YAZARLARIMIZ
Murat Kalyoncu
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bilim Uzmanı
mkalyoncu2002@yahoo.com



İhracat Bedeli Kabul Belgesi Düzenlemesi ve Bu Süreçte Öngörülemeyen Sorunlar

1970’lerde dünyadaki büyük ekonomik krizden etkilenen Türkiye, 1980’lerin hemen başında ekonomi politikasını değiştirdi. İthal ikameci politikadan, ihracata dayalı büyüme politikasına geçerek özellikle likidite sorununu çözmeyi amaçladı.

24 Ocak 1980’de, 24 Ocak Kararları ile uygulamaya konan bu politika çerçevesinde dış ticaret rejimi liberalleştirilmiş, bürokratik engeller azaltılmış, ihracatı kolaylaştırıcı hukuki düzenlemelerin yanı sıra, vergi iadesi, gelir vergisi istisnası, gümrük muafiyetli işlemler, Eximbank kredileri sağlanarak ihracatın artması, rekabetçi bir yapıya bürünmesi sağlanması amaçlanmıştır.

Kısmen başarı sağlanmış olsa da süreç içinde “Hayali İhracat” adı altında bir kavram yaşantımıza girmiştir. Hayali ihracat; ihracatın gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi gösterilmesi sonucu, ihracatçılara tanınan bu teşviklerden haksız olarak yararlanmaktır.

Buna karşılık alınan önlemlerden biri, 11 Ağustos 1989 tarihli yayınlanan “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar”dır.  Bu kararın “Dış Ticaret” başlıklı üçüncü bölümün ihracat konulu madde 8/a  uyarınca; “Ticari amaçlarla ihraç edilen malların bedelinin, bu kararda öngörülen özel haller ile bakanlıkça uygun görülen mücbir sebeplerden kaynaklanan gecikmeler hariç fiili ihraç tarihinden itibaren en çok 180 gün içinde ihracatçılar tarafından yurda getirilerek bankalara veya özel  finans kurumlarına satılması zorunluluğu” düzenlenmiştir. Bu kurumlar bu işlevi aynı kararın madde 23 gereğince döviz alışlarında döviz alım belgesi (DAB) düzenleyeceklerdir.

Bir başka önlem de 21.03.2007 kabul tarihli, 5607 Sayılı “Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu” ile karşımıza çıkmaktadır.  Söz konusu kanunun “Kaçakçılık Fiilleri” adlı ikinci bölümünde “Kaçakçılık suçları”nı düzenleyen 3. maddenin 9. fıkrasında “İlgili kanun hükümlerine göre teşvik, sübvansiyon veya parasal iadelerden yararlanmak amacıyla ihracat gerçekleşmediği hâlde gerçekleşmiş gibi gösteren ya da gerçekleştirilen ihracata konu malın cins, miktar, evsaf veya fiyatını değişik göstermek” suç olarak nitelik kazanmasıdır.

İlerleyen süreçte yayımlanan tebliğ ve genelgelerde ihracat bedelinin 180 gün içerisinde geliş süresinin yanı sıra, gümrük beyanname tutarlarına göre gelen ihraç bedellerinin terkini belirlenen sınıflandırma çerçevesinde düzenlenmeye başlanılmıştır. Bu çerçevede 31.12.2019 tarihli 30995 sayılı resmi gazetenin 5. Mükerrer kısmında yayımlanan “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2019-32/56)”in madde 5/2 uyarınca bankaların öngörülen sınırlar içinde “İhracat Bedeli Kabul Belgesi” (İBKB) düzenleyeceği hükmü getirilmiştir.

Liralaşma Stratejisi Kapsamında İBKB

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ocak 2022 enflasyon raporunda fiyat istikrarının sağlıklı ve sürdürülebilir olması için finansal yapının TL üzerinden oluşturulması gerektiği belirtilerek bunun da  “Liralaşma Stratejisi” çerçevesinde;  finansal ürünlerde TL’nin kullanımının ve TL’ye yönelimin artırılmasını amaç edinildiği ifade edilmiştir.   

Bu anlamda İBKB düzenlemesinde ihraç bedelinin tutar olarak 30.000,00 ABD doları değerindeki alt sınır 15.000,00 ABD doları olarak indirilirken, İBKB bağlama oranındaki alt sınır ise % 25’ten % 40’a çıkartılmıştır.

Üç  Döviz Tipine Sıkıştırılan İBKB

İhracat Genelgesinin Ek 1 inci Maddesi ile Görünmeyen İşlemlere İlişkin 13 Ocak 2000 Tarih ve 2000/YB-4 Sayılı Genelge Kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına Yapılacak Döviz Satışına Dair Uygulama Talimatı madde 4 uyarınca; İBKB’ye bağlanan ihracat bedeli en az % 40’ı olmakla birlikte bu her döviz cinsi için olanaklı değildir. Söz konusu uygulama talimatının 5. maddesine göre işleme esas döviz cinsleri, ABD Doları, Euro ve İngiliz Sterlini (GBP) olarak üç döviz tipinde sınırlandırılmıştır.

Başka bir deyişle, yurda gelen ihraç bedellerinin döviz türü ne olursa olsun, eğer İBKB’ye bağlanacaksa, bu üç döviz tipi üzerinden bağlanacaktır. Örneğin; ihraç bedeli Çin Yuanı olarak gelmiş olsun. İBKB yapmak için Çin Yuanı’nın, ABD Doları, Euro ya da GBP türünden değeri hesaplanır. Hesaplanan bu tutar üzerinden İBKB yapılır.

Ancak bu noktada karşımıza iki sorun çıkmaktadır;

1) Farklı Döviz Tiplerinin İBKB’sinden Kaynaklı Döviz Talebi: Yurda gelen ihraç bedellerinin TCMB’ye satmak için esas olarak üç döviz tipiyle sınırlandırılması bir yandan bu üç döviz tipiyle gelen ihraç bedellerinin İBKB’si için fazladan döviz talebine neden olurken, diğer yandan da yabancı paraların TL’ye çevrilmesinde liralaşma stratejisine dolaylı olarak ket vurabildiği göz ardı edilmemelidir. Çünkü bu noktada, şirket İBKB yapmak için ya var olan hesabından dövizini kullanacak ya da döviz alacaktır. Bu alım ve satım sonucunda ayrıca bir de kambiyo zararıyla karşılaşacaktır.

2) %2 Dövizden Dönüşüm Desteğinin Taahhüt Sorununa Yol Açabilirliği : 26.01.2023 tarihinde uygulamaya giren söz konusu bu destek, firmaların yurda getirdikleri yurt dışı kaynaklı dövizlerinin en az yüzde 40’ını TCMB’ye sattıktan sonra getirilen dövizin kalan kısmını kur korumalı dönüşüm hesabında değerlendirebilecek ve verdikleri taahhüt karşılığında Türk lirasına çevrilen tutarın yüzde 2’si kadar döviz dönüşüm desteği alabilmesidir. Verilen taahhüt ise, taahhüt süresi boyunca da döviz talebinin yapamayacağıdır. Dolayısıyla İBKB için hesabında söz konusu üç döviz tipinden birinden yeterli tutar yoksa İBKB’de yapamayacak. Diğer taraftan döviz almaya girişildiği takdirde; taahhüt bozulacağı için ayrıca bir yaptırımla karşı karşıya kalacaktır.

Sonuç Yerine       

Adım adım gidilen bu süreçte, belli tutarı aşan yurda getirilen ihracat bedelinin TL’ye bağlanmasını içeren İBKB uygulaması, izleme ve denetleme yönüyle ihracat yönlü ekonomik politikanın temel taşıyken, sürdürülmesi planlanan finansal yapının da düzenleyici anlamda para politikası ayağını oluşturmaktadır. Dolayısıyla bu denli önemli bir uygulamanın düzenlemeleri yapılırken, ekonomideki diğer etki alanları da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

 Murat Kalyoncu (Serbest Muhasebeci Mali Müşavir)

Yararlanılan Kaynaklar

- İhracat Genelgesinin Ek 1 inci Maddesi ile Görünmeyen İşlemlere İlişkin 13 Ocak 2000 Tarih ve 2000/YB-4 Sayılı Genelge Kapsamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına Yapılacak Döviz Satışına Dair Uygulama Talimatı

- Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesine İlişkin Basın Duyurusu (26.01.2023) Sayı: 2023-05

- Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (İhracat Bedelleri Hakkında) (Tebliğ No: 2018-32/48)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2019-32/56)

-TCMB Ocak 2022 Enflasyon Raporu

-5607 Sayılı “Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu

-11 Ağustos 1989 tarihli “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar”

08.11.2023

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> Uygulamalı Enflasyon Muhasebesi (171 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> SGK Teşvikleri (156 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.


GÜNDEM