YAZARLARIMIZ
Muhsin Atçı
Vergi Müfettişi
E. Gelirler Kontrolörü
Vergi Denetim Kurulu E. Başkan Yardımcısı
Bilim Uzmanı
muhsinatci@gmail.com



Tuz Kokmasın

Herkesin kafasında konumlandırdığı yerel lezzetler vardır. Küçüktür, müşterisi sınırlıdır ve birazda pahalıdır ancak lezzeti enfestir. İş ciddiyetle yapılır ve malzemeden taviz verilmez. Ancak ne zaman ki mekanın sahibi “bu lezzete herkes ulaşabilsin” mottosu altında daha çok kazanma hırsına yenilir eski müşterilerin reaksiyonu ortaktır; “ bizim mekan bozdu, artık gidilmez”. Denetim sektöründe de durum buna benziyor. Büyük olmak, global olmak, her türlü hizmeti üstlenmek ve her yerde bulunmak arzusu, niteliğin ihmali ile sonuçlanıyor. Özellikle denetimde kartelleşme ise başlı başına, bir ekonomiyi felakete sürükleyecek riskler barındırıyor. İlgili kurumların bu riskleri ayrıca gözeterek regülasyon faaliyetlerini yerine getirmesi beklenir.

Financial Reporting Council (FRC), Birleşik Krallığın Kamu Gözetim Kurumu. Muhasebe uygulamaları ve denetim standartları konusunda ise dünyanın önde gelen, nitelikli iş yapan kuruluşlarından biridir. Kurumun misyonu tuz kokmasın. Zira tuz kokarsa ve siz kokuyu zamanında alamazsanız geriye sağlam ve güvenilir bir yapı kalmaz. Dolayısıyla FRC sürekli denetim firmalarını kokluyor. Son dönemde denetim sektöründe verilen hizmet kalitesini artırmak ve sektörü tamamıyla güvenilir bir noktaya taşımak için yoğun bir şekilde çalışıyor ve bu çalışmaların sonuçları da şeffaf bir şekilde kamuoyuna yansıtılıyor.

Yabancı gazetelere bakarsanız gün geçmiyor ki FRC tarafında yayınlanan bir raporun daha sonuçları ile karşılaşmayasınız. En son rapor denetim firmalarının yıllık denetim sonuçlarına ilişkin (https://www.theguardian.com/business/2020/jul/14/accountancy-watchdog-attacks-poor-work-from-biggest-firms). Rapora göre sonuçlar FRC’nin hedeflediği seviye itibariyle kabul edilemez durumda. Özellikle dört büyükler olarak bilinen ve ülkemizde de faaliyette bulunan denetim firmalarının denetim sektöründen beklenen standartları karşılamada yetersiz kaldığı ifade ediliyor. Denetim hizmetleri her ne kadar kurumsallıkla, büyüklükle ve prensiplerle nitelikli hale getirilmek istense de en nihayetinde denetçinin kalibresi fark yaratıyor.

Büyük denetim firmalarının maruz kaldığı bu eleştirinin arkasında denetim ekiplerinin kompozisyonun bir etkisi olabilir mi? Bilindiği üzere denetim hizmeti bireysel uzmanlık ve nitelik gerektiren bir iştir. Ülkemizde gerek SPK, gerekse de KGK tarafından denetim firmaları nezdinde yapılan incelemelerde tespit edilen olumsuzluklara ilişkin sorumlu denetçilere ve nadiren de olsa denetçilere rücu edilmektedir. Denetçi adaylarına (denetçi yardımcılarına) böyle bir yaptırım kararı olmamıştır. Başka bir deyişler denetçi yardımcılarının cezai sorumluluğu bulunmamaktadır. SPK tarafından yetkilendirilmiş dünya genelindeki en büyük dört firmanın Türkiye’deki network şirketlerinin denetim kadrosu şöyledir;

Kaynak: www.spk.gov.tr

Yukarıdaki tablodan da görüleceği üzere ülkemizdeki denetimler - bir şekilde - denetçi adayları yoğun ekipler (denetçi yardımcıları) tarafından yürütülmektedir.  Denetçi adayı ağırlıklı bir yapıyla, ülke ekonomilerine yön veren şirketler nezdinde yapılan denetimin sonuçları gerçekten güvenilir midir? Burada ortaya çıkan daha büyük risk ise müşteri olarak görülen şirketlerin elde kalması uğruna görmezden gelinen günahların bütün ekonomiye ileride oluşturacağı maliyettir. Bu tutumun emaresi denetim fiyatlarında söz konusu olan aşağı yönlü yıkıcı rekabettir.

Bizde uygulanan denetimin bir diğer bacağı olan yeminli mali müşavirler tarafından sunulan vergi denetimi hizmetinde de durum farklı değil. İlgili kanun ve ikincil mevzuatında, yeminli mali müşavirlerin, mali tabloların ve beyannamelerin mevzuat hükümleri, muhasebe prensipleri ile muhasebe standartlarına uygunluğunu ve hesapların denetim standartlarına göre incelendiğini tasdik edecekleri ve tasdik konuları ile tasdike ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Ancak tam tasdik çalışmasına ilişkin Bakanlıkça belirlenmiş herhangi bir ilke ve rapor standartları bulunmamaktadır. Ülkemizde dünya uygulamalarından farklı bir tarzda verilen yeminli mali müşavirlik hizmetleri hiçbir standardının ve hiçbir denetiminin olmaması nedeniyle barındırdığı risklerin sürekli göz ardı edilmesi neticesinde büyümeye ve büyüdükçe de kaliteden uzaklaşmaya devam ediyor. Maalesef yayınlanmış bir standardı bulunmayan bu hizmetin tek standardı mükellefe bir şekilde vergi ödetmemek olunca müşterisinin meftunu olmuş bir denetçi profili ortaya çıkıyor. Burada kamu hizmeti bağlamında sağlanacak fayda hususunda bir takım şüpheler bulunmaktadır.

Yeminli mali müşavirlik hizmetleri için denetim standartları acilen oluşturulmalıdır ki bilgili, güncel ve prensipli olan ile olmayanlar hızla ayrılabilsin. Bunun neticesinde bir YMM tarafından bir rapor düzenlenmişse belli hususların mutlak surette kontrol edildiğine karine teşkil etsin. Zira bu durum gerçek anlamda kamunun üzerinde ki denetim yükünün hafifletilmesine olanak sağlayacaktır. Standartlar oluştuktan sonra YMM tarafından denetlenen bir mükellefin tekrar vergi incelemesine tabi tutulması verilen denetim hizmetinin kontrolü maksadından öteye geçmeyecektir.

Sonuç olarak denetim sektöründe gelinen durum artık radikal kararlar alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu işin sorumluluğu hem ilgili kamu kurumlarının, hem de meslek örgütlerinin omuzlarındadır.

29.07.2020

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM