YAZARLARIMIZ
Muhammed Yasin Peker
Serbest Muhasebeci Mali Müşavir
Bilim Uzmanı
m.yasinpeker@outlook.com.tr



İş Kazalarında Bilirkişi Tespit Raporlarının Mahkemeler Karşısındaki Durumu

I- GİRİŞ

Dünya’da teknolojik, endüstriyel ve otomasyon sistemlerinin ilerlemesiyle hızla değişen ve gelişen günümüz iş sektörlerinde; alınan birçok güvenli çalışma önlemlerine rağmen, az tehlikeli ve tehlike durumu ağır olarak yapılan işlerde ölümlü veya bireyin hayatında olumsuz fizyolojik, biyolojik ve ruhsal olarak engel bırakan iş kazaları ne yazıkki yine de meydana gelmektedir. İş kazası kavramını “sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence altına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile finansman ve karşılanma yöntemlerini belirlemek; sosyal sigortaların ve genel sağlık sigortasının işleyişi ile ilgili usûl ve esasları düzenlemektir.”(1) olan temel amaç çerçevesiyle ele alınan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda şu şekilde tanımlama yapılmıştır; “İş kazası kişinin çalışma hayatında 5510 sayılı Kanunda sayılan hallerden birinde meydana gelen ve sigortalıyı bedenen veya ruhen engelli hale getiren olaydır.” Bu makalemizde daha çok, meydana gelen iş kazalarında başvurulan bilirkişi raporlarının mahkemeler karşısındaki durumunu ele alacağız.

II- İŞ KAZASI SAYILAN HALLER, İŞ KAZASI SİGORTALILIĞI KAPSAMINDA BULUNAN SİGORTALILAR VE OLAYIN İŞ KAZASI OLARAK KABUL GÖRMESİNİ SAĞLAYAN UNSURLAR

Öncelikle aşağıda sayılan hususları bilmemiz konunun daha iyi anlaşılması için fayda sağlayacaktır.

Meydana gelen kazanın iş kazası olarak hükme meydan vermesinin başlıca halleri aşağıdaki şekilde sayılmıştır;

  1. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
  2. İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle,
  3. Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
  4. Hizmet akdi ile çalışan emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
  5. Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,
  6. Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle meydana gelen olaylardır.

Örneğin; Kâğıt üretiminde, kesim hattında çalışan sigortalının uzuv kesilmesi veya yaralanması/ bu duruma bağlı olarak vefat etmesi de iş kazasıdır.

İş kazası sigortalılığının kapsadığı sigortalılık durumları ise şu şekildedir;

  1. Hizmet akdi ile çalışanlar, (4/a)
  2. Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile köy ve mahalle muhtarları, (4/b)
  3. Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevlerinde çalışanlar,
  4. Aday çırak, çırak ve stajyerler,
  5. Harp Malulleri ile Vazife Malullüğü aylığı bağlanmış malullerden Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışanlar,
  6. Türkiye İş Kurumu kursiyerleri,
  7. Sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri,
  8. İntörn öğrenciler,
  9. Tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan sigortalılar,
  10. Ev hizmetlerinde çalışan sigortalılar’dır.

Yine ilgili kanunda meydana gelen bir olayın iş kazası olarak değerlendirilebilmesi için bazı maddelerin iş kazasını geçiren kişide aranmasıdır. Dolayısıyla iş kazası geçiren bireyin;

  1. Sigortalı olması,
  2. Mutlaka bir olay ile karşılaşmış olması,
  3. Meydana gelen olay nedeniyle bedenen veya ruhen engelli hale gelmesi, hallerinin bir arada bulunması gerekmektedir.

III- İŞ KAZALARINDA BİLİRKİŞİ TESPİT RAPORLARININ MAHKEME KARŞISINDAKİ DURUMU VE UZMANLIK ALANI SORUNSALLIĞI

İş kazaları işçi ve işveren arasında tüm durumların dışında olağan bir kompleks oluşturmaktadır. Dolayısı ile resen veya şikayet neticesinde yargıya intikal ettirilen iş kazalarında mahkeme bilirkişi tayin etmektedir. Bilirkişileri; “Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü, Bilirkişilik Daire Başkanlığı” iş kazaları sonucunda ortaya çıkacak savcılık soruşturmaları, iş mahkemeleri ve ceza mahkemeleri yargılanmaları gibi dava süreçlerinde bilirkişi olarak görev almak isteyen kişilere bilirkişilik ile ilgili tüm teknik bilgilerin verilmesini sağlayan yeterlilik şartları, eğitimleri ve bilirkişiliğe kabülü sonucunda “Bölge Bilirkişi listelerinde” yayınlar.(2) İş kazaları bilirkişi programına; İş Güvenliği Uzmanları (A,B,C Sınıfı Uzmanlar), İş Yeri Hekimleri, Diğer Sağlık Personelleri, Üniversite mezunları, Hakimler, Avukatlar, Polisler ve Askeri Personeller katılabilirler. İlgili dava süreçlerinde iş kazası dosyası tarafına atanan bilirkişi, tespit raporunu yazarak mahkemeye sunmaktadır. Bilirkişiler; yeterlilik eğitimlerinde her ne kadar bilirkişi raporunun içeriği, iş kazası kararının verilmesi, kaza tarihine göre mevzuatın belirlenmesi, bilirkişi rapor örnek formatları, rapor hazırlamada özellikle dikkat edilecek konular ile birlikte görev alınan diğer bilirkişiler; rapor yazımı, incelenmesi, teslimi, ek rapor düzenlenmesi vb. gibi bilirkişi raporu hazırlama eğitimlerine haiz olsa da, burada en önemli konu ve kanımızca en özellikli sorun; birçok meslek grubunun bulunduğu bu geniş yelpazede karşılığı olmayan meslek kollarında bulunmayan uzmanlık alanlarındaki bilirkişilerin atanması ve ilgili meslek uzmanlığının bulunmamasıdır. Bu durumda işveren ve işçi lehinde veya aleyhinde doğacak hükümler ciddi sorunlara yol açmaktadır. Bununla birlikte bilirkişiler bu raporların yazımını kabul ederken, bilirkişilik ilke ve standartlarında da bahsedildiği üzere “…bilirkişi, görevinin kendisine verilen verilerle veya kendi uzmanlık alanındaki bilgilerle saptama yapmak ve görüş açıklamak olduğunu unutmamalıdır.” ilkesi ile hareket etmeli, uzmanlık ve yeterliliğini aşan durumlarda uyuşmazlığa, sorunun çözümüne doğrudan etki etmeyen bir durum ile karşılaştığında, ilgili raporunda kesinlikle bu konuda herhangi bir belirleme yapmamalı ve görüş açıklamamalıdır. Bu sorunsallığın özellikle bu ilkeyle bağlayıcı olması çözümü olumlu yönde artırmaktadır.

Aşağıda iş kazası tespit raporu örneği sunarak, konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayalım;

İş kazası bilirkişi tespit raporu örneği:

(BİLİRKİŞİ RAPORU)

…………........CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

SORUŞTURMA NO :

MÜŞTEKİ : X

MÜŞTEKİ ŞÜPHELİ: Y

OLAY TARİHİ : 08.10.2016

KONU : Kazaen yaralanmaya sebebiyet vermek

Cumhuriyet Başsavcılığının yukarıda belirtilen soruşturma numarası ile yapılan soruşturmasında, kusur raporu düzenlemek üzere resen bilirkişi seçilmem nedeniyle tarafıma teslim edilen dosya tüm kapsamı ile incelenmiş olup varılan sonuç aşağıya çıkarılmıştır.

OLAY

Müşteki X, İnşaat Mühendisi Y’in vekilliğini ve şantiye şefliğini yaptığı ...........Man. Mad.İnş.A.Ş’de 07.10.2016 tarihinde çalışmaya başlamış. 08.10.2016 tarihinde inşaatın 3.katında mantolama işinde çalışırken dengesini kaybederek zemine düşmüş ve ağır yaralanarak bir iş kazasına maruz kalmıştır.

TESPİT EDİLEN HUSUSLAR

Dosyanın titizlikle incelenmesi neticesinde aşağıda maddeler halinde verilen hususlar tespit edilmiştir.

1-X, 1999 doğumlu olup olay tarihinde 17 yaşındadır.

2- X, 13.10.2016 tarihli ifadesinde, 04.10.2016 tarihinde ...... Toki konutlarında faaliyet gösteren Ç.M firmasında inşaat işçisi olarak çalışmaya başladığını ve İşyerindeki yetkili kişilerin kendisinden kimlik ve belge istemediklerini, yaşını sormadıklarını sadece mesleğini sorduklarını belirtmiştir. Kendisinin mantolama işiyle uğraştığını söyleyince işe aldıklarını ve 08.10.2016 tarihinde saat 07:45 de işe gittiğini ve 08:20 sularında 3. Katta tek başına balkonda mantolama işi yaparken bir an dengesini kaybedip zemine düştüğünü, ambulansla hastaneye götürüldüğünü belirtmektedir. 2 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra uyandığını, 2 bacağının kırık ve beline 8 adet platin takıldığını öğrendiğini belirtmiştir. Kazazede işçi olay tarihinde 17 yaşında olduğu, kendisinin ailesinin haberi olmadan iş başı yaptığını ve işe girişte yetkililerin kimlik kontrolü yapmadıklarını, yaşını sormadıklarını ve dolayısıyla 18 yaşından küçük olmasına rağmen ağır işlerde çalıştırıp iş kazasına maruz kalmasına sebep olan şüpheliden şikayetçi olduğunu beyan etmiştir. Kazazedenin babası Ş.S da ifadesinde sorumlulardan şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.

3- Şüpheli Y ifadesinde .... Mühendislik Man. Mad.İnş.AŞ’de şantiye şefi olarak görev yaptığını, iş kazasının olduğu saatte evde olduğunu ve kazayı öğrendikten sonra hastaneye gittiğini belirtmiştir. Şüpheli ifadesinde inşaatta işçilerin çalışırken baret kullandığını ve iş güvenliği kurallarına riayet ettiklerini ve kendisinin de bu konuda gerekli denetimleri sürekli yaptığını beyan etmiştir.

4- Ç.D.ifadesinde taşeron Ç.M firmasının çalışanı olduğunu, kazanın gerçekleştiği sırada inşaatta olduğunu ve kazayı öğrendikten sonra kazanın olduğu inşaatın önüne gittiğini, 112 acil servisini aradığını belirtmiştir. Ayrıca ifadesinde inşaatta işçilerin çalışırken baret kullandığını ve iş güvenliği kurallarına riayet ettiklerini belirtmiştir.

5- Kazazede işçi ifadesinde Ç.M firmasında inşaat işçisi olarak çalışmaya başladığını belirtse de SGK kayıtları incelendiğinde kazazedenin ………...A.Ş’nin çalışanı olduğu anlaşılmaktadır. Şüpheli Y, ifadesinde şirketin şantiye şefi olduğunu belirtmiştir. Dosya üzerinde yapılan incelemede şüphelinin aynı zamanda işveren vekili olduğu saptanmıştır.

6- Kazazede işçinin ifadesinde işyerindeki yetkili kişilerin kendisinden kimlik ve belge istemediklerini, yaşını sormadıklarını belirtmiş olup kazazedenin kimlik bilgileri incelendiğinde 17 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. İş Kanununa göre kazazede genç işçi statüsüne girmekte olup genç işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasak olmasına rağmen işveren vekili bu hususa dikkat etmeyip kusurlu davranmıştır.

7- İşveren vekili kazazede işçiye, ifadesinden de anlaşılacağı üzere iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili gerekli işbaşı eğitimi vermediği için kusurlu davranmıştır. Ayrıca olay yeri görüntülerinden anlaşılacağı gibi inşaat alanın bazı binalarında iskelelerin olduğu görülmektedir. Fakat kazazede işçinin çalıştığı yapıda İşveren vekili, çalışanların güvenliğini sağlayacak koruyucu korkuluk iskele, platform gibi toplu korumayı amaçlayan önlemi almadığından kusurlu davrandığı görülmektedir.

8-İfadelerden anlaşıldığı üzere kaza anında müştekinin yanında kimsenin olmadığı, 3. kat balkonunda yalnız çalışırken gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Olay yeri görüntüleri incelendiğinde kazazede işçinin üzerinde ve düştüğü yerin çevresinde herhangi bir emniyet kemeri ve baret gibi koruyucu malzemeye rastlanmamıştır. Ayrıca bina üzerinde, yakın çevresinde ve merdiven boyunda iş güvenliği ile ilgili uyarı ve ikaz levhalarının olmadığı saptanmışır. Dosya muhteviyatında kazazede işçinin kişisel koruyucu malzemeleri teslim aldığı ve nasıl kullanacağı hakkında gerekli eğitimi aldığı fakat çalışırken baret, emniyet kemeri kullanmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda inşaat alanından sorumlu şantiye şefinin çalışanların koruyucu malzeme kullanıp kullanmadıklarını hakkında yeterli denetimi yapmadığı anlaşılmaktadır.

OLAYIN DEĞERLENDİRİLMESİ VE SONUÇ

Olay, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar Kanuna göre iş kazasıdır. Kaza, müştekinin inşaatın 3. Katında mantolama işinde çalışırken dengesini kaybedip zemine düşmesi sonucunda ağır yaralanmasıyla meydana gelmiştir. İfadelerden anlaşılacağı gibi, kaza işin tamamen güvensiz şartlarda yapılmaya çalışıldığı sırada meydana gelmiştir. İşveren vekili sorumsuzca davranarak 18 yaşından küçük olan müştekiyi suç olmasına rağmen inşaatta işbaşı yaptırmış, işbaşında verilmesi gereken iş sağlığı ve güvenliği eğitimi vermeden ve inşaatta gerekli iş güvenliği tedbirlerini almadan, yüksekte çalışmalar için zorunlu olan iskele platform gibi önlemler almadan inşaatta çalıştırmıştır. Kazazedeye gerekli koruyucu malzemeleri teslim etmesine rağmen koruyucu malzemeyi kullanmadan çalışan kazazedeyi yeterince denetlememiştir. Bu sebeple aşağıda belirtilen kanun ve yönetmeliğe aykırı davranan şüpheli işveren vekili ve şantiye şefi Y ASLİ kusurludur

1) 16 yaşını doldurmamış genç işçilerin ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılması yasaktır.

Ekli çizelgede, karşısında (K) harfi bulunmayan işlerde kadınlar ve (Gİ) harfleri bulunmayan işlerde de 16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç işçiler çalıştırılamaz. (Ağır ve Tehlikeli İşler Yönetmeliği Madde 4)

2) İşveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamakla yükümlü olup bu çerçevede; mesleki risklerin önlenmesi, eğitim ve bilgi verilmesi dâhil her türlü tedbirin alınması, organizasyonun yapılması, gerekli araç ve gereçlerin sağlanması, sağlık ve güvenlik tedbirlerinin değişen şartlara uygun hale getirilmesi ve mevcut durumun iyileştirilmesi için çalışmalar yapar ( 6331 Sayılı İş Kanunu Madde 4)

3) İşveren, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini almasını sağlar. Bu eğitim özellikle; işe başlamadan önce, çalışma yeri veya iş değişikliğinde, iş ekipmanının değişmesi hâlinde veya yeni teknoloji uygulanması hâlinde verilir. Eğitimler, değişen ve ortaya çıkan yeni risklere uygun olarak yenilenir, gerektiğinde ve düzenli aralıklarla tekrarlanır. (Çalışanların İş Sağlığı Ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul Ve Esasları Hakkında Yönetmelik Madde 17)

4) Yapı işlerinde çalışanlar veya çalışan temsilcileri, yapı alanında sağlık ve güvenlik ile ilgili alınan tedbirler hakkında bilgilendirilir. Verilen bilgilerin kolay ve anlaşılır olması sağlanır. (Yapı İşlerinde İş Sağlığı Ve Güvenliği Yönetmeliği Madde 12 )

5) Yapı alanında uygun sağlık ve güvenlik şartlarının devamının sağlanması için, işveren ve alt işverenler;

Ek-4’te belirtilen asgari şartları dikkate alarak uygun tedbirleri alırlar (Yapı İşlerinde İş Sağlığı Ve Güvenliği Yönetmeliği Madde 5)

Yapı alanındaki çalışma yerleri için genel asgari şartlar

Yüksekte çalışma

I– Seviye farkı bulunan ve düşme sonucu yaralanma ihtimalinin oluşabileceği her türlü alanda yapılan çalışma; yüksekte çalışma olarak kabul edilir.

II– Yüksekte yapılan çalışmalarda aşağıdaki hususlara uyulur:

-Çalışanların, çalışma yerlerine güvenli bir şekilde ulaşmaları uygun araç ve ekipmanlarla sağlanır.

- Çalışma yerlerinde çalışanların güvenliği öncelikle, güvenli korkuluklar, düşmeyi önleyici platformlar, bariyerler, kapaklar, çalışma iskeleleri, güvenlik ağları veya hava yastıkları gibi toplu koruma tedbirleri ile sağlanır.

- Bu alanlarda çalışanlara yüksekte çalışmayla ilgili tehlike ve riskler konusunda bilgilendirme yapılarak gerekli eğitim verilir.

-Yüksekte yapılan çalışmalar işveren tarafından görevlendirilen ehil bir kişinin gözetim ve kontrolü altında gerçekleştirilir.

(Yapı İşlerinde İş Sağlığı Ve Güvenliği Yönetmeliği Madde 5-Yapı Alanları İçin Asgari Sağlık Ve Güvenlik Şartları EK – 4)

6) İşveren, 5, 6 ve 7 nci maddelerde belirtilen koşulları sağlayan kişisel koruyucu donanımlar, Ek-3’te belirtilen işlerde ve benzeri işlerde, toplu korunma yöntemleri ile risklerin önlenemediği veya tam olarak sınırlandırılamadığı durumlarda kullanılır. Ek-1’de örneği verilen tabloya göre riskler değerlendirilir ve çalışanların sağlık ve güvenliği yönünden kişisel koruyucu donanım kullanılması gereken durumlar belirlenir. İşveren Ek-2’de belirtilen kişisel koruyucu donanımlardan gerekli olanları sağlar. Çalışanların bu kişisel koruyucu donanımları uygun şekilde kullanmaları için her türlü önlemi alır(02.07.2013 gün ve 28695 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Kişisel Koruyucu Donanımların İşyerlerinde Kullanılması Hakkında Yönetmelik Madde 8).

Kazazede işçi X, 18 yaşından küçük (genç işçi) olup, yeterince deneyimli olmadığından ve iş başvurusu yaparken ağır ve tehlikeli işlerde çalışmasının yasak olduğu hakkında işveren vekilince uyarılmayıp işe alındığından, güvensiz koşullarda ve denetimsiz olarak çalıştırıldığından bu olayda hiçbir kusuru yoktur.

Kanaatimi belirtir raporumu Sayın Cumhuriyet Başsavcılığı takdirlerine saygı ile sunarım. 12.01.2017

Bilirkişi

Ad Soyad

C Sınıfı İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı           

V-SONUÇ

Özetle bilirkişi raporu, hakim veya mahkeme için bağlayıcı nitelikte bir delil değildir. Hakim, karar verirken bilirkişi raporunu da diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirecektir. Yargıtay, bilirkişi raporlarının mahkemeyi bağlayıcı değil; delilleri değerlendirme vasıtalarından biri olduğunu kabul etmektedir. Bu raporun bağlayıcı olmaması, bilirkişinin raporunda uzmanlık alanı dışında bildireceği görüşlerin az da olsa mahkeme heyetinin kararını etkilemeyeceği anlamına gelmemektedir. Bu görüş ve kanaatlerin dava kararlarına lehte veya aleyhte etki ederek taraflara mağduriyet yaşatmaması için, bilirkişiliğe giriş ve kabüllerin şartlarının, kişilerin nitelikleri ile sıkı sıkıya bağlı daha ciddi akademik ve tecrübe yönünden değerlendirilerek ağır ve katı eleme yöntemlerinin konulması bilirkişiliğin geleceği için elzem bir durumdur.

Dipnotlar:

  1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 1.Madde
  2. Bölge bilirkişi listesi güncel yayın sayfası https://bilirkisilik.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/bolge-bilirkisi-listeleri02072020030208

19.11.2021

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

GÜNDEM