YAZARLARIMIZ
Murat Yerlikhan
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Danışman
Kayseri Ticaret Odası
myerlik@gmail.com



Muhasebe Felsefesi

Hafta sonu Dursun Ali YAZ’ın “Muhasebe Felsefesi” isimli kitabını okudum. Temmuz ayının başlarında da, Kayseri SMMM Odası’nda kitap yazarının katılacağı bir toplantı yapılmıştı.

Söz konusu kitap, muhasebeciler için son derecede önemli. Çünkü, angarya ve düşük ücret arasına sıkışmış mali müşavirler ve muhasebeciler gösterilen yollara bakarak bir çok sorununu çözebilir.

SMMM tarafından muhasebe konusunda teorik, pratik ve etik çalışmalar yapılmadan engellerin kaldırılması pek mümkün görülmüyor. Ontoloji, epistemoloji ve aksiyoloji başlıklarında sınıflandırılan ve araştırılacak-geliştirilecek 40 konu üzerine kafa yorulması gerekiyor.

Bu yazımda, bahsedilen kitap ve yapılan toplantı sebebiyle Prof. Dr. Niyazi KAHVECİ’nin tespitleri doğrultusunda felsefe konusuna değinmek istiyorum:

İnsanın iki yönü iç içedir ve zaman zaman insanları yönlendirirler. Bunlar insanın beşeri ve biyolojik yönleridir. İnsanın beşeri yönü 5 milyon yılda gıdım gıdım taş üstüne taş konularak inşa edilmiştir.  İnsanın biyolojik yönü ise, doğuştan kendisinde bulunur.

Biyolojik insanın temel üç davranışı vardır: Yem bulmak, yem olmamak ve neslini sürdürmek. Biyolojik insan otomatik hareket eder; içgüdüleriyle, duygularıyla, hormanal dürtüleriyle, biyolojik yapısıyla davranışlarını sergiler. Biyolojik insanda, beşeri insanın özellikleri bulunmaz. Mesela; mülkiyet kavramı yoktur, hırsızlık yapabilir ve yalan-doğru ayırımı yoktur.

Beşeri düşünme dönemleri tarihsel olarak birbirini takip ederek 5 milyon yılda şöyle evrilmiştir;

1.Sihirsel düşünme dönemi,

2.Mitolojik düşünme dönemi,

3.Tanrısal düşünme dönemi,

4.Felsefi düşünme dönemi,

5.Dinsel düşünme dönemi,

6.Bilimsel düşünme dönemi.

Bugün gelişmiş olarak nitelendirdiğimiz ülkelerin insanları, beşeri düşünme dönemlerinin hepsini sırayla aşmıştır. Bazı milletler ve insanlar düşünme dönemlerinin herhangi birisine takılıp kalmıştır.

Aslında bir insanı tanımak için 2 soru yönetilmelidir: Birinci soru bilgisinin kaynağı nedir, yani düşünme düzeyi düşünce dönemlerinin hangisine uygundur, ikinci soru bilgi metodu nedir?

Bilgi metodu günümüzde 2 türlü olabilir, ya tümden gelim ya da, tüme varım metodu olabilir. Tümden gelimde sonuç önceden belirlenir ve önceden belirlenen sonuca uygun kanıtlar aranır. Bilimsel yöntem olarak kabul edilen tüme varımda ise, yolda neyle karşılaşılırsa alınır ve sonuca ulaşılır. Sonuç, başka bir bilimsel çalışmayla yanlışlanabileceği unutulmamalıdır.

Biyolojik yapı dâhil düşünme dönemlerinin bilgi kaynaklarını ve yöntemlerini şöyle sıralamak mümkündür;

Düşünme Türleri                    Metodu                       Bilgi Kaynağı

-Biyolojik Düşünme                Otomatik                      İçgüdü

                                                                                  Duygu

                                                                                  Hormonlar

                                                                                  Dürtü

                                                                                  Biyolojik beden

-Sihirsel Düşünme                  Kıyas                            Hayal ve tahayyül

-Mitolojik Düşünme               Kıyas                            Hayal ve tahayyül

-Tanrısal Düşünme                 Tümden gelim               Hayal, tahayyül ve duygular

-Felsefi Düşünme                   Tümden gelim ve          Mitolojik düşünme, sistematik dü-,

                                             Tüme varım                  şünme, beşeri akıl

-Dinsel Düşünme                   Tümden gelim              Hayal, duygular ve akıl

-Bilimsel Düşünme                 Tüme varım                  Olgu, obje ve olaylar

(Hayal, pasif olarak insana gelen düşünceleri; tahayyül ise aktif olarak insanın ürettiği düşüncelerdir)

Bir insan duygusal konuşmalar yapıyorsa, Sizi yem olarak görüyor demektir. Biyolojik (hayvani) insanla karşı karşıyasınız demektir.

Bir kişi kıyas yapıyorsa ya sihirsel düşünme dönemine ya da, mitolojik düşünme dönemine takılıp kalmıştır, demektir. Bütün insanlar farklı olduğu halde, kıyasa bir annenin çocuğunu komşu çocukla karşılaştırması örnek verilebilir. Anne bu davranışıyla, çok eskilere takılıp kalmıştır.

Tanrısal düşüncede sadece tanrı söz konusudur. Tanrısal düşünce, insanları “kişiciliğe” itmiştir. Kim diye sorulur ve her şey Tanrı tarafından yapılmıştır sonucuna varılır. Artık günümüzde kişiler değil, kurumlar ve ilkeler önemlidir. Dolayısıyla, kişileri önemli gören bir anlayış, tanrısal düşünme dönemine takılmıştır.

Felsefi düşünce aşamasında, bilginin edinilme metotları olarak tüme varım da, tümden gelim de kullanılır. Bilginin kaynağı mantık, sistematik düşünme ve beşeri akıldır. Burada gözlem, henüz teknoloji gelişmediğinden 5 duyuyla yapılabilmektedir.

Dinsel düşüncede metot olarak tümden gelim kullanılır. Bilginin kaynağı hayal, duygu ve akıldır.

Bilimsel düşüncede tüme varım esastır. Doğa bilimlerinde var olan olgu, olay ve objeler her türlü teknikle tanınır-tanımlanır; beşeri bilimlerde var olmayan olgu, olay ve objeler düşünerek tanınır-tanımlanır ve bilginin kaynağına ulaşılır. 

İnsanlık 18 yüzyıla kadar felsefeyle büyümüştür, 18. yüzyıldan sonra ise bilimsel düşünce esas olmuştur. 18 yüzyıla kadar kol ve beden hüküm sürmüş, 18 yüzyıldan itibaren kafa gücü ön plana çıkmıştır. Osmanlı’nın 18. yüzyıldan sonra hep kaybetmesi de bu yüzdendir.

Bilimsel düşünceye iki açıdan yaklaşılmalıdır: Birincisi, doğa bilimleridir, diğeri ise beşeri bilimlerdir. Beşeri bilim düşüncesi, lojikle ifade edilmektedir. Doğa bilimleri “laborantlık” aşamasını anlatır. Aracı-teknolojisi olan, laborantlık aşamasında her zaman başarılı olabilir. Türkiye’nin bu konuda başarılı olduğu söylenir.

Halbuki, bilimsel teoriler lojikle üretilir. Türkiye’de lojik düşünce yoktur ve bu sebeple bilim adamlarımız nakliyecidir-tırcıdır. Yaprak, dal ve budakla ilgilenirler; ağaç gövdesi ve kökleriyle ilgilenmezler. Türkiye’de işin el, para, kol, hamallık boyutu ve kaportayla ilgilenilir, kafa-düşünce boyutuyla ilgilenilmez.

Bilimde aşama kaydedilebilmesi lojik düşünceyle mümkündür. Bunun için Türkiye’de felsefe üniversitesi kurulmalıdır. Felsefe üniversitesi kuruluncaya kadar, odalar ve birliklerde felsefe yapılmasına imkân verilmesi iyi olacaktır.

Günümüzde felsefeyle bilim yapılmalı, böylece teknoloji üretilmeli, teknoloji sanayileşmeyi tetiklemeli ve paraya-finansa ulaşılmalıdır.

03.08.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM