Ters repo işlemleri ile de önemli miktarlarda menkul kıymet girişi menkul kıymetler portföyüne yansımaktadır. Bunlar da aslında geçici girişler olup, esas mülkiyet başka işletmelere ait olmaktadır. Çoğu aracı kurumda ters repo ile giren varlıklar, aynı gün veya vadesinden önceki günlerde repo ile çıkmaktadır. Dolayısı ile bilançoya sadece repo - ters repo bakiyesi yansımaktadır. Oysa aracı kurum bu işlemlerle oldukça önemli miktarlarda para ve sermaye piyasasına borç altına girmiş veya yatırım yapmış olmaktadır. Bu nedenle UFRS'lere de uygun bir uygulama ile, bilançonun aktifinde "Para ve Sermaye Piyasasından Alacaklar" ve pasifinde "Para ve Sermaye Piyasası Borçları" grupları açmak ve bu işlemlerden kaynaklanan tüm alacakları aktifte, tüm borçları pasifte göstermek daha uygun olacaktır.
Bu şekildeki uygulamalarla, esasen şirketin tüm portföyünü görmek amacıyla "Para ve Sermaye Piyasasından Alacaklar" ve "Para ve Sermaye Piyasası Borçları" gibi iki bilanço grubu açılmış olacak; "repo ve ters repodan doğan alacaklar/borçlar", "borsa para piyasasından alacaklar/borçlar","kredili müşterilerden alacaklar/borçlar" bu grupta raporlanarak daha yararlı finansal bilgiler sunulmuş olacaktır. Böylece toplam alım-satım amaçlı yatırım portföyü raporlanmış olacaktır.

- Kurulun yayınlamış olduğu kullanım rehberinde, 16 nolu dipnot ile ilgili olarak ise; Teminattaki Bağlı Menkul Kıymetlerin, Vadeye Kadar Elde Tutulacak Finansal Varlıklar grubu içerisinde yer aldığı görülmektedir.

Bu kıymetlerin bu grubun içerinde yer alması muhasebe uygulamaları açısından uygun olmamaktadır. Ayrıca gerçekte de bu kıymetlere ilişkin olarak aracı kurumun bu kıymetleri vadeye kadar elde tutma gibi bir niyeti bulunmamaktadır.
Vadeye Kadar Elde Tutulacak Yatırımlar içinde sınıflama için gereken koşullar Seri XI, No:25 sayılı tebliğin 263.maddesinde açıklanmıştır. Bu maddeye göre; (10)
a) İşletmenin finansal varlığı belirsiz bir süre için elde tutma niyetinin bulunması,
b) İşletmenin piyasa faiz hadlerinde veya risklerinde, likidite ihtiyaçlarında, alternatif yatırımların mevcudiyetinde ve getirilerinde, finansman kaynaklarında ve koşullarında veya kur riskinde meydana gelen değişikliklere bağlı olarak finansal varlığı satmaya hazır olması,
c) İhraççının finansal varlığı iskonto edilmiş maliyeti altında bir tutarla kapatma hakkının bulunması,
durumlarında işletmenin sabit vadeli bir finansal varlıktaki yatırımını vadesine kadar elde tutmak için olumlu bir niyetinin bulunmadığı kabul edilir. Bu nedenle yukarıdaki koşullardan birinin varlığı durumunda bile menkul kıymet, vadeye kadar elde tutulacak kıymet olarak değerlendirilemez.

Ayrıca aynı tebliğin 263. maddesinin 6. fıkrası "İşletmenin cari hesap dönemi veya daha önceki iki hesap dönemi boyunca, vadeye kadar elde tutulacak varlıkların önemli olmayan tutarından fazla tutarlı olanları, vadelerinden önce satması veya yeniden sınıflandırılması halinde, hiçbir finansal varlık vadeye kadar elde tutulacak yatırım olarak sınıflanamaz" şeklindedir.

Yukarıdaki yargıya paralel şekilde bir aracı kurum, bu menkul kıymetleri teminatta tutma veya vadesinin son gününe kadar bekleme amacı ile satın almamakta, fiyat değişimlerinden kâr elde etmek, elde tutulduğu sürece de faiz gelirlerinden faydalanmak amacı ile satın almaktadır. Bunların bir kısmı teminata verilmiş olsa dahi vadesi beklenmeden, piyasa fiyatlarının değişimi neticesinde kâr realizesi amacıyla teminattan geri alınmakta ve satışa konu edilmektedir. Yani işin özü dikkate alındığında alım-satım amaçlı kullanıldığı görülmektedir. Gerek muhasebedeki, işlemlerin hukuki yapısının değil, gerçek mahiyetinin esas alınmasını öngören özün önceliği ilkesi gereği ve gerekse SPK Seri:XI, No:25 madde 263 bağlamında Teminattaki Bağlı Menkul Kıymetler, Vadeye Kadar Elde Tutulacak Finansal Varlıklar Grubu içerisinde yer almamalıdır. Bunlar başlangıçta alım-satım amaçlı alındıkları için, alım-satım amaçlı finansal varlıklar olarak sınıflandırılabilirler.

- Tüm bunlara ilaveten gelir tablosuna ilişkin olarak dikkati çeken husus, "Satış Gelirleri" ve "Satışların Maliyeti" kalemlerinin gelir tablosunda yer almasıdır. Aracı kurumların esas itibariyle mali kuruluşlar olduğu dikkate alındığında, aynı bankalardaki gibi bir düzenleme yapılmalıdır. Bu bağlamda, aracı kurumlar açısından sermaye piyasası araçlarının satışında; alış değerinin alış maliyetlerine alınarak, satış bedelinin ve maliyetinin ayrı ayrı sunumunun yapılmasından ziyade, tek bir kalemde sermaye piyasası araçlarına konu işleme ilişkin satış kâr yada zararının sunumu gerçekleştirilebilir. SPK tarafından önerilen gelir tablosu formatı ticaret işletmelerine ilişkin bir format konumundadır ve aracı kurumlar açısından belirtilen bu mali kuruluş olma özelliğini tam olarak yansıtamamaktadır.

- Kurulun yayınlamış olduğu kullanım rehberindeki 38 nolu dipnota bakıldığında ise; Diğer Faaliyetlerden Gelir ve Kârlar içerisinde faiz ve borsa değer artışlarının yer aldığı görülmektedir. Aslında bu kalemler aracı kurumların ana faaliyetlerinden kaynaklanmaktadır ve dolayısıyla Gelir Tablosunun 4. kalemini oluşturan Esas Faaliyetlerden Diğer Gelirler grubunda raporlanması gerekmektedir.

- Son olarak, UFRS’lere ilişkin uygulamalarda, ana faaliyetin bir parçası olmayan faiz gelir ve giderlerini netleştirilerek tek bir kalemde finansman faaliyetleri sonucu gibi bir hesapta gösterilebilmesi hususu söz konusudur. SPK'nın finansal tablo formatında ise finansman gelir ve giderlerinin birden fazla kalemde raporlanmış olduğu görülmektedir. Dönemde hem finansman geliri ve hem de finansman gideri yaratan işleme ilişkin net finansman sonucunun tek bir kalemde finansman geliri ya da finansman gideri şeklinde raporlanması UFRS uygulamalarına paralel bir uygulama olacaktır.

SONUÇ

Finansal tablolar, hem işletme sahip ve yöneticileri hem de işletme dışındaki kişi ve kuruluşların işletme ile ilgili bilgi ihtiyaçlarını karşılayan araçlar olmakla beraber, esas itibari ile işletme dışına yönelik raporlardır.

SPK'nm yayınlamış olduğu finansal tablo formatları genel itibari ile tüm sektörlere ilişkin karşılaştırılabilir nitelikte finansal bilgilere ulaşılmasını kolaylaştırmaktadır.

Aracı kurumların kendi özellikli durumları, diğer ticaret ve üretim işletmelerinden farklı faaliyetlerine rağmen, finansal sonuçlarının bu işletmelere benzer şekilde raporlanması karşılaştırılabilirlik açısından oldukça önemlidir. Ancak bu düzenlemedeki bazı hususların aracı kurumların özellikli durumları göz önünde bulundurularak yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.


KAYNAKÇA
- ASMMMO, Uluslararası Muhasebe Standartlarına Uyumlu, Sermaye Piyasasında Muhasebe Standartları, Ankara 2004.
- Çağlar MANAVGAT, Sermaye Piyasasında Aracı Kurumlar, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, Ankara, 1991.
- Dilek Türker ULUDAĞ, Aracı Kurumların Mali Yapılarını Güçlendirmeye Yönelik Bir Yöntem: Sermaye Yeterliliği, SPK Yayın No: 134.
- Hasan KAVAL, Finansal Araç Kavramı, Uluslararası Muhasebe Standartlarına Göre Muhasebeleştirilmesi ve Vergi Mevzuatı İle Karşılaştırılması, Vergi Sorunları, Sayı:200, Mayıs 2005.
- IFRS Financial Statements: How Different Will They Look,
- http://www. accountancyireland.ie/dsp_articles.cfm/goto/1036/page/IFRS_Financial_Statements (Erişim Tarihi: 24.08.2005)
- Oğuz Kürşat ÜNAL,Aracı Kurumlar, Yaklaşım Yayınları, Ankara 1997.
- Sermaye Piyasası Kurulu, Seri XI, No:27 Tebliği.
- Sermaye Piyasası Kurulu, 10.12.2004 Tarih 1604 sayılı Kararı.

(1) 1 Oğuz Kürşat ÜNAL, Aracı Kurumlar, Yaklaşım Yayınları, Ankara 1997, s.69.
(2) Çağlar MANAVGAT, Sermaye Piyasasında Aracı Kurumlar, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma
Enstitüsü, Ankara, 1991., s. 21.
(3) Oğuz Kürflat ÜNAL, a.g.e, s.67-68.
(4) Oğuz Kürflat ÜNAL, a.g.e.,s. 69.
(5) Dilek Türker ULUDA/, Aracı Kurumların Mali Yapılarını Güçlendirmeye Yönelik Bir Yöntem:
Sermaye Yeterliliği, SPK Yayın No:134, s.105.
(6) Oğuz Kürflat ÜNAL, a.g.e, s. 69.
(7) Oğuz Kürflat ÜNAL, a.g.e.,s. 53.
(8) Hasan KAVAL, Finansal Araç Kavramı, Uluslar Arası Muhasebe Standartlarına Göre
Muhasebelefltirilmesi ve Vergi Mevzuatı İle Karşılaştırılması, Vergi Sorunları, Sayı:200, Mayıs 2005, s.51.
(9) IFRS Financial Statements: How Different Will They Look, http://www.accountancyireland.ie/dsp_articles.cfm/goto/1036/page/IFRS_Financial_Statements, (Erişim Tarihi: 24.08.2005)
(10) ASMMO, Uluslararası Muhasebe Standartlarına Uyumlu, Sermaye Piyasasında Muhasebe Standartları, Ankara 2004, s.132-133.

Not: Bu yazı "Mali Çözüm" Dergisinin 73 üncü sayısından alınmıştır.

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale yazılı veya elektronik ortamda kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak göstermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır .)
 

GÜNDEM